Ali K Yıldırım

Ali K Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

MAZDAKÇILIK VE 2. ZERDÜŞT

A+A-

Aşağıdaki yazı, esas olarak, Ehsan Yarshatar’ın ‘’Mazdakçılık ‘’ başlıklı araştırmasından yararlanılarak hazırlanmıştır. Yazara ait uzunca pasajları aktararak, hem orijinal yazıyı yansıtmak ve çalışmanın gerçek sahibinin hakkını vermek istedim. Söz konusu otuz sayfa kadarlık makalenin tümü tarafımdan harfiyen İngilizce’den Türkçe’ye çevrilmiş bulunmaktadır.

 

Sasaniler’de döneminde din kurumu ile krallık kurumu arasında yaşanana benzeşme ve kaynaşma; ifadesini kast sisteminde bulan katı sınıfsal bir farklılaşmaya doğru yol alır iken, buna karşı tepkilerde güçlenecektir. Manicilik ilk büyük ayrışma olarak önemli olmasına rağmen egemen diyanet içerisinde ona ait teolojinin de kullanılabilir yanları vardır. Ancak Maniciliğin şiddet ve kötülüğe sebep olarak yemek ve kadını görmesi egemen çevreleri rahatsız etmiştir. Kötülüğe sebep olarak gördüğü kadınlar ve mülkiyet üzerinde sınırsız egemenliğin zararlarını gidermek için aşırı bir çileciliği savunarak ortaya koyduğu yaşam tarzı ile ayrıcalıklı sınıfları ahlaklı  davranmaya ikna etme çabası başarısızlıkla sonuçlanmış ve nihayetinde Mani’nin kendisi katledilmişti. Bu durum, tepki olarak bu dünyada yaşamaya önem veren, eskide cılız olan daha farklı bir eğilimin güçlenmesini tetikledi.

.

İran'da sosyalist nitelikte devrimci bir ayaklanmalara neden olan, ancak Kavad'ın hükümdarlığının sonlarına doğru, özellikle Kavad'ın oğlu ve halefi olan 1. Khusrau'nun entrikaları ile vahşice bastırılan Mazdakizm; Kavad (MS 488-531) döneminde ortaya çıkan güçlü sosyal sonuçları olan gnostik bir dini hareketti.  O Popülist ve eşitlikçi bir hareket olarak, acil olarak eşit bir servet dağılımı ve mülk ve kadınların imtiyazlı sınıfların elinde toplanmasına sebep olan bariyerlerin kırılması veya indirilmesi için vaaz verdi.

KHURRAGÃN’IN OĞLU ZERDÜŞT

Mazdakçı hareket kral Kavad döneminde zirve yapmakla birlikte kökleri daha eskiye MS. 245-313 yılları arasında Roma’da yaşamış olan Bundos adında bir Mani’ciye uzanır. İslami kaynaklar bu dinin kurucusu olarak Khurragan’ın oğlu Zarãdusht isminden bahseder. Bu ikinci Zerdüşt’tür ve amaç ‘’Dürüst din’’i (Dərist-dēn) yaymaktır

Her ne kadar Mazdakizm Kavad yönetimi döneminde alevlense de, başlangıcı daha erken bir döneme aittir. İslami kaynaklar; Khurragãn'ın[1] oğlu, Fasä veya Fãrs’lı bir mōbad, Zarãdusht (Zardusht)’tan doktrinin yaratıcısı olarak[2] bahsederler.  Bu, aynı zamana ait bir Süryani kaynağı (507 yılında yazılan) olan Psudo-Joshua (para, xx) tarafından doğrulanmaktadır.  O Kavad'ın ‘’Zarduştakän denilen nefret uyandıran magi (Arapça mecusi b.n) tarikatını yeniden kurduğunu" söyler; Bu Zardusht'ın tarihi ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Aynı zaman kaynaklarından Antakya’lı Malalas'a (s. 465) göre, Diocletian döneminde (245-313) Bundos adında bir Manici (Manicean), Roma'da ortaya çıkmış ve resmi Manici doktrinlere aykırı yeni doktrinleri ortaya attı; Daha sonra Perslerin Dərist-dēnãn[3] ismini verdikleri doktrinini yaymak için o İran’a gitmiştir. Başka bir pasajda (s. 633) Malalas, Kavad'ın Dərist-dēn[4] olarak adlandırıldığını söyler. Bu lakap bozuk formlarla[5] İslami kaynaklarca da kaydedilmiştir. Biri Mazdak döneminden daha önce Kavad'a atfedilen heterodoks tarikatının[6] kurulduğu sonucuna varır.

Mazdakçılık ve 2. Zerdüşt hakkında ‘’Fasa'lı Zerdüşt ve Mazdak'tan Abu Muslim ve Biraz Ötesine Kadar Yol'un Hikayesi’’ başlığı ile uzunca bir makale kaleme alan Abdulkadir Kocadağ konu hakkında şunları yazar:

Anlatıldığına göre Zerdüşt, dünyadaki didişmeyi (arzu edilen ve sebebi olan faktörleri, bu arzuyu kazıyarak ortadan kaldırmak için  insanları baskıya alıştırmak değil,  fakat tersine onların eşit biçimde bundan faydalanmalarının sağlanmasını önermiş ; iyileşmeyi de elbette insanların çatışma alanları olan kadın ve mülk ,ve ilaveten  bir de herhangi bir canlıya zarardan kaçınma üzerinden tarif etmiş. Kadın ve mülk paylaşılmalı; savaş kötülük ve iblis ilan edilmeli ve hayvanlar yiyecek için öldürülmemeli.

 

ERKEN DÖNEM

Mazdakçı tarikatın 4. yüzyılın sonlarına veya 5. yüzyılın başlarına denk geldiği tahmin ediliyor. Sasaniler döneminde Mazdakçı hareketin ‘’El-qadim’’ ve ‘’El Akhir’’  olmak üzere iki aşaması olduğu ve Khurramiyya (Hüremi) hareketi kurucusunun ilk Mazdak olduğuİbn el-Nadim tarafından doğrulanır.

Bu tarikata mensup olan genç Mazdak, Kavad’ın yönetimi döneminde ortaya çıktı ve takipçileri ile birlikte Kavad’ın oğlu kral Khusrau tarafından öldürüldü.[7]

Mazdak hakkında bilgi veren Mas'udi'olup o;

Mazdakite gelenekleri hakkında gerçekten bilgili görünüyor olup ‘’Mazdak’ın Zerdüştlük dini kitabı Avesta’nın yorumcusu (al-rnuta’awwil) idi... ve o tefsir (ta’wil) ile İçsel anlama ( bãtin) ilk inananlardandı.’’ demektedir.[8]Zandīk (Arab. Zindīq) terimi üzerine düşünme bizi aynı sonuca ulaştırır; bu terim pejorative olup kelimenin gerçek karşılığı olarak ‘’tefsirci’’ anlamına gelir, fakat bu Manicilik ve benzerleri, özellikle de Avesta’dan zand veya ‘’tefsir’’ oluşturan Mazdak taraftarlarına mahsustur. Gerçektende Mazdakiler’in aynı şekilde (par excellence) Zindiq olarak değerlendirilmesi Maniciler’in sadece metaforik (majãzan)[9] olarak Zindiq olarak çağrıldığını söyleyen Birũni’de görülür. Gerçektende Mazdaki sosyal doktrinine hizmet etmede hareket noktası olabilecek pasajları günümüze dek ulaşan Avesta’da da dahi bulmak zor değildir. Biz Vendidãd IV. 442 de şunları okuyoruz: ‘’Eğer inananlar (hãmō-daēna), kardeşler veya arkadaşlar;  para, eş veya irfan (xratu) istemeye gelirlerse; para isteyene para, eş isteyene evlenmesi için bir eş, irfan isteyene kutsal kelimeler öğretilmelidir.

