Yusuf Kaynak

Yusuf Kaynak

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Rus yazar Halfin kimdir?

A+A-

Gerçek adı Naftula Aronovich Khalfin olan Halfin, Kürtçe'de Xelfin olarak okunup yazılmıştır. 18 Ekim 1921'de Kiev'de doğmuş ve 4 Ağustos 1987'de (65 yaşında) Sovyetler Birliği'nde ölmüştür. Halfin, 19. yüzyılda Rusya ile İngilizler arasındaki Orta Asya, Afganistan ve Orta Doğu rekabeti konusunda uzmanlaşmış önde gelen bir Sovyet tarihçi, oryantalist ve tarih bilimleri doktoruydu.
Halfin, Kiev Üniversitesi Filoloji Fakültesi'nde eğitim görmüş ve Kuzey Osetya Pedagoji Enstitüsü'nden mezun olmuştur. Tarih eğitimini Tomsk Üniversitesi'nde arşiv bilimleri alanında almıştır.

Halfin, 1945'den 1956'ya kadar Özbekistan Merkez Sovyet Devlet Tarih Arşivleri'nin müdürlüğünü yaptı, Orta Asya Devlet Üniversitesi'nde ders verdi, aynı zamanda Özbekistan Bilimler Akademisi Tarih ve Arkeoloji Enstitüsü'nde çalıştı. 1956 yılında Halfin, Sovyet Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü'ne katıldı ve doktora tezini yazdı sonra Orta Asya araştırma grubun başına geçti.

Sovyet Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde Sovyet Doğusu ile Yurtdışı Arasındaki Tarihsel ve Kültürel İlişkiler Bölümü başkanlığını ve “Kaynaklar ve Materyallerde Asya ve Afrika” serisinin yayın kurulu başkanlığını yaptı. N. A. Khalfin, 19. ve 20. yüzyıl başlarında Orta Asya'daki uluslararası ilişkilerin tarihi, Doğu- Asya'daki İngiliz-Rus rekabeti, İngiliz-Afgan Savaşları ve diğer konuların yanı sıra Rus ve İngiliz diplomatların ve oryantalistlerin yaşamları ve çalışmaları üzerine çok sayıda belgeye dayalı ilmî makalenin yazarıdır. Arşiv belgeleri konusunda uzman ve yayıncıdır.

Halfin, 20 monografi de dahil 150'den fazla akademik yayının yazarıdır. Başlıca araştırma alanları, Orta Asya'nın Rusya tarafından ilhakının tarihi ve İngilizlerin Orta Doğu'daki sömürge politikasıdır.

Halfin'in eserleri arasında, gördüğüm ve araştırdığım biyografide bile, onun Kürdler hakkındaki kitabından bahsedilmiyordu. Eserlerinin çoğu Doğu Asya ile ilgiliydi. Rus tarihçilerinin Kürdler üzerine çalışmaları 19. yüzyıldan beri kapsamlı bir çalışma bütünü olarak mevcuttu ve bu araştırma akademik düzeyde yürütülüyordu; ülkede Kürd çalışmaları bölümleri bile vardı. Genellikle de bu araştırma askeri ve diplomatik geçmişe sahip kişiler tarafından yapılıyordu. Naftula Aronovich Halfin bir asker değildi, ancak bir süre diplomat olarakta görev yapmış bir Sovyet bilim insanıydı.
Kürdler üzerine yazdığı “19. yüzyılda Kürdistan Savaşları” adlı eseri, Güney'deki Kürd hareketinin aktif dönemine denk gelmektedir; çoğu Rus bilim insanı bu konuya II. Dünya Savaşı'ndan sonra, daha doğrusu Mahabad Kürd Cumhuriyeti'nden sonra odaklanmıştır. Örneğin, Minorsky, Nikitin, Halfin, A. Caba ve N. Marr ve daha bir çokları bu dönemde Kürdlerle tanıştılar, onlarla ilgilendiler, ve onlar hakkında yazma ihtiyacı hissettiler. Elbette bunlar, genel Sovyet politikasının ve 1958'de Irak'taki M.M. Barzani Kürd hareketinden bağımsız değildir; o dönemin önemini yansıtmaktadırlar.

