ABD'nin yeni Orta Doğu denklemi: Kürtler yalnızlaşıyor mu?

ABD'nin yeni Orta Doğu denklemi: Kürtler yalnızlaşıyor mu?

.

A+A-

Almanya'nın çekilme kararı, Washington'un değişen stratejisi ve Kürtler arasındaki 'bölünmüşlük' yeni dönemin en kritik kırılma noktası olarak öne çıkıyor

Orta Doğu'da son iki yılda yaşanan gelişmeler, yalnızca bölgesel dengeleri değil, Kürt siyasetinin son on yılda elde ettiği kazanımları da yeniden tartışmalı hale getirdi. Suriye'de Esad yönetiminin devrilmesiyle başlayan süreç, İsrail'in Lübnan ve Suriye'nin güneyindeki askeri hamleleri, ardından ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarıyla yeni bir jeopolitik tablo ortaya çıkardı.

Bu süreçte Washington'un da önceliklerini değiştirmesi dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle birlikte ABD'nin devlet dışı aktörlerden çok bölge devletleriyle çalışmayı tercih eden yeni güvenlik yaklaşımı, Irak ve Suriye'deki Amerikan askeri varlığının önemli ölçüde azaltılmasına yol açtı.

ABD'nin geri çekilme kararının ardından uluslararası koalisyon güçlerinin de bölgeden ayrılmaya başlaması, özellikle Kürt bölgelerinde yeni güvenlik tartışmalarını beraberinde getirdi. Son olarak Almanya'nın Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki askeri misyonunu sona erdirme kararı, bu değişimin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Almanya'nın kararı zincirleme etkinin parçası

Almanya Savunma Bakanlığı, Federal Meclis Savunma Komisyonu'na gönderdiği bildirimle Kürdistan Bölgesi'ndeki askeri misyonunu planlanandan önce sonlandıracağını açıkladı. Kararın en önemli gerekçesinin ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltması olduğu belirtildi. Bugüne kadar Erbil'deki uluslararası koalisyon güçlerinin güvenliğini sağlayan Amerikan hava savunma sistemlerinin kaldırılacak olması, Alman askerlerinin de çekilmesinde belirleyici unsur oldu.

Berlin yönetimi tamamen ayrılmıyor. Erbil'de Almanya Başkonsolosluğu bünyesinde görev yapacak yaklaşık 30 askeri danışman Peşmerge güçlerine eğitim ve danışmanlık vermeyi sürdürecek. Ancak Almanya'nın yaklaşık on iki yıldır devam eden askeri misyonunun sona ermesi, uluslararası koalisyonun geleceğine ilişkin önemli bir işaret olarak görülüyor. Diplomatik kaynaklar, NATO'nun Irak misyonunun da benzer şekilde küçültülmesi veya sonlandırılmasının gündemde olduğunu belirtiyor.

Washington'un önceliği artık enerji ve devletler

The National Centext’in değerlendirmesine göre, ABD'nin bölge politikasında yaşanan değişimin yalnızca askeri boyutla sınırlı olmadığı değerlendiriliyor. Washington'un yeni yaklaşımında Kürdistan Bölgesi artık tek bir siyasi yapı olarak değil, farklı çıkar alanlarına sahip iki ayrı aktör olarak ele alınıyor.

ABD'nin değerlendirmelerinde KDP daha çok petrol üretimi ve Türkiye sınırındaki ekonomik koridorlarla öne çıkarken, KYB ise doğal gaz rezervleri, Bağdat'la kurduğu ilişkiler ve Türkiye'nin yürüttüğü yeni çözüm süreci açısından daha stratejik bir konuma yerleşiyor.

Özellikle İran gazına olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen enerji projelerinde Süleymaniye merkezli doğal gaz sahalarının öne çıkması, KYB'nin Washington ve Ankara açısından önemini artıran gelişmeler arasında gösteriliyor.

Türkiye faktörü yeniden belirleyici hale geliyor

NATO zirvesinde verilen mesajlar da ABD'nin yeni bölge planlamasında Türkiye'ye daha fazla rol vermeyi hedeflediğine işaret ediyor. Suriye'de Şam yönetimiyle kurulan yeni ilişkiler, Irak merkezi hükümetiyle geliştirilen güvenlik mekanizmaları ve PKK'nin silahsızlanmasına ilişkin yürütülen süreç, Ankara'nın bölgesel ağırlığını artırıyor.

Uzun yıllar PKK ile mücadele nedeniyle Ankara'nın en önemli Kürt ortağı olarak görülen KDP'nin bu alandaki stratejik değeri azalırken, PKK ile diyalog kanallarına daha yakın görülen KYB'nin diplomatik ağırlığının arttığı değerlendirmeleri yapılıyor.

Enerji koridorlarının yeniden şekillenmesi bu tabloyu destekliyor.

Esad yönetiminin sona ermesinin ardından Türkiye ile Irak arasında Suriye üzerinden açılan yeni ticaret güzergâhları ve planlanan demiryolu ile boru hattı projeleri, yıllardır Kürdistan Bölgesi üzerinden yürüyen ticaretin alternatiflerini oluşturuyor. Bu durum, Erbil yönetiminin ekonomik pazarlık gücünü de önemli ölçüde zayıflatabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor.

En büyük risk Kürtlerin kendi içindeki bölünmüşlük

Uzmanlara göre dış dengelerde yaşanan değişim kadar dikkat çeken bir diğer unsur ise Kürt siyasi yapılarının kendi içindeki ayrışma. Irak Kürdistan Bölgesi'nde seçimlerin üzerinden yaklaşık iki yıl geçmesine rağmen hükümetin hâlâ kurulamaması, KDP ile KYB arasındaki siyasi rekabetin derinleşmesi ve ortak güvenlik stratejisinin oluşturulamaması ciddi bir kırılganlık yaratıyor.

Benzer şekilde Suriye'de de Şam yönetiminin kuzeydoğu bölgelerinde etkisini artırmaya başlaması karşısında Kürt aktörlerin ortak siyasi pozisyon oluşturamaması, elde edilen kazanımların geleceği konusunda soru işaretlerini büyütüyor.

Bölge aynı zamanda İran'ın zaman zaman düzenlediği füze ve İHA saldırılarıyla karşı karşıya kalırken, uluslararası koalisyon güçlerinin bu saldırıları caydıracak güçlü bir güvenlik mekanizması geliştirmemesi de Erbil'de endişeleri artırıyor.

Yeni dönemin mesajı

Orta Doğu'da oluşan yeni denklemde ABD'nin önceliğinin artık devlet merkezli güvenlik mimarisi, enerji koridorları ve bölgesel ekonomik entegrasyon olduğu görülüyor. Bu yeni tabloda Kürt siyasi hareketlerinin kendi aralarındaki rekabeti sürdürmesi ve ortak bir strateji geliştirememesi halinde, son on yılda elde edilen siyasi ve askeri kazanımların önemli bölümünün baskı altına girebileceği değerlendirmeleri yapılıyor.

Almanya'nın çekilme kararı ise yalnızca bir askeri misyonun sona ermesi değil, Washington öncülüğündeki uluslararası güvenlik mimarisinin Kürdistan Bölgesi'nden kademeli olarak uzaklaştığını gösteren yeni dönemin sembolik adımlarından biri olarak yorumlanıyor.

T24

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.