PAK Parti Meclisi: ’’Dünyaya Sesleniyoruz: Artık, Kürt Milletinin  Özgürlük Çığlığını Duyun!"

PAK Parti Meclisi: ’’Dünyaya Sesleniyoruz: Artık, Kürt Milletinin Özgürlük Çığlığını Duyun!"

PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi) Parti Meclisi, 8. Toplantısını, 17-18 Eylül 2016 tarihinde Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Toplantı, PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik’in başkanlığında yapıldı.

A+A-

PAK (Kürdistan Özgürlük Partisi) Parti Meclisi, 8. Toplantısını, 17-18 Eylül 2016 tarihinde  Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Toplantı, PAK Genel Başkanı  Mustafa Özçelik’in başkanlığında yapıldı.

Kürdistan şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından Mustafa Özçelik,  Parti Meclisi üyeleri tarafından onaylanan  gündem ile toplantıyı açtı.

Mustafa Özçelik, geride kalan üç ayın  faaliyetleri ile PAK’ın uluslararası ilişkileri konusunda meclis üyelerini bilgilendirdi. Ayrıca Kürdistan, bölge ve dünyadaki gelişmeler hakkındaki parti görüş ve siyasetini içeren genel bir değerlendirmede bulundu.

Mustafa Özçelik, Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de giderek daha bir zorlaşan siyasal çalışma koşullarına rağmen, PAK’ın artık, Kürt ve Kürdistan sorununun çözümünde, almış olduğu siyasal tutum ve dile getirdiği çözüm perspektifiyle, temel  aktörlerden biri olarak öne çıkmaya başladığını dile getirdi.

PAK Birinci Olağan Kongresiyle ilgili çalışmalar konusunda bilgilendirmelerde bulunan Mustafa Özçelik , PAK’ın, hem meşru hem de yasal bir parti olarak çalışmalarını yoğunlaştırdığını ve tüm kazanımları sahipleneceğini dile getirdi.

Kitle içi aktif çalışmanın önemine dikkat çeken Mustafa Özçelik, ‘’Temel görevimiz, kitlesel çalışmaları yoğunlaştırmak olmalıdır”dedikten sonra, konuşmasını PAK’ın misyonuna dikkat çekerek sürdürdü: “Gücümüz ve imkanlarımız dahilinde, gün be gün  PAK’ı daha aktif hale getirmemiz; toplumun tüm renklerinin parti saflarına kazanılması için, gece-gündüz demeden ciddi ve etkin bir çalışma içinde olmamız gerekmektedir. Gençlik ve kadını, etnik, dinsel ve mezhepsel ayırım göstermeksizin Kürdistan’da yaşayan tüm sosyal katmanları ortak ulusal talepler temelinde partinin temel direkleri olarak örgütlemek için; tüm Kürdistani emek ve değerleri sahiplenen, kitlesel , dinamik bir PAK için çalışmalıyız. Kendisini 200 yıllık ulusal  mücadelenin ve halkımızın  ortak  değerlerinin devamı olarak gören aktif, kitlesel, modern ve çağdaş bir parti, halkımıza yeni bir umut ve geleceği ören  yeni bir yol olacaktır’’.

PAK Parti Meclisi, belirlenen gündem çerçevesinde, iki gün boyunca derinlikli ve çok yönlü tartışma ve değerlendirmelerde bulunduğu olağan toplantısında,  yaşana sürece ilişkin şu tesbitlerde bulundu:

  • Türk Devleti’nin Kuzey Kürdistan’da halkımızın kazanımlarını ortadan kaldırmaya ve sivil, demokratik, siyasal mücadelenin zeminlerini tahrip etmeye, daraltmaya yönelik siyaset ve uygulaması devam ediyor. Başarısızlığa uğrayan 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, esas argümanını,  dünyanın neresinde olursa olsun Kürt karşıtlığının oluşturduğu Türk Devlet stratejisi daha  güçlü bir ‘’milli mutabakat’’ ile uygulamaya konulmaktadır. PKK de  hendek, barikat ve şehirlerdeki patlama eylemleriyle Türk Devleti’nin bu siyasetine daha elverişli bir zemin hazırlamıştır.