Halfin'in kitabı, 1976 yılında “Komal Yayınları” tarafından, Arapça'ya çevirilen kitaptan Türkçeye çevrilerek yayımlandı. Kitapta bazı isim düzeltmeler yapılmış; örneğin, “On Binlerin Dönüşü”nün yazarı Arapçada Zeynefon olarak yazılırken Türkçeye Ksenefon olarak çevrilmiştir ve ayrıca bazı özel isim ve yer adları değişti. Bu kitabın ilk Türkçe baskısı 50 yıl önce Komal Yayınları tarafından yayımlanmıştır; daha sonraki Kürdçe veya Türkçe baskılarının olup olmadığını şuan bilmiyorum. Eksikliklerine rağmen, bu kitap 19. yüzyıl Kürd aşiretleri, mücadeleleri ve yenilgileri hakkında çok yararlı bilgiler içermektedir. Kitap 136 sayfa hacminde olup uzun bir bibliyografya'da içermektedir.

Halfin'in bu kitapla Kürd tarihinin bir dönemine ışık tuttuğu inkar edilemez. Yazar, bu kapsamlı eserin ilk baskısına yazdığı uzun giriş bölümünde, kitabı başlangıçta “Barbo zo Kurdistan” yani "Kürdistan mücadelesi" olarak adlandırmış, ancak Arapça çevirisini yayınlayanlar başlığınıda “19. Yüzyılda Kürdistan'daki Mücadeleler” olarak çevirmişlerdir.

Giriş bölümünde Halfin, Kürdler üzerine yapılan araştırma ve çalışmaların bugüne kadar neden bu kadar sınırlı kaldığını ve Kürdlerin neden bir devlet sahibi olmadığını şu şekilde ifade ediyor:

“Çeşitli baskıcı ve yıkıcı olaylar Kürtlerin ulusal bir devlet kurmasını engelledi”.

Orta Çağ'ın başından beri Kürtler, İran ve Osmanlı imparatorlukları arasında bölünmüştür. Bazıları 19. yüzyılın başlarında Rusya sınırları içinde kaldı, diğerleri ise Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra sınırları çizilen Irak ve Suriye topraklarında kaldı. Aslında bunlar onların eski ülkeleriydi.

Bu koşullar ve engeller, Kürd tarihinin gerekli ve sağlam bir şekilde incelenmesini engelledi ve hâlâ engelliyor.

Kürd tarihinin aydınlatılması modern zamanlarda bile çok zayıf kalmıştır. Kürdistan'dan geçen on binlerce Yunanlının veya Büyük İskender'in seferlerinin hakkında binlerce kitap yazan burjuva yazarlar, Kürdlerin tarihi ve 19. ve 20. yüzyıllarda kendilerine dayatılan baskı ve köleliğe karşı mücadeleleri ve kahramanlıkları hakkında az şey yazmış, gerçeği anlatmaktan kasten kaçınmışlardır

Halfin, batı burjuvazisini eleştirerek, tarih alanındaki ve özellikle Kürd sorununun incelenmesindeki temsilcileri Lord Curzon'un (1) İngiliz sömürgeciliğini teşvik etmekle görevlendirildiğini söylüyor.
Curzon aynı zamanda İngiliz Dışişleri Bakanıydı ve Hindistan'da Kral Temsilcisi unvanını taşıyordu (2).
Curzon, Doğu'dan yaptığı araştırmaları derleyip yayınladı. Ancak, bunların kapsamı sadece bilimsel değil, aynı zamanda çoğu çarpıtılmış durumda. Amaç, yalnızca İngiliz sömürgeciliğinin ve İngiliz şovenizminin politikasına hizmet etmektir. Curzon, Kürtler hakkında şunları söylüyor: “Kürdlerin tarihi bilinmiyor! Belki de bu milletin tarihi ve edebiyatı yok. Çünkü her zaman anlamsız düşmanlık gösteren milletler arasında yaşadılar, bu da sosyal yapılarında karışıklık yarattı. Eğer Kürdlere güçlü ve adil bir elin yönetimi altında yaşama fırsatı verilseydi, emirlere boyun eğer ve itaat ederlerdi”.

