Hüseyin Akıncı

Hüseyin Akıncı

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Siyasetinde "Birlik" Çıkmazı: Kısır Çekişmelerin Gölgesinde Bir Halkın Geleceği

A+A-

Hüseyin Akınci

Kürt Siyasetinde "Birlik" Çıkmazı: Kısır Çekişmelerin Gölgesinde Bir Halkın Geleceği

Ortadoğu, tarihinin en keskin dönüşüm sancılarını yaşarken, Kürt siyasi arenası derin bir paradoksun ve ne yazık ki tarihi bir "ayıbın" pençesinde kıvranıyor. Yarım asra yaklaşan bir süreçte, KDP ve YNK arasında kemikleşen bölünmüşlük, sadece askeri bir ayrışma değil, aynı zamanda siyasi bir akıl tutulmasının tezahürüdür. Bugün dünyayı şekillendiren güçlerin sunduğu konjonktürel fırsatlar, maalesef iç çekişmeler ve dar grup çıkarları uğruna heba edilmektedir.

Tarihi Fırsatlar ve Stratejik Hatalar

Birinci Körfez Savaşı ile başlayan ve Kürtlere kendi kaderlerini tayin etme noktasında önemli bir kapı aralayan süreç, ne yazık ki Kerkük’ün tartışmalı statüsünden Şengal’deki ayrışmaya kadar pek çok hazin hikayeye tanıklık etti. Modern dünya, Kürt aktörlerin "biz olma" iradesini sorgularken; bölge siyaseti, uluslararası heyetlerin dahi rasyonalize edemediği bir akıl tutulmasıyla yönetilmeye devam ediyor. Ortadoğu’da haritalar yeniden çizilirken, Kürt siyasetinin iki ana aktörü olan KDP ve YNK’nin "mendili alan kaçsın" kabilinden bir rekabete dalması, sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de riske atmaktadır.

Kürdün Kürde Karşıtlığı: Ahlaki ve Siyasi Bir Aşınma

Dünyanın hiçbir coğrafyasında, kendi halkının bekasını bu denli sistematik bir şekilde kısır çekişmelere kurban eden başka bir siyasi gelenek bulmak zordur. Kürt aydınlarının on yıllardır bu kötü gidişata karşı sergilediği uyarıcı tavır, ne yazık ki siyasi mekanizmanın duvarlarına çarparak etkisiz kalmıştır. Sosyolojik bir anormallik olarak karşımıza çıkan bu durum, en asgari müştereklerde bile buluşmayı imkansız kılmaktadır.

Kürt siyasetindeki temel sorun, eleştirinin yapıcı bir zeminden kayıp, topyekûn bir düşmanlığa dönüşmesidir. Farklı bir sese tahammül etmek yerine, o sesi "operasyonel algılarla" boğmaya çalışmak, enerjinin yanlış yöne kanalize edilmesine neden olmaktadır.

Yanlış İttifaklar ve "Ötekileştirme" Siyaseti

Kürt siyaset arenasının en trajik manzarası, içerdeki rakibi engellemek adına, Kürt varlığına mesafeli hatta düşman olan güçlerle kurulan ittifaklardır. "Benden ötesi güçlenmesin" mantığı üzerine kurulu bu anlayışta; bir Kürt aktörün güçlenme ihtimali belirdiğinde, diğerinin onu engellemek adına en absürt iş birliklerine girmesi kanıksanmış bir gerçeklik haline gelmiştir. Oysa bu yıkıcı rekabete harcanan enerjinin üçte biri, ulusal bir asgari stratejiye harcansaydı, Kürt halkının mücadelesi bugün çok daha farklı ve kazanımlarla dolu bir noktada olabilirdi.

Sonuç: Bıkkınlık ve Kurumsallaşma Sorunu

Güney’de bir türlü tamamlanamayan kurumsallaşma, Rojava’da belirsizliğini koruyan entegrasyon süreçleri ve Kuzey’de barış arayışları ile teorik tartışmaların yarattığı karmaşa; Kürt halkını derin bir bıkkınlığa sürüklemiştir. Hangi isim veya parti çatısı altında olursa olsun, halkın çıkarlarını öncelemeyen her türlü siyasi hamle, tarihin tozlu sayfalarında birer "vakit kaybı" olarak kalacaktır.

Kürt siyaseti, bu ahlaki ve siyasi ayıptan arınmak için aynaya bakmalı ve enerjisini birbirini yok etmeye değil, ortak bir geleceği inşa etmeye adamalıdır. Aksi takdirde, Ortadoğu’nun bu devasa değişim dalgasında Kürtler, bir kez daha "akıl kazazedeleri" olarak tarihe geçme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.