Şeyhmus Özzengin

Şeyhmus Özzengin

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurdistan Aspek'tı!

A+A-

Tarih; sadece olayları, süreç ve zananı kayitaltına alan bir dal değil. Ayni zamanda, dönemin gereklerini yerine getirmediğimiz için bizi yargılayan ve afetmeyen bir özelliğe de sahiptir.

Kurd Ulusu ve Kurdistan, bugün tarihsel olarak sahip olduğu en parlak dönemini yaşamaktadır. Bütün parçanmiş ve bölünmüşlüğe rağmen önemli fırsatlarla karşı karşıya bir ülke ve ulus. Ama ne yazık ki siyasi zaaflarımızdan dolayı ciddi bir ulusal duruş gösterememenin tehdidi ile de karşı karşıyayiz. Ben bu yazıda bu tehditleri dile getirmeye çalışacağım.

Kuzey Kurdistan, tekçi ve dayatmacı bir zihniyetin egemenliği altında; dediğini dedik, yaptığı ile tahribatı büyüten, yapıcı olmayan, demokrat olmayan, kendi grupsal çıkarlarından başka hiç bir şeyi hesaplamayan, düşünmeyen bir zihniyetin tahribatı altında. Yürüttüğü mücadele perspektifi ile sadece tahrip eden, kimseyi çalıştırmayan ve kendini zorla dayatan, topluma travmalar yaşatmayı marifet sanan bir siyaset. Kurd ulusu ve Kurdistan'ın geleceğine ilişkin bir proğramı ve bir projesi olmayan bir "kördövüş siyaseti"in esas alındığı bir sürecin aktorü durumunda.

Tıkanmiş bir siyaset ve yolunu açmak için attığı her adım, diğerinden daha fazla Kurd ve Kurdistan'da tahribat yaratan, adeta ceremesini ulusa öteten bir siyaset. "Hendek Savaşı" baştan sona Kurd ve Kurdistan'a hizmet etmeyen, sakkat beyinlerin ürünü bir savaş yöntemi idi. İpleri Türk paramiliter güçlerinin eline geçmiş "düşük yoğunluklu bir savaşın"ın danıskası idi. Bunun Kurd ulusu ve Kurdistan'da yarattığı tahribatın blançosu yapılmadan; bu sefer "savaşı yükselteceğiz" adı altında, kurd şehirlerinde, kurdlerin beyinlerinde bombalar patlatılmaya başlandı. Baştan sona sakkat ve sonuçsuz; Kurd ulusunun ulusal kurtuluş mücadelesini terörize eden adımlardır. Adeta, tıkanmiş, başarısız bir örgütün intihar denemeleri gibidir.

Ayni zihniyet Güney-Batı Kurdistan'da da kendini tekçi, tıkayıcı ve ulusu "kördövüş"e sürükleyen, siyasi otoriteyi kimseyle paylaşmayan, dayatmacı ve tekçi bir zihniyetin hakimiyet kurmuş durumda. Herşeyi silah zoruyla çözebileceğine inanan bir zihniyet. Demokratik ve çoğulcu kurumlardan yoksun, kendi dışında herkesi yargılayıcı, dışlayıcı bir zihniyet. Bu şekliyle kurdlere ağır bedeller ödeten, ama sonuç almayan bir siyaset hakimiyeti.

Elindeki silaha güvenerek, kendi otoritesini ve egemenliğini kuran; kendi dışında başka siyasi grupların varlığını rededen, varolan siyasi grupların evlerini, işyerlerini, mahalle ve köylerini basan, tarıya, yaralayan, öldüren, tutuklayan eli silahlı bir asayişin diktatoryal emelleriyle bir yerlere varılacağını aşikar bir siyaset. Bu tekçi siyaset yüzünden Güney-Battı Kurdistan parçası uluslararası temsilden yoksun bırakılmaktadır ve Suriye opozisyonu içinde de kurdleri temsilden yoksun bırakmaktadır.

