
Tahran’ın Bağdat Üzerindeki Etkisi Kırılabilir mi?
.
ABD’li emekli Tümgeneral Keith Phillips ile emekli Hava Kuvvetleri subayı Stewart Welch’in War on the Rocks için kaleme aldığı analiz, İran’da olası bir rejim değişikliğinin Irak üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Orta Doğu’da uzun yıllar görev yapan ve Bağdat’ta birlikte çalışan iki isim, Tahran’daki bir sarsıntının Irak’ta hem ciddi güvenlik riskleri hem de İran etkisinden kurtulma yönünde tarihi bir fırsat yaratabileceğini savundu.
Analiz şöyle:
ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken ve Washington yönetimi Basra Körfezi’ne ikinci bir uçak gemisi gönderirken, Tahran’da yaşanabilecek olası bir rejim değişikliğinin Irak üzerindeki etkileri tartışılıyor. Uzmanlara göre İran’daki herhangi bir sarsıntı, Bağdat’ta anında yankı bulacak.
İran’ın Irak’taki resmi ve gayriresmi kurumlar üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, Tahran’daki bir değişim Irak için hem ciddi riskler hem de uzun süredir çözülemeyen güvenlik sorunlarını aşma fırsatı anlamına gelebilir.
Haşdi Şabi Sorunu
Irak’ta 2014’te IŞİD’e karşı mücadele için kurulan ve daha sonra devlet bünyesine alınan Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi), onlarca Şii milis grubundan oluşuyor. Bu yapı resmi olarak Irak devletine bağlı ve bütçeden pay alıyor olsa da, içindeki en güçlü fraksiyonların bir bölümü Tahran ile yakın bağlarını sürdürüyor ve Bağdat’tan bağımsız hareket edebiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, bu milislerden altısını “Yabancı Terör Örgütü” olarak tanımlıyor. Bunlar arasında yer alan Kataib Hizbullah ve Harakat al-Nuceba, Irak devletine bağlılık beyan etmezken İran’daki “Velayet-i Fakih” anlayışını benimsiyor ve nihai otorite olarak Ali Hamaney’i görüyor.
Uzmanlara göre İran rejiminin zayıflaması ya da çökmesi durumunda, bu milislerin silahsızlandırılması için daha elverişli bir ortam doğabilir. Ancak özellikle İran’a en sadık unsurların direniş göstermesi bekleniyor.
Sınır Güvenliği ve Olası Kaos
İran’da ani ve kaotik bir rejim değişikliği yaşanması halinde, Devrim Muhafızları mensupları da dahil olmak üzere çok sayıda İranlı yetkilinin Irak’a sığınabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, iki ülke arasındaki uzun ve geçirgen sınır nedeniyle Irak güvenlik güçleri için ciddi bir sınav anlamına geliyor.
Irak’ın batı sınırında ise Suriye kaynaklı IŞİD tehdidi sürüyor. Buna rağmen, Irak güvenlik güçlerinin son yıllarda kazandığı operasyonel tecrübe sayesinde çoklu krizleri yönetebilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.
İç Gerilim Riski
İran’ın Irak üzerindeki etkisi, ülke içinde zaten hassas olan mezhepsel dengeleri daha da zorlayabilir. İran’a karşı tepkili kesimlerle Tahran’a dini ve siyasi olarak yakın gruplar arasında gerilim tırmanabilir.
Uzmanlara göre bu noktada Şii dini mercilerin tutumu belirleyici olacak. Özellikle Irak’taki en etkili dini figürlerden biri olan Ali al-Sistani’nin yapacağı yönlendirmeler, olası bir krizin boyutunu şekillendirebilir.
2022 yazında Şii siyasi gruplar arasında yaşanan gerilimde Irak güvenlik güçlerinin tırmanışı önlemiş olması, devlet kurumlarının iç kriz yönetiminde daha deneyimli hale geldiğini gösteriyor.
Liderlik Belirleyici Olacak
Analizlere göre sürecin başarısı büyük ölçüde Irak’ın siyasi liderliğine bağlı. Başbakanlık makamı, anayasal olarak silahlı kuvvetlerin başkomutanlığı ve istihbarat üzerinde yetki sahibi olması nedeniyle kritik önem taşıyor.
Irak’ın, mezhep ve kişisel çıkarları bir kenara bırakarak ulusal bütünlüğü önceleyen güçlü bir liderliğe ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor. Aksi halde İran sonrası oluşabilecek boşluk yeni bir istikrarsızlık dalgasına yol açabilir.
ABD’nin Rolü
ABD’nin Irak’taki askeri varlığının yıl sonuna kadar büyük ölçüde sona ermesi bekleniyor. Ancak Washington’un, İran’da yaşanabilecek bir değişimin Bağdat üzerindeki etkilerini hesaba katarak strateji geliştirmesi gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre ABD, Irak’a istihbarat paylaşımı, sınır güvenliği desteği ve diplomatik baskı yoluyla yardımcı olabilir. Aynı zamanda Türkiye, Körfez ülkeleri ve İsrail gibi bölgesel aktörlerin Irak’taki olası bir zafiyetten faydalanmaya çalışmaması için diplomatik çaba göstermesi önem taşıyor.
Tarihi Fırsat mı?
Eğer hem ABD’nin askeri etkisi hem de İran’ın belirleyici rolü azalırsa, Irak onlarca yıl sonra ilk kez kendi kaderini daha bağımsız biçimde tayin etme fırsatı yakalayabilir. Ancak bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği; Bağdat’ın kriz yönetimi kapasitesine, milislerin silahsızlandırılmasına ve yeni siyasi liderliğin kapsayıcı bir yol haritası çizip çizemeyeceğine bağlı olacak.
Uzmanlara göre Tahran’da yaşanacak herhangi bir değişim, yalnızca İran’ı değil; Bağdat’ı ve tüm bölgeyi doğrudan etkileyecek.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.