ABD ve İran Anlaştı Ne Olacak

Şefik Çolak

Devletler arası bir anlaşmanın anlamlı olabilmesi için öncelikle uygulanabilir olması lazımdır. Tarihte kâğıt üzerinde kalan sayısız anlaşmalar vardır.

Anlaşmalar yapan devletlerin niyetleri önemli olduğu gibi hangi amaçla anlaşma yoluna başvurduğu sonuç üzerinde etkili olur. Her ülkenin devlet aklı farklı çalışır. Bu özellik onların tarihsel deneyimlerinden geldiği gibi yönetimlerinin varlık esasları belirleyici rol oynar.

Sokakta olur olmaz nedenlerle insanlar arasında kavgalar çıkar. Sonrasında kavga eden taraflar genellikle pişman olurlar ama geç kaldıkları için yaptıklarının bedelini öderler. Tarihte yapılan savaşlar için mantığa sığmayan gerekçeler ve spontane olaylar anlatılır ama bunların hiçbiri doğru değildir. Devlet aklı plansız savaş çıkaracak kadar mantıksız çalışmaz. Bunun, planların doğru olmasıyla ilgisi yoktur. Bir devletin başarısız olması bütün etmenleri göz önüne almadan yapılan planlardan kaynaklanır.

Çılgın kişilerin devletleri yönettiğinin örnekleri insanlık tarihinde çoktur. Resmi tarih yorumları bunların çılgınlıkları ve kişilikleri üzerinden yapar. Bu anlayış doğru değildir. Onları doğuran yaşadıkları dönemlerin koşulları ile toplumlarının yapısıdır.

Sanayisi gelişmiş ülkelerin çılgın ve belirsiz kişiler tarafından yönetilmesi koşulu şimdilik yoktur. Etkin olan hukuk sistemleri buna izin vermez. Hitler veya Stalin’i öne çıkaracak uluslararası koşullar gönümüzde yoktur. Zamanla bunun ortamı belki gelişebilir. Türkiye gibi devletlerde bunlar olabilir ama kurulan dünya düzenini sadece kısa süreler için etkileyebilirler.

Netanyahu veya Trump farklı bir görüntü verse de sistem ve ekip çalışmasının dışına çıkamazlar. Savaş gibi çok önemli kararları ve sonrası gelişecek ilişkilerin şekli konusunda sabah uyandıklarında karar vermezler. Yönettikleri devletlerin sistemleri buna müsait değildir.

İran ile yürüttükleri savaş uzun vadeli bir projenin parçasıdır. Kısa sürede bitmez. Alternatif planlar süreç içinde devreye sokulacaktır. Anlaşma girişimleri birkaç defa olacaktır. Süreç içinde ABD diğer sanayileşmiş ülkeleri bunun parçası yapmak zorundadır ve bunu yapacaktır. Diğer devletlerin tutumlarında değişikliklerin izini görebiliyoruz.

NATO toplantısı ve sonuçlarının etkisi yakın zamanda kendisini dünyaya gösterecek. Ateşkesin NATO toplantısı sırasında bozulması görmezlikten gelinmemelidir. Yakındoğu ve Ortadoğu’da statükonun aynen kalması için en büyük çabayı Türkiye vermektedir. Trump’un yeniden saldırıların başlayacağını açıkladığı basın toplantısı SARAY’da yapıldı. Bu aynı zamanda bölge devletlerine düzenin mutlaka değişeceği yönünde verilen en kuvvetli mesajdır.

Belli ki NATO üyesi bütün devletler uzun vadeli hesapları kabul etmişler. Bunlar da yakın zamanda üzerlerine düşeni yapacaklar. Diğer devletler de dünyanın enerji arzında yaşanan soruna katlanamazlar. Daha kısa sürede sorunlarının giderilmesi için mecburen destek vermeye yönelecekler.

Savaştan sonra süresiz barışın olabilmesi için tarafların sadece niyetleri yetmez devletlerin dayandığı esasların da barış yapmaya uygun olması lazım. Barış yapmaya uygun sistemleri olmayan devletler ya savaşı zora dayalı yöntemle kazanırlar ve isteklerini karşıya kabul ettirerek barış yaparlar ya da yıkılana kadar savaşa devam ederler ve kendi sonlarını hazırlarlar.

Bu yönü ile bakıldığında İran Devleti kabul edilebilir bir barış anlaşması yapmaya uygun değildir. Zamana oynar. Geçmişte bunu çok yaptılar ama rakipleri de en az onlar kadar tecrübelidir. Niyetlerini mutlaka çözmüşlerdir.

T.C. ve İran devletleri sorunlu devletlerdir. Dünya düzeni bu sorunları kaldıramaz. Geçici çıkarlar bazı şeyleri erteleyebilir. Herkes bilmeli ki İran anlaşma yapmaya uygun değil. Mevcut politikasını ve vekil güçlerle yürüttüğü politikayı sürdürmek zorunda. Zamana oynama bu kolonyalist sistemin baş vurduğu yollardandır.

T.C. Rojava’da istediğini almış gibi görünüyor ama bu sürdürülebilir değil. Oluşturduğu veya oluşturacağı vekil güçler kendisine büyük sorun yaratacak. Aynı şekilde Rojhilat’ta da isteklerini elde etme beşinde koşuyor. Kullanabileceği vekil güçleri sonuna kadar kullanmaya çalışacak ve Uluslararası sistemdeki konumunu kullanmanın yolunu sonuna kadar zorlayacaktır. Bu anlayış onu bataklığa sürükler. Bunun farkında olduğunu düşünüyorum ama kuruluş esasları kendisini böyle politikaya zorluyor.

Yakın zamanda ne olacak?

  • Savaş devam edecek
  • Ara ara dursa bile bu savaş taraflardan birini açık yenilgisi ile bitmeden sonuçlanmayacak.
  • 4-5 defa daha barış görüşmeleri girişimi olacak fakat hiçbir görüşme olumlu sonuçlanmayacak.
  • Bölgede enerji nakil hatları değişecek
  • Enerjinin arz ve nakil güvenliğini dünya düzeni sağlamak zorundadır. Bu da bölgede statükonun (statükoların) değişmesi ile mümkündür.

Biz Kurdler kolonyalist devletlerin algı propagandasına kanmamalıyız. Kandığımız anda sonuçların en olumsuzunu peşinen kabullenmiş oluruz. Kolonyalistler bize yönelik ağır algı operasyonunu yürütüyorlar.

Bu savaş daha devam edecek. Batılı güçlerin acelesi yok. Onlar hedeflerine kilitlenmişler.

Bizimde acelemiz olmamalı, başkalarının isteğine göre değil kendimize yarayacak siyaseti takip etmeliyiz.

Ortada büyük bir tehlike var. Türkiye ABD ve İsrail’in kara gücü olarak İran’a girebilir. Nedenleri ve ihtiyacı var gibi görülüyor. Gerekçe yaratmakta zorlanmayacak.

Şefik Çolak

Endüstri Mühendisi

17/07/2026

Not: Aşağıda linkleri verilen 2 yazımdaki görüşlerim hala geçerliliğini koruyor. Okumayanların tekrar okumasında yarar olduğu düşüncesindeyim.

https://www.rupelanu.org/zengezur-koridoru-degisen-dengeler-sonucu-abdnin-toprak-sahibi-olmasi-1741yy.htm

https://www.rupelanu.org/110-milyar-dolarlik-enerji-antlasmasi-aclikla-terbiye-etme-anlayisina-karsi-adimlarda-1682yy.htm