İbrahim Güçlü

İbrahim Güçlü

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Türk mahkemelerinin, PKK’ya karşı olan Kürdistan vatanseverlerini, PKK’dan cezalandırmasına karşı mücadeleye devam edeceğim…

A+A-

İbrahim GÜÇLÜ

Sömürgeci Türk Devleti Öcalan/PKK’yı bir aparatı olarak oluşturarak: Kürd Miletine, Kürdistan Milli Hareketine, Kürdistan Örgütlerini tasfiye etmek, Kürd milletini devlet kurma hedefinden uzaklaştırmak için Vekâlet Savaşı sürdürmekle kalmadı; Sömürgeci Türk Devletine ve PKK’ya karşı alternatif olarak gelişen Kürdistan Milli Kurtuluş mücadelesini ve o mücadeleyi geliştiren Kürd vatanseverlerini kriminalize etmek için, PKK’dan yargılayıp cezalandırmayı da sistematik bir devlet politikasına ve zulüm mekanizmasına dönüştürdü.

 

Bu uygulama ve politikanın, Türk ve Kürd şehirlerinde sonuçlanan ve devam eden binlerce dava ile somut bir konumdadır.

 

Ben de, benim için hakaret ve kişilik haklarıma bir saldırı olan aynı muamele ve sistematik bu kirli devlet politikası ile karşı karşıya kaldım.

 

En yakın zamanda da Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde, bütün yüksek tondaki sistematik itirazlarıma rağmen, yargılanıp cezalandırıldım.

 

Cezam ertelendi.

 

Buna rağmen, Diyarbakır 5. ağır Ceza Mahkemesinin hakkımda verdiği bu ceza ile ilgili, ayrıca devletin bu sistematik politikasını ve kirli planını deşifre etme konusunda mücadele etmeye karar verdim.

 

Bu mücadelemin birinci aşaması, Diyarbakır Bölge İstinaf Mahkemesine itiraz. Bunun için 55 Sayfalık bir savunma yu mahkemeye sundum.

 

İkinci aşama, Yargıtay Platformunda mücadeledir.

 

Üçüncü aşama, Anayasa Mahkemesinde mücadele olacak.

 

Dördüncü aşama, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mücadele olacak.

 

 

 

 

&&&&&&

 

DİYARBAKIR 5. AĞIR CEZA MAHEKEMESİ VASITASIYLA

DİYARBAKIR BÖLGE İSTİNAF MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİNE,

 

 

DOSYA NO: 2024/192

 

 

I-KONU: Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin  MahkemenizİN 16.04.2026 Tarihli 7. Celsesinde HAKKIMDA açıkladığı  aşağıdaki  SONUÇ KARARI:

 

“1-Sanık İbrahim GÜÇLÜ hakkında Terör Örgütü Propagandası yapmak suçundan sabit olan eylemine uyan suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak 3713 Sayılı Kanun’un 7/2-1.Cümle maddesi uyarınca 1 YIL HAPİS CEZASI Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işleme nedeniyle TCK’nın 43/1 Maddesi uyarınca cezasından takdiren ¼ oranında artırım yapılarak 1 YIL 10 AY HAPİS İLE CEZALANDIRILMASINA,

“2-  Sanığın suçu Basın ve yayın yolu ile işlediği anlaşıldığından 3713 Sayılı Kanun’un 7/2-2. Cümle maddesi uyarınca cezasından ½ oranında rtırım yapılarak 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,

“3-Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla kez işlemesi nedeniyle TCK’nın 43/1 Maddesi uyarınca cezasından takdiren ¼ oranında artırım artırım yapılarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRLMASINA,

“4-Sanığa verilecek cezanın sanığın geleceği üzerinde  olasıetkileri takdiri indirim sebebi kabul edilerek TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILNMASI”

 

KARARININ  MAHKEMENİZ TARAFINDAN BOZULMASI TALEBİMDİR.

 

II-SAVCININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTAALASI

Cumhuriyet Savcısı, savunmamda da belirttiğim gibi bana bildirilmediği için katılamadığım duruşmada gıyabımda usule uygun bir şekilde esAS HAKKINDAKİ MİÜTAALASINI MAHKEMEYE SUNUYORUM. Cezalandırılmamı istiyor.

Daha sonra katıldığım son karar duruşmasında benim talebim üzerine mütalaasını yüzüme okudu ve aşağıdaki mütalaayı sundu. Cezalandırılmamı talep etti.

                                                   1

2

“Yapılan yargılama neticesinde ; sanık İbrahim’in medya hesabından; 12/10/2023 tarihinde Abdullah Öcalan’ın (Terörist denilmeyerek A. Öcalan korunuyor-İG) ve elinde uzun namlulu tüfek olan örgüt mensubu olduğu değerlendirilen bir şahsın fotoğrafını ‘Yapmış olduğum büyük hatadan döndüm. Herkes herkesi doğru düşünüp ve doğru karar vermesi gerekir. Ben bunu yaparak başta halkımızdan büyük partimiz PKK’dan  ve Sayın Öcalan’dan özür diliyorum. Sen çok yaşa önderime’ şeklindeki yazı ile paylaştığı, 17/10/2023 tarihinde ‘Ben İbrahim GÜÇLÜ uzun yıllardır halkıma ihanet ederek yaşamımı sürdürüyorum. Yapmış olduğum büyük suçlardan dolayı başta halkımızdan büyük partimiz PKK’dan ve  Sayın Öcalan’dan  özürdiliyorum’ şeklinde yazı paylaştığımdan dolayı Terörle Mücadele Yasasının ilgili maddelerinden dolayı cezalandırılmam istendi..

 

III-DİYARBAKIR AĞIR CEZA MAHKEMESİ SUNDUĞUM SAVUNMAMIN ÖZETİ

 

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğum yazılı savunmamın özeti şöyledir.

60 yılına yakın zamandır Kürd ve Kürdistan Meselesinden dolayı yargılandım, cezalar aldım, hapis yattım. Darbelerde idamla yargılandım. 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Darbe döneminde vatandaşlıktan atıldım. Sürgün hayatı yaşadım.

Bu durumları, şeref ve onurla karşıladım.

Şimdilerde de Kürd ve Kürdistan Davasından dolayı yargılansan, ceza alsam, hapis yatsam umurumda bile olmaz. Bu bedeli öderken off bile demem.  Şeref ve onurla karşılarım.

NE YAZIK Kİ KÜRD MİLLİ DAVA ADAMI VE HAYATI BOYUNCA PKK İLE MÜCADELE EDEN BİRİ OLARAK, PKK PROPAGANDASI İDDİASIYLA YARGILANMAM VE HAKKIMDA CEZA TALEBİNDE BULUNULMASI; BANA HAKARET, BENİM MİLLİ DAVA ADAMLIĞI KİMLİĞİME VE KİŞİSEL HAKLARIMA SALDIRIDIR..

 

Soruşturmada bana atfedilen suç iddiası gündeme gelen görüş ve savunmalar…

Soruşturmaya çağrıldığım zaman, benimle ilgili iddia bana okunduğu zaman şaşkınlık geçirdim. Bana “siz Terör Örgütü Liderinin propagandasını yapmışsınız” denildiğinde, o zaman büyük sarsıntı içine girdim.

İddianın tümü önüme getirildiği zaman, PKK’nın bir komplosunun Cumhuriyet Savcılığı tarafından ciddiye alındığını, hiçbir araştırma yapılmadan hakkımda soruşturmanın açılmasını istediğini ve Cumhuriyet Savcısının da PKK’nin komplosuna kurban edildiğini mülahaza ettim.

Benim Twitter sayfam bana gösterildi. Denildi ki, Twitter sayfanızda PKK Terörist ve Kriminal  Örgütü Lideri Abdullah Öcalan hakkında - o güne kadar karşıt görüşler ileri sürmeme rağmen , yeni Twitter paylaşımlarımda, Abdullah Öcalan’ı övücü sözler,

3

“Onun bir Büyük Halk Önderi olduğunu” ileri sürdüğüm,  bukonuda özeleştiri yaptığım ifade ediliyordu.

Bu tabloyu gördüğüm zaman hem kızdım ve hem de güldüm. Ama gerçeği anlatmam ve açığa çıkarmam da gerekirdi.

GERÇEK ŞUYDU: Türk Devleti tarafından 1975’lerde Kürdistan Milli Hareketinin, Kürdistan Örgütlerinin, Milli Davanın toplumsal dinamiklerinin tasfiye edilmesi için kurulan   Terörist ve Kriminal bir örgüt olan PKK, benim Twitterime el koydu. Ben de Kürd Kamuoyunda ve Türkiye’de PKK’ya 50 yıldır sürekli mücadele eden, ona karşı Kürdmilletini, Kürdistan vatanseverlerini, Kürdistan Örgütlerini  koruyan biri olarak, benim adıma açıklama yapmayı çıkarları, kötülüklerini gizleme, beni itibarsızlaştırma için, twitterimi kullandılar.

Benim adıma PKK ve Öcalan’ı övücü yayınlar yaptılar.

Bunun üzerine, PKK’ya düşman biri olarak, “benim hakkımda soruşturmanın açılması hukuksuzluk, hak ihlali, bilgisizliktir” dedim. PKK hakkındaki görüşlerimi açıklıkla ifade ettim.

 

Cumhuriyet Savcısı, sooruşturmada ifade ettiğim görüşlerimi  göz önüne almadan ve herhangi bir araştırma yapmadan dava açma yoluna gitti…

Buna rağmen Cumhuriyet Savcısı benim hakkımda iddianame hazırlayarak, mahkemenizde dava açtı.

Bu düşüncelerimi sizin mahkemenizde birinci duruşmada da yine açıklıkla ifade ettim.

Ne yazık ki, Cumhuriyet Savcısı benim çağrılmadığım ve gıyabımda devam eden duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunmuş. Bu esas hakkındaki mütalaasında da cezalandırılmamı talep etmiş.

 

Bu bir hukuk garabeti ve sosyolojik bir cinayettir. 

(….)

Son yıllarda bir hukukçu ve Kürt Dava Adamı olarak yargılanmalarımda, Türk Devletinin bu siyasetinin bir devamı olarak çok büyük bir hukuki garabetin ve hukuki haksızlığın işlenmekte olduğuna şahit oldum.

(….)

Bu hukuk ve sosyolojik garabete yol açan anlayış, bütün Kürtlerin ve Kürt aydınlarının PKK’lı olabileceği toptan, Devletin örgütü olan PKK’ya hizmet, komplocu ve demokratik olmayan tekçi bakış açısıdır.

(-----)

Oysa Kürd aydınları, Kürd siyasetçileri, Kürd Dava insanları da toplumsal-sosyolojik çoğulculuğa sahip Kürt milletin mensubudurlar.