Kurd siyasi gruplarla her türlü ilişki ve mücadelede ortak duruşu rededen; ama araplarla birlik ve cephe kurarak hakimiyet sürdürmeye çalışan bu siyasetin, ileriki süreçlerde Güney-Battı Kurdistan'da ağır tahribat ve bedellere sebeb olacağı çok net. Şimdiden belirteyim; Güney-Battı Kurdistan nüusunun 5/3 bölgeyi terketmiş durumda ve yerlerine hızlı bir şekilde arap nüfusu yerleştiriliyor. Bu bölgenin demografik yapısını ciddi şekilde tehdit eden tehlikeli gelişmelerdir.

Bütün enerjisini kendi muhalefetine karşı kullanan, araplarla her türlü kirli ilişkinin içine giren ve ısrarla "kurd devletine karşı" olduğunu açıklayan demeçlerle; "Suriyen'in birliğini" savunan, bölgedeki sömürgeci devletlerin sınır bekçiliğine soyunan bir "kahramanlık" rolünü kendi kendine veren bir siyaset.

Doğu Kurdistan'da ise; kendi yağı ile kavrularak, kendi parçasında ayakları yere basan bir Kurd direnme mevzisini oluşturmak için çaba harcayan bir siyaset sahnede çaba harciyor. Her ne kadar kendi ulusal cephesini henüz kurmadiysa da, ortak bir duruş sergileyen mesajlar vermektedir. Hoşgörü ve çoğulcu siyasetin, paylaşımcı siyasetin ciddi sinyallerini veren bir umudun geliştiği parça durumunda.

Ama; yer yer Îran sömürgeci-islamist devlet güçleri ile Güney Kurdistan sınır hattında girdiği silahlı çatışmalardan dolayı ciddi bir presın altında. İran, Güney Kurdistan bölgelerini top atışları ile rahatsız ederek, Güneyde bazı siyasi güçlerle baskı oluşturmaya çalışıyor. Bu baskı ayni zamanda Doğu Kurdistan güçleri ve Güney Kurdistan Hükumetini karşı karşıya getirme çabalarıdır. Nitekim Haci Umran ve Süleymaniye bölgelerinde yer yer karşı çıkışlar da yaşandı. Ayni presı, İran sömürgeci-İslamist devleti, PKK kanalından da yapmaktadır. Dilerim, bir kez daha Doğu Kurdistan diğer parçaların siyasi çıkarlarına kurban edilmez!

Güney kurdistan'a gelince: İki yıllık IŞID ile savaşta büyük zaferler elde etti. Kurd ulusu, Kurdistan'ın ve dünyanın takdirini kazandı. Ciddi ve başarılı bir diplomasi sonucu sağlam uluslararası ve devletlerarası ilişkilere ulaşıldı. Güney Kurdistan bölge başkanı Ortadoğu'nun önemli bir lideri vasfiyle, gittiği her ülkede bir devlet başkanı edasiyle karşılandı. Bunlar yıldızı parlayan bir devletin kuruluş sinyalıdır.

IŞID işgalı öncesi, Güney Kurdistan topraklarının %40'na yakın bir oranı tartışmalı bölgeler olarak kaderine terkedilmişti. İki yıllık savaş sürecinde bütün bu topraklar özgürleştirildi ve Kurdisbtan Bölgesi Hükumeti'ne bağlandı. Güney Kurdistan büyük bedeller ödeyerek, kendi parçasında Kurdistan Bayrağını dikti ve sınırlarını çizdi.