Mazdak eşitlik ve dostluk içinde aile ve kadınla paylaşımı; iyi işler, kan dökmek ve başkalarına zarar vermekten kaçınıp şartsız misafirperverliği uygulamayı ve hayattan zevk almayı önerdi. Bu haliyle Mazdakçılığın Maniciliğe ait çileci görüşlere itiraz ettiği anlaşılıyor. Mani’in ‘’seçilmişler’’ yani ‘kadroları’ için önerdiği Zervanizm ve Budizm’den etkilenmiş çilecilikte ‘’eline, göğsüne, ağzına sahip olmak’’ ilkesi bulunmaktadır. Bunlardan ‘’ağzına sahip olmak’’ sadece konuşmayı değil, aynı zamanda Zervanizm’den etkilenme nedeniyle et yememeyi de kapsar iken; Budizm’in etkisinin sonucu olan ‘’göğsüne sahip olmak’’, bugünün diliyle ‘’beline sahip olmak’’ olup, evlenme dahil her türlü cinsel ilişkiyi yasaklamaktadır.  Mani peygamber ‘’cinsellik ve yemeyi’’ kötülüğün kaynağı olarak görmektedir. Bu düşüncenin Zervanizm’den etkilenmiş resmi Sasani Zerdüştlüğünde ne tür etkilerde bulunduğunu bilmesek dahi, egemenlerin sadece kitlelerin uyması koşulu ile, cinsel ve et yememek biçiminde bir çileciliğe pek itirazlarının olacağını sanmıyorum. Bu tür, örneğin cinsel türden bir çilecilik,harem sahipleri için pazarda dolaşımda bulunan daha fazla kadın ve iyi bir sermaye demektir.

Daha sonraki tarihlerde gelişecek olan İslam’da, ilk yöneticiler dahil, cinselliğin yaşanılmasına set çekilmeyecek ve hatta haremler normal karşılanıp cinsellik fetişize edilir iken,  öteki dünya’nın cennetine sınırsız ‘ideal bir cinsellik’ meydanı olarak bakılacaktır. Kuşkusuz burada asl olan erkeklerin seçim hakkıdır; kadın savaşta ganimet alınabilen bir metadır.

Maniciler’in sadece metaforik (majãzan)[10] olarak Zindiq olarak çağrıldığını söyleyen Birũni’de görülür. Gerçektende Mazdaki sosyal doktrinine hizmet etmede hareket noktası olabilecek pasajları günümüze dek ulaşan Avesta’da da dahi bulmak zor değildir. Biz Vendidãd IV. 442 de şunları okuyoruz: ‘’Eğer inananlar (hãmō-daēna), kardeşler veya arkadaşlar;  para, eş veya irfan (xratu) istemeye gelirlerse; para isteyene para, eş isteyene evlenmesi için bir eş, irfan isteyene kutsal kelimeler öğretilmelidir

Gnostik (ilmi,irfan) doktrinine sahip olmasıyla Mazdakizm Maniciliğe yakın olsa dahi; Manicilikten farklı Zerdüştlük gibi, yaşama ilişkin iyimser bakışa sahiptir; ancak kendisine ait dualizmi, ahlak felsefesi, pasifist görünümü onu Mazdaizm’den çok Maniciliğe yaklaştırıyor. Bu bakımdan Mazdakçılık reforme edilmiş Zerdüştlüktür. Yukarıda aktardığımız gibi bu hareketin kurucusu ‘’Fasä veya Fãrs’lı bir mōbad, Zarãdusht (Zardusht)’’ ikinci Zerdüşt olup MÖ 1000 yıllarında yaşamış olan Zerdüştlük dinin kurucusu ilk Zerdüşt ile aynı kişi değildir.

Mazdak özel mülkiyetin tümden kaldırılması yerine, onun zararlarının giderilmesini veya en azından mümkün olduğunca azaltılmasına odaklanıyor. Bunun için zamanının ruhuna uygun bir dizi makul tedbir öneriyor. Dolayısıyla uygulanabilir olanı ve çoğulcululuğu savunmakla Mazdakçılık, günümüzün sol liberal sosyal demokrasisine daha yakın duruyor.

Yukarıdaki mülahazalar için içsel kanıtlar da bulunmaktadır. Şahristani; Mazdaki teolojiyi betimler iken, yüce Tanrı’nın tahtının önünde, kralın sarayında yüksek mevki sahibi dört ileri gelen kişi gibi, önce dört kutsal gücün bulunduğunu söylüyor; bunların ikisi Móbadan Mōbad ve baş Hèrbad’dan oluşmaktadır. Bunun Manicilikten (Manichaean)gelmiş olması mümkün görünmüyor. Gerçektende Kavad, Zerdüştü toplum dokusunu bozmadan aykırı Manici bir inancı uygulayamazdı. Ancak bunu "reforme edilmiş bir Zerdüştliğe" bağlılığı haklı çıkarabilirdi. Christensen’in vardığı sonuca göre[11] Mazdakizm Manici dinin bir dalı olmuş olsaydı, bu ne epeyce geniş olan Manici (Manicheist) literatürde ve ne de Manicililk ve onlardaki hizipleşmeler (ss. 326-328) hakkında detaylı bilgi veren İbn al-Nadim tarafından ıskalamazdı.

İKİNCİ EVRE

Tarikat’ın tarihinde ikinci aşamaya Bãmdãd’ın oğlu Mazdak ile ulaşılır. Onun kişisel hayatı ile ilgili çok az şey bilinmektedir. Tabarl (i, s. 893) onun Madhariya'nın[12] bir yerlisi olduğunu söyler iken diğerleri farklı yerlerlerin isimlerini vermiştir. Bunun Zardusht Khurragãn'ın doktrinini yenileyerek, kendi ismi ile tarikatın anılması sonucu verecek derecede harekete yeni bir ivme kazandırdığı kesin.......

Bu konuda en doyurucu beyanlardan biri Tha'ãlibi’ye aittir: “Mazdak; kendi payına düşenden daha fazlasını alamayarak, insanların kendi aralarında eşit bir şekilde bölüşmesi için, Tanrı’nın yeryüzüne geçim için gerekli olan şeyleri (arzãq) yerleştirdiğini; ancak insanlar yanlış anlayarak birbirleri üzerinde hakimiyet kurmaya başladılar; güçlü olanlar zayıfları yendi ve geçim araçları ile mülkiyetin sahipliğini eline geçirdi. Birisinin zenginden alarak fakirlere vermesi mutlak bir gerekliliktir, bu sayede herkesin zenginlikte eşit olması sağlanır. ”[13]

Dini kurumun krallıkla füzyonundan oluşan aşırı merkezci ve israfçı siyasi modele başkaldırı Mazdakçılar tarafından gerçekleşecektir. Bunun gereği olarak ‘’Mazdak’ın; üç büyüğü hariç, bütün ateş tapınaklarının kapatılması emrini ‘’ vermesi tesadüfü değildir. Aşağıdaki açıklamada kapatılmayan üç büyük ateş tapınağından birinin Shiz olduğu ortaya çıkıyor. Diğer iki büyülkten biri büyük olasılıkla Fars merkezli olmuyan Medler’den kalma kuzeydeki Rhage (Ray) ve diğeri Yazd şehrindekiAtash Behramolabilir. Ateşgahlar hususunda Mazdak tarafından takınılan tutum; sadece sınıfsal değil, aynı zamandasaray ve dinsel kurum egemenliğindeki, Fars merkezli hükümranlığa karşı bir tepkinin dışa vurumudur. Denilebilir ki, Mazdak bu tutumu ile tarih ve ötekiler aleyhine Fars’lı Sasaniler tarafından oluşturulan dengesizliği gidermeye çalışmıştır. Aşağıya aldığım pasaj bu konuda yeterince açıklayıcıdır.

 

     

Atash Behram

 

Daha makul görünen, Mazdak'ın, üst sınıfların ayrıcalıklarına[14] son vermek  ve yoksullara yardım için bir dizi önlem vazetmesiydi.  Bu tür tedbirler arasında büyük olasılıkla büyük mülklerin bölünmesi, istifçilik yasağı, toprak sahiplerinin mahsul paylarının ayarlanması, sınıf ayrımlarının azaltılması ve ihtiyaç sahiplerinin yararına kamu vakıflarının kurulması vardı. İslami dönemde bazı toplulukların köylerine ait kanıtlardan, Mazdak'ın; en azından kırsal alanlarda, insanların kaynaklarını toplayacağı ve herkesin meşru ihtiyaçlarını kamu fonlarından (aşağıya bakınız, s. 1023f). karşılayacağı topluluklar kurmayı hedeflediği sonucunu çıkarabiliriz.  Her ikisi de, 9. Yüzyıl yazarı [15]  olan Al-Mutawakkili'den alınan, İbn-al Faqih (s. 247) ve Tãrikh-i Qumm (s. 86) 'de yer alan raporda, Mazdak’ın; üç büyüğü hariç, tüm ateş tapınaklarının kaldırılması emrini verdiği belirtiyor. Bunun sonucu olarak Farãhãn Fardujãn köyünde de bulunan ateş Azabãījãn  Gushnasp’da bulunan ateş ile birleştirildi.  Bu rapordan Mazdak’ın Zerdüştü dinsel organizasyonunu (kiliseyi) basitleştirilmesini ve bu dini cemaatin mülkünde hizmetkar olarak çalışmayı kısıtlamak istediği anlaşılıyor.