 

4

Kürd milleti  de, diğer tüm Türk siyasi partilerine ve  PKK’yayandaş olanlarla, karşı olanlardan oluşmaktadır.

 

Altını çizerek belirtmek istiyorum ki, Kürd milli haklarını savunan  Kürtlerin hiçbiri  de PKK’lı değildir. Çünkü PKK, Kürt milli haklarını, Kürtlerin özgürlük ve bağımsızlığını savunan bir örgüt de değildir. Daha önceki paragraflarda da ifade ettiğim gibi, bütün Kürtlere düşmandır. Kürdleriöldürmekten bir beis görmemiştir. Hatta kendisine taraftar olan, onun yanlışlarına karşı çıkan, Kürdlere düşmanlıklarını kabul etmeyen kendi taraftarlarını da mafia metoduyla katletmiş ve infaz etmiştir.

Bundan dolayı, PKK siyasi bir örgüt değil, kriminal bir örgüttür.

Kürd örgütü hiç değildir.

Devletin, Kürd meselesini bastırmak, tasfiye etmek için kurduğu bir örgüttür.

Ben de 50 yıldır PKK’ya karşı savaşan, Onun eylemlerini teşhir eden, bu düşüncelerimi Mecliste “Faaili Meçhuller Komisyonunda” sözlü olarak saatlerce ifade eden, katlettiği 1500 kişilik Kürt Aydınları, siyasetçileri, dava insanlarına  dair yazılı  rapor veren, 12 Eylül Kasaplarının yargılanması sırasında PKK lideri Abdullah Öcalan ve PKK’nin 12 Eylül 1980 Askeri Faşist Sömürgeci Darbeye yol açan  eylemlerle, Kürd şehirlerinde yaptığı katliamlarla, Kürd Örgütlerinin yöneticilerini  ölümüne  karar veren kişi olarak Öcalan’ın,   Kenan Evren ve arkadaşlarıyla birlikte yargılanmasını talep eden  biri oldum.

PKK hakkında yazdığım binlerce makalem, PKK karşıtı katıldığım yüzlerce televizyon programım var. 

PKK değişik dönemlerde beni öldürmeye karar verdi. Bundan Türk Devlet Yetkililerinin bile haberi var. Türk Emniyet Yetkilileri değişik dönemlerde bana koruma verme teklifinde bulundular, kabul etmedim.

Şimdilerde de PKK’dan dolayı yargılanıyor ve cezalandırılmak isteniyorum.

(….)

Teknik olarak ifade edeyim ki, Cumhuriyet Savcısının, PKK Komplosu olan bir paylaşımdan yola çıkarak hakkımda dava açması ve cezalandırılmamı istemesi oldukça kolaycı ve hukuki olmayan bir yoldur. 

Cumhuriyet Savcılarının görevi, kamusaldır. Lehte ve aleyhte olan delilleri, verileri, bilgileri toplaması gerekir. Bunun için de geçmişte olduğu gibi çok zaman harcamaya ve emek vermeye de ihtiyaç yok. Nasıl ki Twitterde PKK Komplosu ile ilgili bilgilere ulaşmışsa, benin facebook sayfamda ve Twitter sayfamda, ayrıca Geogle girip ismimi yazmış olsaydı, benimle ilgili bilgilenmiş olurdu.

Okuyup ve incelediklerinden benim PKK propagandası yapmayacağımı rahatlıkla tespit eder, önünüze yalan iddiaya dayalı bu iddianame ile gelmezdi.

Cumhuriyet Savcısının iddianame tanzim edip mahkemeye sunmasını bir eksiklik olarak anlayabilir, anlayışla karşılaya bilirdik. Daha sonraki aşamada, esas hakkındaki mütalaasını vermeden önce bunu yapardı. O zaman yine benimle ilgili

5

gerçeğe, benimle PKK arasındaki ilişkiyi anlaması, kavraması, tanımlaması olanaklı olur, sonuç olarak da aydınlanmış olurdu. Bu hukuki garabete teslim olmazdı. Hukukçuluk onur ve davranışı zedelemezdi.

Cumhuriyet Savcısının   bunu yapmamasını; hukukla, adaletli ve vicdani düşünceyle  ve iyi niyetlikle izah etmek olanaklı değildir.

Bir hukukçu olarak, Cumhuriyet Savcısının bu davranışına üzülmekle kalmadım, kamu adına, hukuk, adalet adına hicap duydum, dehşete de kapıldım.

(….)

Mahkemeniz, Cumhuriyet Savcısını içine düştüğü durumdan kurtarmak için, benimle ilgili araştırma ve tevsiki tahkikat talebini önemser mi, O da sizin takdirinize kalmış bir vakıadır.

Cumhuriyet Savcısının, Türk, Kürd ve Dünya kamuoyunda bilinen kişilik özelliğimden koparak bir sonuca da varmış. Bu sağlıklı bir hukuk mantığı ve felsefesine de tekabül etmez. Biliniyor ki, hem hukuki bağlamda ve hem de bilimsel bağlamlarda parçalı bakışa yol açan bilgi ve belgeler, büyük yanılgılara yol açar. İnsanın yanlış yollara sapmasına yol açar. Mahkemelerinde yanlış karar vermesine temel oluşturur.

Cumhuriyet Savcısı da bu tuzağa düşerek, yanılgılı bir bakış açısını, belge yorumlamasını mahkemenizin huzuruna getirmiştir.

Bu yaklaşım ve konumlanmanın adaletsizliğe yol açacağı mutlaktır.

Cumhuriyet Savcısı lehte ve aleyhteki tüm belge ve bilgileri toplamak zorundadır.

(…….)

Cumhuriyet Savcısı, Devletin Öcalan’la/PKK ile içli-dışlı ve kuzu sarması olduğu, Devletle Öcalan’ın birlikte Kürdmilletine ve Kürd milli  haklarına karşı çalıştıkları ve savaştıkları bir dönemde dava açılıyor, hakkımda ceza talep ediliyor.

Öcalan’a “bebek katili” diyen Devletin Vesayet Adamı Kürdkarşıtı ve ırkçı Bahçeli’nin bu tutumundan vazgeçerek, Öcalan’a “sayın” ve “kurucu önder” diye paye verdiği, Öcalan’ın Meclise gelip DEM Grup Toplantısında konuşma yapmasını savunduğu dönemde, hakkımda PKK propagandasından dolayı ceza isteniyor.

PKK’lı milletvekillerine devlet yetkililerinin, Türk siyasi partilerinin kırmızı halı serdikleri bir dönemde  hakkımdadava açılıyor ve cezalandırılmam isteniyor.

Devletin, Kandildeki PKK ile ortak çalışmasının tezahür olan, PKK sorumlusu Duran Kalkan’ın AK Parti ve MHP’den yani hükümetten, PKK’ya karşı olan, Devlet-Bahçeli Öcalan’ın 27 Şubat 2025 Ortak Kürt Karşıtı Manifestosunu eleştiren Kürdmilliyetçileri, Kürd Dava İnsanları  ve tüm Kürdvatanseverleri hakkında gerekli işlemlerin, yani tutuklama ve yargılanmaların yapılmasını istediği bir zamanda hakkımda dava açılıyor, cezalandırılmak isteniyorum.  

(…..)

Bütün anlattıklarımdan anlaşılmış olmalı ki, hakkımdaki soruşturma sonucu açılmış olan dava, gerçeklere dayalı ve hukuki bir dava değildir.

6

Hakkımda açılmış olan dava, Yıllardır Cumhuriyet Savcılarının; PKK muhalifleri, PKK tehdidi ve PKK’nın ölüm kararlarıyla karşı karşıya olan, Kürt milli hakları için mücadele eden ve çalışma yürüten Kürt siyasetçilerini, aydınlarını PKK propagandası yapma iddiasıyla açtıkları onur kırıcı, pozitivist hukuk ilkeleriyle ilgisi olmayan davaların tekrarı niteliğinde bir davadır.

Cumhuriyet Savcısı, PKK’ya karşı on yıllardır mücadele eden biri olarak kamuoyunca da PKK’ya yaman muhalif karakteriyle bilinen ve tanınan biri olarak cezalandırılmamı istemesi yerinde ve hukuki değildir; benim kişiliğe  karşıaçılmış bir savaştır..

(…..)

Bu nedenle, mahkemenizin bu dosyayı yok sayma sonucuna varması gerektiğini düşünüyorum.

Bu savunmama rağmen de, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi hakkımda cezalandırma yoluna gitti.

 

IV-MAHKEMENİZ İÇİN İLERİ SÜRDÜĞÜM KARARI BOZMA NEDENLERİ

1-Benim PKK karşıtı bir hukukçu ve aydın olduğumu, Türk aydın ve basın çevreleri, Kürd Kamuoyu çok açık bilebilir durumdadır.

Bu konuyu Cumhuriyet Savcısına açıklamama rağmen, hiçbir araştırma yapma gereği görmedi, lehimde hiçbir belge toplamadı, PKK’nın komplosu sonucu ortaya çıkan belge niteliğinde olmayan bir durumu yeterli buldu.

Bu komplodan yola çıkarak iddianame tanzim etti ve cezalandırılmamı istedi.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi de, savcının savlarını gözönüne aldı ve yeterli gördü.

Benim savlarımı ve görüşlerimi hiç önemsemeden, adalet ve vicdan eleğinden geçirmeden, ileri sürdüğüm görüş ve öneriler hakkında hiçbir sorgulama yapmadan, tevsiki tahkikat yoluna gitmeden, ilk ve savcılık soruşturmasında hakkımda ifade edilen komployu kabul ederek cezalandırma yoluna gitti.

Bu tutum, hukuka aykırı bir davranıştır. Adaleti zedeleyen, kişisel hakları korumayan bir davranış tarzıdır.

Bu nedenle mahkemenin hakkımda aldığı kararın bozularak, dosyanın ortadan kaldırılması ve kararın beraatla sonuçlanması gerekir.

Mahkemenizin de bu konuda gerekli duyarlılığı ve hukuki davranışı göstereceğine inanıyorum.

 

2-Cumhuriyet Savcısına ve Hüküm-Karar Mahkemesi Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde ifade ettiğim gibi, Terörist Öcalan ve PKK Hakkında yazdığım binlerce makalemvar. Bu yazılarımın bir kısmını savunmama ekleyerek size sunacağım.

 

7

Mahkemenizin benim yazılarımı inceleyerek lehimde bir sonuca ulaşacağını, hüküm mahkemesinin kararını bozacağına inanıyorum.

 

3-PKK’lıler benim Twitterime el koyup komploya başvurduktan sonra yine kendi ismimle Twitterde görüşlerimi açıklamaya çalıştım.