 

  • PKK bir dönemdir şehir içi bombalı eylemlerle çatışma tarzını değiştirmiş bulunmaktadır. Ama 12 Eylül 2016 günü Van şehir merkezinde PKK’nin gerçekleştirmiş olduğu bombalı  eylemin de bir kez daha gösterdiği gibi, bu tür eylemlerin  en büyük mağduru yine Kürdistan halkıdır. Aynı şekilde PAK Van İl Teşkilatı’nın bu patlamada görmüş olduğu zarar dikkate alındığında, Kürt partileri ve sivil kurumlarının da patlamaların kurbanı olabilecekleri açıktır. Bu nedenle de PKK  silahlı mücadele siyasetinin bugünkü Kuzey Kürdistan koşullarında davamıza zarar getirdiğini görmeli, bir an evvel şiddet siyasetine  son vermelidir.

 

  • Türk Devleti sürdürdüğü bu şiddet ve savaş  siyasetinin, boş ve sonuçsuz bir çaba olduğunu kendi tecrübelerinden de  görmeli; Kürdistan özgürlük mücadelesini bu yolla durduramayacağını anlamalıdır. Bu nedenle Türk Devleti şiddet ve çözümsüzlük siyasetine bir an evvel son vermeli ve diyalog temelinde siyasi çözüm için adım atmalıdır.

 

  • Türk Devleti’nin Cerablus’u işgali, Rojava Kürdistanı  topraklarının birleşitrilmesini engellemeye yönelik bir  müdahale olduğu gibi, aynı zamanda, dünyanın neresinde olursa olsun Kürtlerin belli bir siyasi statü ile kendisini yönetmesine tahamül edemeyişinin  de bir göstergesidir.

 

  • Daha önce defalarca örneğini gördüğümüz, Türkiye’de yaşamakta olan Kürtlerin paramiliter güçlere ezdirilmesi siyaseti devam etemektedir. Son örneklerden biri, devlet güçlerinin kontrolünde, Sinop’ta onlarca yıldır yaşamkta olan Kürtlerin açık bir lince tabi tutulmasıdır. Bu tehlikeli ve gayri insani tutuma dikkat çekmek istiyoruz. Tedbir alınmaması durumunda, bugüne kadar gerçekleşen linç girişimlerin olduğu gibi bundan sonraki her türlü saldırının doğrudan sorumluluğu devletin omuzlarında olacaktır.

 

  • Kürt ve Kürdistan gerçekliğinin kabulü temelinde bu sorunun çözülmesi ve özgürlük, demokrasi ve adaletin layıkıyla uygulanabilmesi için; silahların susturulması ve tüm Kürt partilerinin, uluslararası garantörlerin gözlemciliğinde Türk Devleti’ne muhatap olacakları gerçek bir çözüm sürecinin başlatılması yaşamsal bir önem taşımaktadır.

 

  • Türk Devleti OHAL’e dayanarak 12000’e yakın öğretmeni görevden aldı ve 28 belediyeye kayyum atadı. Bu iki karar da hukuk dışıdır, insanların yaşam  hakkına müdahaledir, halkın iradesinin hiçe sayılmasıdır.Her iki karar da halkı korkutma, sindirme ve  Kürtleri de şiddete mahkum etmekten  başka  bir anlam taşımamaktadır.Türk Devleti’ni her iki kararı da geri almaya çağırıyoruz.

 

  • Türk halkına da seslenen PAK Parti Meclisi, ‘’Türk halkı onlarca yıldır izlenen şoven  uygulama, söylem ve siyasetlerin , bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hiç bir sorunu çözemeyeceğini görmelidir. Milyonlarca Türk insanı da bu şavaşın mağdurudur. Kürt milleti özgür olmadıkça, Türk miletinin  de rahat yüzü görmeyeceği açıktır. Türkiye’deki gerçek demokrat, özgürlükçü ve adalet savunucuları, devletin izlemiş olduğu Kürt karşıtı siyasete ‘’hayır’’ demeli, Kürt ve Kürdistan sorununun çözümü ve özgürlük, adalet ve demokrasi için ortak tutum ve mücadele alanlarının yaratılması doğrultusunda adım atmalıdırlar.