Mazdak’ın kadınlar ile ilgili öğretisine gelince, o büyük bir olasılıkla kadınların kendi sınıfından olmayan biriyle evlenmesini onayladı. O birden fazla eş sahibi olmayı yasaklamış, haremlerin ortadan kaldırılması ve eşsiz olanların evlenebilmeleri için birden fazla olan ek eşlerin serbest bırakılması çağrısı yapmıştır. Herhangi bir kanıtımız olmamakla birlikte mali koşullarına bağlı olarak evlilik yasalarının yumuşatıldığını varsayabiliriz. O muhtemelen ölen erkek kardeşin hanımı ile evlenme zorunluluğu (čakari)  getiren kuralları liberalleştirdi ve erkek varisi olmayıp da ölen erkeğin dul, kız kardeş veya kızının merhumun akrabası ile bütün haklara sahip olmaksızın ( sine manu mariti) evlenmesi demek olan halefliği[16] değiştirdi (stũri). Ortodox Zerdüştüler için doğal olarak böylesi bir düzenleme soyun bozulması, aile ve sınıf farklılıklarının imhası anlamına gelecekti. Khusrau; açıkça kadın haklarını eskisinden [17] daha fazla koruyarak, birçok geleneksel adeti tekrardan inşa etti.

 

 

ÜÇÜNCÜ EVRE

Mazdaki hareketinin üçüncü aşaması, İran'a İslam'ın girmesiyle başlar. Khusrau tarafından tarikatlara uygulanan şiddetli zulüm, Mazdakçılar’ı yeraltına çekilmeye zorladıysa da,  onları yok edemedi.[18]

Kaynaklar; İslam'ın ilk yüzyıllarında, başta Jibãl, Azarbãljãn, İsfahãn ve Ahvãz çevresinde, Gurgãn ve Tabaristãn'da, Khurãsãn (Horasan) ve Sogdiana'da sayıca çok fazla olan Mazdakçılar bütün bir İran sathında varlık göstermektedir. Nizãm el-Mulk; muhtemelen Sunbãd (755) zamanında, Jibãl ve Irak'taki insanların yarısı kadarının Rafıziler (burada: aşırıcı Şiiler) ve Mazdakitler’den oluştuğunu söyler. Sasani imparatorluğunun yıkılmasından sonraki ilk yüz yıl içindeki tarikat faaliyetleri konusunda kaynaklar;

İlahi varlığın peygamberler ve imamalarda enkarnasyonu (hulũl), reenkarnasyon (tanãsukh), sır olma (ghaiba) ve imamın geri dönüşü (raj’a) ve Kutsal Kitapların iç anlamlarına [bãtin] başvurmak gibi aşırılık yanlısı Şiiler'in (ghulãt) karakteristik inançları ile Mazdakilere ait [19] olanlarla sık sık bağlantı kuruyorlar.

Bu meyanda, Shahristãnl'ın sözleri (s. 132) açıklayıcıdır; aşırıcı Şiilerin baş doktrin noktalarını özetledikten sonra, o bu aşırılık yanlılarının farklı yerlerde farklı isimlerle çağrıldığını söylüyor: İsfahãn'da Khurramiyya (Hürremiye) ve Kũdakiyya, Rayy’de Mazdakiyya ve Sunbãddiyya, Azarbãijan Dhaqũliyya'da, bazı yerlerde Muhammira ve Transoxiana’da Mubayyida'da.[20] Açıkçası burada Şahrıstãni; aşırılık yanlısı Şiilerin gerçekten Müslüman olmadığı, ancak Mazdaki aykırılığa ait olduğunu ima ediyor.  İslami dönemde, doktriner meselelerde, ghulãt ile Mazdakistler arasında büyük bir farklılık olmadığı bir gerçektir. Ghulãt,  başlarda Şiiliğin esasında meşru bir siyasal hareket olduğu sırada ortaya çıkar ve doktriner içerikli [21] isyancı dindarlığa dönüşür. En erken aşırı Şii görüşler; Mukhtãr ve onun mawãli olan vekili Abũ ‘Amra Kaisãn’ın [22] 685 yılında Emevi Halifesi'ne karşı ayaklanarak,  Mehdi olarak çağırdıkları Muhammed b Hanaffiya  adına da’wa(misyoner propagandası)  başlatmaları ile ilgi odağı olur. Özellikle Farslılar (İraniler) olmak üzere çok sayıda mawãli onun da’wa’sına cevap verdi ve askeri operasyonlarına katıldı. Nihayetinde bastırılmış ve öldürülmüş olmasına ve ordusu dağılmış olmasına rağmen, Mukhtãr’ın ortaya attığı fikirler hayatta kalarak takipçileri arasında daha büyük yeni gruplaşmalarda kendisini gösterdi. Sonuçta oluşan fraksiyonlar ve alt fraksiyonlar [23], imamın kaderi ya da halefinin kimliği konusunda ayrışıyorlardı; fakat onlar hem ghulãt'ı ayırt eden temel ilkelere bağlılık ve hem de genel olarak yıkıcı olan rejim karşıtı tutumlarında birleşiyorlardı. Bizim Mukhtãr’ı arka planı ile ilgili bilgilerimiz eksik, fakat Irak ve batı İran’da halkın ghulãt’ın düşüncelerini desteklediği hususunda şüphelenmek için çok az neden var.

Şimdi İslam oldukları savında bulunanların, aşırı Şiiler olarak bilinen hizipler için zemin hazırlayan ve onların fikirlerine ilham veren Mazdakçılar olduğu sonucuna ulaşıyoruz. Onlar vasıtasıyla Mazdakçılar tekrardan devrimci fikirlerini ve ezoterik (batıni) inançlarını ifade etme imkanına kavuştu. Kaynaklarımız zaman zaman ghulãt’ın menşei hususunda Şabianlar ya da Babilliler gibi başka kökenlerden bahsediyorlar. Modern bilim adamları onların kökenlerinin izini sürmekte ayrışıyorlar, bazıları İran tarikatlarından, bazıları Şabianlar’a, Harranlılar veya Yahudi-Hristiyan tarikatlarına geldikleri görüşüne eğilim gösteriyorlar. Bununla birlikte, ghulatın oluşumu; Orta Doğu'daki diğer halklar ve tarikatların İslam öncesi gnostik ve Mesihçi inançlardan etkilenmiş olmasına, belki bunların katkıda bulunmuş olmasına rağmen, inançların kimliği ve tarihsel koşulların geçerliliğini göz önüne aldığımızda,  kaynaklarımızın  delilleri hiçbir yerde Mazdakçılığın katkısı kadar net  ve inandırıcı değildir. Kavãd yönetimi altında Hira’ya nüfuz etmiş olan Mazdakizmin,  Araplar[24] arasında da takipçileirinin olduğu ve dinsel heterodoxi ve hizipleşmenin merkezi olan Kũfa’da faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları anımsatılmalıdır. Hamdãn Qarmãt'ın, ilk komünist Qarmãti köyü kolonilerini (aşağıya bakınız) oluşturduğu yerin Kũfa bölgesi olduğu da belirtilebilmelidir.

 

Mazdakism'in kurucusunun; maddi mülkliyete tenezül etmeme, rekabet ve anlaşmazlıktan kaçınma, özgürce fedekarlık etme ve mütevazi ölçülerde hoş ve konforlu [25] bir yaşam yoluyla barış ve mutluluk vaaz eden bir dini öğütlediği anlaşılıyor. Daha sonra da görüleceği gibi, Mazdaki teolojide dünyayı yöneten dört manevi güçten biri olan keyif (surũr), Mezokozm'da Rãmishgar (Eğlence Ustası) tarafından temsil edilir. Sadighi (s. 195), haklı olarak, Khurram-din(Hürrem-din)'ini ‘’Zerdüşti’’ veh-dēn ve yukarıda bahsi geçen dərist-dēn (dürüst din b.n) ile karşılaştırır.[26]

Bununla birlikte, MustaufI'in raporuna göre daha dikkat çekici olan, önceleri bãtıni olan Qazvin'in Rũdbãr halkı; şimdi (yani, yazarın zamanında, 14. yüzyıl) kendilerinin İslam oldukları itirafına rağmen,  Marãghis olarak adlandırılan bu topluluğun Mazdakçı olduğu iddia ediliyor.[27]Hala bu isimde, bölgede yedi köyü elinde bulunduran bir grubun olması ilginçtir. Üyelerinin Şiilik savına rağmen, bunlar diğer Şiiler ile evlenmeyen, bir kadından fazlasını almayan, gizli törenlere sahip olup ciddi yeminlerle ile üyeliğe kabulün gerçekleştiği kapalı bir topluluktur. Bunlar, mümkün olduğunca Marãghi olmayan yemek yemekten kaçınırlar, temizlik ve arınma ile ilgili katı kurallara sahipler, yeminlerine uymayan üyelere sahip bazı Marãghi köyleri aforoz edilmiş (düşkün b.n), komşularından [28] farklı olarak çok daha muhazafakar lehçeyi korumuşlardır. Yinede 3. Yüzyıldan sonra Hurremiler’in kalıntılarını [29]; Batiniler, Qarmatiler ve diğer bazı aşırılık yanlısı Şiiler arasında aramak zorundayız.