Ayrıca Facebookta da HER GÜN GÖRÜŞLERİMİ YAYINLIYORDUM

Benim sosyal Medyadaki aktif yapım devam ediyor.

Cumhuriyet Savcısına yeni Twitter Hesabımı ve Facebook hesabımı kontrol etmesini talep ettim.

Kendinin yanında facebook ve Twitter Sayfamı açarak birlikte inceleme yapabileceğimi, ben de bir hukukçu olduğuma göre karşılıklı bir güven içinde birlikte hareket edebileceğimizi, yada savcı kimliğiyle Twitter ve facebook sayfamı İLGİLİ TEKNİK KURUMA inceletmesi olanağının olduğunu önerdim.

 

4-Bunun yanında GEOGLE girerek benim Terörist Öcalan ve PKK karşısındaki konum ve görüşlerimi tespit etmesi olanaklıydı. Bunu da önerdim.

Ne yazık ki, Cumhuriyet Savcısı bu önerilerime  kulağınıkapattı.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi de Cumhuriyet Savcısının hukuki olmayan bu tutumunu benimsediğinden, facebook ve Twitter sayfamı inceletme gereği görmedi.

Mahkemenize de aynı önermemi bir belge olarak sunuyorum.Benim Facebook ve Twitter sayfalarımı kontrol altına alın.

5-PKK’nın benim hakkımda verdiği ölüm kararları verdiğini Cumhuriyet Savcısına ifade ettim. Bu konuda açıklamalarımınbasında geniş yer aldığını; İçişleri Bakanlığının talebi üzerine Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün bana iki defa koruma teklifinde bulunduğumu ifade ettim.

Bu konuda dosyada incelendiği zaman anlaşılıyor ki, Cumhuriyet Savcısının üstün körü bir inceleme yapıyor.

Böyle bir kararın olmadığı sonucuna varıyor.

Bu konuda mahkemenizi aydınlatmak için basına bakalım. Basında yazıldığı gibi aktarıyorum

 

 

a)Kurdistan24 Gazetesi

 

İbrahim Güçlü: PKK bir kez daha hakkımda ölüm kararı vermiş

 

8

Kürt yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK’nin kendisi hakkında ölüm kararı verdiğini belirterek, “PKK bir kere daha hakkımda ölüm kararı vermiş. Bu da gösteriyor ki PKK, benim hakkımda üçüncü ölüm kararı vermiş oluyor” dedi.

2021-04-02 12:56

DİYARBAKIR (K24)

Diyarbakır’da basın toplantısı düzenleyen yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK tarafından kendisine suiskast planı yapıldığını belirtti.

Güçlü, “Resmi planda bana verilen bilgilerden anlaşılıyor ki, PKK bir kere daha hakkımda ölüm kararı vermiş. Bu da gösteriyor ki PKK, benim hakkımnda üçüncü ölüm kararı vermiş oluyor” ifadelerini kullandı.

“Ankara’da ya da Kürdistan sahasında PKK’ye yönelik yapılan operasyonlarda ele geçenlerin sorgusunda ve ele geçen belgelerde, PKK’nin benim hakkından ölüm kararı olduğuna dair bilgiler vermişler” diyen Güçlü, özetle şunları kaydetti:

“Bu bilgiler içinde, beni öldürecek ve beni izleyecek kişi de isimleri belli Ama halen yakalanmamışlar. Onlar aranıyorlar.

Verilen resmi bilgilerden anlıyorum ki, 400 Kürdistanlı aydın, siyasetçi, hukukçu, sanatçı, iş insanı adına Kürdistan’da, Kürdistan Meclisi, Kürdistan Hükümeti, Kürdistan başkanlığıyla yaptığımız görüşmelerden ve yaptığımız basın toplantılarından sonra, bu karar alınmış.

Bilgilendirme gösteriyor ki, beni öldürecek, beni izleyecek ve yerimi tespit edecek kişiler biliniyor. Ama ele geçirilmemişler. Aranıyorlar.”

 

b)İLKE HABER AJANSI

Yazar İbrahim Güçlü PKK tarafından ölüm listesine alındığını söyledi

Siyasetçi-Yazar İbrahim Güçlü, resmi kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre PKK tarafından ölüm listesine alındığını ifade ederek tüm ölüm tehditlerine rağmen gerçekleri söylemekten geri durmayacağını belirtti.

İlgili birimler tarafından çağrılarak PKK mensuplarınca ölüm listesine alındığına dair bilgilendirildiğini söyleyen KürdSiyasetçi-Yazar İbrahim Güçlü, kendisi hakkında daha önce de bu tür kararlar alındığını fakat şimdiye kadar amaçlarına ulaşamadıklarını ifade etti.

PKK'nin kuruluş amacına, Kürd halkı üzerinde yürüttüğü baskıcı politikalara değinen Güçlü, "PKK, devlet tarafından Kürd milli hareketine, halkımıza, parti ve örgütlerine karşı operasyon örgütü olarak kurulduğundan bugüne kadar Kürdistan'da büyük bir tehdit oluşturdu. PKK daha bir grupken (UKO, Kürdistan devrimcileri, Apocular) ilk başlardan itibaren yakın ve ölümcül tehdit oluşturdu. Kürdistan'da cinayetler işlemeye başladı." dedi.

 

 

9

Güçlü, "PKK daha da ileri giderek Kürdistan'ın Siverek, Hilvan, Ceylanpınar, Nusaybin ve daha birçok şehrinde 1978-79-80 tarihlerinde kitlesel olarak Kürtleri öldürdü ve öldürttü. PKK'nin bu tehlikeli durumu Kürdistan'ın bütün parçalarına ve dünya Kürtleri arasına yayıldı. Günümüzde de bu tehlikeli durumu devam ediyor." ifadelerini kullandı.

"Kamuoyu baskısı neticesinde beni öldüremediler"

Kürd, Kürdistan parti ve örgütlerinin başkanları ile sorumluları hakkında ölüm kararlarının daha öncede alındığına dikkati çeken Güçlü, "1989 yılında ben ve Kemal Burkay hakkında ölüm kararı verdi. Bu kararını Paris'te yapılmakta olan Kürd Enstitüsü tarafından organize edilen Kürd Uluslararası Kürd Konferansı devam ederken bir bildiriyle açıkladı. Bu kararı sonucu Avrupa'da Kürtler terörize oldular, kendilerini korumak için silahlanmak zorunda kaldılar. Bu karara karşı PKK hakkında büyük bir siyasi ve fikri kampanya başlattık. PKK, Kürd kamuoyu ile Kürdistan siyasetçilerinin muhalefeti ve baskısı sonucu kendi kararını hayata geçiremedi." diye belirtti.

1989 yılı sonrası 2006 yılında Diyarbakır Kürd Derneği'nin sözcüsü olduğu zamanlarda hakkında ikinci ölüm kararı alındığını söyleyen Güçlü, "Bilindiği gibi o zaman kalabalık ve çok Kürd aydını hakkında bir ölüm listesi yayımlandı. Bu listede ben, Kemal Burkay, Ümit Fırat, Orhan Miroğlu, Mehmet Uzun ve birçok Kürdistan aydını ve siyasetçisi vardı. Birçok aydın ve siyasetçi bu karardan sonra geri adım attılar. Ben PKK'ya karşı kararlı fikri ve siyasi mücadele yürüttüm. Bana, tüpleri bağlayıp on gözlü köprüde patlatacaklarını söylediklerinde ben Sanat Sokağı'n da kitlesel basın toplantısı yaptım. Bunun üzerine birçok Kürd siyasetçi ve aydını 'Biz İbrahim Güçlüyüz' diye kampanya yürüttüler. Bu mücadele sonucu PKK geri adım atmak zorunda kaldı." dedi.

"Beni öldürecekleri bilgisi ele geçirilenlerin sorgusunda ve belgelerden tespit edildi"

Resmi kaynaklardan edindiği bilgilere göre PKK'nin bir kere daha hakkında ölüm kararı verdiğini dile getiren Güçlü, "Bu da gösteriyor ki PKK benim hakkımda üçüncü ölüm kararı vermiş oluyor. Resmi bilgilere göre, Ankara'da ya da Kürdistan sahasında PKK'ye yönelik yapılan operasyonlarda ele geçirilenlerin sorgusunda ve ele geçen belgeler de benim hakkımda ölüm kararı olduğuna dair bilgiler vermişler. Bu bilgileri içinde beni öldürecek ve izleyecek kişilerin isimleri belli ama halen yakalanmamışlar, aranıyorlar." ifadelerini kullandı.

Güçlü, "Verilen resmi bilgilerden anlıyorum ki PKK; 400 Kürdistanlı aydın, siyasetçi, hukukçu, sanatçı, iş insanı adına Kürdistan'da; Kürdistan meclisi, hükümeti ve başkanlığıyla yaptığımız görüşmelerden ve basın toplantılarından sonra bu kararı almış." şeklinde konuştu.

"Hakkımdaki ölüm kararının halkımızın vicdanında mahkûm olmasını istiyorum"

Siyasi mücadele hayatında Kürdistan hareketinde her zaman üst seviyelerde görevler yaptığını hatırlatan Güçlü, "Dolayısıyla 56 yıllık mücadele hayatımda bir Kürdün ve insanın burnunu kanatmadım, öldürülmesini düşünmedim. Aksine Kürdistan ulusal mücadelesinde kendimi bir kurban gibi telakki ettim. PKK'nin benim hakkımdaki ölüm kararını halkımızın vicdanında mahkûm olmasını istiyorum. Bununla kötülüğün önünün alınması isteğindeyim." diye belirtti.

 

10

PKK'nin onlarca yıldır Kürdistan'da büyük kötülükler yapmakla beraber kendi içinde bile binlerce üye ve sorumlusunu katlettiğine dikkati çeken Güçlü, "PKK'ye iyi niyetle Kürtlük, Kürdistan'ın özgürlüğü ve bağımsızlığı için katılan gençlerin bundan böyle bu kötülüklerin önüne geçmeleri acil görevleri arasındadır. Biz biliyoruz ki PKK birkaç gün önce Kürdistan federe Devletinde bir peşmerge öldürdü, Kürt ézidilere işkence etti." dedi.

