
Memo Şahin: Ne kaldı Özerk Bölge’den geriye?
.
Memo Şahin
Demek ki yaşamak gerekiyordu, yeni acılar. Demek ki düşmek gerekiyordu göç yollarına, bir kez daha. Demek ki uğramak gerekiyordu yeni katliamlara, 2026’nın şafağında.
Acının, zulmün, işkencenin, katliamın her türünü her mevsimde yaşayan Kürtler, bir kez daha yaşamak zorunda kaldılar, Binxet’te, koca dünyanın küçük bir köye dönüştüğü günümüzde.
„Bir musibet bin nasihatten iyidir“ denir. Bazen yaşanan bir olumsuzluk ve nahoş bir olayın, binlerce nasihatten daha etkili ve öğretici olduğunu ifade eder, bu özdeyiş kısaca. Rojava’da başımıza gelen bu son felaket birleştirdi, kenetledi Kürt halkını yediden yetmişe.
Ayakta Kürt halkı tüm dünyada, ellerde Ala Rengîn ve yek vücut oldu, her parti ve örgütten insan. Birleşik bir ulusun doğuşuna tanıklık ediyor insanlık Rojava ekseninde bugün, Rojhilat’tan Başur ve Bakur’a ve dünyanın dört bir yanıyla beş kıtada.
„De Mîro Mîro Mîrê Mîran / Karê te çi li Sêwazê li nav maciran“ denir bir Koçgirî ağıdında, yaşananları anlatır yüzyıl önce, yaralı cografyada.
Kaç kez gidildi Şam’a, kaç kez çalındı kapısı Ankara’nın? Aratır oldu, her görüşmenin sonucu, bir öncekini. Ve tekzip edildi her açıklama, bir gün dahi geçmeden aradan.
Ve ne işiniz vardı Raqqa ve Derazor’da? Size mi kalmıştı İslam Devleti (İŞİD) çakallarına gardiyanlık? Ne çabuk unuttunuz, Şengal, Kobani ve Afrin’de yaşananları? Kardeş dediklerinizin dölleri değil miydi, Şengal’e saldıranlar, Kobani’yi yerlebir edenler?
Kim kaldı çevrenizde, kardeş dediklerinizden? Hançerlemediler mi arkadan, puştça? Yollarını kesmedi mi Raqqa, Tabka ve Derazor’dan can havliyle kaçmak zorunda kalan insanların? Raqqa ve Derazor’da anıt, büst ve heykelleri yerlebir eden ve SDG’nin flamalarını ayaklar altına alanlar kimler, sahi?
Halep’te Kürtler katledilirken, gelmedi mi aklınıza ceryanı kesmek, sivilleri Şehba, Tabka, Raqqa ve Derazor’dan güvenlik içinde tahliye etmek? Bakın Kobanî, abluka altında, elektriksiz, aç ve susuz!
Açın bakın haritalara, kıyaslayın bir ay öncesiyle günümüzdekini?
Sahi ne oldu da, bir anda bu denli değişti harita? Suriye’nin yüzde otuzunu kontrol altında tutan bu devasa güç, neden hiçbir tedbir almadan, panik havasında geri çekilip yüzde beşlik bile sayılamayacak, adları Kobani ve Cizire olan iki küçük adacığa sığınmak zorunda kaldı sonunda?
Sahi nerede daha düne kadar büyük bir caka ile kullanılan zırhlı araçlar, sahip olunan binlerce TIR‘lık modern silahlar?
En az on yıl boyunca hakimi kimdi petrol alanlarının? Peki niye Kobani’de ısınacak mazot sıkıntısı çekiyor, size ölümüne güvenen o kahraman halk?
Tamam dün Esad’a, son bir yıldır da Colani alçağını petrolsüz bırakmadınız. Peki hiç mi aklınıza gelmedi, o petrolün birkaç varilini Kobani’de depolamak?
Ya da en az tüm Suriye’ye yetecek tahıl ve zahire üreten Binxet’in Kobani kentinde bugün un bulunamamasını neye yoracağız, nasıl izah edeceğiz?
Evet sıralanacak en az onlarca, yüzlerce soru var, bunlara benzer, kimileri sırası değil deseler de.