 

MAZDAKÇI DOKTRİN

Ketum olmayan kaynaklardan Şahristani; Mazdakçılar’ın, başlangıçta mevcut olan Işık ve karanlığa inandıklarını belirtiyor. Tasarım ve özgür irade ile hareket eden Işığa bilgi ve his ile sahip olunur, oysa karanlıklar cahil ve kördür, rastgele ve yönsüz davranır. İkisinin karışması bir kaza sonucudur.

Şahristani devamla, Mazdakçılar’ın  Su, Ateş ve Toprak olmak üzere üç elemente inandıklarını söylüyor. Karıştırılan iki varlıktan, İyi idareci (Mudabbir al-khair) ve Kötülük yöneticisi doğdu. Yüce Varlık [30], yukarıda kendi tahtında (kursi) otururken, onun altındaki dünyada krallar kralı (Khusrau) oturmaktadır. Onun huzurunda dört güç (quwã) durur: İdrak/muhakame (tamyiz), Anlayış (fahm), Muhafaza (hıfz) [31] ve Sevinç (surũr), krallar kralının huzurunda, yani Mōbadãn Mōbad,[32] Şef Hērbad,[33] Ordu Komutanı (sepãbbad) ve Eğlence Ustası (rãmisgar)[34].

 

Bu dört güç; on iki manevi gücün [35] çerçevesi içinde hareket eden yedi vezir’in [36] yardımı ile dünyayı yönetir.  Dört güç ve yedi ve on iki güç bir insanda bir araya geldiğinde (ijtama’at), o insan ilâhi (rabbãni) olur ve bir daha dini vazifeleri yerine getirme mecburiyetinde olmaz (irtafa’a 'anhu al-taklif). Yüce Varlık, toplamının Yüce Adı (al-ism al-a’zam) oluşturduğu harflerin gücü sayesinde hüküm sürer. Bu harflerden [37] bir şeyleri anlamaya gelen insanlar Büyük Sırrın anahtarına (al-sirr el-akbar) vakıf olmuşlardır. Bundan yoksun olanlar körlük, cehalet, ihmal ve kasvete takılıp kalacaklardır.[38]

 

956 yılında yazan Makdisi, "tarikat ve hiziplere bölünmüş olmakla birlikte’’, Huremiler’in hepsinin geri dönüş doktrinine (raj’a); vücutların değişmesine; peygamberler tek bir ruhtan oluştuklarını ve vahiyin sürekliliğine hiçbir zaman sona ermediğini inanıyorlar.

Hangi dinden olurlarsa olsunlar, ödül ve cezalandırma korkusuna sahip olan her insan doğru yolda (musīb) olup, kendi toplumunu tehlikeye atmadığı ve dinini tahrip etmeye çalışmadığı sürece aşağılanamaz veya günahkar olarak kabul edilemez. Onlar, ayaklanma bayrağını yükseltmedikleri sürece, kan dökülmesinden dikkatlice kaçınırlar. Onlar Ebu Müslüm’e saygı gösterir, kendisini öldürdüğü için Ebu Cafer’e lanet okurlar. Onların, Ebu Müslüman'ın kızı Fatima’nin oğlu Mahdl b. Fîrũz  için birçok duaları vardır. Onların, kararlar (ahkãm) için başvurdukları imamları, kendi aralarında halkalar halinde giden (yadũrũn) apostle (firishtagãn) olarak çağırdıkları peygamberleri var; onlar ayinlerde en büyük kutsal etkiyi şarap ve içeceklerden ararlar; onların doktrinlerinin temeli aydınlığa ve karanlığa inanmaya dayanır. Hürremiler arasında, kendi bölgeleri - Masabadhãn ve Mihrajãn -qhahaq'ta - tanıştığımız kişiler temizlik ve arınma ile ve insanlara nezaket ve iyilikle yaklaşma konusunda son derece endişeliydiler.

Maqdisi,"Hürremiler Mazdean dininin (al-majus) kategorilerinden biridir... kendilerini İslam'ın kisvesi altında gizlerler. Onlar Evrenin ilkesinin; bir kısmı etkilenerek Karanlığa dönüşen, Işık olduğuna inanırlar."

 

Onlar bu dünyadan başka bir dünyanın olmadığı ve dirilişin ruhun bedenden çıkmasından ve farklı bir bedene girmesinden ibaret olduğunu düşünüyorlardı. Eğer ruh (can B.N) iyi şeyler yapmışsa iyi bir bedene, eğer kötü şeyler yapmış ise kötü bir bedende vücüt bulur. Bu ruh, önceki hayatında yaptığı şeylere bağlı olarak, ya mutlu ya da azap çekmektedir ve böylece bu yeni vücutların o can için cehennem ya da cehennem anlamına geleceği söylenmek istenmektedir...’’ Naubakhti’nin diğer beyanatları Hürremiler’in metempsychosis (ruhun bir vücuttan diğerine geçişi B.N) inançlarının özenle işlenmesinden ve kendi metempsychosis doktrinlerini destekleyecek şekilde Kuran ayetlerinin yorumlanmasından oluşmaktadır.

Tamamen bağımsız bir ilke olarak var olan karanlık yanında ilahi ilke olarak Işık öne çıkmaktadır. Bu da İslami tek tanrılığa karşı kademeli ve savunmacı bir yanıt olmanın yanı sıra Neoplatonik yaratılış nosyonuna uygundur.

Mazdakizm'in kurucusu, kan dökülmesini ve başkalarına zarar verilmesini yasaklayan pasif bir inancı öğretti; takipçilerine açgözlülük, gazap, kıskançlık, intikam, tahakküm ve bütün kötülük failleri (Firdevsi, s. 46) gibi şeytanlıkların cazibesine direnmeleri için tavsiyelerde bulundu; ancak en azından inananların çoğunluğu için, ılımlı ve rekabetsiz ve başkalarına acı çekmeden yaşamdan zevk almalarına izin verdi. Sıradan çoğunlukta olan sıradan inananlar suçluluk veya engelleme olmaksızın  yaşamın güzel şeylerini ele alırken, bazı seçkinler veya muhtemelen bazı hizipler, dindarlığın bir ifadesi olarak kendilerini kendilerinin reddine-İslam'da ve diğer inançlarda da bilinen bir gelişme- adadılar.

Hürremileri tanıyan Maqdisl’nin verdiği cevaba göre Mazdakiler'deki öldürme yasağına rağmen ayaklanmayı haklı gösteren bir durum olduğunda, öldürme de haklılık kazanırdı. Bu nedenle Babak Arap işgalcilere karşı kanlı saldırılar başlatır. Kral Kavad’ın dönemine ait koşullar, Mazdakçıları militan mezheplere dönüştürerek silahlı ayaklanma geleneğini başlatır.

Ruhların kurtuluşunu amaçlayan etik ve pasifist bir doktrinini sosyal adaletsizliği düzeltmeye hedeflemiş militan bir ideolojiye dönüşmesi konusunda, başlangıçta Şafii bir Sũfi hareketi olarak oluşan Safevilerin, koşulların zorlamasıyla 15. Yüzyılda saldırgan bir militanlığa dönüşümü hususunda örnek oluşturur.