 

  • PAK’ın kuruluşundan bu yana izlemiş olduğu,  özgürlükçü, demokrat Kürdistani potansiyelin tek bir partide birleştirilmesi siyasetini onaylayan parti meclisimiz, bu konuda yapılan çalışmalarda aktif bir şekilde yer alacağını  bir kez daha teyid etmiştir.  Bugün devam eden savaş ortamı aynı olanların birleşmesini   yaşamsal bir ihtiyaç haline de getirmiştir. PAK ile  aynı politika, program ve düşünceleri paylaşan parti, örgüt ve yüzlerce Kurdistani kadro mevcuttur. Ama bizce makul nedenlere dayanmayan  gerekçeler ve edilgen tavırlardan ötürü verimlilikleri aynı kanala akmamaktadır. Bu durum  ihtiyaç duyulan birleşme açısından, enerji  israfıdır, lüksdür. Özgürlükçü, demokrat Kürdistani potansiyelin her türlü, kişisel, grupsal, tradisyonel vb. kaygıları bir tarafa bırakarak birleşme yönünde adım atmaları artık tarihsel bir sorumluluk olarak omuzlarımızda durmaktadır.PAK Parti Meclisi , bir kez daha tüm özgürlükçü, demokrat  Kürdistani potansiyelin tek parti çatısı altında birleşmesinin önemine dikkat çekti.

 

  • Kuzey Kürdistan’da elbette ki herkesi tek partide birleştirmek mümkün olmadığı gibi, doğru da değildir. Bu nedenle de farklı siyasal program ve perspektiflere sahip parti ve kesimlerin Kürdistani değerler temelinde ulusal işbirliği ve  ittifaklarının da zorunlu  olduğu açktır. Bütün Kürt siyasi oluşumlarının her şeye karşın, diyalog içinde olmaları, en küçük adımda bile birlikte hareket etme imkan ve gayretini göstermeleri  oldukça önemlidir. Fakat kalıcı ittifaklar ulusal, Kürdistani prensipler  üzerinde oluşmalıdır. Kürt milletinin ve Kürdistan’ın varlığını, Kürdistan’a statüyü kabullenmek,  siyasal, toplumsal güçlerin birbirlerinin varlıklarına ve haklarına saygı duymalarını esas almak  bu prensiplerin en temel olanlarıdır. Kuzey Kürdistanlı siyasi parti ve hareketler arasında gelişen işbirliği çalışmasının genişletilmesi  ve daha programlı, kalıcı ve uzun vadeli bir ittifaka dönüşmesi için tarafların bir çok temel konuda netleşmelerine ihtiyaç vardır. Daha net bir perspektife sahip bir  işbirliği, güçlü ve  kalıcı itifaklara zemin oluşturacaktır.

 