Doğal olarak, “güçlü ve adil elin” amacı İngiliz sömürgeciliğiydi. Curzon'un Kürdler hakkındaki diğer görüşleri de öncekiler kadar önemliydi. Ve bunları şöyle tanımliyordu: “Halk gerçekten cahil ve bilgisiz.... Öyle ki okuma yazma, kitap ve okulların ne olduğunu bilmiyorlar. On bin kişiden biri bile düzgün okuyup yazamıyor. Bu yerdeki diğer tüm halklardan daha kurnaz ve hilekârlar”.(3)

Bu siyasi ve entelektüel Lord, Kürd halkının zorlu yaşamını, gerçek nedenleri ve İngiltere'nin İran ve Osmanlı İmparatorluğun yardımıyla Kürdistan'ın nimetlerinin paylaşımındaki rolünü görmezden geliyor ve sessiz kalıyor. Ancak Kürd halkı, devletlerinin yararına Kürdistan'a gelenlerin söylediği gibi kötü alışkanlıklara sahip değil ve refah içinde yaşayan bir millet değildir. Aksine, varlıklarını sürdürmek için büyük zorluklarla mücadele ettiler ve en son basit koşullarda yaşamaya zorlandılar.
Girişin devamında Halfin Kürdler için şöyle diyor: 1880'lerde Kürdistan'da İngiliz konsolosu olan Henry Trotter'ın (4) yazılarından yola çıkarak “Lord Curzon'un fikirleri Kürdlerin yaşam standardını ve sosyal koşullarından ve ortaya çıkardıkları gerçeklerden bahsettiğini kabul etmek mantıksızdır”.

Henry Trotter, “Küçük Asya Kürdleri” adlı kitabında da şöyle diyor: “Van'da, on yedi Kürt aşiret lideri orada yaşayan kırk bin Kürd vatandaşı adına hazırlanan bir dilekçeyi, o sırada Osmanlı idari reformları amacıyla Van'da bulunan Osmanlı Sultanı'nın temsilcisine sundu. Bu dilekçede Kürdler, hükümetin kendi masraflarıyla okullar inşa etmesini, zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulmaları ve karşılığında Hristiyanlara uygulanan tazminat sisteminin kendilerine de uygulanmasını talep ettiler; hatta Hristiyanlardan daha fazla ödemeye hazır olduklarını da belirttiler. Kürdler, maruz kaldıkları düşmanca muameleye ek olarak, zorunlu askerlik hizmetini de çok zor buluyorlardı, ve Osmanlı savaşlarında köle gibi muamele gördükleri için de kendilerini savunmak istemediler”. (5)

Henry Trotter, kendi görüşlerini eklemeden, gerçeği olduğu gibi sundu: “Henry'ye göre, Amerika, Almanya, İngiltere, Sovyetler ve diğer devletler tarafından Kürdistan'a gönderilen askeri personel, diplomatlar, hükümet temsilcileri ve misyonerlerin çeşitli anıları, notları ve belgelerine rağmen, burjuva tarihçiler sadece Kürd sorununun ve Kürd tarihinin gerçeğini göstermekte değil, aynı zamanda bu sorunun tüm hatlarını açıklamakta da başarısız oldular. Çok az sayıda insanın doğru ifadelerinin aksine, diğerleri her zaman sorunu kendi çıkarları doğrultusunda sundular, gösterdiler”.