İslami dönemde, ruhani liderler arasında Ebu Müslüm, Tanrı’nın (dinine) İnsan şeklinde vücut bulmuş hali (enkarnasyonu) olarak tasvir edilir. Abu Müslüman'ın Mazdaki arka planı yeterince araştırılmamıştır. Onun ruhani lider olarak bütün Mazdaki fraksiyonlar tarafından yüceltilmesi bir yana , bazen Hürremdini [39] ile eş anlamlı olarak kullanılan Ebumüslimiyya ( Abũmuslimiyya) mezhebi ismini onun adından alır. Eğer bu ilişki bizim kaynaklarımızda daha açık bir şekilde ortaya çıkmıyorsa, bu kısmen Mazdakiler [40]arasında bulunan gizlenme geleneğinden ileri geliyor.

Mazdakiler, dışarıya karşı bir çeşit aşırılık yanlısı Şiizm savında bulunurken kendi aralarında Ebu Müslüm’ün ve onun soyundan gelenlerin “imamlığını” kabul ettikleri anlaşılıyor. Ebu Müslüm’den önce veya torunundan sonra kimi imam olarak gördükleri konusunda bilgi sahibi değilsekte de , daha sonra, bağlılıklarını İsmaili imamlara kaydırdıkları görülüyor.

Batini itikatının ilk ve devrimci biçiminin, bir bütün olarak, İslami ilkelerle çok az ilgisinin olduğu aynı derecede iyi bilinmektedir; bunun doktrinal içeriğinin, İslam öncesi Ortadoğu’dan devralınan inanç ve gelenekleri temsil ettiği genel olarak kabul edilir. Bununla birlikte, bu tür inançların spesifik kaynakları hususunda daha az görüş birliği bulunmaktadır.[41] Belki de tüm yelpazesiyle Batiniliğe bağlı tarikatların tek bir kaynakla ilişkilendirilemeyeceği doğrudur. İran gibi  Suriye-Babil gnostik geleneklerinin hepsi buna katkıda bulundu. Fakat eğer biri, en büyük katkı yapan bir kaynağı seçecekse, bu geniş bir alana yayılmış, fakat dikkatle gizlenmiş, Hürremiler veya Neo-Mazdakiler'den başka bir din olamaz. Bu, yalnızca öğretilerinin yakın benzerliği ile değil, aynı zamanda kaynaklarımızın kendi ifadeleriyle de doğrulanmaktadır.

Batiniler hakkındaki uzun izahatını; mezhebi başlatanın Mazdak olduğunu söyleyerek açan (s. 257)  Nizam al-Mulk, Batinilerin öncüleri olarak Mazdakiler hakkında detaylı bir rapor vererek devam ettirir. Mazdak'ın "yorumlamaya" ve ezoterik anlamlara (bãtin)[42] inananların ilki olduğunu söyleyen Mas'ũdi'nin yaptığı gibi, Birũni de; Mazdakiler ile Batiniler, Zandıq (Zindiq) Maniciler ve Hürremiler (Khurramis) [43]arasında yakın bir ilişki olduğunu doğrular. Her ne kadar düşmanca olsa da, onları yakından incelemiş olup  bize ayrıntılı ve yararlı bilgiler veren Baghdãdi; Hürremiler’in Mazdaki olduğunu ve  Batinilerin Bãbak döneminde yek vücut olduklarını (kelimenin tam anlamıyla ‘’bir oldular’’)  birleştiğini iddia eder (s. 171). Devamla, "Tarihçiler, Batini dinini kuranların Zerdüştlerin (majus) soyundan geldiğini ve atalarının dinine eğilimli olduklarını, ancak Müslümanların kılıçlarından korktuğu için kendilerini ifade etme cesaretini göstermediğini..." söyler. "{ibid.). Doğal olarak, eğer Baghdãdi Batinilerle Zerdüştleri arasında ilişki kurmayı düşünüyorsa bu yanlıştır, çünkü ikisi arasında hiçbir fikir birliği yoktur, ancak kendisi tarikatın İslam öncesi Fars kökenli olması ve majũs demekle de muhtemelen ‘’İrani’’ olmayı anlatmak istediğinin farkındadır.

Batiniler’in Şabean kökenli oldukları lehinde görüş sahibi olan Massignon, Şabeanlılar diyerek Harran halkını mı yoksa Güney Irak'ın Mandeanları mı anlamak gerektiğine dahi karar veremedi[44] - bu kadar belirsiz böylesi isnatlar.

Ayrıca, bilinen en eski Bãtini aktivistleri arasında Fars mawãli (Hüseyin El Ahwãzi, Maimũn al Qaddãh, Dindãn, Ebu Saîd al-Jannãbi, İbn Zikrawaih, vb.) çoğunluğu oluşturmakta ve İran’da [45] en eski Bãtini da’wa merkezleri olan bölgelerin aynı zamanda Mazdaki merkezleri oldukları ispat edilmiştir

Batini öğretilerinde esas olan; her peygamberlik döngüsüyle değişen vahiyin dışa dönük veya exoteric (zãhir) anlamı ile içe dönük veya esoteric (batin), yani peygamberler tarafından verilen mesajlarda gizlenen değişmeyen gerçekler, arasındaki farklılıktır.  Bãtin; doğru bir şekilde hazırlanmış inananlara ilahi olarak ilham veren imamlar tarafından kutsal metinlerin yorumlanmasıyla (ta’wil) ifşa edilir. Ta'wil "genellikle harflerin ve rakamların mistik önemine dayanan kabalistik bir yapıya sahiptir" .[46] Bu doktrinlerin Hürremilerinki ile olan temel birliğini vurgulamaya pek az ihtiyaç duyulur.

Batinilerin devirsel hiyerotarihi yedi sayısına dayanır. Her döngü mesaj getiren bir peygamber tarafından başlatılır; onun mesajının özü, bãtin, vesayet sahibi birisi (wasî), fundament (asãs) veya imam tarafından ifşa edilir. Her bir döngüdeki yedinci imam, bir haberci peygamber (nãtiq) rütbesine yükselir ve önceki peygamberin kanununu ilga eden yeni bir döngü başlar. Muhammed'in döngüsündeki yedinci imam; Mehdi veya Qa’im olarak dönerek, batıni dinini tümüyle açıklayıp, İslam’ın kanununu iptal edecek olan Muhammed b. Ismail’dir. [47]

Her bir yeni döngü bir diriliş oluşturur, tüm yükümlülükleri kaldırarak bir önceki döngünün tüm geleneklerini ve yasalarını iptal eder.Ruhlar kendilerini mükemmelleştirmeyi başardığında ve idrak mertebesine ulaştığında Büyük Diriliş {al-qiyãmat al-kubrã) oluşur; Bu zamanda küreler, Elementler ve Bileşikler çözülür, cennet parçalara ayrılır, yıldızlar dağılır, yeryüzü topraksız hale gelir ve gökyüzü birbirine dolanır; insanlar hesap vermeye çağrılır ve iyiyle kötü ayrışır. Gerçeğin parçacıkları (juz’iyydt al-haqq) Evrensel Ruh'a katılır ve sahteliğin parçacıkları sahtelik olan Şeytana geri döner.

Fatimiler öncesi Batini doktrinini inceleyecek olursak, Neoplatonik yaratılış tasavvuru istisna olmak üzere, Şahristani'nin Mazdakçı doktrini hakkındaki verdiği bilgilerle bütün önemli noktalarda uyuştuğunu fark ederiz. Bu doktrin 1) tarif edilemez olan uzak bir yüce; (2) iki demiurjik, karşıt tanrı; (3) bir mezoskozma ve bir mikrokozmoza karşılık gelen bir makro kozmoz; (4) dini gizemlerin anahtarı olarak harflerin ve rakamların kabalistik yorumlanması ve (5) dinin ve kurtuluşun özü olarak ezoterik (batıni) bilgiye olan inançtan oluşmaktadır. Hürremi doktrininden, Neo-Mazdakitlerin de, Bãtiniler gibi, döngüsel vahiy dönemlerine ve dirilişin [48] alegorik (kinayeli B.N) bir yorumuna inandıklarını öğrendik. Açıkçası,Dünyanın keskin düalist nosyonu ile uyuşmayan evrenin menşei hakkında Neoplatonik görüşler; şüphesiz ki, düalist kozmogoninin daha sofistike inananları [49]hedefleyen sonraki dönemde bir tadilatıdır. Şahristan tarafından belirtilen, Bãtınilerin bir kısmına dair Kıyamet Günü inancı; ekzoterik (zahiri B.N) olarak, yalnızca tarikata giren yeni çıraklar içindir.