"Ölümden ve öldürülmekten korkmuyorum"

Güney Kürdistan bölgesinde PKK'nin mazlum Kürt halkı üzerinde uyguladığı baskı ve zulümlere değinen Güçlü, son olarak şu ifadelere yer verdi:

"Haşdi Şabi ile ittifak içinde Kürdistan'da birçok köy ve bölgeyi işgal etmiş, köylülerimizden haraç alıyor, köylülerin üretim yapmasına izin vermiyor, çocukları kaçırıyor ve öldürüyor veya öldürtüyor. Ben diyorum ki yaşamımız geçicidir. Bundan dolayı ölümden ve öldürülmekten korkmuyorum. PKK, otoriter ve faşist örgüt olarak istiyor ki halkımız arasında korku yayılsın ve derinleşsin ki seslerini kessinler, sinsinler. Nitekim şimdiye kadar bu siyasetinde de başarılı oldu. Kürd halkı PKK'nin bu davranışına izin vermemelidir. Korkarak kendi ölümümüze izin vermemeliyiz." (İLKHA)

https://ilkha.com/gundem/yazar-ibrahim-guclu-pkk-tarafindan-olum-listesine-alindigini-soyledi-155158

 

 

c) İbrahim Güçlü: PKK hakkımda ölüm kararı almış

02-04-2021

Rûdaw

İbrahim Güçlü: PKK hakkımda ölüm kararı almış

Haber Merkezi - Kürt siyasetçi ve araştırmacı yazar İbrahim Güçlü, Emniyet tarafından ‘PKK tarafından ölümle tehdit edildiği’ hakkında bilgilendirildiğini söyledi.

İbrahim Güçlü, Diyarbakır’da düzenlediği basın toplantısında, PKK tarafından ölümle tehdit edildiğini açıkladı.

Gözaltına alınan PKK üyelerinin evlerindeki örgüt ile yazışmalarına ve verdikleri ifadelerde kendisi hakkında ölüm kararı alındığı bilgisinin kendisiyle paylaşıldığını belirten Güçlü, “Ankara’da ya da Kürdistan sahasında PKK’ye yönelik yapılan operasyonlarda ele geçenlerin sorgusunda ve ele geçen belgelerde, PKK’nin benim hakkımda ölüm kararı olduğuna dair bilgiler vermişler. Bu bilgiler içinde, beni öldürecek ve izleyecek kişilerin isimleri de belli. Ama halen yakalanmamışlar, aranıyorlar” dedi.

Güçlü, “Verilen resmi bilgilerden anlıyorum ki, PKK, 400 Kürdistanlı aydın, siyasetçi, hukukçu, sanatçı, iş insanı adına Kürdistan’da, Kürdistan Meclisi, Kürdistan

11

Hükümeti, Kürdistan başkanlığıyla yaptığımız görüşmelerden ve yaptığımız basın toplantılarından sonra, bu karar alınmış” ifadelerini kullandı.

PKK’nin kurulduğu günden bugüne Kürdistan’da büyük bir tehdit oluşturduğunu ve cinayetler işlediğini, Kürt yurtseverlerini katlettiğini belirten Güçlü, sözlerine şunları ekledi:

“PKK, devlet tarafından Kürt Milli Hareketine, Kürt Yurtseverlerine, halkımıza, Kürdistan parti ve örgütlerine karşı operasyon örgütü olarak kurulduğundan (1975-76) bu güne kadar Kürdistan’da büyük bir tehdit oluşturdu.

PKK bir çok kez benim hakkımda ölüm kararı aldı ancak Kürt kamuoyunun tepkisi nedeniyle bunu gerçekleştirmediği. Ben diyorum ki, Kürdistan ve milletimiz sağlıklı olsun. Kürdistan ve milletimiz tehlikelerden kurtulsun. Özgür ve bağımsız olsun. Bizim yaşamamız geçicidir. Bundan dolayı ölümden ve öldürülmekte korkmuyorum. PKK, otoriter ve faşist örgüt olarak istiyor ki halkımız, aydınlar, siyasetçiler arasında korku yayılsın ve derinleşsin ki seslerini kesinler ve sinsinler. Şimdiye kadar bu siyasetinde de başarılı oldu. Kürt yurtseverleri, Kürt ve Kürdistan, demokrasi, insanlık, hak ve özgürlük savaşçıları, dava adamları, hizmetçileri PKK’nın bu davranışına izin vermemelidir.”

Güçlü ayrıca, ölüm tehditlerinden korkmadığını ve emniyetin önerdiği koruma tahsisi teklfini reddettiğini kaydetti.

Basın toplantısına katılan HAK-PAR, PAK, PSK, TEVGER yöneticileri Güçlü’ye destek verdi.

 

d)TİGRİS HABER

Güçlü: PKK hakkımda ölüm kararı çıkardı

Güçlü: PKK hakkımda ölüm kararı çıkardı

Yayınlanma: 02 Nisan 2021 Cuma 13:24

Güncelleme: 02 Nisan 2021 Cuma 13:24

Diyarbakır’da basın toplantısı düzenleyen yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK’nin hakkında ölüm kararı çıkardığını iddia etti.

TİGRİS HABER - Yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetinde basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Güçlü, PKK’nin hakkında ölüm kararı çıkardığını iddia etti.

Güçlü, “PKK’nin ölüm kararıyla ilgili Ankara Emniyetinden Diyarbakır Terörle şube müdürlüğüne tebligat gönderildi. Suikastı yapacak kişi ve istihbarat sağlayacak kişiler belli. Bu tehditlere rağmen koruma talebinde bulunmadım.

Resmi planda bana verilen bilgilerden anlaşılıyor ki, PKK bir kere daha hakkımda ölüm kararı vermiş. Buda gösteriyor ki PKK’nın benim hakkımda verdiği üçüncü ölüm kararı” dedi. (Haber Merkezi)

 

.

12

DİYARBAKIR CUMHURİYET SAVCILIĞINA PKK:NINİNFZLARIYLA İLGİLİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM

Meclis Komisyonunda PKK’nın infazları hakkında sözlü ve yazılı açıklama yaptıktan sonra Diyarbakır Cumhuriyet BaşSavcılığına suç duyurusunda bulundum.

Bu konuda gerekli araştırmanın yapılmasını talep ediyorum.

Bu konu Basında da şöyle açıklandı:

 

T24

Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü PKK'nın örgüt içi infazlarını anlattı!

İbrahim Güçlü, faili meçhul cinayetleri araştıran Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı'na 39 sayfalık dilekçe verdi....

 

19 Şubat 2012 20:32

 T24 - Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı'na verdiği 39 sayfalık dilekçe de PKK'nın sivil infazlarından ve  örgüt içi infazlardan bahsetti. Güçlü'nün faili meçhul cinayetleri araştıran savcılığa verdiği listede infaz edilen kişilerin adları ve infaz tarihlerinin yer aldığı belirtildi.

 Star gazetesinde yer alan habere göre; Faili meçhul cinayetleri araştıran Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’nın mercek altına aldığı PKK’nın iç infazları dosyası kapsamında önceki gün tanık sıfatıyla ifade veren Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü savcılığa verdiği 39 sayfalık dilekçede PKK’nın infaz ettiği isimleri tek tek sıraladı. PKK’nın kendi dışındaki Kürt örgütlerini düşman görme stratejisinden dolayı ortadan kaldırmayı hedef haline getirdiğini dile getiren Güçlü, PKK’nın cinayetleri üstlenmediğini ya da polise yıkmaya çalıştığını belirterek üstlenmek zorunda olduğu cinayetleri ise ‘kaza’ olarak açıkladığını belirtiyor.

 12 Eylül öncesi ve sonrası katliam

 Güçlü savcılığa verdiği dilekçede, “PKK, kendi içinde hiçbir muhalefete izin vermedi. PKK,ilk çıktığı günden günümüze dek binlerce militan ve sempatizanını ‘örgüte ihanet, ajan-provokatör’ suçlamasıyla infaz etmiştir. PKK ortaya çıkışıyla birlikte, 1976’da Ankara’da kendi arkadaşları Ali Doğan Yıldırım’ı kaldığı evde kafasına bir kurşun sıkarak öldürdüğü ve bunun PKK’nın ilk cinayeti olduğu iddia edilir. PKK önce bu cinayeti üstlenmedi ve polise yıkmaya çalıştı. Keza, Ali Doğan Yıldırım’ın sonu. PKK’nın iç ve dış infazları 12 Eylül sonrasında da devam etti”dedi.

 

'İlk infaz Mustafa Çamlıbel'

  - Mustafa Çamlıbel: PKK’nın katlettiği ilk kişi. Ağrı’da Özgürlük Yolu yandaşı idi.

 

13

 - Mehmet Uzun ve Ali Kınacık: Haki Karer’in öldürülmesi gerekçe gösterilerek, Têkoşînî Antep’te tasfiye etmek için öldürüldü.

 - Ferit Uzun: Dengê Kawa lideri ve PKK tarafından 22 Kasım 1978 yılında Siverek’te katledildi.

 - Mehmet Çakmak: TKP’nin önde gelenlerindendi. Diyarbakır’da bir kitabevi basılarak katledildi.

 '36 yılda 15 bin sivil öldürdüler'

 - 22 Ocak 1987: Hakkâri Uludere’de Ortabağ köyünde, soba içine koydukları bombalarla 8 vatandaşı öldürdüler.

 - 23 Ocak 1987: PKK, Midyat baskınını gerçekleştirdi ve 10 vatandaşı öldürdü.

 - 20 Haziran 1987: Mardin Ömerli ilçesinde, Pınarcık köyü katliamı gerçekleştirildi. 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek, toplam 30 kişi katledildi. Öcalan katliamın ardından ‘Öldürelim, otorite olalım ‘açıklaması yaptı.

 - 9 Mayıs 1988: Mardin Nusaybin’de Taş Köyü’nün Behmenin mezrasını basan PKK’lılar, bir aileden 8’i çocuk, 2’si kadın 11 kişiyi öldürdüler..

 - 26 Kasım 1989: Hakkâri Yüksekova ilçesine bağlı İkiyakaköyünde 21 kişi öldürüldü, 9 vatandaş kaçırıldı.

 - 11 Haziran 1990: PKK Şırnak’ın Çevrimli Köyünü basarak 27 kişiyi öldürdü. Ölenlerden 12’sinin çocuk, 7’sinin de kadın olduğu açıklandı.

 - 14 Temmuz 1991: Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit ilçelerinde köyleri basan PKK mensupları, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 9 kişiyi öldürdü. PKK’lılar, cesetleri de yakarak kaçtılar.

 - 25 Aralık 1991: İstanbul’da yürüyüş yapan bir grup PKK yanlısı, İstanbul Bakırköy’de lışveriş merkezine molotof kokteyli attı. Yangında 11 kişi öldü, 17 kişi yaralandı.

 - 11 Haziran 1992: PKK’lılar Bitlis’in Tatvan ilçesinde bir minibüsü durdurarak içinde bulunan 13 kişiyi kurşuna dizdiler.

 - 27 Haziran 1992: Silvan’ın Yolaç köyünü basan PKK’lılercamide namaz kılan vatandaşları dışarı çıkarıp kurşuna dizdi. 10 vatandaş hayatını kaybetti.