Halfin'e göre, Batılı ve Rus oryantalistlerin Kürdistan'a ilişkin arkeolojik, etnografik ve filolojik çalışmaları yakın zamanda başladı. Bu konuların kapsamlı bir şekilde incelenmesine duyulan ihtiyaç yakın ortaya çıktı. Özellikle Rus bilim insanları Kürdistan'ın yakınlığı ve Rusya'da belli Kürdlerin yaşadığı gerçeği göz önüne alınarak, bu konuya gerekli önemi vermek zorunda hissettiler.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu konu üzerine kitaplar yayınlanmaya başlandı. Daha önce de çalışmalar yapılmıştı, ancak bunlar akademik olmaktan çok uzaktılar. Daha çok iç ve dış politika ihtiyaçlarını karşılamaya yönelikti. Daha sonra, St. Petersburg'da yayınlanan akademik kitaplar Kürd nüfusunu, yerleşimlerini, kabilelerini, tarihini ve dilini inceledi. Esas en önemli çalışmalar A. Caba (6) tarafından yapıldı. Caba Anadolu'daki diplomatik görevleri sırasında Kürdistan'ın Erzurum kentinde araştırmalar yaptı. Doğu Araştırmaları Enstitüsü'nde Kürd Çalışmaları Bölümü, Augustus Caba ile kuruldu. Böylece Rusya'da Kürd çalışmaları başlatıldı ve büyük bir arşifte oluşturuldu.

Joseph Orbeli (7) ve N. M. Marr (8) ve bunun gibi diğer Rus bilim insanları da Kürd halkının sosyal yapısının daha önce bilinmeyen yönlerine ışık tutmaya katkıda bulundular. İlerici fikirlerden ve sol görüşlerden etkilenen Rus bilim insanlarıda, 1930'lardan itibaren Kürdlerin ve tarihlerin üzerinde büyük hacimli eserler yayınladılar. Bu çalışmalar daha sonra Qanadê Kurdo, Heciye Cindi ve Celile Celil gibi bir çok yeni Kürd bilim insanın ve oryantalistler tarafından takip edildi biliniyor. Şu anda, Kürdler üzerine akademik araştırmaları yürüten iki düşünce ekolü de - Batı ve Rus - bulunmaktadır.


Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü Bülteni, seçkin Sovyet tarihçi ve oryantalist Naftula Aronoviç Halfin'in yüzüncü yılını anmak için bir dizi makale hazırladı. Bu makale, 1957-1971 yılları arasında, yani SSCB Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü Bölüm Başkanlığına atanmasından sonraki faaliyetlerinin analizini sunmaktadır. Makale, Sovyet Doğu'nun Tarihsel ve Kültürel Sorunları Bölümü hakkında bilgi vermektedir. Bu bölüm, Modern ve Çağdaş Dönemlerde Sovyet ve Yabancı Doğu Asya Arasındaki Tarihsel ve Kültürel İlişkileri içermektedir. Yeni bölümün profili göz önüne alındığında, Halfin'in bu dönemdeki bilimsel ilgisi sömürgecilik sorunlarından, Taşkent'te ele almaya başladığı Orta Asya ve Afganistan sorunlarına doğru kaymıştır.1970'lerden beri, bu bölgenin tarihinin çeşitli yönleri üzerine bir dizi monografi ve çok sayıda makale yayınladı ve Sovyet ve yabancı yayınlar için incelemeler yazmaya devam ediyor. Halfin, seçkin Rus oryantalist N. V. Hanikov'un (9) biyografisinin incelenmesine önemli bir katkıda bulundu. N.A. Halfin'in popüler olanlar da dahil olmak üzere birçok eserinin konusu olan Afganistan, 1979'dan sonra özellikle önem kazandı. Bu dönemde Halfin, bilimsel çalışmalarının yanı sıra, Afgan halkının İngilizlere karşı mücadelesi hakkında tarihsel anlatılar veya belgeseller yazarı olarak da tanındı. Eserlerinin çoğu İngilizce ve Afgan dillerine çevrildi. Ayrıca “İngiliz sömürgeciliğinin” ünlü figürü Lord Curzon hakkında da eserler yayınladı. Kendi çalışmalarına ek olarak, Halfin, editörlüğünü, giriş ve not yazarlığını yaptığı “19. ve 20. Yüzyıl Başlarındaki Kaynak ve Malzemelerde Orta Asya” serisinin yanı sıra “Sovyetler Birliği ve Doğu Ülkeleri” serisinin yayınlanmasında da kapsamlı çalışmalar yürütmüştür. Orta Asya ve Afganistan'daki İngiliz politikasının en önemli araştırmacılarından biri olan Halfin, ortak uluslararası bilimsel toplantılara katılmıştır.