  • Güney Kürdistan’da  IŞİD’e karşı verilen mücadelede verilen bedeller ve kazanımlar  gerçekliğin bir boyutunu ifade ederken; yaşanan ekonomik ve siyasi kriz de halkımızın yaşamına ve geleceğine olumsuz  etkilerde bulunan diğer bir boyutunu ifade etmektedir. Güney Kürdistan’daki gelişmeler tüm yönleriyle Kürdistan’ın tüm parçalarını etkilemektedir.  Kürdistan’ı eğemenlik altanda tutan  devletlerin açık ya da gizli plan ve stratejilerle Güney  Kürdistan’ın bağımsızlık sürecini engellemeye çalıştıkları açıktır. Bu nedenle de Güney Kürdistan’daki tüm partileri Bağdat Hükümeti’ne karşı ve bağımsızlık yürüyüşünde ortak tutum  geliştirmeye ve yek vücut olmaya çağırıyoruz. Tüm Güney Kürdistan’lı partiler nasıl ki, bugüne kadar elbirliğiyle Federe Kürdistan’ı  kurdularsa, bundan sonra da aynı ruh ve birlikle bağımsız Kürdistan’ı da kurmak gibi tarihsel bir görev ile karşı karşıyadırlar. Bu nedenle  Kürdistan Bölge Başkanı sayın Mesud Barzani’nin bağımsızlık  konusundaki  kararlılığına büyük değer veren Parti Meclisimiz, bağımsızlığın artık sadece bir siyasal çözüm yolu değil, aynı zamanda güneyli halkımızın çözmesi gereken yaşamsal bir sorun haline geldiğini belirlemiştir. Başta Güney Kürdistan’daki siyasal güçler olmak üzere, Kürdistan’ın tüm parçalarındaki halkımızın ve  tüm dünya Kürtlerinin, Güney Kürdistan’ın bağımsızlığını tüm güçleriyle desteklemeleri gereken tarihi bir dönemden geçiyoruz.

 

  • Rojava Kürdistan’ı(Güneybatı Kürdistan) yönetimini elinde bulunduran PYD,TEVDEM, düşünce, örgütlenme ve siyasal faaliyet özgürlüğünü sınırlayarak büyük bir yanlışlığa ve tehlikeye  yol açmaktadır. Kürt partilerinin yönetici ve üyeleri  gözaltına alınmakta, tutuklanmaktadırlar. Bu yaklaşım tek sesli, tek renkli bir yönetime zemin hazırlamaktadır. PYD, TEVDEM bir an evel bu ben merkezci, tekçi siyasetten vaz geçmeli, ENKS ve diğer tüm Kürt partileriyle birlikte, halkımızın bu tarihsel fırsatı kazanıma dönüştürebilmesi  için, ortak bir askeri, siyasi, ekonomik yönetim oluşturmalıdır.Parti Meclisimiz,  Güneybatı Kürdistan’daki TEVDEM, ENKS ve diğer tüm partileri Kürt milletinin ve  Kürdistan’ın varlığını kabullenen, halkımızın özgür yönetimine evet diyen bir federal çözüm için ortak tutum almaya, halkımızın geleceği bakımından yaşamsal öneme sahip olan Hewler ve Dihok mutabakatlarını uygulamaya koymaya  çağırıyor.

 

  • Parti Meclisimiz, İran’ın dünya ile kurduğu yeni ilişkilere dikkat çekerek bu durum karşısında etkin bir mücadelenin, ancak ve ancak Doğu Kürdistan’daki  tüm ulusal demokratik güçlerin birliğinin sağlanmasıyla gerçekleşebileceğine düşünmektedir. Doğu Kuristanlı partilerin ittifakı, halkımızın özgür geleceğine açılan yeni bir kapıyı ifade edecektir. PAK,  Doğu Kürdistan’lı kardeşlerimizin özgürlük mücadelesini kendi mücadelesi olarak görmektedir.

 

  • Êzidi Kürt kızı Nadya Murad Birleşmiş Milletler İyiniyet Elçisi olarak seçildi. Bu tüm Kürdistan halkı açısından onur verici bir  kazanımdır. Nadya Murad’ı kutluyoruz. BM, AB ve dünyadaki tüm devletler ile siyasi ve sivil kuruluşları , Kürt milletine karşı yüzlerce yıldır sürdürülen hukusuzluk ve adaletsizliğe son vermek için adım atmaya çağırıyoruz. Kürdistan’ın dört parçasında da Kürt milletinin, Kürdistan halkının özgürlük mücadelesine destek vermenin tüm dünya kamuoyu ve etkili devletlerin omuzlarında duran tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirtmek isteriz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

20.09.2016

PAK Basın ve İletişim Bürosu

pak_meclis_1.jpgpak_meclis_2.jpgpak_meclis_3.jpg

Bu haber toplam 3785 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.