Demirtaş: Kişiye özel kanun yapılamaz

Demirtaş: Kişiye özel kanun yapılamaz

Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in, Newroz kutlamasında 'örgüt propagandası' yaptıkları iddiasıyla yargılandıkları dava Silivri Alibey duruşma salonunda görüldü.

A+A-

Halkların Demokratik Partisi eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, örgüt propagandası yaptıkları iddiasıyla yargılandıkları dava Silivri Alibey duruşma salonunda görüldü.

17 Mart 2013’te İstanbul Zeytinburnu’nda gerçekleşen Newroz kutlamaları sırasında yapılan konuşmalar sebebiyle açılan davanın üçüncü duruşmasında söz alan Demirtaş usule ilişkin 5 noktada itirazlarını mahkemeye sundu.

Demirtaş ve Önder’in tutuksuz yargılandıkları davanın üçüncü duruşmasında, Demirtaş öncelikle dokunulmazlığın kaldırılma sürecinin Anayasa’ya aykırı olduğu meclis kararıyla alınmayan bu kararın geçersiz olduğu gerekçesiyle yargılamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek, taleplerini mahkeme heyetiyle paylaştı.

 

Selahattin Demirtaş başlarken, “İddianame yüzüme okunmadı ve usule dair bazı iddianame dışında ekleri tebliğ almadım” hatırlatmasında bulundu.

Usule ilişkin itirazlarını dile getiren HDP milletvekili, “Öncelikle görülmekte olan bu dava hakkımda açılmış tek dava değil 102 fezleke için çok sayıda dava açıldı. Hepsi davaya dönüşmedi. 31 fezleke birleştirilerek, TMK 7/2’den davalar açıldı. TMK hakkımda açılan bu davanın ayrı görülmesi hem usule hem hukuka aykırıdır.” dedi ve usul ekonomisi açısından davanın birleştirilmesini talep etti.

Dava dosyasına iddianamenin iddialarına ilişkin tüm meclis konuşmaları ve ilgili konuşmanın koyulmasını talep eden Demirtaş, bunun meclisten talep edilmesini isteyerek, “12 yıllık milletvekiliyim. Mecliste yüzlerce konuşma yaptım. Bu konuşmaların iddianameye karşı meclisten talep edilip incelenmesi gerekiyordu” dedi.

Anayasa’ya göre meclis kararı olmadıkça dokunulmazlıkların kaldırılamayacağını, kanunla geçilen bu uygulamanın anayasayı ihlal olduğunu belirten Demirtaş, “Şu an sizde bu kararı bana okuyamazsınız. TBMM tarafından alınmadı bu karar dosyanızda yok. Meclis kararı alınmadan açılan bu dava düşmeli. 6718 sayılı kanuna göre dokunulmazlık kalmıştır. Elbette ki çıkan kanunlara yurttaşlar da uymak zorunda mahkeme de ama sizin elinizde biz kanun var benim elimde bir anayasa var” dedi.

Demirtaş "Anayasa 83/1 maddesi ‘Milli iradenin temsilini koruma noktasında meclisin kararı olmadan bir milletvekili yargılanamaz’ diyor. Parlamento 2 şekilde kendi iradesini açık eder. Bunlardan biri karar almaktır biri kanun yapmaktır. Anayasaya, yasaya, meclis iç tüzüğüne aykırı yapılan işlem geçersizdir. Kişiye özel kanun yapılamaz. Eşitlik ilkesine aykırı. Parlamento iç tüzüğü karar alır kanun yapamaz ifadelerini kullandı.

Demirtaş usule ilişkin itirazına şu şekilde devam etti:

Ben milletin iradesini temsil ediyorum. Kanunlara saygılı olmalıyım ama beni yargılayacak mahkemenin de anayasaya saygılı olması lazım. Meclis kararı Cumhurbaşkanı onayına tabi değildir. 300 yıldır dokunulmazlık müessesi, parlamentoda buluna gelmiştir. Kanunlar ve anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı onayına tabidir. Oysa meclis kararına dahil olmaz. Dokunulmazlık da böyledir. Bizim dokunulmazlıklar işlemi onun onayına sorulmuştur. Dokunulmazlığın özü katledilmiştir. Bizim teklifimiz dokunulmazlığın kaldırılması yönünde biz hep bunu savuna geldik. Derdimiz yargıdan kaçmak değil parlamentoya yürütme eliyle müdahale edilmiş kanun dışı bir şekilde kaldırılmıştır. Bize açıkça ayrımcılık yapılarak aleni bir şekilde anayasa ihlali yapıldı. Kanunla 20 Mayıs 2016 dokunulmazlıklar kaldırıldı. Anayasaya aykırı olabilir ama HDP’li milletvekillerini ve muhalefeti baskı altına alırız.

