O Kirli Ellerinizi Sezgin Tanrikulu’ndan Çekin, O Yalniz Değil!

O Kirli Ellerinizi Sezgin Tanrikulu’ndan Çekin, O Yalniz Değil!

Osman Aytar

A+A-

Geçmişi ve bugünü bilinen CHP'de olsa da,
bazen etrafındaki bir kaç duyarlı arkadaşı ile,
bazen de tek başına,
adeta tutarlı bir insan hakları 'partisi' gibi çalışan
Kürt avukatımız Sezgin Tanrıkulu,
Silahlı İnsansız Hava Araçları’nın (SİHA) 
öldürdükleri sivilleri gündeme getirdiği için,
suçluları bir kez daha suçüstü yakaladığı için,
yine Erdoğan ve emirkullarının,
havuz medyasının hedef tahtasında.

Geçmişte de başka vesilerle yazmıştım,
bulunduğu partiye yönelik eleştirilerimiz
ne olursa olsunlar,
zor günlerdeki avukatım,
şimdilerde aynı zamanda akademisyen meslektaşım,
Sezgin arkadaş,
büyük ‘laflar’ etmez,
ama kendi gücü oranında,
nerede bir insan hakları ihlali varsa,
nerede ezilenlere ve mazlumlara karşı
insan hakları çiğneniyorsa,
o ve onun gibi bazı arkadaşlarla
'amasız' ve 'fakatsız' oradadırlar,
hem de kendi partisindeki
bazı ‘ulusalcılar’la da ‘uğraşmak’ zorunda kalarak.

Liste uzun ama örneğin,
Kobani'de,
Suruç’ta,
Zergele’de,
Varto'da,
Lice’de,
Silvan’da,
Yüksekova’da,
Cizre’de,
Diyarbekir Sur'da,
bulunduğu parlamentonun kürsüsünde,
Dersim katliamı için ’özür’ dileme konusunda,
HDP’ye yönelik saldırılar konusunda,
cezaevindeki Selahattin Demirtaş’ı ziyaretinde,
yine en son olarak,
SIHA'ların katlettiklerin siviller konusunda,
ırkçı-faşist saldırılara,
bazen kendisi,
bazen de yakın bazı arkadaşları ile birlikte,
tıpkı daha önce olduğu gibi,
‘Ortak vicdan’ın,
insanlığın sesi olmaya çalışıyor,
çalışıyorlar.

Peki ya AKP’in ‘kelli felli’ Kürt ‘kökenli’leri nerede?
Onlar utanmadan sıkılmadan,
Erdoğan ve AKP’nin yalanlarını yayıyorlar,
hem de vicdanı ve kalemini
para pul veya 'koltuk' için satan,
yazar, gazeteci, akademisyen veya başka bir adla, 
zamanında bu ceberrüt devlet ve yönetim anlayışına karşı
‘keskin’ kesilenlerin de ‘destekleri’ ile.
Sizler parlamenter, yönetici, yazar, gazeteci, akademisyen, televizyon ve radyoda programcı veya 'danışman‘, aşiret lideri’, ‘kanaat önderi’
veya başka adlar altında
özel olarak Erdoğan ve AKP’nin,
genel olarak devletin mevcut ceberrüt anlayışına ‘su taşıyorsunuz’,
ve verilecek çok isim olduğu için de 
isim vermek istemiyorum,
ama sizde eğer zerre kadar insanlık ve dürüstlük kalmışsa,
Sezgin arkadaşın kendisinin
veya partisindeki bazı ‘duyarlı’ insanlarla yaptıklarına bir bakın,
bir de aynaya bakarak kendinizin neler yaptıklarına bakın.

O 8 Nisan 2008'de
Diyarbakır sivil toplum örgütleri temsilcilerinin
Ankara'da Erdoğan ile yaptıkları bir toplantıda,
Kürt sorunu konusunda yapılan tartışmada,
'yalan söylüyorsun' diyen Erdoğan'a
'ben dürüstlüğümü kimseye sınatmam,
bana hakaret edemezsiniz'
diyerek onurlu bir tutum takınıp
toplantıyı terketmesini bilen bir insan.
Hatırlardadır,
o dönem,
Türk, Kürt ve başka kökenden gelen
bazı 'anlı şanlı'ların
AKP ve o zamanki 'kankası' olan 'Cemaat'a
yaranmak için binbir 'takla' attıkları
bir dönemdi ve
Erdoğan'ı protesto ederek
onun toplantısını terketmek için
güçlü bir 'yürek' gerekirdi.

Sadece son dönemlerde ve şimdi değil,
Diyarbakır’ın o kan ve barut kokan
1990'lı yıllarında bile,
biz Kürt devrimci ve yurtseverlerine,
insan hakları savunucularına
yardımlarını esirgememiş,
kendi konum ve olanaklarına göre
bu işin mücadelesini vermiş olan bir insanımız.
Bu yüzden tüm gücümle diyorum ki,
Sezgin arkadaşımız yalnız değildir,
Kürt olsun veya olmasın,
yüreklerinde ve ruhlarında,
insanlığı baleylemiş her insan,
onu tanıyan hepimiz
Sezgin arkadaşa yönelik,
bu yeni ’linç’ furyasına karşı
’amasız’ ve ’fakatsız’
O KİRLİ ELLERİNİZİ SEZGİN TANRIKULU’NDAN ÇEKİN, O YALNIZ DEĞİL!
demeliyiz,
ona destek olmalıyız…

Osman Aytar/facebook
8 Eylül 2017

Bu haber toplam 1447 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.