
Yaşar Bazencir: Münih Güvenlik Konferansı Ve Marco Rubio’nun Konuşması; ''Ordular Soyut Şeyler İçin Savaşmaz''
.
Yaşar Bazencir
Güvenlik konferansı,1963 ten beri Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Münih kentinde düzenlenen uluslararası güvenlik politikaları üzerine her yıl düzenlenen bir konferanstır.
Uluslararası sorunların konuşulup tartışıldığı, bölgesel ve küresel alanda istikrar ve güvenliğin sağlanması konularında karşılıklı “görüş ve alışverişler” in sentezlendiği, özellikle Kürtler açısından oldukça önemli bir platformdur.
Bu yıl Güney Kürdistanlı ulusal liderlerin diplomatik ilişkileri bağlamında ilk kez Rojava Kürdistan'ından Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in de yer aldığı bir heyet katıldı.
Kürdistan halkı açısından oldukça önemli olan bu konferansa damgasını vuran Amerika Birleşik devletleri Dışişleri bakanı Marco Rubio’nun yaptığı açıklamadır.
Marco Rubio bölgeye yönelik yaptığı açıklamalarda;
“Ordular Soyut şeyler için savaşmaz,
Ordular bir halk için,
Bir Ulus için ve
Bir Yaşam Biçimi için savaşır.
Mazlum Abdi ve heyetinin de bulunduğu bir sırada, Rubio’nun yaptığı konuşma, Abdullah Öcalan Paradigmasının
“Devletsiz Toplum, Komünal Yaşam, Ortadoğu’nun demokratikleşmesi, Halkların Kardeşliği ve Sosyalizm, DSG’nin varoluş saydığı sütunlardır”. İçi boş bölge ve uluslararası denklemde reddedilen tutarsız, soyut Kürd halkını bölge sömürgeci devletlerin gerici karakterine yamamaya çalışan bir anlayışın ürünü olduğunu gösteriyor.
ABD bir ideoloji laboratuvar değil, somut çıkarları olan bir ulusal aktörün hamisidir. Suriye’yi demokratikleştirmek gibi ucu açık stratejik, değeri olmayan hedeflerdir.
Öcalan Paradigmasının Emperyalizme karşı bir kurtuluş olarak savunulması ABD ile olan ilişkiler açısından aynı zamanda bir tezattır.
Rojava'da yaşanan insanlık dışı uygulamalar, katledilen ve zoraki göçe tabi tutulan halkımızın çektiği bunca acılar;
Kürd Ulusunun Bağımsızlık Mücadelesi için miydi?
Yoksa Suriye Rejiminin Restorasyonu için miydi?
Eğer bir ordu soyut idealler için savaşmıyorsa, Kürd çocukları Suriye’yi demokratikleştirmek, Komünal yaşamı başkalarına öğretmek, veya evrensel bir paradigmayı savunmak için can vererek soyut bir boşluğa itilmiyor mu?
Bir halkın evlatları kendi ulusal devletini kurmak gibi somut bir hedef varken, neden başka halkların rejimini düzeltmek için feda ediliyor!..
Amerika’nın mesajı nettir,
Ulusal bir statü, Kurdistan talep etmeyeceksen,
Sadece soyut bir “devrim” peşinden koşanlara buyrun “ yolunuz açık olsun” demiştir.
Eğer kendiniz için bir talebiniz yoksa bizim stratejik desteğimizin bir sınırı vardır.
Soyut işler için değil halk ve ulus için savaşacağını söyleyerek, aslında jeopolitik bir kuralı hatırlatmıştır. “Devletsiz Toplum” ve “Komünal yaşam” gibi ideolojik paranoyalara yönelik eleştirilerdir. Rubio’nun uyarısı, Kürd gençlerinin neden öldürüldüğünü, sorgulatmalıdır.
Rubio’nun “soyut” uyarısı; Bir halk ideoloji için savaşmaz.
Münih Güvenlik Konferansında sarf ettiği sözler, aslında bir diplomatik nezaketten ziyada stratejik bir ültimatomdur. Orduların “soyut “ iddialar için savaşmayacağını ;aksine bir halk, bir ulus, ve somut yaşam biçimi için savaşacağını gür bir sesle dile getirdi.
Bu sözlerin hedefinde, salonda bulunan DSG yetkililerin olduğu çok açık.
Washington, sahada bir “ulusal müttefik” ararken; karşısında “Suriye'yi demokratikleştirmek” gibi ucu bucağı belli olmayan, Kürd ulusal çıkarlarından ziyade ideolojik bir deneyi önceleyen bir yapı buluyor.
Rubio’nun mesajı nettir,
Dünya Güçleri, sizin ütopyalarınızın hamiliğini yapmaz.
Eğer Kürd siyaseti Rubio’nun “soyut “ dediği ideolojik yüklerden kurtulup, ulusal bir statü talebine (Kürdistan) odaklanmazsa müttefiklerinden duyacağı son söz şu olacaktır; Buyrun, Suriye’yi demokratikleştirmek için yolunuz açık olsun, âmâ bu yolda yalnızsınız. Rojava'da yaşanan bugünkü mevcut durumda aynen budur, yolunuz açık olsun, kendi halkın için hiç bir şey istemiyorsun.
Kendi halkının ihtiyacı olan şey, başka halkların Kardeşliği için kendini feda etmek değil, Kendi ulusal evini “Mekke’ni” güçlendirmek somut bir devlet yapısına kavuşturmaktır.
Soyut işler için değil halk ve ulus için savaşacağını söyleyerek, aslında jeopolitik bir kuralı hatırlatmıştır. “Devletsiz Toplum” ve “Komünal yaşam” gibi ideolojik paranoyalara yönelik eleştirilerdir. Rubio’nun uyarısı, Kürd gençlerinin neden öldürüldüğünü, sorgulatmalıdır.
Bu gençler Suriye Devletini demokratikleştirmek için mi ölüyor,
Yoksa Kendi ulusları için mi?..
Ordular Sınırları Aşan, Devletsizliği Savunan ve Bölgesel Bir Demokratikleşme Hayali İçin Savaşmaz.
Ordular Sınırları belli olan, Bir Vatan Ve Somut Bir Ulusal Kimlik İçin Savaşır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Rûpela Nû'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.