İktidarin Anayasa Hamlesi

İktidarin Anayasa Hamlesi

Normal koşullarda yeni bir anayasa tartışması bağlamında başkanlık sistemi dâhil her şey konuşulabilirdi elbette

A+A-

Son günlerde AKP cenahından anayasa konusunda peş peşe iki hamle geldi.

Öce Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP’nin en geç Nisan ayı sonuna kadar kendi anayasa taslağını hazırlayarak kamuoyuna sunulacağını açıkladı. Ardından da hükümetten bir bakan bu yılın sonuna kadar anayasa konusunda referanduma gidilebileceğini belirtti.

İktidarın anayasa konusundaki artarda gelen bu çıkışları, 1 Kasım seçiminden sonra meclisteki dört partinin katılımıyla oluşan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndan CHP’nin geri çekilmesinin ardından geldi.

Bilindiği gibi 12 Haziran 2011 seçiminden sonra yeni anayasa yapımı ile ilgili olarak yine benzer bir komisyon oluşturulmuş, bugünkü mecliste yer alan dört partinin katıldığı ve adına “Uzlaşma Komisyonu” denilen o dönemdeki süreç hiçbir sonuca ulaşmadan dağılmıştı.

Bu deneyimler ışığında, yeni dönemde 2011 modeli “Uzlaşma Komisyonu”nunda daha fazla ısrar edilmemesi ve bundan kaynaklı gereksiz zaman kaybedilmemesi bir yönüyle olumlu sayılabilir. AKP’nin kendi anayasa taslağını hazırlayıp kamuoyuna sunması da, topluma, üzerinde tartışabileceği somut bir öneri paketi ortaya koyacağı için bir ilerleme olarak kabul edilebilir. Bu durumda diğer partilere düşen de, benzer şekilde kendi taslaklarıyla kamuoyu önüne çıkıp konuyla ilgili önerilerin netleşmesine katkıda bulunmaktır.

Ancak her şeyden öte ortada şöyle bir temel sorun var; iktidarın adı geçen ataklarına karşın, toplumda yeni anayasa yapımına ilişkin ne bir umut ne de herhangi bir heyecan söz konusu.

Öncelikle yeni bir anayasa yapmak için ortada elverişli bir toplumsal iklim yok. 7 Haziran seçimlerinden sonra Kürdistan’da sürüp giden çatışma ortamı, hem mevcut siyasal zemini tümüyle zehirledi hem de yeni bir geleceğe ilişkin son umutlara büyük darbeler vurdu. İçine sürüklendiği şiddet girdabında debelenmekten, Kürt toplumunda yeni bir anayasa tartışmasına katacağı takat kalmadı. Bugün Kürtlerin öncelikleri arasında yeni bir anayasa yapmaktan çok bu ateşin, kirli ve aptalca savaşın bir an önce durması daha yakıcı bir yer alıyor.

Benzer bir durum Türkiye’nin batısı için de geçeli. Siyasal düzeyde başını alıp giden kaotik ortam toplumu baştanbaşa gererken, artarak devam eden bombalı şiddet olayları insanları sokağa çıkamaz hale getirmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağduyudan uzak ve kontrolden çıkmış gibi görünen işleri yürütme tarzı ve defakto rejim inşa girişimleri Türkiye’yi sadece içerde değil dışarıda da güvenilmez bir ülke haline getirdi.

Türkiye’de yeni anayasa meselesinin tıkandığı nokta sadece toplumu iki büklüm eden ve ülkeyi kasıp kavuran şiddet olayları da değil. Bu konuda esas sorun, ortada yeni bir anayasa yapma iradesinin olmayışıdır. Söz konusu irade yokluğu sadece yeni anayasa konusunda ortaya çıkmıyor, bugün karşı karşıya olduğumuz bütün sorunların da esas nedenini oluşturuyor.

