Şefik Çolak
Devlet aklını anlamayanların uzun vadeli planlamaları görmeleri ve ona göre pozisyon alıp gelecek hazırlıklarını yapmalarını beklemek mantıklı değildir. Kurdlere devletsizliği dayatmak isteyenlerin bu bilgiden yoksun olması mümkün değildir. Algılara ve proje ideolojiler ile paradigmalara aldanmayan Kurdlerin çoğalması kolonyalist devletler ile ideologlarının boşa düşmesini sağlar.
Bir aydan fazla zamandır İran ve vekil güçlerine karşı savaş devam ediyor. Bu süre içinde bölgede özellikle emperyal emellere sahip devletler ile propaganda memurları belki de binleri bulan hayali analizler yaptılar ve başta Kurdler olmak üzere herkese inandırmaya çalıştılar. Diplomatik görüşmeler başlayınca da devletlerinin belirlediği çerçevede yorumlar yapmaya çalıştılar.
Bu savaş özellikle bizlerin geleceğinde önemli etkiler bırakacaktır. İstesek de istemesek de siyaset geliştirmek ve zaman zaman eyleme geçmek zorunda kalacağız. Bu nedenle kolonyal devletlerin memurlarının analizlerine ve tespitlerine kulak asmamayı öğrenmeliyiz.
Savaşın geleceğini etkileyecek faktörler oldukça çeşitlidir. Bunların içinde bana göre önemli olanlardan bazıları aşağıdaki gibidir.
Trump Belirsiz mi?
Devlet aklının olduğu yerlerde kişiler veya liderler üzerinden yapılan analizlerle ilgili devletin gelecek projeksiyonunu ve politikasını belirlemeye çalışmak anlamlı bir yöntem değildir. Sığdır ve çoğunlukla ideolojik alt yapısı yoktur.
ABD’nin alacağı tutumun ne olacağı konuşulunca çoğunlukla Trump’ın belirsizliği üzerinden analizler yapılmaya çalışılıyor. Sağlıklı bir düşünme yöntemi değildir. Unutmayalım ki Trump kendisi açısından başarılı bir iş insanıdır ve ekip çalışmasına alışıktır. Yaşamı boyunca düzenli danışmanlık hizmeti almıştır. Bütün çalışmalarında tek başına karar almış değildir ve aldığı her karar mutlaka bir ekibin ortak kara olarak şekillenmiştir.
ABD çok güçlü bir kurumlar devletidir. Hiçbir kurum kolay kolay diğer kurumun yetki ve sorumluluk alanına girmez ve müdahale girişiminde bulunmaz. Bu davranışı garantiye alan gelenekler ve yasal altyapıya sahiptir. Trump ve ekibinin politikaları ifade[i] etme şekillerinin farklı olması devletin aklına göre hareket etmeyeceği anlamına gelmez. Bu nedenle İran konusunda devletin mutlaka şekillenmiş uzun vadeli politikası vardır ve sonuna kadar gidecekler. Başarılı olması veya olmaması ayrı bir konudur.
İran politikası ve savaşa girişilmesi en azından iki yıllık bir çalışmanın sonucudur ve başarısı veya başarısızlığı bu kadar kısa sürede belli olmaz. Kurdler kendisinin kolonyalist devletlerinin algıya dayalı propagandalarının etkisinde kalmamayı öğrenmeliler.
Batı Ortadoğu’yu terk edecek mi?
Gelişmiş ülkeler için Ortadoğu ve Yakındoğu’daki enerji kaynakları ve doğu ile batı arasındaki ticaretin gereği olarak nakliyelerde alacağı pozisyondan dolayı bulunduğumuz bölge son derece önemlidir. Oluşturulmak istenen yeni dünya nizamının güvenliğinin sağlanması için Ortadoğu istikrara kavuşsa bile gelişmiş ekonomiye sahip ülkeler burayı terk etmeyi akıllarından dahi geçirmiyorlar. Böyle beklenti içinde olanlar geleceği olmayan hayalı içselleştirmekten başka bir şey elde edemeyecekler.
Batının acelesi yok. İran Savaşı geçici olarak dursa bile mutlaka devam edecek. Bu projeyi ya bitirecekler ya da yeni kurmak istedikleri düzenden vaz geçecekler. Vaz geçme bir ya da iki başarısızlıktan sonra olmayacak. Uzun zaman alabilir ama mutlaka İran’da rejimi değiştirecekler. Kısa süre sonra ABD ve İsrail’e destek vermeyen batılı devletler ile Çin de destek verecektir. Çin İran’dan vaz geçebilir ama batının pazarından var geçme şansına sahip değil. Çin’in toplumsal ve ekonomik örgütlenmesine bakmak yeterlidir. Nüfusun en az %80’ni çalışan durumdadır. Onları atıl duruma düşürmek kendilerine daha büyük sorun yaratacaktır.
İran’ın mevcut rejiminin isteklerini kabul edecek bir barışın gerçekleşmesi ABD ve ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin askeri gücünü sorgulamayı gündeme getirir. Savaşı başlatanların bu riskin hesabını yapmadığını düşünemeyiz. Süresini bilemeyiz ama bu savaş yakın zaman içinde barış anlaşması ile sonuçlanmayacak.
Neden Batı İsrail konusunda hassas
Her devlet kendi ulusunun (vatandaşlarının) çıkarlarını öncelikleri arasında görür. Ekonomik çıkarları çerçevesinde başka ülkeler ile ilişki kurmaktan kaçınmazlar. Burada geçerli kural sevgi veya ideolojik nedenler değildir.
İbraniler her zaman ekip şekilde çalışmaya alışıklar ve binlerce yıllık yaşam koşulları belki de genetik olarak birlikte hareket etmeye onları zorlamıştır. Uzun süre devletsiz olup varlıklarını sürdüren nadir milletler vardır. Bunların başında Kurdler ve İbraniler gelmektedir.
Kurdleri kendi topraklarından kopmamanın avantajını hep yaşadılar. İbraniler dünyanın her tarafına dağılmak zorunda kaldılar. Varlıklarını koruyabilmek için tek şansları vardı. O da ekonomik olarak güçlü olmak. Bu nedenle çalışkan bir millete dönüştüler. Teknolojideki gelişmelerin ve sosyal gelişmişlik sistemlerinin hemen hemen tümünde onların etkisi ve katkısı vardır.
Gelişmiş ülkelerin ekonomik yapısında onların etkinliği tahminlerin üzerindedir. Oluşan sermaye birikiminin önemli kısmının sahipleri İbranilerdir. İlgili ülkeler bunu çok iyi biliyorlar ve bu sermayenin farklı yerlere kayması durumunda kayıplarının yüksek olacağının farkındalar.
Gelişmiş ülkeler kendi refahları için İsrail söz konusu olduğunda hassas olmak zorundalar. Buna Çin ve Rusya’da dahildir. Diğer bir gerekçe de Ortadoğu’da mevcut diktatörlük rejimlerinin düzenli bir şekilde kontrol edilmesidir. Arap ülkelerindeki diktatörler başta olmak üzere Türkiye ve İran’ın da sürekli bir hayali düşmana ihtiyacı var. Bunu Kurdler ve İbraniler üzerinde yürütüyorlar. İsrail’in varlığı aslında onlar için bir zorunluluktur.
İsrail’in varlığının devam etmesi için mevcut statükonun yıkılması gerekli mi?
Özellikle 1. Ve 2. Dünya savaşları İbranilere öğretti ki varlıklarının devam edebilmesi için bir devletlerinin olması lazımdır. 1. Dünya Savaşı’ndan önce Almanya ekonomisinin %60’ı İbranilerin kontrolü altındaydı ama bu onları katliamdan ve birikimlerinin başkalarına aktarılması gerçeğinden kurtaramadı. Eğer devletleri olsaydı bunun olmayacağını çok iyi biliyorlar.
Şu anda ABD ekonomisinde yüksek kontrole sahip olmaları veya siyasette etkili ve belirleyici konumları onların geleceklerini garanti altına almıyor. Almanya’da yaşananın burada da yaşanmayacağının garantisi yoktur. Bunun farkında olduklarından sahip oldukları şirketlerin merkezini İsrail’e taşıyorlar. Uluslararası hukuk açısından varlıklarını ve sermayelerini güvenceye alıyorlar.
Devletlerini kurmalarının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçti. Bu süre içinde savaşsız bir dönemleri olmadı. Bir millet sürekli savaş halinde yaşamak istemez. Hamas saldırıları sonrası ülkeyi kısa sürede çok kişinin terk ettiğini de unutmayalım.
Ortadoğu ve Yakındoğu Skyes Pickot Anlaşması ile yapay bir şekilde dizayn edilmiştir. Bunun kendisi sorunların en önemli kaynağıdır. Bu yapıdan kurtulmadan İsrail’in güvenliği sağlanamaz ve oluşturulmak istenen yeni dünya nizamı kurulamaz. Bu nedenle İsrail ve gelişmiş ülkeler mevcut yapıyı değiştirmek zorundalar. İsrail’in nereye kadar gideceğini anlamak için görüşlerimi ekli yazıda görebilirsiniz.[ii] Başarılı olmak veya olmamak başka bir şeydir. Başarılı olup olmayacağının görülmesi zaman alabilir.
Etkileyici faktörlere baktığımız şu sonuçları çıkarmamızda fayda olduğu düşüncesindeyim:
- Savaş aralıksız sürmeyecek, ara ara masa başı görüşmeler olacak ama nihai sonuç alınmadan bitmeyecek
- İran Rejimi mutlaka değişecek
- Bütün gelişmiş ülkeler kaçınılmaz olarak aktif tutum alacaklar ve sonuçlanma şeklinde rol almaya çalışacaklar
- Türkiye oluşacak boşluktan yararlanmaya çalışacak ve savaşta aktif rol almak isteyecek. Bu şansı bulup bulamayacağı Kurdlerin alacağı tutum belirleyecek
- Kurdler Suriye’de yaptıkları hataları İran’da tekrarlamayacaklar. Diplomaside önemli hata yapmasalar Rojavaé Kurdistané’de de önemli gelişmeler savaş sonrasında olacak. Kek Mesoud Barzani’nin diplomaside aktif yönlendirmede bulunacağını ve Kurd gurupların da kendisini dinleyerek tutum geliştireceğini tahmin ediyorum.
Gelişmiş ülkelerin, İsrail’in ve Arap ülkelerinin Kurdlere ve Kurdistan’a ihtiyacı var. Şartlar değişti ve bu şartların gereğini yapmamız lazım. Bu neden Kurdler geçmiş deneyimleri gözden geçirmeli ve kendi geçmiş hatalarını geleceğe ufuk açacak şekilde analiz etmelidir.[iii] Bunu bilmemizde ve ona göre tutum almamızda yarar var….
Şefik Çolak
Endüstri Mühendisi
15/04/2026