Xidir Ûso: Sivas Madımak katliamını kınadığımız için biz ceza aldık, ama katiller ceza almadı

.

Xidir Ûso

1980 yılında, askeri darbeden sonra PDKT-KUK davasından dolayı tutuklandım. Müebbet hapis cezası aldım.

1980 askeri darbesinin üzerinden 13 yıl geçmişti. Türkiye Devleti, Kürdistan'da sözde PKK ile savaş bahanesiyle Kürt toplumunu darmadağın ederek yeniden kontrol ediyordu. Binlerce köyü yakıyor, milyonlarca Kürt köylüsünü zorla göç ettiriyordu. Lice gibi bir şehri yerle bir etmek için kendi albayları Bahtiyar Aydın’a suikast düzenlediler. Lice'yi tank, top ve uçaklarla bombalayıp baştan aşağı yıktılar.

Aynı dönemde, farklı bir ses çıkmasın diye ve Türk toplumu içinde milliyetçiliği ve saldırganlığı güçlendirmek için devlet güçleri Sivas'taki Madımak Oteli katliamını planladılar. Bu katliam, güpegündüz, tüm dünyanın gözü önünde ve Türk Devlet güçlerinin gözetiminde yapıldı.

Biz o dönem Aydın Cezaevi'nde kalıyorduk. Tüm Kürt örgütleri ve Türk sol örgütleri gibi biz de durumu açıkça biliyorduk. Hem bu Sivas katliamı için hem de sonrasında ekim ayında Lice olayını kınamak için basın açıklamaları yaptık ve her biri için beşer günlük açlık grevine girdik.

Hatırladığım kadarıyla,  basın için yaklaşık iki üç sayfalık bir metin yazmış ve Kürt örgütleri ile Türk sol örgütlerinin sorumluları ve temsilcileri olarak bu açıklamayı imzalamıştık. Açıklamayı bir gardiyan aracılığıyla Kürt basınına ve Türk sol basınına gönderdik.

Bir yıl sonra o yazı, Özgür Gündem’in İzmir bürosundaki arşivinde ele geçirildi ve hakkımızda "Terör Propagandası" davası açtılar. Zaten bu eylemlerden dolayı kanunen hakkım olan iki yıl açık cezaevi hakkımı da vermediler. Üstelik, bir de beni Elbistan Cezaevi'ne sürgün ettiler.

Ben Elbistan Cezaevi'ndeyken savcı ifademi aldı. Savcı bana ilk sorusunda, "Ben faşist miyim?" dedi. Ben de ona, "Sen bu devletin bir savcısı olduğun için evet, faşistsin; ama sadece faşist değil, sen ve devletiniz burada, Kürdistan'da aynı zamanda işgalci ve sömürgecisiniz de!" dedim. "Nasıl yani?" dedi. Ben de Birinci Dünya Savaşı'ndan başlayarak Türk Cumhuriyeti'nin kuruluşuna, Kürdistan'ın işgaline, Kürtleri yok etme ve asimilasyon kanunlarına, Kürdistan'daki isyan ve direnişlere, katliamlara, Kürt yönetici ve liderlerinin idam edilmesine, Kürdistan'ın insansızlaştırılmasına ve yıkılmasına kadar her şeyi ona anlattım. O da sonuna kadar beni dinledi.

Subay ve askerler beni cezaevine geri götürürken, yolda beni götüren subay, "Gözünü seveyim, söylediklerinin hepsi doğruydu. Ben Laz'ım, bize karşı da aynısını yaptılar! 'Peki niye onlara askerlik yapıyorsun?' diyeceksin; inan ki fakirliğimizden ve çaresizliğimizdendir!" dedi.

Elbistan Cezaevi'ni zindana çevirmek istedikleri için tutukluların onların bazı yöntemlerine boyun eğmesine izin vermedik ve onlarla birlikte açlık grevini başlattık. Biz de onlarla birlikte 17 gün açlık grevine girdik, bu yüzden bizi sürgün ettiler; beni de Manisa Cezaevi'ne gönderdiler.

Manisa'da beni mahkemeye çıkardılar. Mahkemede savcıya verdiğim ifadeyi sordular ve "Bu ifade senin mi ve bu basın açıklamalarına sahip çıkıyor musun?" dediler. Ben de "Evet!" dedim.

Yanılmıyorsam hakim kadındı. Cezamı önceden hazırlamıştı. "Her bir dava için dokuz ay ve yüz bin para cezası. İkisi toplam 18 ay hapis cezası ve iki yüz bin para cezası eder; para cezasını ödemezsen de bunun yerine hapis yatacaksın!" dedi. Zaten avukatım da yoktu. Ancak toplu bir dava olduğu için bazıları itiraz etmişti ve dava Yargıtay'a gitti. Ağır bir ceza olmadığı için o davadan ayrıca tutuklama kararı verilmemişti. Bu süre zarfında müebbet hapis cezam şartlı olarak bitti ve beni tahliye ettiler.

Beni bırakmadan önce nüfusa ve askerlik şubesine götürdüler. Bana yeni bir kimlik ve askerlik sevk kâğıdı verdiler. "Yirmi gün içinde kendi ilçenin Askerlik Şubesine gidip sevkini yapmalısın!" dediler. Çıktığımda biliyordum ki eğer askerliğe gidersem ve cezam Yargıtay tarafından onaylanırsa, beni oradan alıp cezaevine götüreceklerdi. İlk önce asker kaçağı durumuna düştüm ve cezamın onaylanmasını bekledim. Askerliğe gitmemek için yurt dışına çıktım. Hollanda'da bu iki cezadan dolayı oturum izni aldım.

Evet, 2 Temmuz 1993'te Sivas'taki Madımak Oteli'nde meydana gelen katliamı protesto ettiğim ve kınadığım için hapis cezası aldım. Ama, 33 aydını ve 2 otel çalışanını dünyanın gözü önünde yakan, katleden o katiller hiçbir ceza almadı, davaları düştü.

02.07.2026

Xidir Ûso

 

Kurdistan Haberleri

"Nugreselman Celladı" hakkındaki idam kararı onandı
YNK ve Yeni Nesil ''Denge ve Kalkınma'' ittifakını kuruyor
Başkan Barzani, MİT Başkanı İbrahim Kalın ile bir araya geldi
Türkiye'den çıkan ürünlerde yasaklı pestisit alarmı
Neçirvan Barzani, Hamaney’in Cenaze Törenine Katılacak