MHP’yi bir yana bırakırsak, CHP’nin Türkiye’nin içinde geçtiği krize dönük herhangi bir reçetesi var mı? Yeni anayasa söz konusu olduğunda 82 darbe anayasasını referans alan ve onun başlangıcındaki dört maddeye dört bir elle sarılan bir zihniyetten siyasal irade adına bir şey beklemek hayal olur.

HDP ise 7 Haziran’da toplumun ona biçtiği misyona uygun bir irade ortaya koymak yerine PKK’nin yeniden devreye soktuğu şiddet ve kaos planlarının arkasından sürüklendi. Öyle olunca da onun toplumun temel beklentileri konusunda, özel olarak da yeni anayasa meselesinde etkisiz eleman derekesine düşmesi şaşırtıcı olmadı.

AKP bakımından ise şöyle bir tablo geçerli. Ortada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasında sürüklenen ve onun beklentilerine göre iş yapan bir AKP’den söz edilebilir. Başka bir ifade ile Erdoğan’ın kafasındaki projelerden bağımsız bir AKP düşünmek gerçekçi görünmüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gözlerini ise başkanlık hayalleri bürümüş durumda.

Normal koşullarda yeni bir anayasa tartışması bağlamında başkanlık sistemi dâhil her şey konuşulabilirdi elbette. Burada karşımıza çıkan sorun başkanlık sistemiyle ilgili öneriler değil, daha çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetme tarzı gibi görünüyor. Erdoğan’ın dayatmacı ve hukuku hiçe sayan anlayışına bakınca, hemen herkes onun istediği başkanlık sisteminin nasıl bir şey olacağını aşağı yukarı tahmin edebiliyor

Özetle AKP’nin yeni anayasa dosyasında şu an itibariyle başkanlık rejimine geçiş dışında bir hedef yok gibi. Çözüm sürecini askıya almış iktidar cenahında uzun bir zamandan beri Kürt sorunu denilen konudan söz edilmiyor bile. Son dönemde orduya iyice yaslanan, Ergenekon ve Balyoz davalarında herkesi serbest bırakan, güvenlik politikalarına tümüyle teslim olan iktidar partisinden köklü demokratik açılımlar beklemek de zor.

Verili durumda sivil toplum çevrelerinde, akdemi dünyasında, ilgili düşünce kuruluşlarında da yeni anayasa ile ilgili olarak baştaki heyecan zayıfladı. 12 Haziran 2011 seçiminden sonra yeni anayasa konusunda oldukça dinamik ve verimli bir performans sergileyen ve bu konuda kayda değer çalışmalar ortaya koyan ilgili kesimler gelinen aşamada konuyla ilgili eski motivasyonunu kaybetmiş durumda.

Bu koşullarda yine de adına yeni denilecek bir anayasa yapılabilir. AKP, MHP ile anlaşarak bu işi kendince kotarabilir. Ya da bir süre sonra mevcut meclisin yeni anayasa yapma konusunda bir engele dönüştüğü tezini ileri sürerek, AKP, bir erken seçimle mecliste tek başına anayasa yapmasına imkân verecek bir çoğunluğa ulaşmayı deneyebilir.

Bunlardan hangi yöntem denenirse denensin, sonuç değişmez. Böylesi koşullarda yapılacak şey yeni, demokratik ve Türkiye’nin sorunlarına derman olacak bir anayasa olmaz. Olsa olsa Türkiye’nin yüzyıldır birikmiş sorunlarına bir yenisini eklemek olur.

Özetle yapılacak anayasanın içeriği ve sorun çözme kapasitesi onun yapılış tarzından ayrı ele alınamaz. Demokratik koşullarda, elverişli bir siyasi ortamda, demokratik ve katılımcı bir tartışma ve müzakere süreci sonucunda demokratik bir anayasa yapılabilir ancak.

Yeni bir anayasa yapmak için belki de öncelikli olarak yapılması gereken şey bunun için gerekli koşulları yaratmaktır. Şiddet ortamına son vererek, demokratik bir anayasa için ihtiyaç duyulan demokratik ve barışçıl bir iklimi oluşturmaktır

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.