 - 1 Ekim 1992: Bitlis’in Cevizdalı köyünü basan PKK, çocuk ve kadınların bulunduğu 30 kişiyi öldürdü, 25 kişiyi de yaraladılar.

 - 24 Mayıs 1993: Bingöl-Elazığ karayolunu Bilaloğlu mevkiinde kesen teröristler otobüsten indirdikleri 33 eri kurşuna dizdiler.

 - 15 Haziran 1993: Siirt’in Şirvan ilçesi Gözlüce köyü ile Bingöl’ün Ilıcalar Bucağı Üçpınar köyünü roketatarla basan PKK’lılar  9 vatandaşı öldürüp 4’ünü kaçırdılar.

 

14

- 6 Temmuz 1993: Başbağlar Katliamı - Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyüne silahlı baskın düzenleyen PKK’lılar, aralarında kadınların da bulunduğu 28 kişiyi öldürdü, 3 kişiyi yaraladılar. Köydeki 57 evi ateşe verip kaçtılar.

 - 4 Ağustos 1993: Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı Kavakbaşı ve Yenidoğan köyleri arasında yol kesen PKK’lılar, yolcu minibüsünde bulunan 28 kişiyi kurşuna dizdiler.

 - 25 Ekim 1993: Erzurum Çat ilçesine bağlı Yavi beldesine baskın düzenleyen PKK’lılar,kahvehaneye topladıkları vatandaşları taradı$ 35 kişi öldü, 50 kişi de yaralandı.

Örgüt içinde öldürülen yöneticiler

 

- Mehmet Turan: PKK’nın oluşum safhasında önde gelen adamlarındandı,1979’da ajan olduğu gerekçesiyle Mardin’de öldürüldü.

 - Murat Bayraklı:1984’te Batı Berlin’de çöp konteynırında yakılarak öldürüldü. Suçu ihanetti.

 - Zülfi Gök:1984’te Almanya’nın Rüsselsheim’de aracında kurşunlanarak öldürüldü. PKK bu cinayete sahip çıkarak; “Muhalif gruplarla (Enver Ata)işbirliği yaptığı için infaz edildi”açıklaması yaptı.

 - Enver Ata: 20 Haziran 1984’de İsveç’in Uppsala şehrinde infaz edildi

 - İzzettin Evcil: 1977-79 yılları arasında Örgütün Batman sorumlusuydu.1984’de “PKK içerisinde muhalif çizgi oluşturmak” suçlamasıyla infaz edildi.

 - Çetin Güngör (Semir): PKK merkez Komitesi Üyesi. Öcalan’a muhalefet yaptığı için 1985’te Stockholm’dayüzlerce Kürdün gözleri önünde infaz edildi.

 - Abdullah Kumral:PKK Merkez Komitesi Üyesi. PKK politikalarına karşı çıktığı için önce hapse alındı, sonra kulaklarına harbi sokularak Bekaa’da öldürüldü.

 - Resul Altınok: PKK Merkez Komitesi Üyesi. PKK kampında önce kendisine bir çukur kazdırıp daha sonra kafasına kurşun sıkıldı.

 - Lamia Baksi ve 67 militan 1987’de infaz edildiler

 - Av. Mahmut Bilgili:PKK olmak üzere birçok Kürt örgütünün davalarına bakıyordu. 1987’de Hollanda’da yemek masasında boğdurulup, cesedi satırla parçalanıp kanalizasyona atıldı. Suçu örgüte ihanetti.

 - Mehmet Tunç:Avrupa’daki PKK yapılanmasında yer aldı.Sevgilisinin gözü önünde kurşuna dizildi.

 - Mustafa Ömürcan ve dört arkadaşının infazı: “Örgüt talimatlarına karşı gelmek” suçlarından dört arkadaşı ile birlikte, Halil Kaya tarafından infaz edilirler.

 - Şahin Dönmez: PKK’nın Merkez Komitesi Üyelerinden. 1990’da infaz edildi.

 - Mehmet Çimen: Örgütün Avrupa koordinatör yardımcısı. İhanetten 1993’te yok edildi.

 

 

15

PKK’NIN KATLETTİĞİ VE İNFAZ ETTİĞİ KİŞİLERİN LİSTESİNİ TBMM’YE SÖZLÜ VE YAZILI OLARAK İLETTİM.

 

PKK’ya karşıt olmamın en önemli delillerinden biri de TBMM FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER KOMİSYONUNDA yazılı ve sözlü dile getirdiğim görüşlerdir.

Bu konunun Mahkemeniz tarafından Meclis’in ilgili Komisyonuna sorulmasını talep ediyorum.

Bu konuda gazatelerde yayınlanan haberlere bakalım.

a)PKK'NIN KATLETTİĞİ KÜRTLERİN LİSTESİ?

Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK'nın öldürdüğü isimleri TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'na verdi. İşte PKK'nın öldürdüğü o isimler...

 

Kürt siyasetçi İbrahim Güçlü, PKK’nın iç infazları konusunda hazırladığı raporu TBMM’ye sundu. Güçlü’nün raporuna göre PKK’nın faili meçhulleri 12 Eylül öncesinde başlayıp günümüze kadar devam ediyor.

 

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan “Terör ve Şiddet Olayları Kapsamından Yaşam Hakkı İhlallerinin İncelenmesi Alt Komisyonu” na 19 Ocak’ta bilgi veren Kürt hareketinin önemli isimlerinden siyasetçi-yazar İbrahim Güçlü’nün, komisyona ayrıca, PKK’nın öldürdüğü belirtilen isimlerin tek tek sıralandığı bir rapor sunduğu ortaya çıktı.

 

RAPOR 26 SAYFA

Raporu savcılığa da vermeye hazırlanan Ala Rızgari Hareketi liderlerinden Güçlü’nün “Devlet-PKK-Hizbullah terörünün yol açtığı ölümler” başlıklı 26 sayfalık raporun “PKK’nın infazlarına örnekler” bölümünde çok sayıda olay “isim, yer ve tarih” vererek anlatıldı.

 

PKK MUHALEFETE İZİN VERMEDİ

Güçlü, raporunda, “PKK kendi içinde hiçbir muhalefete izin vermedi. PKK, bu strateji gereği bütün Kürt örgütlerine eş zamanlı olarak saldırdı. Kawa’nın liderlerinden Ferit Uzun’u 22 Kasım 1978’de Siverek’te silahlı suikast sonucu katletti. Bu eylemini gizledi. Ferit Uzun’un Bucaklar tarafından katledildiğini ileri sürdü. Denga Kawa lideri Ferit Uzun dışında başka yurtseverleri de katlettiler. PKK, Kawa ile birlikte Özgürlük Yolu, DDKD, Rizgari, Beş Parçacılar, KUK ve Tekoşin’e karşı saldırı düzenledi” dedi. Güçlü, PKK’nın “Türk sosyalistlerinin Kürdistan’da örgütlenme hakkına sahip olmadığı”

 

16

stratejisini ileri sürerek, Türk sosyalist örgütlerinin yöneticilerini ve üyelerini katlettiğini de iddia etti.

 

KATLİAM LİSTESİ

Güçlü, “PKK’da infaz edilen kurucular, merkez komitesi üyeleri ve üst düzey yöneticileri” bölümünde “iç infaz” olaylarını anlattı. İşte o olaylardan bazıları:

Mehmet Turan: 1979’da Abdullah Öcalan’ın emriyle ajan olduğu gerekçesiyle Mardin’de öldürüldü.

 

Murat Bayraklı: 5 Haziran 1984’te Batı Berlin’de çöp konteynırında yakılarak öldürüldü.

Çetin Güngör: 2 Kasım 1985 günü İsveç’in başkenti Stockholm’de yüzlerce Kürt’ün gözleri önünde infaz edildi.

Abdullah Kumral: Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak PKK’ya teslim edildikten sonra Öcalan’ın emriyle kulaklarına tüfek harbisi sokulmak suretiyle Bekaa’da öldürüldü.

Dilaver Yıldırım: Öcalan’ın talimatıyla Bekaa kampına getirilen Yıldırım’ın, bir sürü uygulamadan sonra gece nöbetinde intihar ettiği söylendi.

Avukat Mahmut Bilgili: 1987 yılının Mart ayı başında Hollanda’da yemek masasında boğdurulup cesedi satırla parçalanıp kanalizasyona atıldı. Cesedi 28 Mart’ta Twentekanalında bulundu.

Mehmet Çimen: Öcalan’ın kadın sorunuyla ilgili koyduğu yasaları çiğnedi. Sorgulandı. “Buharlaştırılarak” yok edildi.

Resul Altınok: Çukur kazdırılıp kafasına kurşun sıkılarak öldürüldü.

Mehmet Şener: 1 Kasım 1991’de Suriye’nin Kamışlı ilçesinde Suriye istihbaratının katkısıyla infaz edildi.

Hikmet Fidan: Diyarbakır’ın Bağlar semtinin dar sokaklarında 6 Temmuz 2005 sabahı, susturucu takılı tabancadan ensesine sıkılan tek kurşunla öldürüldü.

Kani Yılmaz: Güney Kürdistan’da Serdar Kaya ile birlikte araçlarına yerleştirilmiş bombanın patlaması sonucu 12 Temmuz 2005’de infaz edildi.

 

Gündüz gardiyan gece PKK

 

İbrahim Güçlü, raporunda Varto’nun farklı köylerinden örgüte katılanların öldürülmesine de yer verdi. Varto’lu bazı isimlerin ölümleri şöyle anlatıldı:

 

 

17

Kerem Geldi: ANAP ilçe başkanı. 1992’de evinden kaçırılarak öldürüldü.

Şirin Şahin: Gece evinden alınarak Varto’nun kuzeyinde öldürüldü. PKK yanlış uygulama diye ailesine bilgi verdi.

Ahmet Kartal: 1995 ya da 1996’da 10 yaşındaki oğlunun gözleri önünde PKK tarafından öldürüldü.

Muş Til Beldesi Belediye Başkanı: Ajan olduğu gerekçesiyle öldürüldü.

Muş Malazgirt Malbat Aşiret Reisi Bedri: 1992’de il genel meclisi üyesi olduğu için ihanet gerekçesiyle öldürüldü. İbrahim Güçlü, “Diyarbakır Cezaevi’nde ikili-vardiyalı işkence” başlığı ile önemli bir not da aktardı. Güçlü, “Diyarbakır Cezaevi’ndeki durumun araştırılması gerekir. O dönem tutuklu Kürt siyasilerinin anlattıklarına göre, cezaevinde gündüzleri devletin yetkili gardiyanları, geceleri de PKK işkence ediyordu. Rizgari davasından yargılanıp ceza alan Hasan Çakır bu işkenceyi vardiyalı işkence diye tanımlıyor” dedi.

