2014 KOBANİ DİRENİŞİ VE KÜÇÜK BİR ARKA PLAN
Celâl Temel
1988 yılında, Usame bin Ladin tarafından kurulan radikal İslamcı, selefî, cihatçı bir terör örgütü El-Kaide, uzun süre dünyanın gündemindeydi. Daha sonra, tüm Ortadoğu’da etkili olan Irak ve Şam İslam Devleti (İŞİD) adlı bir başka cihatçı örgüt ortaya çıktı. Önce Irak El-Kaidesi, sonra İŞİD olarak bilinen bu yapılanma, 2013 yılı başından itibaren İslam Devleti (İD) veya DAEŞ, DAİŞ adlarıyla bilindi.
Bu yapı, bir yıl içinde, Irak ve Suriye’nin pek çok şehrini işgal ederek kendini bir devlet olarak (İslam Devleti) ilan etti ve 2014 yılı başında El-Kaide ile ilişkisini kestiğini açıkladı. Kürdistan Federe Bölgesi ile Rojava Kürdistanı’nın kapılarına dayandı. Tüm dünya, durumu dehşetle izliyor; dünya liderleri, özellikle Hewler’le iletişim hâlindeydiler ve Kürd Federe Devleti Başkanı Mesud Barzani ile görüşüyorlardı. DAİŞ, Suriye-Türkiye sınırına kadar dayanmış, son kale Kobani’nin düşmesi bekleniyordu.[1]
Konu tüm dünyanın gündemindeydi. Bu sırada, Kürdler hayal edemeyecekleri bir tablo ile karşılaştılar. 29 Ekim 2014 günü, Peşmerge birliklerinin, Kobani’ye yardıma gitmek için İbrahim Halil Sınır Kapısı’ndan (Habur’dan) Türkiye’ye girdikleri görüldü. Silopi, Cizre, Nusaybin ve Suruç üzerinden Kobani’ye ulaşan peşmerge birlikleri, yol boyunca Kuzey Kürdleri tarafından büyük bir sevgi ve coşkuyla karşılandı. Bu nasıl gerçekleşmişti? Tesadüfen öğrendiğimiz, bunun arkasındaki küçük bir çabadan söz edeceğiz...
ABD’nin küçücük Rhode Island [2] eyaletinde bir avuç Kürd insanının Kobani ile ilgili bir girişimini, 2018 yılında ABD’ye yaptığımız bir gezi sırasında öğrendik. 24 Kasım 2018 tarihinde, ABD’de bulunan Kurdish Policy Research Center (KPRS) adlı kuruluşun daveti üzerine, İsmail Beşikci ve Ruşen Arslan’la birlikte İsmail Beşikci Vakfı heyeti olarak ABD’ye 15 gün süren bir ziyaret gerçekleştirdik.
Aralarında oğlum Sertac’ın da bulunduğu Kurdish Policy Research Center adlı kuruluş, İsmail Hoca için dört konferans planlamıştı. Konferanslar şöyle gerçekleşti:
1-) 26 Kasım 2018, WASHİNGTON, National Presse Club
2-) 28 Kasım 2018, CHİCAGO, Northwestern Üniversitesi
3-) 2 Aralık 2018, BOSTON, Massachusetts Teknik Üniversitesi
4-) 6 Aralık 2018, NEWYORK, Newyork Üniversitesi
İsmail Beşikci’nin, bu konferanslarla ilgili olarak yazdığı dört yazı, Nerinaazad Sitesi’nde, 17 Aralık 2018-27 Aralık 2018 tarihleri arasında yayımlandı.
Konumuz, Boston Konferansı’ndan sonra, 3 Aralık günü Boston-Newyork arasındaki küçük bir eyalet olan Rhode Island eyaletinde katıldığımız bir toplantıda bize anlatılanlardır. Akşam saatlerinde, bizim için yemekli bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya çeşitli kesimlerden insanlar katıldı. Toplantıda, Mehmet Şirin ve arkadaşlarının oluşturduğu bir Kürd grubu da vardı. Mehmet Şirin, heyecanlı bir şekilde aşağıdaki konuyu anlattı:
“2014 yılı Ekim ayının son günlerinde, ABD Başkanı Barack Obama’nın Rhode Island’a bir ziyareti oldu. Bir Kürd aktivisti grubu olarak toplantıya katılmak istedik; isteğimiz kabul edildi. O sıralarda Kobani direnişi gündemdeydi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, birkaç gün önce, Kobani için ‘düştü, düşecek’ demişti.[3]
17 kişi, üzerinde ‘Save Cobani’ yazılı tişörtlerle toplantıya katıldık. Bizi ortalarda bir yere oturttular. Toplantının bitiminde, iki görevli gelip ‘Bu grubun lideri kimdir diye sordu, benim dedim.’ Biraz tedirgin olduk. ‘Bir yardımcını da al bizimle gelin.’ dedi yetkili. Salondan çıktık. Başka bir açıklama yapmadıkları için nereye gideceğimizi bilmiyorduk. Bir odaya girdik; Obama ve yanında biri oturuyordu. Sonradan onun Baston senatörü olduğunu öğrendik. Çok heyecanlandık. Obama doğrudan bize ‘İngilizce biliyor musunuz?’ diye sordu. ‘Evet, burada yaşıyoruz.” dedim. ‘Tişörtlerinizdeki yazıyı gördüm, buyurun meramınızı (purpose) anlatın.’ dedi…
Çok kısaca durumu anlatmaya çalışırken doğal olarak çok heyecanlıydım. ABD’nin havadan desteği için teşekkürlerimizi ilettim ama kara harekâtı gerektiği şeklinde bir şeyler söyledikten sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Kobani düştü, düşecek’ açıklamasından kaygı duyduğumuzu belirttim. Bazen o ve senatör araya girip bir şeyler soruyorlardı. Görüşmemiz 18 dakika sürdü. En sonunda ‘O iş bende (I got this)’ dedi.
