
Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) : Tüm Zorluklara Rağmen Kazanan Rojava Kürdistanı Halkı Olacaktır
.
30 Ocak 2026 tarihinde, DSG ve Şam Yönetimi arasında bir anlaşma imzalandı.
Anlaşmanın ABD, Fransa, Güney Kürdistan ve diğer bazı uluslararası güçlerin arabuluculuğu ve desteğiyle, uzun süredir devam eden görüşmelerin ardından imzalandığı anlaşılmaktadır.
Son dönemde dünyada ve Ortadoğu’da jeopolitik konjonktürün Kürtlerin aleyhine geliştiği, Kürt karşıtı uluslararası konseptin ve özellikle ABD’nin Rojava Kürdistanı’nda Kürtleri değil, daha çok Şam Yönetimi’ni kollayan bir siyaset izlediği bir süreçten geçiyoruz. Yanısıra, DSG, PYD, Özerk Yönetim tarafından Kamışlo Konferansı kararlarının yaşama geçirilmediği, konferansın seçtiği Temsil Heyeti’nin yok sayıldığı bir tabloya tanık olmaktayız. Açıktır ki anlaşma, bu temel faktörlerin Kürtlerin elini zayıflattığı böylesi bir atmosferde imzalanmak zorunda kalınmıştır.
Önümüzdeki dönemde, güçler dengesine bağlı olarak nasıl bir seyir izleyeceği şimdiden kestirilemezse de, anlaşmayla öncelikle, kalıcı ve kapsamlı ateşkes ilan edilmesi, sorunun diyalog yoluyla çözümü, Haseke, Kamışlı, Kobani’ye yönelik var olan ablukalara son verilmesi, insani yardımlara daha uygun bir zeminin yaratılması ve katliam tehlikesinin şimdilik de olsa önlenmesi, Afrin, Girêsipî, Şeyh Maksud, Eşrefiye, Serêkanî vd. yerlerden çıkmak zorunda bırakılan Kürtlerin kendi şehir ve köylerine dönüşünün sağlanacak olması önemlidir, Kürtlerin lehinedir.
Ancak, şu anda Kürtlerin elinde bulunan yerlere ilişkin Esad Rejimi dönemine nazaran, Kürtlerin lehine Şam tarafından resmi olarak imzalanan askeri, idari, kültürel bazı maddeler içermesine rağmen, anlaşmanın, 26 Nisan 2025 tarihinde Kamışlı Konferansında belirlenen siyasi çerçevenin çok gerisinde bir içeriğe sahip olduğu açıktır.
Anlaşmanın, özellikle ana dilde eğitim, Kürtçenin resmi dil olarak kabulü gibi temel ve meşru kollektif haklarını ve bir bütün olarak Rojava Kürdistan’ını kapsayan milli, coğrafik, siyasi bir statüyü içermemesi ve dile getirdiğimiz bu milli, demokratik hak ve özgürlüklerin Suriye’nin yeni anayasasında yer alması gerektiğine dair bir tespitin anlaşmada dile getirilmemiş olması, önümüzdeki süreçte Kürt halkını ciddi tehlike ve engellerle yüz yüze bırakma riski taşımaktadır.
Güneybatı Kürdistan siyasal güçlerinin ortak bir milli siyaset ve ortak bir temsiliyetle hareket etmeleri halinde, Şam Yönetimi ile imzalanan anlaşma, Kürtlerin çatışmasız bir ortamda toparlanmaları, yaralarını sarmaları ve Kamışlı Konferansı’nda belirlenen siyasal çerçevenin Yeni Suriye Anayasası’nda yer almasının sağlanabilmesinde birlikte bir ilk adım olarak yeni bir fırsata dönüştürebilirler.
Kalıcı ateşkes kararının alınmasında ve Kürtler lehine olan bazı maddelerin anlaşmada yer almasında, başta Rojava Kürdistanı olmak üzere, dört parça Kürdistan ve diasporada Kürtlerin milli sahiplenmeyle, iç birlikle geliştirdikleri çok boyutlu kitlesel mücadele ve etkinliklerin ve başta Başkan Sayın Mesut Barzani, Kürdistan Bölge Başkanı Sayın Neçirvan Barzani ile Güney Kürdistan Yönetimi ve siyasi partilerinin uluslararası diplomatik girişimleri ve kararlı tutumlarının büyük bir rolünün olduğu aşikardır.
Bu süreç boyunca tüm dünya Kürtleri arsında oluşan milli duygu, birlik, dayanışma, sahiplenme ve kenetlenme Kürtlerin en büyük kazançlarından biri olmuştur.
Kürdistan’ın dört parçası ve diasporadaki Kürtlerin bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da tek yürek ve tek ses olarak ‘’Yek e, yek e, yek e, Kürdistan yek e. Yek e, yek e, yek e, gelê kurd yek e’’ şiarıyla, milli birlik, dayanışma ve sahiplenmeleriyle, Rojava Kürdistanı halkımıza verecekleri destek ve Güney Kürdistan Yönetimi’nin Şam Yönetimi nezdinde ve uluslararası diplomaside Rojava Kürdistanı halkımızın milli, demokratik hak ve özgürlüklerinin savunulması ve kazanılması için bugüne kadar sürdürdükleri aktif ve kararlı tutumların bundan böyle de sürdürülmesi, Rojava Kürdistanı halkımızın elini güçlendirecek en önemli faktörlerden biri olacaktır.
BM, Avrupa Birliği, ABD ve Suriye’deki Uluslararası Koalisyon Gücü’nü, ateşkesin devamı ve Kürt milletinin milli, demokratik kollektif hak ve özgürlüklerinin, milli, coğrafik, siyasi bir statü ile kendisini yönetmesi hakkının Suriye’nin yeni anayasasında yer alması için garantör olmaya, etkin bir tutum almaya çağırıyoruz.
Halkımızın, Güneybatı Kürdistan’daki (Rojava Kürdistanı) özgürlük mücadelesi asla durmayacaktır. Bu parçadaki halkımızın ve onun milli hat üzerinde mücadele eden yurtsever güçlerinin mücadelesi, hem cihadist Şam Yönetimi’nin tüm saldırılarına ve Türkiye Devleti’nin müdahalelerine, hem de Kürtler adına siyasi bir statü hakkını yok sayan entegrasyonist siyasal tutumlara, dayatmalara rağmen devam edecektir. Güneybatı Kürdistan’da halkımızın milli, siyasi ve coğrafik bir statüye kavuşma yönündeki ulusal demokratik mücadelesinin yeni bir sürece ve yeni bir aşamaya girdiğine inanıyoruz. Uzun ve zorluklarla dolu bir süreç olsa da kazanan Kürt milleti olacaktır.
Partimiz, Güneybatı Kürdistan’daki halkımızın milli, demokratik hak ve özgürlükleri için, milli, coğrafik, siyasi bir statü için vermekte olduğu mücadelesinin her zaman yanında olacaktır.
01.02.2026
Kürdistan Yurtseverler Partisi (PWK) Basın Bürosu

HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.