Şam–DSG Anlaşması Yeni Bir Dönem mi, Yeni Bir Kriz mi?

Şam–DSG Anlaşması Yeni Bir Dönem mi, Yeni Bir Kriz mi?

.

A+A-

Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (DSG) arasında varılan güvenlik ve entegrasyon anlaşması, sahada çatışmaları durdurmayı hedeflese de Kürtlerin geleceği, yetki paylaşımı ve insan hakları konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri(DSG) arasında açıklanan yeni güvenlik anlaşması, Suriye iç savaşının en hassas dönemlerinden birinde “dönüm noktası” olarak sunuluyor. Anlaşma; kapsamlı bir ateşkes, güçlerin yeniden konuşlandırılması ve DSG’ye bağlı birliklerin Suriye ordusuna entegre edilmesini içeriyor.

Önceki yıllarda taraflar arasında yapılan mutabakatlar genellikle geçici ateşkesler ve sınırlı güvenlik koordinasyonuyla sınırlı kalmış, kalıcı bir çerçeveye dönüşememişti. Yeni anlaşma ise kapsamı itibarıyla önceki düzenlemelerin ötesine geçiyor.

Sahada Yetki Kime Ait Olacak?

Planlamaya göre Suriye ordusu Haseke ve Kamışlı gibi büyük şehir merkezlerinin dışında kalacak, iç güvenlik ise yerel güvenlik güçleri ve DSG koordinasyonunda sağlanacak. Bu modelin kısa vadede istikrar sağlaması amaçlansa da, gerçek yetkinin kimde olacağı sorusu yanıtsız kalıyor.

Uzmanlar, daha önce benzer anlaşmaların bölgesel baskılar, dış aktörlerin müdahaleleri ve taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle çöktüğüne dikkat çekiyor.

Kürtler ve ABD İlişkisi Zayıflıyor

DSG, IŞİD’e karşı yürütülen savaşta ABD öncülüğündeki koalisyonun en önemli kara gücü olmuş, Rakka, Deyrezzor ve Haseke’nin büyük bölümlerinin geri alınmasında kritik rol oynamıştı. Ancak Washington’un önceliklerini değiştirmesiyle bu ortaklık son yıllarda belirgin şekilde zayıfladı.

ABD, kuzeydoğu Suriye’de tutulan binlerce IŞİD tutuklusunun Irak’a nakline başladı. Bu adım, DSG üzerindeki güvenlik yükünü azaltmayı hedeflerken, bölgede yeni güvenlik boşlukları doğabileceği endişelerini artırdı.

“Hesap Verebilirlik Yoksa Anlaşmalar Çöker”

ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun eski Başkanı Nadine Maenza, Şam ile DSG arasında yapılan anlaşmaların en büyük sorununun “yaptırım ve denetim mekanizması eksikliği” olduğunu vurguladı. Maenza, “Bu anlaşmalar yapılıyor, ardından Şam yönetimi ihlal ediyor ve kimse hesap sormuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Maenza’ya göre Washington’da gündeme gelen “Save the Kurds Act” (Kürtleri Koruma Yasası), Şam yönetiminin olası ihlallerine karşı bir tür güvence niteliği taşıyor.

Cezaevleri ve Kamplar En Kırılgan Başlık

DSG’nin kontrolünde olduğu belirtilen cezaevlerinde 9 ila 11 bin IŞİD şüphelisi bulunuyor. El-Hol Kampı başta olmak üzere kadın ve çocukların tutulduğu kamplar ise hâlâ güvenlik açısından büyük risk taşıyor.

Geçmişte yaşanan firarlar ve güvenlik zafiyetleri, bu tesislerin kontrolünün el değiştirmesinin IŞİD’in yeniden toparlanmasına zemin hazırlayabileceği endişesini güçlendiriyor.

İnsan Hakları İddiaları İki Tarafı da Zorluyor

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), DSG’nin Rakka, Deyrezzor ve Halep’te sivillere yönelik ciddi ihlaller gerçekleştirdiğini raporladı. Buna karşın Kürt siviller de Şam yönetimine bağlı güçlerin ve müttefik grupların infaz, zorla yerinden etme ve mezhep temelli saldırılar yaptığına dair görüntü ve tanıklıkları gündeme taşıyor.

Maenza, yayımlanan videolarda kadın savaşçıların infaz edilmesi ve Kürt ailelerin hedef alınmasının “etnik temizlik niyetine işaret ettiğini” savundu.

Kürtlerde “Terk Edildik” Algısı

Kürt siyasi aktörler ve aktivistler arasında, IŞİD’le mücadelede verilen ağır bedellere rağmen uluslararası desteğin geri çekildiği yönünde yaygın bir hayal kırıklığı hakim. Bir Kürt yetkili, “IŞİD’e karşı dünya adına savaştık, şimdi çıkarlar değişince fedakârlıklarımız unutuldu” sözleriyle durumu özetledi.

Kırılgan Bir Gelecek

Uzmanlara göre Şam–DSG anlaşması, sahada çatışmaları durdurabilecek geçici bir nefes alma alanı yaratsa da; Kürt hakları, yerel yönetim, güvenlik ve anayasal eşitlik konularında net güvenceler içermediği sürece kalıcı barış üretmesi zor görünüyor.

Suriye’nin kuzeydoğusu, büyük fedakârlıkların ardından yeni bir belirsizlik dönemine girerken, gözler hem Şam yönetiminin atacağı adımlara hem de Washington’un bu sürece ne ölçüde müdahil olacağına çevrilmiş durumda.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.