(1)Lord Curzon (11 Ocak 1859 - 20 Mart 1925), ünlü bir İngiliz devlet adamı, muhafazakar politikacı ve yazardı. D. Curzon olarak bilinen gerçek adı George Nathaniel Curzon'du.

(2)Hindistan, 17. yüzyıldan itibaren ticari faaliyetlerle başlayıp 1858'den 1947'ye kadar doğrudan İngiliz yönetimi (İngiliz Rajı) altında devam ederek bir İngiliz kolonisi haline geldi.

(3)Dord Curzon, İran ve İran meselesi, cilt 1; ss. 533-550/522-555

(4)Henry Trotter (1841-1919), Kraliyet Mühendisleri'nde görev yapan bir İngiliz Hint Ordusu subayı, yazar ve Orta Asya kaşifiydi. Henry Trotter (çoğu zaman Henri Trotter olarak yazılır), 1879'da Kürdistan konsolosu olarak atandı. 1880'den itibaren bölgenin önemli bir şehri olan Erzurum'da konsolos olarak görev yaptı. Daha sonra İstanbul'da askeri ataşe ve Suriye'de konsolos-general olarak görev yaptı. 1919'da öldü.

(5)H. Trotter, Küçük Asya Kürtleri, cilt. 7, s. 11/British Report (28 Temmuz 1880)

(6)August Caba (1801-1894), Polonyalı bir oryantalist ve Rus hizmetinde diplomat olarak görev yapmıştır. 1824-1828 yılları arasında Rusya'nın St. Petersburg şehrinde Doğu dilleri üzerine eğitim almıştır. 1848-1866 yılları arasında Yafa ve İzmir'deki Rus konsolosluklarında tercüman ve Erzurum'da konsolos olarak çalışmıştır.

August Caba, Kürd halkının alışkanlıkları, edebiyatı ve dili üzerine araştırmalar yapmış ve 1861 yılında Fransızca yayınlanan "Kürdistan edebiyatı ve kabilelerinden derlenmiş notlar ve öyküler" adlı makalede sonuçlarını yayımlamıştır. Ayrıca ilk Fransızca-Kürdçe sözlük olan “Dictionnaire kurde-français”in (1879) de

(7)Joseph Orbeli (Hovsep Abgari Orbeli, 1887-1961), Transkafkasya'nın ortaçağ tarihi konusunda uzmanlaşmış ve 1934'ten 1951'e kadar Leningrad'daki Hermitage Müzesi'ni yönetmiş Sovyet-Ermeni oryantalist, kamu figürü ve akademisyendi. Ermeni Ulusal Bilimler Akademisi'nin kurucusu ve ilk başkanıydı (1943-1947).

8Tanınmış ve tartışmalı Rus-Gürcü dilbilimci Nikolai Yakovlevč Marr (1864-1934), Kürdtleri Yakın Doğu bölgesinin erken, Hint-Avrupa öncesi nüfusunun yerli torunları olarak kabul ediyordu.

(9)N.V. Hanikov: 19. yüzyılın önde gelen Rus diplomatı, oryantalisti, coğrafyacısı ve etnografı Nikolai Vladimirovich Khanykov, 24 Ekim 1819'da doğdu ve 15 Kasım 1878'de öldü.

7778865.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar