İşgalci emperyal devletlerin sömürgeleştirdikleri yerlerde vazgeçmedikleri siyasetlerinden önemli olanlarından biri sömürge yaptıkları milletlerin kendi kendilerine yalan söylemelerini sağlamaktır.
Bu siyaset, egemenlik sistemlerine, sömürdükleri milletleri ve onların direngen insanlarını kontrol etme ve yönlendirebilme imkânı verir. Farkına varmayan bu kahraman direnişçiler hiç istemedikleri halde egemenlik sisteminin yararına enerjilerini harcamak zorunda kalırlar.
Bilmemek ayıp veya eksiklik değildir ama öğrenmeye çalışmamak ve öğrenmeyi başarmamak ayıptır. Öğrenmenin ve öğrendiğini hayata geçirmenin ön koşulu insanın kendi gerçeğinin farkına varması, bunu kabullenmesidir.
Kendisini kandıran insanlar, milletler, düşünce veya çıkar gurupları çözüm üretemezler. Bir girdabın içinde debelenip dururlar. Vardıkları yer çoğunlukla çıkış noktaları olur.
Üretim sürecini başlattıktan sonra sonuçlandırmak esas olmalıdır. Aksi takdirde değişime başlamış hammaddeyi eski haline geri getirmek mümkün olmayabilir. Tekrar hammadde deposuna kaldırdığınız varlığınız eski değerinin altına düşer. Yaptığınız harcamalar ve tükettiğiniz enerji ise size altından kalkmakta zorlanacağınız maliyet olarak yansır.
Üretim sisteminde rakibi olan firmayı devre dışı bırakmak isteyenler çetin geçecek rekabet yarışına girerlerse kaybetme olasılıklarının yarı yarıya olduğunu bilirler. Risk oranı yüksektir. Stratejik düşünenler kolay kolay bu yarışa girmezler.
Bunun yerine rakibinin operasyonel hareket etmesini ve kendi kendisine zarar vermesini sağlayacak yol ve yöntemler denerler. Sahte siparişlerle tamamlanmayacak siparişler verirler. Çoğunlukla üretim süreci içinde sipariş iptali yoluna giderler. Akılı ve stratejik düşünmeyen üreticiler hemen tuzağa düşerler. Sonuç onlar için ağır olur ve rakip olmaktan çıkmak zorunda kalırlar. Yeniden organize olmak zaman aldığı gibi ek bedeller de kaçınılmaz olur.
16 yaşında tanıştığım ve sonrasında ise kendisinin kardeşi olmaktan hep onur duyduğum sevgili Kadir Dağhan İZAN Yayınlarından çıkan BEN DE BİLMİYORUM adlı kitabını imzalayıp bana verdi. Anılarını anlatırken değişik konularda düşüncelerini ve yorumlarını yazdığı bir kitapla karşılaştım. İyi bir Kurdistani olan değerli abimin düşünceleri bana yabancı değildi ama bir arada görmek farklı anlam katmaktadır.
Her kitap önemlidir ama okuyucunun ne anladığı ve nasıl yararlanabildiği ise daha anlamlıdır. Benim dikkatimi çeken en önemli yanı yazarın son derece samimi ve şeffaf olması ile beraber kendisine yalan söylemekten hep uzak durmasıdır.
Devşirmelerin Kurdlere barış ve demokrasi projesi olarak sunduğu bir plan devreye sokulmuş bulunmaktadır. Oldukça kapsamlı olan bu proje çağın gereklerine uygun olmadığı gibi bilimsel hiçbir veriye de dayanmamaktadır. Başarı şansı yoktur. TES’in (Türk Egemenlik Sistemi) istediği sonucu alması için Kurdlerin kendisini kandırmasını sağlamak tek çare olarak önünde durmaktadır. Yeni Ziya Gökalpler ve takipçileri yalan üretmek ve yalanları Kurdlere kabul ettirmek için azami çaba içine girmiş bulunmaktalar.
Günümüzün koşullarını göz önüne alınca Kurdlerin kendi kendisine yalan söylememesi çok önem arz etmektedir. Buna duyulan ihtiyaç sunulan projeyi boş çıkarmak için ekmek ve su kadar anlamlıdır.
Kurdler için önemli bir davranış örneği sunduğundan Kadir Dağhan’ın bu kitabının okunmasında yarar vardır. Gündeme getirdiği konular ve yapılan yorumlar ise kitaba ayrı değer katmaktadır.
Kurdler ve özgür yaşamaya inananlar ile muhtaç olanlar nasıl bir ceberut sistemle muhatap olduklarını bilmelidir……
Şefik Çolak
Endüstri Mühendisi
22/06/2026