AYM kararını okuyan Demirtaş, “Dokunulmazlık fezlekesi nisbi dokunulmazlık, mı mutlak dokunulmazlık kapsamında mı buna bakacaksınız’ diyor. Eğer ki düşünce suçu kapsamındaysa ya da suçsa, ilgili milletvekilinin onur ve şerefini koruyacak şekilde kaldırılmalı. AYM ‘Siyasi saik var mı dokunulmazlığın kaldırılmasında bunu hissedersem, dokunulmazlığın kaldırılmasını tanımamam’ diyor. Bu bahsettiğim esas kısmı. AYM Milletvekilliğinin düşmesi, dokunulmazlığın kalkması, meclis iç tüzüğü bunun dışında hiçbir şeyi denetleyemez. Dokunulmazlık bu kadar değerlidir.”dedi.

Dokunulmazlıkların anayasaya aykırı olarak kaldırılmasının hukuki süreci de kilitlediğini belirten Demirtaş: “Kanun iptali için AYM ye gidemiyoruz çünkü 110 imza istiyor. 70 imza ile gittik, AYM 70 imzaya hayır dedi bu bir meclis kararı değil ben bunu görüşemiyorum. İmza eksik reddediyorum’ dedi. Bizim dokunulmazlığımızın kaldırılma aşamasında meclis kararı alınsaydı, kendimizi her bir fezleke için savunma hakkımız olacaktı hem de parlamentoda… Bariz bir anayasa suçu işlendi milletin iradesi gasp edildi” dedi.

Ana muhalefet partisi başkanı, evet anayasaya aykırı yine de evet diyeceğiz dedi.. Anayasayı tanımayanlar bizi TMK7/2yi tanımamaktan yargılıyor. Mahkemeniz iki şekilde karar alabilir: Anayasaya aykırılıktan karar verip AYM’ye iptal başvurusu yapabilir. AYM’ye iptal için götürmeyip, dokunulmazlıkların kaldırılmasını ‘meclis kararı yok, usulüne uygun olarak dosyayı yeniden gönderin’ diye karar verebilirsiniz. Bir meclis kararı olmadan yargılamaya devam edeceksiniz yoksa.

Milletin söz söyleme hakkına sınır çekmemek için milletvekilleri temsilciler olarak söz hakkı sınırlanmaz. Bakırköy ACM iddianameyi hiç incelememiş.. Geçen celse avukatlarımız talepte bulunuyor. Sorumsuzluk kapsamındadır ve dosyada içinde bir tane meclis konuşmam yok 12 yıllık milletvekiliyim. Dokunulmazlığımızı AKP tanımadı mahkeme de tanımazsa ben ne diyeyim?

Yapılması gereken benim ve Sırrı Süreyya Önder’in parlamento çatısı altındaki tüm konuşmalarımızı isteyip incelemek, dosya kapsamında bunun bulunmuyor olması benim eksikliğim değil, iddia makamının eksikliğidir. Ben suçsuzluğumu kanıtlayamam mahkeme suçumu kanıtlamalı.

Demirtaş aynı gün ve Newroz nedeniyle daha önce Sebahat Tuncel’in de yargılandığını belirterek, “Dokunulmazlıklarımız nedeniyle biz şimdi buradayız. İddianameye ilişkin fezleke, sonucu Adalet Bakanlığı suçlamayı somutlaştırmalı, demiş savcılık yine Sebahat Tuncel ve Önder hakkında yine propagandadan soruşturma talep ediyor. Tuncel beraat ediyor. Biz dokunulmazlık nedeniyle şimdi şüpheliyiz. Ama fezleke başka iddianame başka. “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”. Diye düzeltmiş konuyu kendilerince. Savcılıkta örgüt propagandası nedeniyle başlayan soruşturma, burada propaganda. Örgüt için en az üç kişi olması lazım niye iki kişi örgüt kurduk? Fezlekede örgüt kurma suçuyla mahkemeye sevk etti, dosya yine buraya geldi propagandadan bu nasıl oluyor, örgüt kurmaktan açılmıştı. Fezleke neyse nedir propagandadan suçlanıyorduk. Fezlekeye aykırı iddianame dokunulmazlığın düşme gerekçesi değil bu nedenle dosyanın savcılığa iadesini talep ediyorum.

‘MECLİS’TE KARAR ÖRGÜT KURMAKTI BURADA SUÇ PROPAGANDA OLDU’

Bir diğer husus, Olmayacak bir şey aynı savcı tarihleri ayrı bir gün arayla aynı konudan iki dava açıyor. İddianame biri davaya dönüşmüş, diğeri 15 gün içinde tensip edilmediği için dosya açık kalmış. Bu düşme nedenidir. Beş talepte bulundum. Ankara ACM birleştirme, yasama sorumsuzluğu kapsamında bahsi geçen konuşma dökümlerinin meclisten istenmesini, anayasaya aykırılık ve iki iddianame yönünden davanın düşme talebini ilettim.