Arkadaşımla birlikte, onun ve senatörün elini sıkarak dışarı çıktığımızda büyük sevinç içindeydik. Önemli bir iş yaptığımızı düşünüyorduk. Bu görüşmemizin ne kadar etkisi olduğunu bilmiyoruz; birkaç gün sonra Kürdistan’daki peşmerge gücünün Türkiye üzerinden Kobani’ye geçişini duyunca çok büyük sevinç duyduk. Konuyu bilenler, çok önemli bir iş yaptığımızı ve son gelişmelerde katkımızın olduğunu belirttiler...”
Birkaç yıl önce, İsmail Beşikci ve İbrahim Gürbüz’le birlikte, bu kez Hewler’e yaptığımız bir gezi sırasında karşılaştığımız Selim Çürükkaya, peşmergenin Kobani’ye gidişiyle ilgili olarak bir kitap yazmak için araştırmalar yaptığını belirtmişti. Çürükkaya’nın, söz konusu çalışması, birkaç ay önce, “Kobani Düşmedi” adıyla Türkçe olarak yayımlandı.[4]

Kobani Düşmedi kitabından anladığımıza göre, 29 Ekim 2014 günü Türkiye üzerinden Kobani’ye geçen konvoy ilk konvoydur. Bu konvoydaki peşmergeler, Kobani’de kırk gün savaştıktan sonra dönmüş. Aynı sırada ikinci bir konvoy (grup), Erbil-Urfa havayolu ile yine Suruç üzerinden Kobani’ye ulaşmış. Daha sonra iki grup daha aynı şekilde Kobani’ye gitmiş. Bu böyle 2015 yılı yaz aylarına kadar devam etmiş. Çürükkaya’nın, çeşitli yetkililerle yaptığı görüşmelerde, yukarıda belirttiğimiz görüşmenin izlerini de görüyoruz. Obama’nın yardımcısı Joe Biden aracılığıyla, Türkiye ve Kürd Federe Devleti yetkilileriyle yaptığı görüşmeler sonunda Peşmerge’nin, Kobani’ye desteğinin gerçekleşebildiği anlaşılıyor.[5]
ABD’nin en küçük eyaleti Rhode Island’ta, küçük bir Kürd grubun bu girişiminin, bu olayda ne oranda etkili olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Ancak dünyanın neresinde olursa olsun, her Kürd insanının, mazlum halkı için yapabileceği şeyler olabileceğini biliyoruz. Küçük, küçük girişimler, büyük, büyük sonuçlar da verebilir…
Kürdler haklıydı ama tehlikedeydiler; IŞİD (DAİŞ) belasından da tüm dünya rahatsızdı. Kürdlerin, uluslararası hukuk ve meşru zemindeki diploması çerçevesindeki talepleri, o gün için bir ölçüde karşılık buldu. Farklı Kürd güçlerinin yaptığı ittifak, Kürdlere büyük bir moral verdi. Muhteşem direniş, muhteşem birliktelikle sağlandı...
NOT: Yukarıdaki resim, 3 Aralık 2018 günü, Rhode Island eyaletinde katıldığımız toplantıdan. Toplantıda, “Save Cobani” eylemine katılanlardan altı kişi de vardı. Sağda, en baştaki kişi, Obama ile görüşmeleri sırasında, grubun sözcüsü olan Mehmet Şirin’dir…
/CT/
[1] Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim 2014 günü, Gaziantep’te bulunan ve Suriyeli sığınmacıların bulunduğu kampı ziyaret ederken şöyle demişti: “Havadan bombalayarak bu sorunlar çözülmez. Bununla ilgili yerde mücadele eden yapılarla işbirliği kurulmadan netice alınamaz. İşte aylar geçti ve herhangi bir netice yok. Şu anda Kobani de düştü düşüyor"
[2] ABD’nin kuzeydoğusunda New Englan bölgesinde bulunan Rhode Island eyaleti, yüzölçümü bakımından ABD’nin en küçük eyaletidir ve bir milyon civarında nüfusa sahiptir. ABD’de, sanayi devriminin başladığı yer ve nüfusunun %50’sinden fazlasının Katolik olduğu tek eyalet olmasıyla da dikkat çekmektedir.
[3] Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yukarıdaki dipnotta belirttiğimiz açıklaması.
[4] Selim Çürükkaya, KOBANİ DÜŞMEDİ, Peşmergenin Kobani’ye Gidişi, Doz Yayınları, 2026
[5] Çürükkaya, age, s. 78-79


YAZIYA YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.