Mustafa Kalpak

Mustafa Kalpak

Yazarın Tüm Yazıları >

Kerkük Kıbrıs değildir

A+A-

Bir yıl önce

MGK bildirisinin tamamını IKBY'nin 25 Eylül de tarihinde düzenleyeceği referanduma ayırmış.

1-Referandum gayrimeşrudur.

2-Türkiye'nin milli güvenliğini doğrudan tehdit eden bir adımdır.

3-Referandumun yapılması halinde Türkiye, ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını mahfuz tutacak. (tarihten kalma/gelen hak?!)

Hükümet, siyasi bir dayatmada bulunuyor diyor ki: Referandum ertelenmesin. İptal edilsin.

1- Referandumun hangi anayasa ve hukuk normlarına göre "gayrimeşru" olduğunu  sormak gerekir? Türkiye bu tezini neye dayandırıyor? 

Türk Anayasasına yoksa Irak anayasasına mı? Yoksa BM tüzüğüne ve normlarına göre Kürt Referandumu "gayrimeşrudur"?  Türkiye'nin herhangi bir bölgesinde referandum yapılmıyor.  Referandum; "Bağımsız Kürdistan meselesini Irak’ın birinci derecede kendi iç meselesi olarak değerlendirmek gerekiyor. Yani Irak, kendi içinde eğer böyle bir eyaleti bu şekilde bölünme ile neticelendiriyorsa bu onun iç sorunudur, bizi ilgilendirmez.” (RTE, 22 Mayıs 2015)

Türkiye'nin sınırları dışında bir toprak üzerinde referandum yapılıyor.  Kürdistan Referandumu Irak'ın bir iç meselesidir. Türkiye referandumun etkilerini kasıtlı olarak büyütüyor onu öcü gibi göstermeye çalışıyor. MGK bildirisi ve hükümetin açıklamaları Irak'ın iç işlerine bir müdahaledir. Kürt Yönetimi MGK bildirisini kanıt göstererek BM'e Türkiyeyi şikayet etmelidir.

Irak Meclisi, yaptığı oylamada Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) 25 Eylül'de gerçekleştireceği "bağımsızlık referandumunu" reddetmiştir. Bu bir siyasi karardır.  Irak Meclisi " gayrimeşrudur" demiyor.

 Kürdistan bölgesi ve diğer bölgelerde (tartışmalı bölgeler) referandumun durdurulması için gelen talepler üzerine Irak Federal Mahkemesinin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) 25 Eylül'de düzenlemeyi planladığı referandumu durdurma kararı almıştır. Mahkeme: "referandumun anayasaya aykırı" olduğu yönündeki davalar sonuçlanıncaya kadar referandumu durdurduğu belirtmiştir.  Mahkeme de referandum "gayrimeşrudur" demiyor.

BM’nin Irak Seçim Gözetleme birimlerinin, Kürdistan Bölgesi’nde 25 Eylül’de yapılacak referandum sürecinde hiçbir şekilde rol üstlenmeyeciğini açıklamıştır. 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) tek taraflı referandum kararının "IŞİD'le mücadeleye gölge düşüreceğini" öne sürüyor.

Sekreter; Irak'ın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve birliğine saygı duyduğunu ve merkezi hükümet ile IKYB arasındaki bütün sorunların diyalog ve yapıcı uzlaşı yoluyla çözülmesi gerektiğini belirtiyor. 

BM'den kimse referandum "gayrimeşrudur" demiyor. Üstelik BM'in görevi değil öyle bir karar versin. Ayrıca BMGK, referandumun bölge güvenliği ve barışı birinci derecede  tehlikeye soktuğu yönünde bir kararı da yokturç

Tayin hakkı uluslarası hukukta bir ilkedir.

Referandum kararı Irak Anayasasının 5. bölümünde yer alan "Bölgesel Otoriteler" hükümlerine aykırı değildir. Madde 116; "referandum yolu ile bölge oluşturma " hakkı öngörülmüştür. Madde 117; " Her bölge kendi anayasanı yazar" der.  140. Madde, kararlaştırılmış "Kerkük Referandumu" hala gerçekleşmemiştir.