 

Güç toplamak için Kürtler'i öldürdü

Güçlü, “Kürt örgütlerine karşı infaz ve iç infaz” başlığı altında 12 Eylül öncesi ve sonrası bazı ölümleri de sıraladı. Raporda, “12 Eylül öncesi infazlar” başlığı altında öldürülen isimlere şu şekilde yer verildi:

Mustafa Çamlıbel: PKK’nın katlettiği ilk yurtsever Çamlıbel’dir. PKK, Ağrı’da egemen olmak istediği için Çamlıbel’i öldürdü. Çamlıbel’in öldürülmesi PKK’nın kodunu çözen ilk vakıa oldu.

Haki Karer: Gaziantep’te örgütlenme için, çatışmada yaralanan Haki Karer’i hastanede öldürdü.

Mehmet Uzun ve Ali Kınacık: Karer’in öldürülmesi gerekçe gösterilerek öldürüldüler. PKK, KUK’u kendisine engel gördüğünden savaş açtı.

Abdulvahap Akman, Mehmet Akagündüz, Kerim Hamidanoğlu, Sıdık Batzar, Abdulkadir Umur, Ziver Kaya, Şeyhmus Kaya,Mahmut Zıngırtlı, Neytullah Özgen,MuratYalçın, Bekir Öztürk, Cemil Onur, Cemil Çakır, Abdurrahman Aslan, Sadık Özen,Mahmut Karahan, Selim Aslan, UbeyitSana tespit edebildiğim öldürülen kişiler.

 

Kendi kadrosunu yok etti

Kürt aydını Ümit Fırat: PKK da kurulduğundan bu yana benzer bütün örgütler gibi bu yola başvurdu. Meclis’teki komisyonda da kısmen söyledim. Öcalan’ın kendisi iç infazların 15 bin olduğunu söylüyor. Selim Çürükkaya da içeriden biri olarak çok fazla diyor. Bunlar ancak görgü tanıkları ve emri verenlerin ifadeleri ile ortaya çıkacak. Benim tanıdığım birtakım insanlar var. Resul Altınok PKK’nın kurucu kadrosundan, Öcalan’ın arkadaşlarından biri. Ama şimdi yaşamıyor. Bunlar, kendi kadrosundan insanları ve muhalif veya muhalif olması muhtemel insanları öldürdü. Öcalan’ı tahtından edebilecek insanlar bir, iki, beş değil. Stockholm’ün orta yerinde salonda

18

öldürülenler oldu. Avrupa, Türkiye, Bekaa her yerde oldu. 79-80 döneminde yine birçok insan var. PKK tarihinde bu takım olaylar yoğundur. O ideoloji bu tür olayları mücadelenin bir parçası olarak meşru görüyor.

 

PKK infazlarının üstü örtüldü

Doğu Batı Kardeşlik Platformu Sözcüsü Ahmet Ay: PKK, kendi bizatihi şu bu sebepten dolayı infaz ettik diyor. 2 gün önce bile 2 tane genç katledildi. PKK’nın yıllarca yaptığı yargısız infazların, faili meçhullerin hesabı yoktur. Hakikatler Komisyonu ile hangi cinayetleri kimin işlediği ortaya çıkartılmalı. Hizbullah masum demiyorum ama mezar evlerin hepsi onların mıydı? JİTEM cinayetlerini kim işledi?

 

İşte PKK'nın ikinci infaz listesi

Kürt yazar İbrahim Güçlü'nün TBMM'ye sunduğu infaz listesinin devamı da yayımlandı...

Ala Rizgari' örgütünün liderlerinden olan ve PKK'nın iç infazlarıyla ilgili bilgi veren Kürt yazar ve siyasetçi İbrahim Güçlü'nün TBMM'ye sunduğu ölüm listesininin devamı da yayınlandı.

Provokator haber.com'un haberine göre PKK ortaya çıkışıyla birlikte, 1976'da Ankara'da kendi arkadaşları Ali Doğan Yıldırım'ı kaldığı evde kafasına bir kurşun sıkılarak öldürdüğü ve bunun PKK'nin ilk cinayeti olduğu iddia edilir. PKK önce bu cinayeti üstlenmez ve polise yıkmaya çalışır. Ancak, daha sonra kabul etmek zorunda kalır ve bir kaza olduğunu iddia eder. Keza, Ali Doğan Yıldırım cinayetinde kullanılan silah daha sonra Kemal Pir üzerinde yakalanır.

 

DEVRİM MAHKEMELERİ KAN DÖKTÜ

PKK'nın Kanlı tarihine bir yolculuk yapmak gerekirse şöyle bir tablo karşımıza çıkıyor. 'Apocular' olarak bilenen grup çok sayıda insanın canına kıydı. PKK'ya dönüştükten sonra kurulan 'Devrim Mahkemeleri'nde Yüzlerce kişinin ölüm cezası verildi ve cezalar infaz edildi. Hata PKK, güçlendiği dönemlerde (1980'ler) Hakurk yakınlarındaki Kampları cezaevi olarak kabul edip âdeta 'mahkeme' kararları için infaz alanına dönüştürdü.

Devrim Mahkemeleri'nin karar çıkardığı ve üzerini kalemle çizdiği kişiler her nerede ele geçirildiyse orada infaz edildi.

PKK'nın infazını gerçekleştirdiği bazı önemli kişilere dair bilgileri şerh ederek örgütün 'Kürt halkına' ne kadar 'hizmet' ettiğini anlatmaya ve yazmaya çalışacağız. Bir dönem JİTEM'in işlediği faili meçhul cinayetlerin benzerini PKK kendi içinde işledi ve kurbanlarının ailelerine farklı bilgiler vererek devleti suçlu gösterdi.

'Ajan' suçlaması 'Devrim Mahkemesi'nin infaz kararı alması için yeterliydi.Tabii bu kararların arkasında hep Abdullah Öcalan vardı.

 

19

PKK öldürdüğü yada ''infaz'' ettiği aşağıda yer alan bazı isimleri daha sonra ''Bayraklaştırıp'' sempatizanlara ve genç militanlara örnek gösterdi.!

 

PKK'de İnfaz Edilen Kurucular, Merkez komitesi Üyeleri ve Üst Düzey Yöneticiler:

 

"1) Mehmet Turan: 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde PKK'nın Kuruluş Kongresi'ne katılan kadrolardan ve ilk oluşum safhasında örgütün önde gelen eylem adamlarından biridir. 1979 yılında Abdullah Öcalan'ın emriyle ve ajan olduğu gerekçesiyle Mardin'de öldürüldü.

"2) Murat Bayraklı: PKK 1982 yılında gerçekleştirdiği 2.Kongresinden sonra örgüt içinde "temizlik" hareketi başlattı. Birçok PKK'lı militan sırtını Suriye devletine de dayamış olan Öcalan'ın emriyle örgüte ihanet ve karşı-devrime hizmet gerekçeleriyle ortadan kaldırıldı. Suriye kontrolünde olan Lübnan'daki eğitim kampında olduğu gibi Avrupa'da da birçok PKK'li için ölüm emri verildi. Murat Bayraklı 5 Haziran 1984 günü Batı Berlin'de bir çöp konteynırında yakılarak öldürüldü.

"3) Süphi Karakuş "Şoreş" : Öcalan'ın emriyle MahsumKorkmaz tarafından infaz edilir. (Abdullah Öcalan, "Gerçeğin Dili", s.65-66)

"4) Zülfi Gök: 7 Ağustos 1984 yılında Almanya'nın Rüsselsheim şehrinde bir trafik şeridinde arabasının içerisinde beklerken kurşunlanarak öldürüldü. PKK bu cinayete sahip çıkarak; PKK'ye muhalif gruplarla (Enver Ata) işbirliği yaptığı için Abdullah Öcalan'ın emriyle görevlendirilen PKK'nin Avrupa'daki İnfaz Timleri'nce infaz edildi diye açıklama yaptı.

"5) Enver Ata: 20 Haziran 1984'de İsveç'in Uppsala şehrinde infaz edildi

"6) İzzettin Evcil: 1977-79 yılları arasında Örgütün Batman sorumluluğu yapmıştı. 1982-84 yılları arasında ise, PKK'nin Botan Bölge Sorumlusu olarak görev yaptı. 1984 sonlarında" PKK içerisinde muhalif çizgi oluşturmak, önderliğe başkaldırmak, silahlı propaganda yönetmenliğine ve örgüt talimatlarına uymamak" suçundan Öcalan'ın emriyle o da diğerleri gibi infaz edildi.

"7) Çetin Güngör: PKK merkez Komitesi Üyesi ve Öcalan'a muhalefet yaptığı için 2 Kasım 1985 günü İsveç'in Başkenti Stockholm'da yüzlerce kişini gözleri önünde infaz edildi ve katili olay yerinde yakalandı.

"8) Abdullah Kumral: 1979 yılından 1980 yılının ortalarına kadar, PKK'nin Gaziantep İl Sekreteri olan, 1980 sonrasında ise, Şanlıurfa Bölge Sekreterliğine getirilen, PKK Merkez Komitesi Üyesi olan Kumral, Apo'nun izlemiş olduğu politikalara karşı çıktığından dolayı, önce göz hapsine alınmış, hapis edildiği evden kaçmayı başarmış, ama daha sonra Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak tekrar PKK'ya teslim (!) edilmiştir.

Öcalan'ın hamiliğini üslenen Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak, PKK'ye teslim edildikten sonra, yol arkadaşı Abdullah Öcalan'ın emriyle kulaklarına ''tüfek harbisi' sokulmak suretiyle Bekaa'da öldürüldü.

20

"9) Resul Altınok: 1980'lerin başında PKK Merkez Komitesi Üyesi olan Altınok; Öcalan'a karşı muhalefet yaptığı gerekçesiyle infaz kararı alındı. PKK'nin önden gelen isimlerinden Öcalan'ın iki infaz eri Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun,Resul Altınok'u PKK kampında önce kendisine bir çukur kazdırıp daha sonra kafasına kurşun sıkarak infaz ettiler. (Kaynak:Hasan Yıldız, "Muhatapsız Savaş Muhatapsız Barış" s.146-150)

"10) Mehmet Karasungur: PKK Merkez Komitesi Üyesi Güney Kürdistan'da bulunduğu bir sırada, yani 2 Mayıs 1983 gecesi Kandil Dağı yakınlarında KYB-IKP arasında çıkan çatışmada (Karasungur ve arkadaşları o alanda, IKP ile YNK arasında arabulucu olarak bulunuyordu) öldürülmüştür. Karasungur ve yanında bulunan İbrahim Bilgin ve diğer arkadaşlarının öldürülmesi bugün bile başta PKK olmak üzere hala tartışılmaktadır. Jitem'in önden gelenlerinden olan Ahmet Cem Ersever ise, Karasungur ve arkadaşlarının Apo'nun bilgisi dahilinde Talabani'nin peşmergeleri tarafından öldürüldüğünü ileri sürüyordu.