Duruşma esnasında bir avukat fotoğraf çektiği için salondan çıkarıldı.

'NEWROZ DÜZENLEYECEĞİZ, BARIŞI SAVUNACAĞIM'

Sırrı Süreyya Önder de usule ilişkin itiraz noktasında söz alarak, Newroz konuşmasının iddianamede doğru aktarılmadığını belirtti. Önder konuşmasına Newroz’u kutlayarak başladı: “Newroz haftası, sizin ve burada bütün Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutluyorum. Bizim yargılanmamızda bir Newroz etkinliği.” dedi. Mahkeme Başkanı’nın süre hatırlatması üzerine Önder: Sözle yargılanan iki halk temsilcisine söz kısıtlaması yapamazsınız” dedi.

Çözüm süreci ve 6551 sayı hatırlatan Önder, “Yasa çözüm süreci çerçeve yasasıdır. Bir siyasetçi olarak çözüm sürecinde barış için aktif sorumluluk üstlenmiş bir milletvekili olarak böyle bir zırhın (dokunulmazlık) arkasına saklanmayı zul addederim. Savaş için sömürü için yağma için yürütmenin amacı savaş olduğu için barış için mücadele edenler, hep yargılanmıştır. 12 Eylül’de de yargılandım, devrimciyim sosyalistim Kürt halkıyla yan yana duruyorum. Sözlerimi eğip bükmem bu uğurda ölenlere saygısızlık olur” dedi.

Mahkeme Başkanı: “Usule ilişkin söz aldınız’ hatırlatmasında bulununca Önder: “Benim de işim gücüm var. Newroz’u düzenleyeceğiz çok da yüklü programım var barışı savunacağım” dedi.

Önder, 6212 yasayı hatırlatarak “Amaç ve kapsam, terörün sona ermesi ve toplumsal barış sürecine ilişkin yürütülen çalışmaların esas ve usullerini düzenlemektedir. Hükümet çözüm süreci kapsamında gerekli çalışmaları yürütür, terörün sona erdirilmesi siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik, kültürel ve insan hakları ve silahsızlanma alanında atılabilecek adımları belirler. Yurt içi ve yurt dışındaki kurumları temas diyalog ve görüşmeler yapılmasını salık verir ve kişileri görevlendirir. Silah bırakan örgüt üyelerinin sosyal yaşama uyumları için gerekli tedbirleri alır… diyerek “Teyyy diyesi geliyor insanın… Bir de içine düştüğümüz duruma bakın yasa maddesine bakın” diye tepki gösterdi.

Sürecinde çıkan yasaları hatırlatan Önder, ‘Bu kanun kapsamında verilen görevler ilgili kamu kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir. Silah bırakma, görüşme, temas… a, b, c bendlerini yerine getiren kişilere hukuki veya siyasi sorumluluk yüklemez’ dendi. Bizler hükümet ve devlet tarafından bu süreçte rica edilip, çalışan insanlarız. Neredeyiz, ne yapılabilir, çabalayan kişileriz. Bu bile derhal beraatle sonuçlanmasına yeter sebeptir. Bu yapılan derbederliktir”

‘SALAK POLİS HDK SÖZÜMÜ PKK OLARAK YAZMIŞ’

Önder, iddianamede yer alan Newroz konuşmalarının tamamen yanlış yazıldığını belirterek, “Polisin iddianamedeki tape dökümü vahim, salak bir polis, kabristanı gülistana dönüştüreceğim sözümü almış. Burayı kabristana dönüştüreceğiz yapmış. Ben aklımı peynir ekmekle mi yedim, ben kabristana dönüştürmek der miyim, HDP’yi HGD kaydetmiş… HDK sözümü PKK olarak yazmış. Barış sürecinde bir kez daha gördük, bu devlet riyakarlıkla malul, kurumsallaşmış riyakarlık, bu devlet güvensizlik meselesinde en çok uğraştığımız şeydi. Dün ricacı olduğunu bugün idam sehpasına gönderir.”

Mahkeme Başkanın ‘Son sözleriniz’ uyarısı üzerine Önder “Allah başka dert vermesin” dedi.

“Yarın bir gün ‘Ya siz kendi yaptığınız kanunu çiğnediniz diyecekler’. Sadece bir yargıç olarak değil bir yurttaş olarak da bu yasayı sormanız gerekiyor. Bu insanlar bu devletin adamlarıyla oturup. Dolmabahçe gibi bir yerde bir deklarasyon imzaladınız” dedi.

Avukatlarında usule ilişkin itirazları ardından savcı mütalaasında taleplerin hepsini reddeti. Mahkeme verdiği aranın ardından savcının red talebini kabul ederek, duruşmaya birleştirme, düşme ve yeni bilirkişi raporu ve konuşma dökümleri olmadan devam edilme kararı aldı.

 

 

(artı gerçek)

Bu haber toplam 820 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.