SONUÇ

Netice olarak Mazdaki hareketinin akışını aşağıdaki gibi çizebiliriz. Beşinci yüzyılın herhangi bir tarihinde, muhtemelen V. Bahram’ın hükümdarlığı sırasında veya kısa bir süre sonrasında, Zardusht Khurragãn isimli bir mobad (Zerdüşti rahip B.N) veya belki de Fasã bölgesinin baş mobad’ı Zerdüşt dininde bir reform hareketi başlattı;  Avesta'nın doğru bir yorumunu sunduğunu iddia etti. O; muhtemelen, aynı zamanda, daha önceki bir liderin enkarnasyonu ( yeni vücutta cisimleşmesi B.N) olduğunu iddia ederek, daha önce Roma'da bir süre ikamet ederken bazı gnostik (ilmi B.N) dinlerden etkilenen bir Bundos tarafından başlatılmış hareketi sadece yeniledi ve geliştirdi. Kendilerini Zerdüşt kutsal yazıların İçsel anlamlarına hasreden hareketin takipçileri erken Zandlkler (Bilgiye önem verenler B.N) olarak damgalandı.

Zardusht'un Avesta'yı yorumlaması; uzak yüce bir ilahi varlığı öngören ve dünyanın yaratılışını ve yönetimini iki kainat yaratıcısına bağlayan, geç antik devirde yaygınlık kazanmış olan bir dizi inançta gizlidir. Evrene işlerlik kazandıran kuvvetler, ruhu ilahi bir kökene sahip olan ve yukarıdaki mutlu dünyaya katılmayı özleyen insanoğlunda da hayatiyet buldu. Bu birleşme; vekaletleri arka arkaya kesintisiz bir şekilde açıklanmış mesajlar zincirini oluşturan, ilahi olanın enkarnasyonları olarak kabul edilen seçilmiş ve ilham veren liderlerden bahşedilen kurtarıcı bilginin edinilmesiyle başarılabilir. Bu hiyerografinin gelişimi, muhtemelen yedi sayısına dayanan konjonktürel tadilatlara tabi tutulmuştur. Işık dünyasına katılabilecekleri zamana kadar, karanlığın renginin lekelerinden arınan İnsanoğlunun ruhu; geçirecekleri uygun reenkarnasyon yoluyla, ödüllerini ve cezalarını  bu dünyada alır. Etik düzlemde, Mazdakizm'in kurucusu barış ve adalet dininin elçisiydi. O, karanlığın baştan çıkarıcı şeytanlarının neden olduğu insanlar arasındaki ıstırabın, mevcut araçların ve kaynakların eşitlik ve kardeşliğin sevgi ruhu içinde paylaşılarak rekabet ve çekişme nedenlerinin ortadan kaldırılması ile giderileceğini vaaz etti; mülkiyet ve kadınlara fazladan sahipliğe karşı nasihatlerde bulundu ve karanlığın güçleri [50] tarafından empoze edilen ilave düşüncelerden ruhların özgürleşebilmesini sağlamanın bir yolu olarak, bencil arzuların sınırlandırılmasını istedi.

Gnostik filozofu İskenderiyeli Carpocrates tarafından 2. yüzyılda kurulan ve 6. yüzyıla kadar devam eden eklektik, eşitlikçi bir mezhep olan Carpocratians mezhebinden etkilenme çok daha güçlü bir ihtimaldir. Takipçileri Zerdüşt, Pisagor ve Platon'u diğer bazılarıyla birlikte yüceltirlerken “sosyal adaleti” ahlaki felsefelerinin merkezinde yerleştirdiler.[51] Carpocratian ve Mazdaki öğretileri arasında çarpıcı benzerlikler vardı; Her ikisi de mülkiyetin ve kadınların toplumsallığı konusunda aynı argümanı ileri sürdü, aynı ideal toplumu öngördüler ve dinî yasalara karşı aynı antinomik tutumu gösterdiler.[52]

Yetenekli ve hırslı bir kral olan Kavad, aynı zamanda liberal eğilimlere sahip adalet tutkusu [53] olan  biri olarak soyluların ve Kilise'nin (resmi Zerdüşt cemaati B.N)  sınırlandırıcı gücüne içerleniyor; Mazdak’ın yanında yer alıp,  hareketin iyi din yorumunu kabullendi.Soyluların ayrıcalıklarını azaltan bir dizi yasa çıkardı ve benzeri görülmemiş sosyal reformları başlattı. çıkardı. [54]Kralın desteği, mezhebin bağnaz taraftarlarını cesaretlendirdi; karışıklıklar, Mazdakilerin tahıl ambarlarına, [55] depolara ve zenginlerin malikaneleri ile haremlerine saldırılması sonucunu verdi. Soylular sert tepki gösterdiler ve

 

Mazdakçılar Kavad’ın iki oğlundan, harekete sempati duyan yaşlı olan Kavus’un tahta geçmesini isterlerse de  Zerdüştü rahipler ve Mazdakçılık karşıtı soylular tarafından desteklenen Khusrau de facto lider olarak babasının yerine yürütmeyi üstlenir ve onu destekleyen güçlerin isteği gereği tarikatı bastırma planına ikna edilir. Kral Kvad döneminde yürütmeyi fiilen yürüten ortak mülkleri yönetmede gösterdiği zafiyet ve karışıklıklar bunlara yönelik var olan destek ve ittifaklarda aşınma yaratmış olmalı ki önceki destekçilerine soğuma yaşanır; düzen ve istikrar özlemi yükseliş gösterir.  Mazdakçılar’ın u zamana kadar, Mazdaki karışıklıklar ve muhtemelen Mazdakilerce ortak mülkleri yanlış yönetilmesi; önceki destekçilerinin çoğunun soğumasına, yasa ve düzene geri dönüş arzusunun  yayılmasına sebep olmuştur. Khusrau, Mazdakçı lideri tipik bir dini tartışma için çağırarak katleder ve böylece Mazdakilerin Ctesiphon'daki toplu katliamları başlar. Katledilenlerin, ‘ibreti alem’ için vücutlarının yarısı dışarıda kalacak şekilde baş aşağı gömülmesi bu döneme aittir. katliamından bahseder.Mazdakilçılara yönelik  sert bastırma hareketini; kapsamlı sosyal, idari ve mali reformların izlemesi tarikat taraftarlarının gücünün büyük oranda zayıflamasını sağlar. Hareket yer altına çekilerek özellikle şehir dışında varlığını devam ettirir.

Sasani devletinin İslam orduları tarafından yıkılmasıyla birlikte Mazdakçılar tekrar yeryüzüne çıkarak faaliyete başlarlar. Mazdakçılar Sasani devletinin sonlarında, , maruz kaldıkları şiddetli zulüm döneminde, daha sonraları aşırı Şiiler tarafından da benimsenecek olan rafine edilmiş bir inanç sistemini geliştirdiler.

Mazdakiler, hayal kırıklığı ile, Emeviler’in Sasanlardan daha az baskıcı olmadıklarını gördü. Halife'nin gazabından kurtulmak ve Jizya denilen vergiden muaf olmak için çoğunlukla kendilerini Müslüman olarak takdim ettiler, ancak İslam içinde meşru siyasal muhalefeti ve devrimci kanadı temsil eden Şiilerin yanında yer aldılar. 

Başlangıçta Araplara ait bir meşruiyet iddiası olan Şiilik; zamanla İran, Mezopotamya ve Helenistik geçmiş mirasının taşıyıcısı olup da kendileri ile birlikte yeni inanç ve fikir dalgasını getiren, çoğunlukla mawãİiler’den oluşan, ezilen sınıfların bir sığınağı oldu. İran'da Zerdüştü toprak sahibi orta sınıf yavaş yavaş Sünniliği benimseyip devletin yanında yer alır iken, Mazdakiler, Kaisani Shi'ilerin devrimci duruşunu benimsedi ve onların doktrinini şekillendirdi. Kaisani mezhebi ve ondan türemiş olan  değişik guruplar; pratik olarak bir yandan Hürremiler, diğer yandan da ilk Batinler ve Karmatiler (Qarmati B.N) arasında bulduğumuz aynı doktriner görüşleri paylaşırlar ve aynı görünüşü ve tutumu temsil ederler. Gerek kaynaklarımızın kanıtları ve gerekse  Hürremi ve de Batini öğretilerinin kimlik olarak yakınlıkları, bunların Mazdakiçı gelişim çizgisinin bir devamı olduğunu işaret etmektedir.

