Avrupa Parlamentosu’nda Rojava oturumu: 'Takım elbiseli cihatçılık daha az ölümcül değil'

Avrupa Parlamentosu’nda Rojava oturumu: 'Takım elbiseli cihatçılık daha az ölümcül değil'

.

A+A-

AP’de Rojava'daki gelişmeler masaya yatırıldı. Oturumda Kürtlerin siyasi statüsünün tanınması ve kalıcı ateşkes çağrıları öne çıkarken Şam’a mali desteğin insan hakları şartına bağlı olacağı vurgulandı. Alman vekil Schirdewan’ın sözleri dikkat çekti; 'Takım elbiseli cihatçılık daha az ölümcül değil'

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, dün Strasbourg’da “Suriye’nin kuzeydoğusundaki durum, sivillere yönelik şiddet ve kalıcı ateşkesin gerekliliği” başlığı altında kapsamlı bir tartışma yürüttü.

İnsani yıkımın boyutlarının yanı sıra geçici Şam hükümeti güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye'ye(Rojava) yönelik saldırıları ve saldırıların arkasındaki güç dengeleri, Türkiye’nin pozisyonu ve Avrupa Birliği’nin (AB) politik tercihleri tartışmanın ana başlıkları oldu.

Oturumun merkezinde üç ana başlık yer aldı: Kobani üzerindeki kuşatmanın kaldırılması, Suriye’nin kuzeydoğusunda kalıcı ateşkesin tesis edilmesi ve Kuzey ve Doğu Suriye'ye açık bir siyasi statü tanınması.

Çok sayıda parlamenter, federasyon benzeri düzenlemelerin “gerçekçi ve tartışılması gereken bir seçenek” olduğunu savunurken, Kürtlerin Şam’daki geçiş sürecinde muhatap alınmadığı hiçbir çözümün “sürdürülebilir” olmayacağını vurguladı.

Suica: Şam’la İlişki Koşulsuz Olamaz

AB Komisyonu adına konuşan Dubravka Šuica, Esad sonrası dönemin kırılganlığına dikkat çekerek, “bu bölge, hükümetin gerçekten demokratik olup olmayacağının turnusol kâğıdıdır” dedi.

Šuica, AB’nin Suriye’ye yaklaşımının koşulsuz olmayacağına işaret ederek, “Şam’la kurulacak herhangi bir ilişki koşulsuz olamaz. İnsan hakları güvencesi, azınlıkların korunması ve gerçek demokratik denetim mekanizmaları olmadan Suriye’ye tek bir euro dahi aktarılmayacaktır. Her türlü mali destek sıkı bir siyasi ve hukuki izleme sürecine bağlı olacaktır” diye konuştu.

Loiseau: Kürtler Avrupa’nın Silah Arkadaşlarıdır

Fransız vekil Nathalie Loiseau (Renew Europe) konuşmasında Kürtleri “Avrupa’nın silah arkadaşları” olarak tanımladı. Kobani kuşatmasını “dayanılmaz” olarak tanımlayan Loiseau, ABD’nin çekilmesinin ve Türkiye’nin askeri baskısının cihatçı grupların hareket alanını genişlettiğini savundu.

İSVEÇLİ VEKİL KÜRSÜYE GELENEKSEL KÜRT KIYAFETLERİ İLE ÇIKTI

Kürsüye geleneksel Kürt kıyafeti ile çıkan İsveçli vekil Abir Al-Sahlani (Renew Europe’dan), Suriye tartışmasının aşırı sağ tarafından bir “göç” meselesine indirgenmesini sert biçimde eleştirerek, geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara’nın “iktidara gelişinin Avrupa’da acı bir tat” bıraktığını hatırlattı.

Kürtlerin IŞİD’e karşı savaşta yalnızca kendi topraklarını değil, “Avrupa’nın özgürlüğünü de savunduğunu” vurgulayan Sahlani, bugün rollerin tersine döndüğünü ve Kürtlerin Avrupa’dan koruma beklediğini söyledi. “Verilmeyen koruma adaletsizliktir; ertelenen adalet ise reddedilen adalettir” diyen Abir Al-Sahlani, AB’ye açık bir sorumluluk çağrısı yaptı.

Salis: Anlaşma Dayanışma Sayesindedir

İtalyan vekil Ilaria Salis (Avrupa Solu/The Left), konuşmasına Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin geleceğine dair duyduğu derin kaygıyla başladı. Suriye geçiş hükümetiyle imzalanan 30 Ocak Anlaşmasını sahadaki kitlesel seferberliğin sonucu olarak değerlendiren Ilaria Salis, bu anlaşmanın “yalnızca diplomatik müzakerelerin değil, bölgesel ve uluslararası dayanışmanın ürünü” olduğunu söyledi:

“Şimdi Suriye geçiş hükümetiyle bir anlaşma imzalandı. Eğer bu mümkün olduysa, bu Kuzey ve Doğu Suriye halklarının güçlü ve kitlesel seferberliği sayesindedir. Bu, Türkiye, Irak ve İran’daki Kürt halkının yükselişi sayesindedir. Ve aynı zamanda uluslararası dayanışma sayesindedir.”

Schirdewan: Takım Elbiseli Cihatçılık Daha Az Ölümcül Değildir

Alman vekil Martin Schirdewan (The Left), Ursula von der Leyen’in Şam ziyaretinin Halep’te Kürtlere yönelik saldırılarla aynı döneme denk gelmesini “tesadüf” olarak görmediğini söyledi.

Schirdewan ABD ve AB’nin Kürtlere ihanet ettiğini savundu ve şöyle dedi: “Takım elbiseli cihatçılık daha az ölümcül değildir.” Schirdewan, Kürt özerkliğinin tanınmasını istedi ve konuşmasını “Bijî Rojava” ile bitirdi.

Demirel: Ahlaki Bir Kırılma

Alman vekil Özlem Demirel (Avrupa Solu/The Left), AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Şam’la kurduğu temasları özellikle hedef aldı; Şara ile iş birliğini “ahlaki bir kırılma” olarak nitelendirdi.

Von der Leyen’in Kobani kuşatması karşısındaki sessizliğini kınayan Özlem Demirel; “Ursula von der Leyen, eski bir El Kaide teröristi olan Şara ile iş birliği yapıyor; Alevilere, Kürtlere ve Dürzilere yönelik katliamlara rağmen ona milyarlarca Euro yardım vaat ediyor” dedi.

İsveçli vekil Evin İncir (Sosyalistler ve Demokratlar/S&D), Rojava’yı “savaşın ortasında inşa edilmiş nadir bir deneyim” olarak tanımlayarak, bunu “tiranlığa karşı öz yönetim, patriyarkaya karşı kadın liderliği ve mezhepçiliğe karşı birlikte yaşam modeli” olarak sundu: “Savaşın ortasında nadir bir şey inşa ettiler: Tiranlık yerine öz yönetim; baskı yerine kadın liderliği; mezhepçi nefret yerine Kürtler, Araplar ve Hristiyanlar arasında birlikte yaşam.”

AP’de hazırlanacak karar tasarısı Perşembe günü Genel Kurul’da oylanacak. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.