Kürtlerin ortak bir devlet içinde kalmaları gönüllülük esasları, Anayasada öngörülen haklar çerçevesinde olmuştur. Kürtler,Anayasal haklardan  mahrum bırakılırsa, kürtlerin aleyine yeni de fakto durumlar yaratılırsa; o zaman yeni siyasi bir durum ortaya çıkmış demektir. Kürtler bu yeni duruma ilişkin yeni kararlar almaya zorlanmıştır.

2. Kürt Referandumu neden Türkiye'nin milli güvenliği doğrudan tehdit eden birinci adım olsun?

Irak kürt politik önderliğinin birleşik bağımsız Kürt devleti plan ve projesi yoktur. Bu yönde ne açık ve ne de gizli bir gündemileri vardır. Türk devleti ve hükümeti bunu biliyor. Kurulucak bir kürt devletin Türkiye'den bir toprak talebi yoktur ve olamaz. Uluslararası hukuk, iyi komşuluk dostluk anlaşmaları, BM hukuku, NATO birliği vs buna el vermiyor.  Türkiye'nin bahsettiği Irak ile 1924 ve 1926 varılan sınır anlaşmaları yeni kurulacak Kürt Devleti ile devam ettirilecektir. Kuzey Irak’ta bağımsız bir devlet kurulması halinde 1926 Ankara Antlaşması ile Milletler Cemiyeti’nin 29 Ekim 1924 tarihli kararı ortadan kalkmıyacaktır.

Yani; Madde 1'deki: Türkiye ile Irak arasındaki hudut Cemiyet-i Akvam'ın 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırıldığı şekilde (Brüksel Sınır Çizgisi) kesinleşmiştir" ile Madde 5'eki: "Taraflardan her biri 1. maddede belirlenen sınır hattının kesin ve bozulmaz olduğunu kabul ederek bunu değiştirmeye matuf her türlü teşebbüsten sakınmayı taahhüd eder" sınır antlaşması yeni kurulacak Kürt Devleti ile değiştirilmeden sürdürülecektir.

Irak Kürt Yönetimin yayılmacı milliyetçilik bir anlayışı yoktur. Türkiye topraklarındaki soydaşlarını gerekçe ederek yayılma siyaseti yoktur. Türkiye'de yaşayan Kürtler ve Kürtlük adına yürütülen   politikalar da kurulacak bir Kürt devletinden kurtarılmayı beklemeyecekler. Öyle bir beklenti yoktur.  Türkiye'de kürt sorunu Türkiye'de yaşayan kürtler ile Türk Devleti ve hükümetleri arasında bir iç sorundur. 

Irak'ın Kuzeyinde kurulacak bir kürt devleti Türkiye için yeni olanaklar sunabilir. Türkiye için " emniyet supabı" da olabilir.  Türķiyenin izleyeceği politikaya bağlı elbette.

3-Kürt Referandumun yapılması halinde Türkiye, ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını mahfuz tutacak. Ne demek? 

Tarihten kalma/gelen hak iddia etmek, yeniden hak iddia etmek demek, toprak ele geçirmek demektir. Bu kaybedilen toprakları geri alma merkezli bir siyasetir. Kültürel veya tarihi bağı bulunan toprakların geri kazanılması için bir tür yayılmacılıktır, İrredantizm dir. Türkiye'nin "kayıp toprakları" yoktur.

Türk siyaseti psikopatalojideki paranoya ile birlikte varolan " yansıtma " bozukluğuna benziyor. Bir tür "savunma mekanizma" oluşturmak içindir. Türkiye'nin sınır ötesi "kayıp toprakları kurtarma" emelerine sahip olduğu, ona ait bu özelikleri kendisine söyleyeceği bir yerde, Türkiye bu özelliği sanki kurulacak bir Kürt devletinde varmış ya da olacak diye yansıtıp ona yüklüyor.  

Türkiye, kendi tezlerini uluslararası kamuoyuyla paylaşmaya başlasın bakalım hangi "mafuz hakları" vardır, görelim bakalım. Bir gerçek var Kerkük Kıbrıs değildir.

*Bu yazım bir yıl önce değişik tarihlerde facebookumda yayınladığım notlarımdan derlenmiştir.

Bu yazı toplam 405 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar