İbrahim Güçlü Verilen Ceza Neyin Habercisi

Şefik Çolak

Şefik Çolak

Türk Egemenlik Sistemi, Bizans ve Osmanlı devlet geleneğinin devamıdır. Bu yapı İttihad ve Terakki ile kendisini revize etmiş, ırkçılığın doruğuna çıkarak faşizmin yeni bir şeklini almıştır.

Üreterek yaşamını sürdürme ve geliştirme becerisi olmayan bu sistemin tek çaresi vardır. O da yeni talan ve sömürge alanı bulmaktır. 1800 yıllarının başına kadar bu olanağı bulan kolonyalist yapı dünyada değişen güç dengeleri sonucu bu şansını kaybettiğini gördü.

Yeni sömürge alanı bulamayan sistem büyük bir korkuya kapıldı. Eskiden işgal ettiği ve kısmen bağımsız olan yerleri tekrar işgal yoluna gitti. Bunların devletlerini ayakta tutmak ve yeni şekil almasını sağlamak dönemin güçlü devletlerinin ve Rus Şovenistlerinin işine geldi. Sistemi ayakta tutan köksüz devşirmeler bu sefer tekrar topraklarını işgal ettikleri milletlere karşı çok daha acımasız davrandılar ve hala aynı tutumlarını biraz daha ile götürerek devam ettiriyorlar.

Bunlara engel çıkaran ve kesintisiz direniş gösteren tek ulus Kurdlerdir. TES Kurdlerin direnişini kırmanın tek yolunun Kurdlerde aidiyet duygusunu yok etmek olduğunu çok iyi biliyor. İki yüz yıldır asıl hedefleri Kurdlük duygusu (Kurd Milliyetçileri) taşıyanlardır. Milliyetçiler olmadan hiçbir örgütsel yapının tek başına ulusal kurtuluşu sağlayamayacağını iyi biliyorlar.

Sömürgeci sistem her sıkıştığında, krizlerle karşı karşıya kaldığında Kurdlere yalancı kardeşlik ve dostluk eli uzatmaya çalıştı. Bunu yapmak zorunda kaldığında bile bağımsızlık yanlısı olan Kurdilere yakınlık görüntüsü vermekten bile hep kaçındı.

Dünya düzeni hızla değişiyor ve Başta Türkiye olmak üzere bölgenin kolonyal devletleri sıkışmış ve beka sorunu ile karşı karşıya kaldığının farkına varmış bulunmaktadır. Ortadoğu’da ve Yakındoğu’da statükonun değişmesini istemeyen devletlerin tek şansı vardır. O da Kurdleri yanlarına çekmek ve statükonun devamından yana olan Kurdleri öne çıkarmaktır.

Son iki yüzyılda devreye sokulan planların en kapsamlısı ve karmaşık olan Terörsüz Türkiye (Sadece müritler barış ve çözüm süreci olarak görüyor) süreci iki yılı aşkın süredir devreye sokulmuş bulunmaktadır. Bu planın en önemli özelliği Kurdler eşittir PKK (KCK) ve onun tartışmasız sahibi ve karar vericisi Yeni Ziya Gökalp. Bu anlayış tutmadığı sürece planın başarıya ulaşma şansı yoktur.

Planın önündeki en büyük engel Kurd Milliyetçileri ve Kurdi Dindarlardır. Sistem kendi planını bu kesimlere kabul ettirmede aradığı başarıyı sağlayabilmiş değildir ve sağlama konusunda da umudunu hızla kaybetmektedir. Kurd gençleri de bu direnişten hızla etkilenmekte ve tutum geliştirme eğilimine girmiş bulunmaktalar.

Egemenlik sistemi Yeni Ziya’ya ve onun çerçevesinde geliştirilen anlayışa itibar kazandırmak için elindeki bütün olanakları kullanıyor. Şimdiye kadar Kurdlere karşı şiddet kullanırken uluslararası hukuk açısından meşru gerekçeler bulma konusunda zorluk çekmiyordu. Danışıklı bir savaş adı altında aradığı şiddet ortamını ve manipülasyon yapma şansını hep yakalayabildi.

Kurdilere karşı açıktan şiddet uygulamanın meşru olanakları yoktur ve bu egemenlik sisteminin büyük handikabıdır. 1925 veya 1937-38 şartları gibi şartlar günümüzde yok ama son şans olarak Kurdilere ve Kurdi Dindarlara karşı açık hukuksuzluğu içinde barındıran şiddet yoluna gidileceğini iki yıldır ciddi şekilde düşünüyor ve görüyorum. Bunun planları ve hareket stratejileri oluşturulmuştur.

Kurdler söz konusu olunca kolonyalist sistem pervasızdır. Başta hukuksal şiddet olmak üzere her yolu denemekten kaçınmamaktadır. İçerde kendisini haklı gösterecek gerekçelere genellikle ihtiyaç duymaz ama uluslararası ilişkilerde gerekçeler yaratma zorunluluğu hissediyor. Aksi takdirde ödeyeceği bedele katlanmak zorunda kalıyor. Ekonomik olanakları el verdiği sürece bedel ödemekten de kaçınmıyor. Günümüzde ödemeye hazır olduğu bedel diğer ülkelerin alternatif değiştirmelerine yetmemeye başladı.

Buna rağmen TES Kurdilere saldırma ve hukuk adı altından şiddete maruz bırakma yoluna gitmekten kaçınmayabilir. Aslında başladığının da işaretlerini veriyor. Geçmiş uygulamalara baktığımızda çok net görebiliyoruz ki ilk uygulamalar mesaj niteliği taşıyor. Bunlar da herkesi şaşırtacak şekilde açık adalet ihlalleri şeklinde kendisini gösteriyor.

Sevgili İbrahim Güçlü’ye hiçbir hukuka uymayacak şekilde mahkeme tarafından ceza verildi. Bunu hukuk ve Kurdi siyaset açısından değerlendirmeleri Kurdi partiler ve şahsiyetler tarafından açık bir şekilde yapıldı. İbrahim Güçlü’nün YouTube’de bir programda[1] yaptığı ve tarihi konuşma niteliğindeki açıklamaları tek başına yeterlidir. Kurdlerin dikkatle dinlemesinde yarar vardır.

Yeni Ziya Gökalp ve onun etrafından şekillenen düşünce sistemi ile uygulamalarını ilk çözen ve tavır geliştiren sayılı kişilerden biri de abimiz İbrahim Güçlü’dür. Keşke, ben dahil, bütün Kurdler onların zamanında gördüğünü görme becerisini gösterebilseydi. Günümüzde yaşanan komedi yaşanmayabilirdi.

Mahkemeler ve güvenlik güçleri tarafından verilen absürt kararlar ve onların uygulamaları genellikle kurku yaratmak içindir ve korkuyu ciddi şekilde hissetme açık olanlara yöneliktir. Bu durum İbrahim Abi için geçerli değildir ve karar verenler de bunu iyi biliyorlar. Kurdistan mücadelesine bütün yaşamını vermiş ve bundan sonra da vermekten çekinmeyecek biri olduğunu Kurdler biliyor ve sistemin yöneticileri bizden daha iyi biliyorlar.

İbrahim Güçlü’ye verilen bu ceza biz Kurdlere verilmiş bir cezadır ve sistemin yakında uygulamaya sokacağı planı Kurd siyasetçilerinin görmesinde yarar vardır. Yeni hedefin işaretlerinden biridir.

Verilen ceza bizler için protesto etmeyi bile gerektirmeyecek kadar hükmünde olmalıdır…

Şefik Çolak

Endüstri Mühendisi

19/04/2026