Resul Amed

Resul Amed

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Solculuk: Anti-Emperyalizm Maskesi Altında Donmuş Bir Zihniyet

A+A-

Resul Amed

Solculuk ve sözde anti-emperyalist anlayış, çoğu zaman obsesif ve patolojik bir ruh hâline dönüşmüş durumdadır.
Solculuk, bir Katolik mezhebi gibidir; suni, kapalı, dogmatik. Ortodoks Hristiyanlığın İslami Şiiliğe denk düşen biçimi adeta. Radikal ve uçlarda. Kendi toplumsal gerçekliğinin farkında değildir. Ekstrem olduğu için ne hakikate sahiptir ne de sahici bir doğrultuya.

Her şeyi SSCB ekseninde okur, anti-emperyalizm adına aynı yerden düşünür ve uygular. Oysa düşünce eskimiş, beyin donmuştur. Hâlâ 1977’lerde yaşarlar. SSCB yıkılalı çok oldu; Stalinist zihniyet dünya çapında yerle bir olurken, onlar hâlâ o enkazın altında kalmayı marifet sayıyorlar. Kendi düşünsel ve ruhsal dünyalarında nasıl gericileştiklerinin farkında bile değiller.

1956’da Macaristan’a, ardından Çekoslovakya’ya yönelik saldırılar; halk ayaklanmalarının ezilmesi, Stalinist karşı devrimin bastırılması… Bunlar klasik solcular için “ilerici hamlelerdi”.
1946’da Mahabad Kürt Devleti’nin yıkımı, SSCB’nin emir ve talimatlarıyla gerçekleşti.
1975 Cezayir Anlaşması sonrasında Irak güçlerinin Güney Kürdistan’a saldırıları, SSCB silahlarıyla ve Sovyet pilotlarıyla yapıldı. Solculuk yine alkışladı. “Parça-bütün” teorileri devreye sokuldu.

Afganistan işgalini ilerici gören; ulusal kurtuluş ve sınıf mücadelelerini, İspanya örneğinde olduğu gibi emperyalistlerle pazarlık konusu yapan SSCB, tüm mücadeleleri “büyük parça”ya kurban etti. Sol hastalık yine alkışladı.

Solculuk bir hastalıktır.
Stalinist zihniyet için Troçki’nin kafasına indirilen balyoz, her muhalefetin kafasına indirilmeyi bekleyen kutsal bir silahtır.

1977’de kalmış, 1995’te Aydın zindanlarında tanıdığım; Avrupa’nın konfor alanlarında oturup anti-emperyalizm dersi verenler… Modoruno’nun alınıp ABD’ye götürülmesine içerleyenler, sonra haydutlukla suçlananlar… Koca bir tarih boyunca yan yana durduk, seni dinledim. Ama hâlâ aynı Stalinist solculukta takılı kalmışsın. Kendini merkeze koyup idealize etmek seni hakikate götürmez.

Biraz halk ekseninde, demokratik bir sistem içinde toplumu özne görerek kendini geliştirirsen belki bir yol açılır. Eskimiş ve kendini kutsallaştıran her yapı gibi, bu zihniyet de kendi inkârını üretir.

Sen modern düşünmeyi bırak. Petrol kaçakçılığını Erdoğan düşünsün, iki gramlık beyni olmayan Bilal düşünsün.
Soylu’nun çeteci, terörize olmuş mafya devleti düşünsün.
Binali’nin oğlu, kokain şebekeleri, uluslararası ağlar düşünsün.
Bunlar senin işin değil, Stalinist yoldaşım, hevalim.

Biz Kürtler üzerinde baskı kuran, sürekli tehdit eden TC’nin mafyatik terör devletini konuşalım.
Bu devletin zihniyetini, politikalarını mahkûm edelim.

Ortadoğu’da İsrail ve ABD’nin politik değişimleri nasıl kullandığını; bu süreçlerin Kürdistan gerçeğini bağımsız ve özgür yarınlara nasıl evirebileceğini tartışalım. Ezilen ve sömürülen halklarla birlikte kurtuluşu nasıl örgütleyeceğimizi konuşalım. Temel düşünsel formasyonumuz bu olmak zorundadır.

İran’da gelişen ayaklanma, gerici hegemonya koşullarını sarsmaktadır. Bu ortamdan nasıl faydalanacağımızı, hangi mücadele argümanlarını oluşturacağımızı düşünmek temel görevimizdir.
Suriye ve Irak’ta büyük gelişmeler kapıdadır. Şara ve ekibine verilen destek bitecek; Irak ve İran’a bağlı güçlere müdahaleler başlayacaktır.
Türkiye bu statükonun parçalanmasından payını alacaktır.

Dolayısıyla Kürtler ve Kürdistan için tarihsel olarak nadir görülen bu uygun koşullar mevcuttur. Bağımsız, özgür ve birleşik bir Kürdistan’a evrilmenin bütün şartları vardır.

Lütfen, solculuk yapmayınız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.