
Mesrur Barzani: 'Kürt Olmak Sorun Değil, Sorun Çoğulculuğu Reddeden Zihniyettir'
.
Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, Irak’taki siyasi sürecin temelinin halkın iradesine saygı olduğunu belirterek, seçimler yoluyla Iraklıların kendilerini temsil edecek parlamentoyu belirlediğini, ardından Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın seçildiğini söyledi. Barzani, bu makamlara yapılacak adaylıkların halkın beklentilerini yansıtması gerektiğini vurguladı.
Sky News Arabia’ya verdiği özel röportajda konuşan Barzani, Irak’ın egemenliğinin son derece önemli olduğunu ifade ederek, “Irak’ın dostları bu egemenliğe saygı gösteriyor. Aynı zamanda Irak’ın gerek ABD ile gerekse uluslararası toplumla ilişkileri önemli ilişkilerdir ve bu ilişkiler sorumlulukla ele alınmalıdır” dedi.
Başbakanlık makamının, geçmiş seçimlerde oluşan siyasi teamül gereği Şii bileşenin sorumluluğunda olduğunu belirten Barzani, en büyük Şii blok tarafından belirlenen adayın parlamentoya sunulduğunu ve nihai kararın Meclis tarafından verildiğini söyledi. Kürdistan Bölgesi’nin bu konudaki her karara saygı duyduğunu da ekledi.
Cumhurbaşkanlığı makamının Kürt bileşenin hakkı olduğunu dile getiren Barzani, “Seçilecek cumhurbaşkanı sadece Kürtlerin değil, tüm Irak’ın cumhurbaşkanı olacaktır. Diğer egemenlik makamlarında olduğu gibi Meclis Başkanlığı Sünnilere, Başbakanlık ise Şiilere aittir” ifadelerini kullandı.
Şii ve Sünni bileşenler için geçerli olan aday belirleme mantığının Kürtler için de uygulanması gerektiğini vurgulayan Barzani, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Irak genelinde 1 milyon 200 binden fazla oy aldığını, bu sonuçla Irak’ın en büyük partisi konumuna geldiğini söyledi. Barzani, Kürt halkının yaklaşık yarısının KDP’ye oy verdiğini belirterek, bunun cumhurbaşkanlığı için aday gösterme hakkı doğurduğunu kaydetti.
KDP’nin ortak Kürt aday konusunda uzlaşıya açık olduğunu ifade eden Barzani, anlaşma sağlanamaması durumunda çözümün demokratik ve adil bir mekanizmaya başvurmak olduğunu belirtti. Bu kapsamda, Kürdistan Parlamentosu’nda ya da Irak Parlamentosu’ndaki Kürt milletvekilleri arasında yapılacak oylamayla en fazla oyu alan adayın belirlenebileceğini söyledi.
Barzani ayrıca, mevcut Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in cumhurbaşkanlığı için aday gösterildiğini belirterek, Hüseyin’in yetkin ve etkili bir isim olduğunu, dışişleri bakanlığı döneminde bunu kanıtladığını ifade etti. Cumhurbaşkanlığı makamının farklı sorumluluklar taşısa da ülke yönetiminde önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi.
Güvenlik ve DEAŞ tehdidi
Güvenlik konusuna da değinen Barzani, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’taki varlığının yalnızca Kürtlerin talebiyle değil, Irak devletinin davetiyle gerçekleştiğini söyledi. DEAŞ’la mücadelede uluslararası koalisyonun sağladığı destek için teşekkür edilmesi gerektiğini vurguladı.
DEAŞ’ın toprak hâkimiyetini kaybetmesine rağmen tamamen yenilmediğini belirten Barzani, özellikle Suriye’deki gelişmeler ve bazı tutukluların serbest bırakılmasıyla örgütün hâlâ ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Irak, Suriye ve Kürdistan Bölgesi’ndeki güvenlik güçlerinin kapasitesinin artmasının tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini ifade ederek, uluslararası desteğin sürmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
Barzani, aşırılıkçı örgütlerin adaletsizlik, yoksulluk, eşitsizlik ve kötü yönetimin hâkim olduğu ortamlarda güç kazandığını belirterek, etnik temizlik, baskı ve dışlanma gibi sorunların devam ettiğine dikkat çekti. Terörle mücadelenin hem bu kök nedenlerin giderilmesini hem de örgütlerin yakından izlenmesini gerektirdiğini vurguladı.
Kürt meselesi ve bölgesel gelişmeler
Kürt meselesinin tarihsel olarak adil bir çözüme kavuşmadığını ifade eden Barzani, Kürdistan’ın bugün Irak, Suriye, Türkiye ve İran arasında bölünmüş durumda olduğunu, her parçanın kendine özgü koşulları bulunduğunu ancak bunun Kürtlerin hak taleplerini ortadan kaldırmadığını söyledi.
Kürdistan Bölgesi’nin komşu ülkelerin iç işlerine karışmadığını belirten Barzani, odak noktalarının Irak olduğunu ve anayasada yer alan federal sistemin henüz tam olarak uygulanmadığını dile getirdi. Mevcut sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de yürütülen barış sürecine de değinen Barzani, bunun kalıcı bir çözüme ulaşmasını umut ettiğini belirterek, İran, Türkiye ve Suriye’de yaşayan Kürtlerin hak ettikleri haklara sahip olması gerektiğini söyledi. Bu ülkelerde Kürtlerin statüsünü belirlemenin, o ülkelerde yaşayan Kürtlerin kendi iradesine bağlı olduğunu vurguladı.
Kürtlerin de diğer halklar gibi kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğunu ifade eden Barzani, “Kürt olmam bir sorun değil. Sorun, çoğulculuğu ve diğer halklara saygıyı reddeden zihniyettedir. Ben Kürdüm ve bununla gurur duyuyorum” dedi.
Irak’ta Kürtlerin yaşadığı sorunlara da değinen Barzani, federal bütçenin Kürdistan Bölgesi’ne karşı siyasi baskı aracı olarak kullanılmasının Irak Anayasası’na aykırı olduğunu söyledi. Kürdistan Bölgesi’nin Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’ye koşulsuz destek verdiğini, bunun da anayasanın uygulanacağı ve tüm vatandaşlara eşit davranılacağı beklentisiyle yapıldığını ifade etti.
Kürtlerin her zaman çözümün parçası olmaya çalıştığını belirten Barzani, Kürdistan Bölgesi’nin komşularıyla karşılıklı saygıya dayalı ilişkiler sürdürmek istediğini, ancak Bağdat’la ilişkilerinde anayasal haklarından vazgeçmeyeceğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda Barzani, Kürdistan Bölgesi ve Irak’ın gerilim, çatışma ya da askeri karşılaşma arayışında olmadığını belirterek, tüm ülkelere krizleri tırmandırmak yerine kontrol altına alma çağrısında bulundu. Irak’ın bölgesel çatışmaların dışında kalmayı tercih ettiğini ve gerilimleri körüklemek istemediğini sözlerine ekledi.

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.