"11) Lamia Baksi ve 67 militan 1987'de infaz edildiler.(Kaynak: Hakkı Öznur "Derin Sol" 2.cilt s.1610)

"12) Dilaver Yıldırım: Apocuların ilk oluşum dönemlerinden beri PKK'ye dönüşen çizginin içerisinde yer almıştır. 1977 yılı başlarında Kemal Pir'in Sinop Ulubey Hapishanesinden kaçırılışında yer alarak, ilk eylemini gerçekleştirmişti. Örgütün en güvendiği isimlerden biri olan Yıldırım Ankara'da örgüte silah ve malzeme almak için gerekli olan parayı bulabilmek amacıyla Güven Hastahanesi soygununa katılmış ve bu soygun olayından sonra yakalanarak 12 Eylül dönemini cezaevinde geçirmişti. Suriye'de bulunan Öcalan ne hikmetse, 1987 yılının sonlarına doğru Dilaver'i ziyaret etmek için Bulgaristan'a gider ve görüşür. Öcalan'ın talimatıyla Bekaakampına getirtilen Yıldırım, bir sürü uygulamadan sonra bir gece nöbetinde intihar (!) ettiği söylenir. ( Kaynak: Hüseyin Yıldırm ve Kesire Öcalan'ın 29 sayfalık broşür "Dilaver Yıldırım Olayı" Milliyet, 31 Mart 1993- Selim Çürükkaya"Aponun Ayetleri" s.40-41- Mümtaz Kotan " Yenilginin İzdüşümleri" s.120-121)

"13) Av. Mahmut Bilgili: 12 Eylül 1980 sonrası Av. Şerafettin Kaya'nın öncülük ettiği "Avukatlık Bürosu" yazıhanesinde işe başlamıştır. Bu avukatlık bürosu başta PKK olmak üzere birçok Kürt örgütünün davalarına bakıyordu. Mahmut Bilgili de PKK davasına girenlerden biriydi. Bu davalardan dolayı PKK taraftarı olmaktan tutuklanarak beş yıl Diyarbakır zindanında yattı. Tahliye olduktan sonra Avrupa'ya çıkan Mahmut Bilgili, Avrupa'daki PKK temsilciliğinin almış olduğu infaz kararıyla 1987 yılının Mart ayının başında Hollanda'da yemek masasında boğdurulup, cesedi satırla parçalanıp kanalizasyona atıldı. Cesedi 26 Mart'ta Twente kanalında bulundu. O da örgüte göre "ihanet etmişti".

"14) Mehmet Tunç: Bir dönem Avrupa'daki PKK yapılanmasında yer alan Mehmet Tunç Öcalan tarafından çağrıldığı Lübnan'daki Mahsum Korkmaz Akademisi'nde gerilla eğitimi yapar. Burada eğitim yaparken Paris'te tanıştığı yine kendisi gibi PKK'li olan Ali Toprak'ın kız kardeşi olan Hevi (Şafak)'a aşık olmuştur. Sevgilisi Şafak, sevgilisi Mehmet Tunç'u ziyaret etmek üzere Lübnan'daki örgüt kampına gelir. İkisinin arasındaki bu duygusal ilişki lideri Öcalan'ın ve örgüt mensuplarının tepkisini çeker. Mahmut Tunç bu duygusal ilişkiden dolayı Öcalan'ın yasalarını çiğnemiştir. İnfazına karar verilir ve sevgilisi de dahil orada bulunanların gözü önünde kurşuna dizilir. Bu

 

21

vahşet videoya da çekilmiş ve her tarafa yollanmıştır. Bu vahşeti belgeleyen videokaseti, Almanya'nın Düseldorfmahkemesinin dosyalarında bulunmaktadır.

"15) Mustafa Ömürcan ve dört arkadaşının infazı: Mustafa Ömürcan, PKK'nin 1980 öncesi kadrolarındandır. "örgüt talimatlarına karşı gelmek ve önderliğe baş kaldırmak" suçlarından dört arkadaşı ile birlikte, Halil Kaya tarafından infaz edildiler. "Kör Cemal" kod adlı Halil Kaya da PKK ve Öcalan sisteminin bir gereği olarak, bir yıl sonra Öcalan'ın emriyle infaz edildi.

"16) Şahin Baliç: 1980'lerin başında henüz liseden yeni olmuşken, PKK'ye katılan Metin kod adlı Şahin Bilgiç, Mardin bölgesinde birçok eyleme katılmış, eylemlerdeki kararlılığı Öcalan'ın dikkatini çekmiştir. 1986 yılında bizzat Öcalan'ın talimatıyla PKK-MK üyeliğine, daha sonra da ARGK (Askeri Konsey) üyeliğine getirildi.1988 yılında girdiği bir çatışmada yaralanan Baliç, Aponun özel çabalarıyla Suriye'ye getirtildi. Bir dönem tedavi gördükten sonra Aponun Şam'daki evine yerleşti ve lideriyle çok içli dışlı olan militanlardan biri oldu.

Apo'nun yakın adamlarından biri olan, Öcalan'ın işlerine bakan hemşerisi Hasan Bindal'ın 25 Ocak 1990 tarihinde bir kaza kurşunu sonucu ölmesiyle, bu ölüm olayından dolayı Öcalan tarafından hakkında idam fermanı hazırlanıyor ve Apo'nun talimatıyla PKK'nin infaz timi, kaza kurşunuyla ölen Hasan Bindal'ın ölümünden Akademi Komutanı olarak Bekaa'da görev yapan Şahin Baliç'i sorumlu tutuyor ve infaz ediyor.

"17) Şahin Dönmez: PKK'nin kurucularından ve ilk Merkez Komitesi Üyelerinden Şahin Dönmez, 1979 yılında yakalanır, çözülür ve bildiği tüm arkadaşlarını ele verir. 3 Nisan 1990 yılında İstanbul'da infaz edilir. Şahin Dönmez, yakalanmadan önce Apo'nun "gözbebekleri"nden biriydi!

"18) Mustafa Çimen: Mahsum Korkmaz'ın başını çektiği "14 Temmuz Silahlı Propoganda Takımı"nın bir üyesi ve MahsumKorkmaz'ın hem siyasi hem de askeri yardımcısıydı. 15 Ağustos 1984 yılında yapılan Eruh baskınında yer aldı. (Mustafa Çimen, Eruh ilçe merkezine asılan "Kahrolsun Faşist Türk Sömürgeciliği! Yaşasın HRK!", "Halk Düşmanı canilerden hesap Sorulacaktır! Yaşasın HRK!" yazılı pankartları hazırlayan ve asan militanlardan biridir.) Mustafa Çimen 1985'de yakalanınca itirafçı olur. PKK içerisindeyken "Teyfik" kod adıyla tanınan Mustafa Çimen, 1990'ların başında cezaevinden çıktıktan sonra PKK infaz timleri tarafından öldürüldü.

"19) Osman Tim: 1992 yılının Aralık ayında PKK'nin cezaevi temsilcisiyken "polisle işbirliği" yaptığı gerekçesiyle Bayrampaşa Cezaevi'nde boğularak öldürüldü. Osman Tim'in boğularak öldürülmesine gösterilen gerekçe, "hiçbir tokat bile yemeden arkadaşlarını ihbar ettiği" gösteriliyordu. (Yalçın Küçük'ün Apo ile yaptığı ve adına, "Kürt Bahçesinde Söyleşi" s.270)

"20) Mehmet Çimen: Avrupa örgütünün koordinatör yardımcısı olarak görev yaptı. On yıl cezaevi yattı. 1992 yılının ortalarında Avrupa'ya geldi. Öcalan'ın kadın sorunuyla ilgili koyduğu yasaları çiğnedi. Sorgulandı ve 1993'te "buharlaştırılarak" yok edildi.(Selim Çürükkaya "AponunAyetleri"s.194-197)

"21) Yıldırım Merkit: 27 Kasım 1978 yılında yapılan Fistoplantısında PKK'nin Dersim ve Erzincan bölge sorumlusu olarak atandı. Apo ile ayrılığa düştü ve Apo'nun talimatlarına uymadı. Yıldırım Merkit, Erol Değirmenci ve Meriç Yeşiltaş Dersim bölge

22

komitesinde görevliydiler. Daha sonra örgütten ayrılıp itirafçı oldular. Yıldırım Merkit 1994 yılında Romanya'da öldürüldü. Keza, babası da PKK tarafından öldürülmüş, kendisi gibi PKK'li olan ve "devrim nikahıyla" Ali Haydar Kaytan ile evlendirilen kızkardeşi Cemile Merkit (Seher) de canını zor kurtarmıştır.

"22) Mehmet Şener: 1 Kasım 1991 yılında Suriye'nin Kamışlı ilçesinde Suriye istihbaratının da katkısıyla infaz edildi. Kamışlı istihbarat sorumlusu Akid ömer ile Ebu Adnan yanlarında iki PKK'li olduğu halde, Mehmet Cahit Şener'in kaldığı eve giderek öldürdüler. (Jitem'ci Ersever, Derin Sol, 2.cilt, s.1260) 1 Kasım 1991 günü Şener'in yanında bulunan Fatma Temel (Dilan) adlı bayan da kurşunlara hedef olmuş ve olay yerinde yaşamını yitirmiştir. Kuşkusuz cinayetler Şener'le sınırlı kalmadı. Şener'in sağ kolu olarak bilinen Mustafa Pusa (Şiyar) ise 7 Kasım 1991'de İstanbul Küçük Ayasofya'da infaz edilirken, eşi Ayşe Pusa da Bekaa vadisindeki MahsumKorkmaz Akademisi'nde öldürüldü.

"23) Sîpan Rojhilat: 5 Ekim günü öğlen saatlerinde, Güney Kürdistan'da Mahmur kampı yakınlarında, Kongre Gel mensuplarınca kaçırılan PWD üyesi Sipan Rojhilat'ın (Şapur Badoşiva) 7 Ekim günü infaz edildi.

"24) Kemal Şahin: 7 Şubat 2005 tarihinde PKK timlerince infaz edildi ve katilleri güvenlik güçleri tarafından yakalandı.

"25) Hikmet Fidan: Öcalan'ın Kenya'dan getirilirken dediği "Türkiye'nin hizmetindeyim" sözü örgüt tarihindeki ilk ciddi kırılmaydı. İkinci kırılmayı İmralı'dan gelen "Ateşkese son verin" talimatıyla yaşayan PKK üçüncü ve en büyük kırılmayı muhalif kanadın temsilcilerinden Hikmet Fidan'ın öldürülmesiyle yaşadı. Diyarbakır'ın Bağlar semtinin dar sokaklarında 6 Temmuz 2005 sabahı, susturucu takılı tabancadan ensesine sıkılan tek kurşunla öldürüldü eski Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Fidan. Cinayet, ertesi gün gazete sayfalarında kendine küçük bir yer bulabildi. Her ne kadar haber bu şekilde yer alsa da etkisi sonradan büyük oldu.

"26) Kanî Yılmaz: Araçlarına yerleştirilmiş bir bombanın patlaması sonucunda, PWD- K Koordinasyon Kurulu üyesi Faysal Dumlayıcı ( Kani Yılmaz ) ve aynı örgüt üyelerinden Serdar Kaya ( Sabri Tori ) 12 Temmuz 2005 günü PKK timlerince infaz edildiler."

 

PKK'NIN 12 EYLÜL ÖNCESİ İNFAZLARI....

PKK'nın iç ve dış infazları 12 Eylül Rejiminden önce başladı ve 12 Eylül sonrasında da devam etti.

Bu infazların bilinenleri ve halk içinde sembol hale gelenler söz konusu.

Bu infazlar, PKK'yı tanımaya ve tanımlamaya yeter niteliktedir.

İşte örgütün 12 Eylül öncesi infazları...

* Mustafa Çamlıbel: PKK'nın katlettiği Özgürlük Yolu yandaşı.

1974 yılından sonra, Kürt örgütleri Doğu ve Güneydoğu'nun tümünden olmazsa da belirli kentlerinde örgütlü ve etkin bir konumdaydılar. Özgürlük Yolu da Ağrı'da etkin

23

olan Kürt sol örgütlerinden biriydi. PKK, Ağrı'da kitleyi ve Özgürlük Yolu taraftarlarını sindirerek, Ağrı'ya egemen olmak istediği öldürdü.

Mustafa Çamlıbel'in öldürülmesi PKK'nın kodunu çözen ilk vaka oldu. Özgürlük Yolu'yla çatışmayı genişletip, derinleştirmek istediği halde, Özgürlük Yolu bu oyuna gelmedi. PKK da 12 Eylül öncesi Ağrı'da egemen olma şansını elde edemedi.

 

* Baki Karer: PKK, Kürt ulusal örgütlerinin güçlü olmadığı alanlarda örgütlenmek istiyordu. Örgütlenme yaparken de lumpen, üretim dışı, toplum tarafından dışlananları örgütlemeye çalışıyordu.

PKK, alanlarda örgütlenip güçlenerek, diğer Kürt örgütlerinin etkin ve örgütlü olduğu alanları, şehirleri ve kentleri kuşatmak istiyorlardı. Bu bağlamda ilk dönemlerde, Gaziantep'e öncelik tanıdı. Gaziantep'te örgütlenmek isterken, Kürt örgütlerinden Têkoşîn Gaziantep'te güçlü ve örgütlü konumdaydı. Gaziantep'te örgütlenmesi için, Têkoşîn'i sindirmesi ve bunun içinde provokasyonlar yapması gerekirdi. Bu yaptığı provokasyonlar sonucu, kendi içinde de muhalefetten de kurtulmak istediği Haki Karer'i de kurbanlık kuzu haline getirdi.

Bir iddiaya göre, Haki Karer'i yaraladı ve daha sonra hastanede öldürdü.Ya da Têkoşînle çatışmada Haki Kareryaralandı, hastanede de PKK tarafından öldürüldü.

 

* Mehmet Uzun ve Ali Kınacık: Haki Karer'in öldürülmesi gerekçe gösterilerek, Têkoşînî Antep'te tasfiye etmek için öldürüldü.

* Ferit Uzun: Dengê Kawa lideri ve PKK tarafından 22 Kasım 1978 yılında Siverek'te katledildi.

 

Daha sonraki tarihlerde deşifre olan PKK raporlarına, PKK'dan ayrılan Merkez Komitesi ve PKK Kurucusu unsurların açıklamalarına göre, PKK, kendi dışındaki tüm kürt örgütlerini tasfiye etmek için, liderlerini ortadan kaldırmakla sonuca ulaşacağını hesap ediyordu. Ama diğer örgütlerin duyarlılıkları, hesap dışı gelişmeler, PKK'nın bu karanlık, tehlikeli, amacına 12 Eylül 1980'den önce tümüyle ulaşmasını engelledi.

Ferit Uzun'dan sonra Kurtalan ve diğer kentlerde de başka Dengê Kawa taraftarı ve kadroları katledildi.

 

* Mehmet Çakmak: TKP'nin Diyarbakır Bölge sorumlusuydu ve TKP'nin Kürdistan'daki örgütlenmesinin önde gelen önder unsurlarından biriydi. PKK, bütün diğer sol ve Kürt örgütleri gibi TKP'yi de düşman ilân etti. Bu nedenle, Diyarbakır'da TKP'lilere ait kitapevi basılarak Mehmet Çakmak katledildi. Arkadaşı Liceli Ömer Ağın da felç oldu.

 

Liceli Ömer Ağın daha sonra, yanında arkadaşı öldürülmemiş gibi ve PKK TKP'ye hiç düşmanlık yapmamış gibi, PKK'nın legal siyasi mekanizmalarının üst düzeyinde görev aldı.

 

24

* Beş Parçacıların katledilmesi: PKK, Kürdistan'ının beş parça olduğunu savunan, Kürdistan'ın bağımsız ve bileşik devlet yapısını amaç edinen Beş Parçacı Grubu kendisine rakip gördüğünden, Beş Parçacıların tüm yönetimini ajan ilân ederek, çoğunu katletti.

 

* Abdullah Irmak: Rizgarî ve Komal'ın Kızıltepe'deki yöneticilerinden biriydi. Komal Yayınevi'nde otururken PKK'nın plânlı saldırısı ile karşı-karşıya kaldı. Ağır yaralandı. Ölümden kurtuldu.

 

* Zabit Kaplan: Şivan Hareketi'nin Diyarbakır Çermik Kazasının yöneticilerinden biriydi. PKK tarafından katledildi.

 

* PKK, KUK'u Kürdistan'da kendisi için engel gördüğünden savaş açtı. PKK'nın bu saldırılarında, Abdulvahap Aknman(Nusaybin), Mehmet Akagündüz (Suruç), Kerim Hamidanoğlu(Siverek), Sıdık Matzar (Derik), Abdulkadir Umur (Derik), Ziver Kaya (Nusaybin), Şeyhmus Kaya (Nusaybin), Mahmut Zıngırtlı (Derik), Neytullah Özgen (Derik)Murat Yalçın (Ömerli), Bekir Öztürk (Kızıltepe), Cemil Onur (Gercüş), Cemil Çakır (Nusaybin), Resul (Eruh), Abdurrahman Aslan (Nusaybin), Sadık Özen (Nusaybin), Mahmut Karahan (Şêxêreş), M. Selim Aslan (Kızıltepe), Ubeyit Sana (Lice Serdê), iddaya göre PKK tarafından öldürülen kişiler.

 

ÖRGÜT 12 EYLÜL SONRASINDA ÇOK KAN DÖKTÜ...İŞTE 12 EYLÜL SONRASI GERÇEKLEŞTİRİLEN İNFAZ LİSTESİ...

(….)

[PAGE]12 EYLÜL SONRASINDA PKK İNFAZLARI...

 

Bingöllü Dawud(Resul Altıok) : PKK'nın kurucusu ve Merkez Komite üyesi. 12 Eylül'den sonra Öcalan'a yaptığı muhalefetten dolayı gözaltına alındı. Suriye Kürdistan'ın Efrinve Suriye'nin Halep şehrinde tutuklu olduğu zaman, yanından kaçan nöbetçinin bize haber vermesiyle durumu anlaşıldı. O zaman, Ala Rizgarî, Pêşeng (Şivancı Hareket), KUK, Têkoşîn, Özgürlük Yolu bir güç birliği çalışması içindeydik. PKK de, DEV-YOL, Mihri Belli, Teslim Töre ile Faşizme Karşı Birleşik Cephe içindeydi. Durum cephe yönetimine iletildi. Sorunun çözüleceği belirtilmesine rağmen, daha sonra Güney Kürdistan'da yapılan işkencelerle katledildi.

 

Dersimli Semir (Çetin Güngör): 12 Eylül sonrasında, PKK'ya karşı en sistemli, en ilkeli muhalefet yapan grubun liderleri arasındaydı. Öcalan'ın en çok korktuğu muhalefet lideriydi. O da Stockholm'da 1000 kişinin katıldığı Şivanci Hareket Pêşeng'in kuruluş toplantısında intihar eylemi sonucu katledildi.

 

 

26

Batmanlı Enver Ata: PKK'nın hapishaneden kaçan Batmanlı kadrolarından biriydi. İsveç'ine Uppsala şehrinde kalıyor ve tedavi görüyordu. Uppsala şehrinin merkezinde ensesine sıkılan tek kurşunla katledildi.

 

Vuran kişi yakalandı, halk adına Enver Ata'yı cezalandırdığına dair mahkemede açıklama yaptı.

 

Necla Baksi: Mahmut Baksi ve Lütfi Baksi'nin (KADEP Kurucusu ve Meclis Üyesi) kardeşi ve İsveç'te doktorluğu bitirmiş bir kız. Küçük burjuva değer yargılarından ve alışkanlıklarından vazgeçmediği için katledildi. Necla ile aynı gerekçe ile 67 militanın da katledildiği PKK'nın Serxwebûngazetesinde açıklandı.

 

Eyüp Kemal Atsız: Şivancı Hareket (DDKD) taraftarı, Danimarka'da katledildi.

 

Mustafa Tangüner: Şivan Hareket (DDKD) taraftarı, Danimarka'da katledildi.

 

Rizgarici Emin: Rizgarî'nin Hollanda'ya iltica eden Viranşehirli taraftarlarından biriydi. PKK'ya muhalefet eden Merkez Komitesi üyesi Çetin Güngör'e (Semir'e) yardım ettiği, evinde barındırdığı için Hollanda'nın Amsterdam şehrinde katledildi.

 

Avukat Mahmut Bilgili : Dersimli ve PKK taraftarı. Hollanda'da ilticacıydı. PKK'ya muhalefet ettiğinden dolayı Amsterdam'da öldürüldü. Öldürüldüğü zaman da, parça-parça haline getirilip çuvala konup, Amsterdam su kanallarına bırakıldı.

 

Ramazan Adı Güzel : Özgürlük Yolu taraftarı. Fransa'da katledildi.

 

Ali Aka Gündüz: Özgürlük Yolu taraftarı, Almanya'da katledildi

Önceki ve Sonraki Yazılar