Samimi Dostlukların Güzelliği Ahmet Telli

Şefik Çolak

Şefik Çolak

Dostluk ve insani değerler için fedakârlık herkesin doğasında olması gereken normal bir davranış olmalıdır. Yakındoğu ve Ortadoğu’da kolonyalist devletlerin politikası gereği şekillenen insanlarda bunu görmek ne yazık ki sıradan bir olay olmaktan çıkmıştır.

Irkçılığın en barbar şeklinin[1] yaşandığı bölgemizde demokratım diyenlerde insani tutum gördüğümüzde uzayda önemli bir değer görmüşüz gibi seviniyoruz.

Yaşam bir döngüdür ve aralıksız devam ederek geldiği gibi gelecekte de aynı şekilde sürecektir. Kötülüğü temsil edenler yaşam devam ettiği sürece hep nefretle anılacaklar ve bu nefret duygusu süreç içinde katlanarak kuvvetlenecektir.[2]

Mazlum halkların direngen ve özgürlüğe gönülde bağlı değerli insanları hayat döngüsünü tamamladığında hepimizde derin üzüntü bırakarak gidiyorlar. Hak ettikleri sevgi ile anmanın en güzelini yaşıyorlar. En azından bir şekilde dokundukları yaşadığı sürece bu devam ediyor.

Kolonyalist sistem kendi maşaları için çok daha şaşalı törenler düzenliyor ama buna kanmamak bize düşen görevdir. Bu algı operasyonu düşünen kafalarda bazen haksız kuşkulara da neden oluyor.

İnsanların farklı düşünmesi zararlı olmadığı gibi genellikle tahminlerin üzerinde faydalar sağlayabilir. Bazı konularda bizden farklı düşünenlerin kıymetinde bir eksilme olmaz. İnsani değerlerde uzlaşmak önemlidir.

15 yaşındayken elimden tutup okula götüren ve eli yıla yaklaşan bir süre için değerli bir öğretmenim ve ağabeyim olan sevgili Ahmet Telli bu dünyadan göçtü. Tanıştığım ilk günden buyana hiç irtibatım kesilmediği[3] gibi iyi ve kötü günlerde hep dostane yaklaşımı beni mutlu etmiştir.[4] Tanıdığım ve değer verdiğim insanların tümünde olduğu gibi ben de son derece üzgünüm.

Sevgili dostumu Yalçın Küçük veya benzerleri ile aynı kulvarda göstermeye çalışanlar olacaktır ama bu yanılgıya düşmemekte ciddi yarar vardır. Yakın tanıma şansı olan dostlar bunu iyi bilirler.

Ahmet Telli’yi sevgi ile anıyor ve minnettar olduğumu söylüyorum.

“SU ÇÜRÜDÜ”[5]  

Şefik Çolak

Endüstri Mühendisi

13/07/2026

 

[1] Irkçılar kendilerini diğer milletlerden ve düşünce guruplarından üstün görürler. Devşirmeler Devleti’nde bu hiçbir ahlaki sınıra sığmayacak bir şekil almış. Sadece kendilerini üstün görmüyorlar başka halkları varlıkları ve tarihsel mirasları ile yok sayıyorlar. Demokratım diyenlerin dahi yakınlık, kardeşlik ve dostluk ölçütü kendilerine bağlılık ve onların istekleri ile bütünleşme olmuştur. İnsanlık suçu olan bu konuda Hitler’in bile gerisine düşmüş bir sistem ile karşı karşıya olduğumuzu biz biliyoruz da bilmezlikten gelen kim olursa olsun aynı suçun ortağıdır.

[2] Hitler veya Stalin’den nefret edenlerin sayısı muktedir olduğu dönemin çok daha üstüne çıkmıştır. Kolonyalistlerin işbirlikçileri etrafında geçi bir süre için sevgi ve bağlılık çemberi oluşabilir ama zamanla toplumsal farkındalık mutlaka gelişecek. O zaman yeni nefret dalgası gelişecektir.

[3] Cezaevleri dönemlerinde zorunluluktan dolayı fiziki irtibatın kesilmesi hariç.

[4] Biz kurdler bize dayatılan sahte dostluk ellerinin peşinde gitmeyi bırakıp aramızda yöntemde düşünce farklılığı olsa da Ahmet Telli gibi gönül dostlarına hak ettiği değeri vermeliyiz.

[5] Üniversite eğitimimin başındaydım. Sevgili Ahmet telli tutuklanmış ve Mamak Cezaevi’nde kalıyordu. Haftada bir gün eşini ve iki çocuğunu evlerinde ziyaret ediyordum. Çocukları mutlu oluyorlardı. Yine bir gün evine gittiğimde eşi kapıyı açtı. Salona girerken koltukta oldukça yaşlı biri oturuyordu. Tam “abla misafirinin mi var” diye soracaktım yaşlı kişi bana hitaben “hoş geldin Şefik” dedi. Sesinden hemen tanıdım. O gece sabaha kadar kendisini dinledim. “Su Çürüdü” kitabını her okuduğumda o geceyi hatırlıyorum. Bir gün kendisine “bana anlattıklarını kitap yaptın, benim de kitapta hakkım var” dediğimde yüzünde oluşan mutluluğu umarım herkes yaşar.