Kürt halkı ses çıkarmadı, binlerce yıldır yaşadıkları toprakların, bir anda „Kuzey ve Doğu Suriye“ diye tanımlanmasını. Kürt halkı çekti sineye, Ala Rengîn‘in kullanılmamasını ve ulusal renklerinin, anlaşılmaz bir biçimde diziliş ve melezleştirilmesini.
Tek tek sıraladı Şam’ın alnında terörist damgası taşıyan yeni yöneticisi Colani: Entegrasyon, bireysel olur, ya zorla ya da gönüllü. Ve aşağıladı Özerk Yönetim sorumlularını, Yankee’nin huzurunda. Çorba tuzluydu, iki kaşık yeterdi anlamak için oysa.
Demek ki yetmedi, bir kez daha çalındı kapısı Şam’ın 27 Ocak günü. Ortaya çıkan bir anlaşma değil, dikte ettirilen bir metin:
“1: Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin, Haseke, Kamışlo ve diğer bazı bölgelerde güvenliğin sağlanması amacıyla yeniden konuşlandırılması kararlaştırıldı.
2: Suriye Demokratik Güçleri’nin, hâlihazırda bulundukları köy ve bölgelerde kalmaya devam edeceği ve yerel bir güç olarak görevlerini sürdüreceği belirtildi.
3: DSG güçlerinin Suriye devlet kurumları çerçevesinde entegrasyonuna yönelik resmi sürecin başlatılması konusunda mutabakata varıldı. Entegrasyonun detayları ve uygulanma biçiminin ilerleyen dönemde açıklanacağı ifade edildi.
4: Tüm cephelerde askeri çatışmaların derhal durdurulması kararı alındı.”
Evet ne anlamak gerekir dikte ettirilen bu „anlaşmadan“?
Bir: Kürt asayiş güçlerinin yanısıra Şam yönetiminin polis ve jandarması da girecek Kürt kentlerine yeniden. Ve böyle giderse Başur’la Rojava arasındaki Sêmalka-Pêşhabur kapısı da el değiştirecek bir müddet sonra.
İki: Halkı yatıştırana ve bir başka görüşmeye kadar bulunduğu alanlarda kalmaya devam edecek SDG.
Üç: Ve entegre edilecek, eritilecek SDG, Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu’nun çatısı altında.
Dört: Tam bir entegrasyona kadar devam edecek Şam’ın Kürdistan’daki saldırıları.
Utanç verici, onur kırıcı başka maddelerde konuşuluyor, son birkaç haftadır: Haseke’ye bir Kürt vali, birkaç Kürdün bakanlıklarda yer alması gibi.
Mesele birkaç vali ve bakan yardımcılıklarıyla çözüme kavuşturulmuş olsaydı, seksen yıl önce çözülürdü Kürt meselesi Suriye’de. Başbakan da oldu, general ve vali de oldu Kürtler o topraklarda. Ya da saymaya başlasak Kürt Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlarını TC‘nin onlarca kez çözülmüş olurdu Kürt meselesi orada.
Bir televizyon kanalı ve seçmeli Kürtçe dersle çözecekmiş Colani Kürt meselesini, Erdoğan’dan örnek alarak ve meseleyi folklorik bir ögeye indirgeyerek!
„Kürt meselesi halı ve kilimle çözülseydi, elli tane kilim dokuturdum neneme“ dedi bir PKK’li geçtiğimiz günlerde bir mitingte, haksız da sayılmaz.
Evet, taşlar bağlandı, itler salındı Kürtlerin üstüne ve tescillendi şimdilik Ankara ve Şam patentli Teröristan, topraklarında Suriye‘nin. Varsın onu da başkaları düşünsün biraz da.
„Birleşik bir ulus doğuyor“ dedim yukarda, sitem ettim biraz da. Bunları ve daha fazlasını tartışırız, durulduktan sonra sular.
Bir raundu, bir muharebeyi kaybettik, bir cephede yaşadık yenilgi, bunlar doğru. Ancak kavga sürüyor tüm Kürdistan‘da. İyi kötü, doğru yanlış, dost düşman ayrışıyor tek tek. Ve Kürtler kenetlendi Rojava efrafında ve yekvücut oldu tasa ve kıvançta.
Tarih de, Kürt halkı da affetmeyecektir Kürtlerin en mazlumlarının yaşadıklarını!
(29.01.2026)

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.