Emevilerin yıkılışı, büyük ölçüde İslam dünyasında artan sosyal ve ekonomik değişimleri ifade eden Kaisani da'wa'nın sonucuydu. [56] Neo-Mazdakiler'in manevi ve siyasi liderleri olarak gördükleri Ebu Müslüm’ün infazı, sinirleri kötü bir biçimde  bozan bir olayın kanıtı idi, ancak sonrasında ortaya çıkan dini-politik hareketlerin hiçbiri bu durumu telafi etmeyi başaramadı. Abbasiler iktidarı ele geçirdi ve Mazdakiler tekrar yer altına sürüldü ya da kendilerini bir Şii hizbine benzetmeye zorlandı. 837 yılında  Babak'ın hareketi başarısız olduğunda Şii dünyasında yeni bir odak ve yeni bir yönelim ortaya çıktı. Abbasiler’in iktidara getirilmesi ile birlikte, gerçekten de kendi varlık nedenlerini yitirmiş olan Kaisanler (Kaysaniler B.N), bağlılıklarını İsmail b. Ja’far’ın evine kaydırdı. O; bazı eski Kaisaniler ve muhtemelen kılık değiştirmiş Mazdakiler’in yardımı ile devrimci bir duruş sergileyerek, toplumsal protestonun meşalesinin taşıyıcısı ve sayıları kabaran ezilen mawãliler’in [57] temsilciliğini yapan Muhammed ibn el-Hanafiyya’nın yerini doldurdu. Her zaman olduğu gibi toplumsal adaletsizliği protesto eden ve egemen çevrelerin acımasızlığının cefasını çeken Mazdakiler’in; göründüğü üzere, bir gaye doğrultusunda düşüncelerini ve çabalarını Batini hareketini biçimlendirmek ve güçlendirmek için yönlendirmesi doğaldı. İsmaililer Kuzey Afrika'da başarılı olduklarında ve muhafazakarlaştıklarında, radikal Batiniler (Qarmatiler) onlardan ayrıldı ve sert çizgilerini devam ettirdiler.

Daha önce belirtildiği üzere, İslami zamanlarda Mazdakiler'in sosyal programı ve ekonomik doktrini hakkında kaynaklarımız genellikle çok az şey söylemektedirler. Bununla birlikte, iki raporda Mazdaki ideallerinden ilham alan toplumsal düzen üzerine fikirler gözümüze ilişmekte. Birincisi Nuwairi'nin Nihãyat el-Arab'ında korunmuş olup, 9. yüzyılda Hamdãn Karmat'ın kurduğu Kũfa’nın mahallesindeki köy kolonilerini tanımlayan düşmanca bir kaynak olan, İbn Rizam (1oth yüzyıl) ait. İbn Rizam'a göre, Hamdãn, "bazı Irak köylerinin sakinlerini doktrinine dönüştürdükten sonra... ortak mülkten birlikte yararlanmak için, tüm mülklerin tek bir yerde toplanmasını amaçlayan ulfa’yı (sendika) dayattı. Her köyde, köy sakinlerinin sığır, mücevher, mobilya vb. ile sahip olduğu her şeyin teslim edileceği güvenilir bir adam dãiler [58] tarafından seçildi. Bunun karşılığında, bu yönetici çıplak olanlara giyecek tedarik ederek ve halkın diğer tüm ihtiyaçlarını karşılayarak tarikat mensupları arasında fakir kalmamasını sağladı. Topluma kazandırdığı yarar vasıtasıyla yüksek rütbeyi hak etmek için, herkes gayret ve gıpta edilecek bir yarışma ruhu ile çalıştı...Bu kurumlar tam yerleştikten sonra Hamdãn Qarmat  dailer’e emir vererek  bütün kadınları bir gece toplamalarını emretti, böylece bunlar bütün erkeklerle ayrım gözetmeden karıştırabileceklerdi. Bunun en yüksek mertebede arkadaşlık ve kardeşlik için mükemmelleşme olduğunu söyledi. ” [59] Mas’ũdi’nin belirttiği [60] sadece Mazdakiler’le meskun Rayy yakınlarındaki bir topluluğun benzer olduğunu tasavvur edebilir ve bu tür toplulukların Kavad yönetimi sırasında Mazdakiler tarafından kurulmuş olduğunu varsayabiliriz.

Nuwairi’nin; köylü topluluğun kendisine itaat ettiğine tam emin olan Hamdãn’ın onlara ‘’düalistlerden’’ aldığı argumentleri sunduğunu belirtmesi [61]yeterince ilginçtir.

Başka bir rapor; şehri 1049 yılında ziyaret eden İsmaili propagandacı, şair ve gezgin olan Nãsir-i Khusrau’a ait Lahsã isimli meşhur tasvirdir. Ona göre [62] şehir, eski hükümdar Abu Sa'ld’in (al-Jannãbi); hepsi eşitlik ve adalet ruhu içinde müritleri [63] olan, altı üyeli bir konsey tarafından yönetiliyordu, Vatandaşlar herhangi bir vergi ödemiyordu. Eğer herhangi biri fakirleşirse ya da borçlanırsa borçları bitinceye dek ona yardım edilirdi.  Borçlu olan kimseden sadece sermayeyi geri ödemeleri istenirdi. Yabancı zanaatçı Lahsa'ya geldiğinde devlet işini kurması için ona borç para verirdi. Herhangi birinin toprakları veya mülkleri zarar gördüğünde devlet ücretsiz olarak onun tamir edilmiş edilmesine yardımcı olurdu. Vatandaşlara tahılı ücretsiz öğüten değirmenler vardı.

Para birimi olarak kurşun jeton sepetleri kullanılıyordu; işlem gerçekleştiğinde, gerekli sayıda sepet değişikliği yapılır ve hiç kimse sepetlerden jeton almaz idi. Lahsã halkı; kendilerini Müslüman değil, “Ebu Said”i olarak adlandırırdı. “Ebu Said”, onları İslam'dan uzak tuttu ve marja’ olarak kendisine ibadete çağırdı. O geri döneceğini söylemişti. Yöneticiler o geri dönene kadar vatandaşlar arasında hiçbir ihtilaf yaşanmamasını sağlayacaktı. Topluluk, Muhammed'in peygamberliğini kabul etse de, cami, dua, hutbe ve cuma servisi yoktu. Ancak, dua etmek isteyen hiç kimseyi engellemiyeceklerdi. Orada, Ortodoks hacılar için, bir Pers tarafından özel bir maliyetle yapılmış tek bir cami vardı. Onlar asla şarap içmezdi. Şehrin silah taşıma kapasitesine sahip 20.000 adamı ve tarımsal işler için kullanılan 30.000 zenci kölesi vardı. Lahsã'da her çeşit hayvan yenildi. Bahreyn ve Hajar’ın Sasani döneminde Pers imparatorluğunun bölgeleri olduğu ve kıyı bölgeleri nüfusunun büyük ölçüde İrani ve Musevi [64] olduğu belirtilmelidir

Bu nedenle, Mazdaki fikir ve ilkelerinin; Khusrau’nun acımasız tedbirleri ile ölmekten çok uzak olduğunu, aksine -yeni koşulların dayattığı değişikliklerle- İslami dönemde de Hürremi ve Qarmatiler ve bunlarla ilişkili akraba hareketler arasında yaşamaya devam ettiğini tespit etmiş oluyoruz.

Prof. C.E. Bostworth Tahiridler ve Şaffaridler üzerine yazdığı makalesinde; Babak ayaklanması sırasında Halifeye ait general Wasif komutasındaki ordunun 231 /845-6 Fars ve Jibal bölgesine yürüyerek Kürtler arasında baş gösteren ayaklanmaları bastırdığından bahseder.

Yine aynı yazar İslam döneminde Mekke’de Mazdakçıların varlığı konusunda şunları söyler:

‘’Bazıları, Sasani imparatoru Kavad'ın (488-531); Mazdak'ın öğretilerini benimsediğinde, Vassal el-Mundhir III'e aynı şekilde davranmayı emrettiğini belirtmekte. Sonuncusu reddettiğinde, imparator;; Kinda kabilesi şefi El-Harith b. 'Amr’a yaklaştı. O Najd ve Hicaz’daki Arapları yeni inanca geçirmeyi kabul etti. Bu nedenle, 13. yüzyılı yazarı İbn Sa'id’, Mekke'deki bazı Arapların Mazdak (tazandaqa)’nin ilkelerini takip ettiğini ve Muhammed’in yükselişinden iki kuşak kadar sonra dahi Mekke’de organize bir grup Mazdakit’in (zanãdiqa) bulunduğunu söyledi. ’’ ([65])

 

 

 

[1] Muhtemelen Khurrag’ın oğlu, -bir patronymic suffix olarak

[2]Tabarl i, p. 893; Ya'qubl 1, p. 185; cf. Ibn Miskawaih 1, p. 177.