Bu süre içinde Güney Kurdistan, büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya kaldı: Irak devleti bütün gelirlerinin keserek, açlıkla terbiye etmeye çalıştı. Kendi petrolüne sahip çıkarak, ittirazlara rağmen dünya pazarına sürmeye başladı. İlk etapta büyük engellerle karşılandı, ama sonunda meşru bir zemine oturtarak ilk bağımsız devlet adımını attı. Ama bir çok alanda merkezileşmemiş bir siyasetin zaafiyeti sonucu, kendi içinde ciddi siyasi ve bölgesel zaaflar taşıyan bir görünüm sergiledi. Bölgeci ve yağmacı zihniyet, ısrarla merkezi devlete tekabul edecek adımları engellemeye, ayak takmaya çalıştı. Hükumetı tıkadı ve bölgeyi ortak karar mekanizmalarından yoksun bırakarak, yükü Devlet başkanı ve başbakana yükledi. Hiç bir sorunu çözmeye yanaşmadığı gibi, kendi bölgesinde muhalefet, ama Hevlêr hükumetinin de ortağı olarak faaliyet yürüttü. Çaldı, çırptı ve suçu hükumete yükledi. Toplum içinde, Bölge Hükumeti'ne karşı kışkırtıcı propaganda geliştirerek, yer yer olaylara sebebiyet verdi. Ama asla sorumluluğa yanaşmadı. Oysa, sorunlar ortak ve çözümü de ortak çözümlerin geliştirilmesiyle, göğüslenerek aşılacak sorunlardı.

Bir süre sonra bu sorumsuzluk; özellikle YNK ve Tevgera Goran içinde iç karışıklıklara ve rahatsızlıklara neden oldu. YNK siyasi birliğini yitirmiş bir iktidar partneri olarak, daha da edilgen duruma geldi. Bu karışıklıklarla birlikte usulsuzlukler ve kirli ilişkiler de suyüzüne çıkmaya ve deşifre olmaya başladı. Bu durumlar da Bölge hükumeti başkanı ve Başbakan'ın yükünü daha da ağırlaştırdı, çözümü ve önlerindeki "Ulusal Ajenda'nın uygulamasını daha da zorlaştırdı.

Bölge hükumetinin ve Bölge başkanının çözüm için yaptığı bütün diyalog çağrıları cevapsız kaldı. İki yıldır referandum ve bağımsızlık ajendası askıda bekletiliyor. Bir ulusal ordunun yaratılması adımları geciktirildi ve ülke hala parça pürcük Peşmerge fedakarlığı ile savunulmaya çalışılıyor. Yine de bu alanda, bu savaşta tek vucut ve güçlü çıkan güç peşmerge gücüdür. Bütün zorluklara rağmen, siyasi zaaflara kulak asmadan ülke savunmasında fedakarca yer alan ve büyük kahramanlıkların altına imza atan tek güç durumunda. Dilerim bu güç, siyasi canbazların elinden kurtarılır ve Kurdistan Ulusal Savunma Gücü'ne dönüştürülür.

Yinede büyük sıkıntıların yaşandığı Kurdistan bölgesi olmasına rağmen, Güney Kurdistan, bağımsızlık nüelerini ve zeminini şu anda taşıyan tek parça durumunda. Bu süreçte, bağımsızlık için bu parçaya sahip çıkmak ve diğer parçaların siyasi zaaflarına kurban etmemek çok önemli. Ciddi bir dayanışma ve sorumlulukla bu parçanın siyasi sorunları aşacağını ve bir başarıya daha imza atacağı inancındayım.

Yeterki küçük hesaplardan vazgeçilsin ve Kurd ulusunun hayalı olan bağımsız devlet projesine odaklansın. İç sorunların dışında, bütün dengeler kurdlerden yana. Önemli olan bu dengeleri lehte kullanmayı başaracak iç birliğin ulusal harcını sağlam zemin üzerinde yoğurmaktır. Bu, bağımsız Kurdistan projesine karşı olan bütün güçlerin oyun ve tezgahlarını boşa çıkaracaktır. Kurd ulusunun geleceği bu adımların sağlam bir zeminde ulusal birlik içinde atılmasına bağlıdır.

Dilerim tarih bir kez daha bizi yargılamaz!

21.09.2016

Bu yazı toplam 1004 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.