Cengiz Çandar: Çizgisini Değiştirmeyen İdealist Görevli

Şefik Çolak

Şefik Çolak

İdealist olmak iyi meziyettir. Hangi konuda ve ne amaçla idealist olunduğu önemlidir. Her idealistin güzelliğin savunucusu olduğu söylenmeyebilir. Her hedef insanlığa mutluluk ve refah getirmez. Diktatörler, yandaşları ve ırkçılar da kendilerine göre idealistler.

Şahısları tartışarak geçmişi analiz eder veya geleceği planlamaya kalkışırsak sonuç elde etme şansımız olmaz. Bunu bizden isterler çünkü bizi sokmak istedikleri yol ve önümüze koyacağımız hedef dipsiz kuyuda iğne aramaya benzer.

Kurdler o kadar çok şahısları tartışmayı gündemlerine aldılar ki artık siyasi hedefler bile bu çerçeveye sıkışmış bulunmaktadır. Doğru yöntem değildir. Sistemi ve şahısları doğuran ve onların davranış biçimlerini belirleyen siyaseti öne almazsak istikrarlı siyaset belirleyemeyiz.

Son 5 yılda Kurdler adına dışarıdan veya Kurdler ile beraber Kurdlerin geleceği üzerinde belirleyici olmak isteyen ve Kurd olmayanların hemen hemen hepsinin, bir organizasyonun, kadrolu elemanları olarak görülmesinde yarar vardır. Kurdler oturup çetele tutarlar ise vahim gerçekle yüz yüze kalırlar.

Sistemin parçası olduklarını bilerek bu şahısların söylemlerini tartışmak belki fayda sağlayabilir. Onlara sistemin vermek istediği rolü görmezden gelerek paye vermek bizi yanılgıya götürür. Onların aradıkları şan-şeref değil görevlerindeki başarı ölçütüdür.

Kurdlere sevdirilmeye çalışılan ve görevlerini başarılı şekilde yerine  getiren kadrolu elemanların özellikleri benzerdir. Bunlar;

  1. Kurdler adına konuşmayı ve yön vermeyi sevdikleri gibi Kurdler arasında makam, mevki sahibi olmaya çalışırlar.
  2. Sistem daime onları medyatik tutmaya çalışır. Hele Kurdler içinde yetki sahibi olduklarında şişirilme dereceleri arttırılır.
  3. Sürekli değil ama ara ara Kurdlerin hoşuna giden laflar ederler.[2]
  4. Geçmiş yaşamları ve ilişkilerinde bilinenlerin hemen hemen tümü onların anlatımları ile sınırlıdır. Büyük devrimci, büyük demokrat ve insan haklarının yılmaz savaşçıları olmuşlar ama yanlarında hiç kabul edilebilir tanıkları yoktur.
  5. Geçmişlerinde savrulma yoktur, hep aynı görevi yerine getirmişler. Görünüşleri sadece değişiklik göstermiştir. İnsanların düşünceleri ve gelecek projeksiyonları değişebilir ama bunların hiç değişiklik göstermez. Görevleri gereği farklı tutumlarına ancak rastlanıyor.[3]
  6. Söylemlerinde süsleme var ama anlamlı derinlik yoktur. Toplumun anlık hoşuna giden genellikle esprilerle dolu laflar ederler.[4]
  7. Para ile fazla ilişkileri yoktur. Mal mülk sahibi olmaya çalışmazlar. Görevlerinin idealistleridirler.[5]
  8. Parçası oldukları kolonyalist sisteme ihanet etmek akıllarından geçmez ama Kurdlerin kendi kendilerine ihanet etmelerine sevinmelerini sağlamaya çalışırlar. Bir görevleri de Kurdleri ihanete alıştırmak ve kolonyalist sistem ile uzlaşmayı normal görmelerini sağlamak.
  9. Tasfiye edilmekten korkmazlar çünkü tasfiye edilmelerinin ancak sisteme hizmet ettiği zaman mümkün olacağını bilirler. Diğer bir neden ise bir süre sonra sistemin onlara iade itibar yapacağını bilmeleridir.[6]

Cengiz Çandar’ın son söylemi Kurdler arasında çok tartışıldı. Geçmişi irdelendi. Arkasındaki mantık görülmez ise kısa zamanda unutulur gider. Kendisine yeni manevra alanı bulur ve son yıllarda mürit yapılmış Kurdler arasında değer görmeye devam eder. Söyledikleri değil kişilikleri ve üstlendikleri görevler ile yerine getiriş şekline bakmada yarar vardır.[7]

Kendi devletine toz kondurmadan Kurdlere akıl vermeye kalkışan ve temsil ettiği söyleyenlerden uzak durma dileği ile …..

Endüstri Mühendisi

02/09/2026

 

[1] Cengiz Çandar ile ilgili olan ve kendisini de tanımlayan bir anımın Kurdler tarafından bilinmesinde yarar vardır. Değişim gösterdiğini sanmıyorum ve aynı çizgide devam ettiğinin kanıtları çoktur. Bu yazı: https://portal.netewe.com/kurdistani-isgal-eden-devletlerin-emperyal-emelini-gizleme-devlet-solunun-dayattigi-emperyalizme-karsi-mucadele-projesi/

[2] Genellikle selamlaşmadan ileri gitmez ama onları monte edenler büyük anlamlar yüklerler. Bazen de yazdıklarında ve kitaplarında Kurdlerden bahsederler. Derinlikli incelendiğinde bu yazılanların ciddi manipülasyon içerdiği görülebilir. Hasan Cemal’ın Kürtler kitabı anlamlı örnektir. Dikkatle okunduğunda arkasındaki Kurdleri kişiliksizleştirme ve hakaretler rahatlıkla görülebilir. Bizim zavallı politik! Kurdler sloganlarla düşündüğü için bunu göremezler.

[3] Birgün solcu, iki yıl sonra sağcı, bir dönem Perinçek ile beraber sonra Perinçek’in düşmanları ile el ele. Biz Kurdler bu durum üzerine farklı anlamları çıkarmaya çalışırsak onların tuzağına hemen düşeriz.

[4] Sırrı Süreyya Önder’in mitinglerdeki ve TV programlarındaki söylemlerini hepimiz şüphe ile tekrar dinlemeliyiz.

[5] Bir arkadaşım ki kendisi samimi bir kürdi bana sormuştu. “Bunlar sisteme amasız hizmet ediyorlar ama karşılığında ne alıyorlar, kayda değer malları yok.” Ben de “varsayalım ki biri geldi ve sana 100 milyar Dolar vereyim ama karşılığında sen de Kurdistan’dan vazgeç deseler ne dersin?” Cevabı “tartışmasız hayır derim olmuştu.” Ben de “sen ne kadar Kurdistan’ı istiyorsan onlar da o kadar sömürgeci sistemin devamını istiyorlar.”

[6] Kurdlerin işgalcisi devletler statükonun devam ettirmede sıkışmış bulunmaktadır. Bu nedenle bütün döğmelere basmış bulunmaktalar. Kadrolu elemanlarının deşifre olmasını göze almış bulunmaktalar. Onlara inanan ama kadrolu eleman olmayanlar da kendilerini bataklığa doğru sürüklüyorlar. Ruşen Çakır’ın görünürdeki değişimi bunları tanımada önemli bir referanstır. Yalan ve manipülasyonda sınır tanımıyorlar. Yalandan utanma duygusunu bir kenara bırakmışlar. Bunları anlamak için Sevgili Mahmut Uzun’un bu yazısını (https://portal.netewe.com/rojava-devrimine-ne-oldu/ ) bütün Kurdlerin düşünerek okumasında yarar vardır.