[3]Ton daristhenon. bak Christensen, pp. 96ff, bu terim üzerine tartışma

[4] Darasthenos orijinalinde dan's

[5] Hamza, p. 56; Tha'alibi, p. 602; Mujmal, p. 36

[6]Manichaean yerine Zoroastrian. Aşağıya bakınız

[7]P. 342.

[8]Tanbib, s. 101

[9] Fück, p. 79.  Shahristani’ye de bak, s. 185.  Bununla birlikte Kartlr bu terimi Manichaeler için kullanmıştır (KKZ, 1. 10); s. 907’ye bak

[10] Fück, p. 79.  Shahristani’ye de bak, s. 185.  Bununla birlikte Kartlr bu terimi Manichaeler için kullanmıştır (KKZ, 1. 10); s. 907’ye bak

[11] ss. 98ff; cf. Klima, Mazdak,ss. i83ff, 296; Beitrãge, ss. 23ff, 32ff.

[12]  Okuma kelime noktaya sahip olmadığından kuşkulu. Tahmini olarak Susiana veya Iraq, ve diğer muhtemel doğum yerleri, bak Klima, Mazdaky pp. i6off, 174, n. 14. Altheim'in okuması "Murghab"  Madhariya’da via Mid. Pers. Alfabesi ile yazımı ("Mazdak und Porphyrios", pp. 368 ff) zor Kabul edilebilir.

[13]S.600 Benzer bilgiler bir çok başka İslami kaynakta da bulunabilir. Örneğin Tabarl 1, pp. 885tT; Ya'qubi 1, p. 86; Ibn al-Balkhi, p. 84; Nizam al-Mulk, p. 260. Cf. Bundahishn, p. 215.

[14] Sınıf farkını korumak için Tansar’ın mektubunda ısrar (pp. i2ff, i8ff; tr. M. Boyce, pp. 37ff, 45ft) Mazdakçı görüşlere karşı bir reaksiyonu yansıtmaktadır s

[15] Bu yazara ait Jamalzada, Käva iv-v, p. 9, n. 4 e bak.

[16] Terimler için Bu ciltte   s. 649’e bak.

[17]Mazdakçı kadınları simgeleyen; Mazdak’ın hanımı olduğu iddia edile Khurrama (Hürrem) ve Jävidän b. Shahrak’ın hanımının,  aktivitelerden bunlarının şartlarının Mazdakçı yönetim altındza iyileşmiş olduğu bilgisini ediniyoruz. Dürzüler arasında dikkate değer olarak elite (uqqäl) hem erkek ve hem de kadın olabilir..

[18] Ibn Qutaiba’ya göre, p. 328, Khusrau Mazdakçı liderleri sürgün etti.

[19]  See for instance Ash'arl, p. 438; Naubakhtl, pp. 32, 41; Baghdadi, p. 154; Shahristanl, pp. 109, 113, 132, 185.

[20] Cf. Nizam al-Mulk, p. 311.

[21]  Cf. Lewis, pp. 23$.

[22] Bak Madelung, "Kaysan

[23] Bak  Saba'iyya, Kaisaniyya, Hashimiyya, Harithiyya, Ravandiyya, Khattabiyya, Rizamiyya, Abumuslimiyya ve büyük heresiograplarca onlardan türetilen gruplar , özellikle Naubakhti, pp. 19!?; Ash'arl, pp. 5ff ve 18ff; Baghdad!, pp. 18, 26ff; Malati, pp. 26ff; Shahristani, pp. 108-52; Ibn al-jauzi, pp. 94ff. Iqbal her bir hizip için yararlı bibliograpfi verir, pp. 249ff

 

[24] Bak Ya'qubl i, p. 298; Ibn Qutaiba, Maldri/y p. 299; Maqdisi m, p. 167, iv, p. 31; Noldeke, Tabari, p. 170, n. 1; Christensen, p. 77. Yukarıya da bak, p. 600.

[25] Cf. Ibn al-Nadim, p. 342, and Malati, p. 91

[26] Ibn al-Balkhl'in aşağalayıcı khwär-din "temel dinden" (p. 23) soyadından biriyle ilgili  alaycı bir referens olarak görünüyor.

[27] Nuzbat p. 61

[28] On Maraghi topluluklar, bak E. Yarshater, Nashriyya-yi Irän-shinasi i (1967), pp. i69fl

[29] Cf. Spuler, Iran, p. 204.

[30] metinde var olan ma’bũduhu " ibadet amacı " , Mazdak'dır.

[31] Christensen’in çevirdiği gibi "anı" değil (p. 81), ki onun dünyadaki karşılığına denk düşmeyecekti; onun karşıtı nisyän ‘’unutkanlık’’ yerine ‘’ihmal’’ olarak, aşağıya bak.

[32] Baş hakim olarak anlaşılmalı; Bak BirunI, p. 209; Khwarazml, p. 37; Nihdyat, p. 227.

[33] Baş dini doctor olarak anlaşılmalı..

[34] Jahiz, al-Täj’a göre p. 28, Bahram V eğlendirenlere sarayda en yüksek makamlara getirdi; cf. ibid, p. 159.

[35]. Khwãdhanda, dahanda, stãnanda, etc. Shahristani on üç kişilik liste sunar; bak Klima, loc. cit.; Altheim'in bu terimlerin bazılarının düzeltilmesi (pp. 362-5) biraz keyfi.

[36] Bunların hepsi Farsça isimler, örneğin. sãlãr, pēşkãr, v.b.; bak Christensen, p. 81; Klima, Mazdak, pp. i88ff,bu konuda  bir tartışma için..

[37]  Muhtemelen Mazdakçı gizemleri başlatanlar için

[38]  Bunların dört Güç'ün tam tersi olduğuna dikkat edin.

[39]  Bak Ibn al-Nadim, p. 345.

[40] Bak Baghdadl, pp. 161, 171, 177; Narshakhi, p. 103.

[41] Bak B. Lewis, pp. i9fT, 97, for a brief survey of opinions.

[42] Tanbihy p. 101.

[43] Fiick, p. 79.

[44] "Karmatiler"..

[45] Madelung, "Isma'iliyya", p. 198, cbl. 1.

[46]  Madelung, ibid

[47]  Bak Madelung, ibid., erken Batıni doktrini hakkında özlü bir açıklama ve idem, "Khattabiyya".

[48] Lübnan Dürzüler’i Mazdakçılık ve Batınilikte ile aynı ortak  inançları paylaşmakta; bak Wesendonk, "Die Religion der Druzen", pp. lzjfi.

[49]Madelung, ibid., erken 10. Yüzyılı Batiniler arasında ilk ortaya çıkış tarihi olarak verir.  s

[50] Cf. ShahristanI, p. 193.

[51]See Liboron, pp. i6ff; and see Klima, Mazdak, pp. 209^*, for a relevant excerpt from Carpocratian writings.

[52]Liboron, pp. 23ff.

[53]See 1021 n. 4 below.

[54]Procopius 1, s. 5; Agathias iv, chap. 27, Firdausi, s. 57.

[55]Cf. Firdausi, s. 43; Pigulevskaja, s.

[56]Bu değişikliklerin ve Şii'nin bağlantısının tartışılması için bkz. Lewis, s. İjfi, 32.

[57]Cf. Lewis, s. 24.

[58](Da veya dã köken olarak baba anlamına geliyor. İngilizcedeki Dad-baba-Da kelimesinden türemiştir. Bu kelime Türkçe’ye annenin kardeşi dayı olarak geçse bile Dailik kurumu Türkçe’de babalar kurumu olarak telafi edilmiştir, Örneğin Burak baba. Kürtçe’de anne anlamına gele Dê kelîmesî bulunsada konumuzun geçtîği zaman açisindan fazla açiklayici değil B.N)

[59]Lewis'den alınmış, sayfa 97 ff; bakınız Goeje, Alemoire, sf 27 ff; Daha fazla ayrıntı için Sylvestre de Sacy, Drupes, CLXxxvff'e bakınız.

[60] Marũj III, p. 27.

[61]De Sacy, op. cit.y cxci

[62]Safar-nãma (Berlin, 1922), s. 123

[63]Lit. "Çocuklar". Lewis gibi, sayfa 44, 99, n. 5, işaret eder, manevi soyundan kastedilmektedir.

[64]Bkz. De Goeje, Memoire, s. 36

[65]. Prof. C.E. Bostworth, İran and the Arabs; The Cambridge History of İran 3(1), s.600)

 

Bu yazı toplam 7810 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.