Celal Hoca Amed

Celal Hoca Amed

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Küller İçinde Bırakılan Bir Halkın Çığlığı: Kürtler ve Ortadoğu’nun Kirli Hesapları

A+A-

 

Ortadoğu’nun en ağır tarihsel kıskacında bırakılmış halklardan biridir Kürtler.
Parçalanmış coğrafyalar arasında, sürekli bastırılmış bir iradenin taşıyıcısı olmuşlardır onlar. Yalnızca devletlerin değil; tarihin sert akışının da hedefinde kalmıştır Kürt halkı. Her büyük kırılmada bedel ödeyen, her savaşta kanı dökülen, fakat kendi kaderini tayin etme hakkına hâlâ ulaştırılmayan bir halktır.

Yanlış politikaların, parçalı duruşların, geç fark edilen tarihsel fırsatların ağır sonuçlarıyla yüzleşmiştir Kürtler. Ders çıkarılması gereken onlarca trajedi yaşanmış; fakat çoğu zaman o trajedilerin içinden ortak bir ulusal akıl üretilememiştir. Güçlü nüfusa rağmen, geniş coğrafi varlığa rağmen, Ortadoğu’da özgür ve bağımsız bir siyasal zemini kuramamış olmanın ağır faturası ödenmektedir hâlâ.

Uluslararası destekten yoksun bırakılmıştır Kürtler.
Çünkü dünya siyaseti ahlaka göre değil, çıkara göre şekillenmektedir. Dostluk değil; kullanım ilişkisi hâkimdir küresel siyasete. Ne zaman ki Kürtler tarihsel bir fırsata yaklaşmış, ne zaman ki bağımsızlık fikri ete kemiğe bürünmeye başlamış; o anda devreye sokulmuştur sömürgeci akıl. Müdahalelerle, iç kırılmalarla, bölgesel hesaplarla süreç tersyüz edilmiştir. Ve yine yarım bırakılmıştır Kürtlerin özgürlük yürüyüşü.

Bugün İran, İsrail ve ABD ekseninde şekillenen yeni bölgesel kriz, yeniden bir tarihsel eşik yaratmaktadır. Fakat burada görülmesi gereken temel gerçek şudur: Büyük güçler, halkları özgürleştirmek için değil; kendi stratejik çıkarları için hareket eder. ABD’nin de İsrail’in de Kürt halkına yaklaşımı duygusal ya da ahlaki değildir. Bölgesel savaşın merkezine sürülmek istenmektedir Kürtler. Kullanışlı bir güç olarak görülmekte, jeopolitik hesapların sahasına itilmek istenmektedirler.

Çünkü oyun nasıl kurulursa, sonuç da ona göre şekillenir.
Başlangıçta sizin adınıza yazılmayan hiçbir senaryo, sonunda sizin özgürlüğünüzü üretmez. Gün gelir; “Size silah verdik, para verdik, siz de bizim için savaştınız” denilir. Ardından ise Kürtler yeniden yalnız bırakılır. İran’la, bölgesel güçlerle, tarihsel düşmanlıklarla baş başa bırakılırlar. Dün olduğu gibi, bugün de aynı tehlike vardır.

Bu nedenle üçüncü yol politikası tarihsel bir zorunluluktur Kürtler açısından. Ne Washington’un tam yanında, ne Tahran’ın gölgesinde. Kendi öz gücüne dayanan, halkların ortak yaşamını esas alan bağımsız bir siyasal akıl gerekmektedir. Akıllıca olan da budur. Güçlerin birleşmesi, ortak ulusal bilincin büyütülmesi ve dış müdahalelere karşı stratejik bir denge kurulmasıdır gerekli olan.

Trump gibi kontrolsüz ve pragmatist siyasetçilerin dili de bunu açık etmektedir zaten. Savaşın sonucunu önce kendi çıkarları adına şekillendirmek isteyen bir anlayış vardır ortada. Kürtlerin ise bu kirli denklem içinde yalnızca kullanılacak bir unsur hâline gelmemesi gerekir. Tarihsel bilinç tam da burada önem kazanır.

Elbette uluslararası dostluklar önemlidir.
Destek alınmalıdır. Diplomasi kurulmalıdır. Ancak gerçek dostluk, yalnızca çıkar zamanlarında ortaya çıkan ilişki değildir. Çıkarlar bittiğinde de devam edebilen bağdır dostluk. Kürt halkı böylesi kalıcı dostluklara ihtiyaç duymaktadır. Onur temelinde kurulmuş, karşılıklı güvene dayanan ilişkiler istemektedir. Çünkü sürekli kullanılıp terk edilen bir halk olmanın yorgunluğu vardır Kürtlerin tarihinde.

Artık mesele yalnızca hayatta kalmak değildir.
Mesele; tarih sahnesinde özne olabilmektir.
Ve bunun yolu da dağınık öfkeden değil, örgütlü akıldan geçmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.