Abuzer Bali Han

Abuzer Bali Han

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtlerde üç Bedî-Üz Zaman

A+A-

Abuzer Bali Han  (Araştırmacı yazar)

-Türkolog-Kürdolog-

Bedî-ûz Zaman Ebul İz İsmail el-Rezzaz el-Cezîrî el-Kurdî

Bedî-ûz Zaman Mevlana Halidê Şehrezorî-

( Mevlana Halîdê Begdadî),

Bedî-ûz Zaman Saîdê  Kurdî

(Saidî Nursî)

II.

page5image19767424

 

MEVLANA HALİDÊ ŞEHREZORİ (BEGDADİ)

(1777-16 Haziran 1826 )

MEVLANA HALİD VE NAKŞİBENDİLİK TARİKATI

Dini önderler içerisinde hem dini, hem de bilimsel düzeyde kendilerini yetiştirenler halk üzerinde daha etkili olmuşlardır. Bu din adamlarından biri de Şehrezorlu Mevlana Halid’dir. Uzun yıllar önce Türkiye’ye giriş yasağını yaşadığımda, ben de Kürdistan'ın diğer bölgelerini gezme fırsatını buldum…

Pasaportuma el konularak kimliğim de alındıktan sonra vatandaşlıktan atılmıştım. Mahkemeler 20 yıl kadar sürdü. Bu arada Suriye toprakları içinde Arapların “Cebel Akrad” yani “Kürt Dağı” ve Kürtlerin ise bu dağın adına “Çiyayê Kurmênc” olarak yüzyıllardan beri kendi aralarında konuşa gelirler! Türkler ise Kürtlerin bu kadim dağına son dönemlerde “Türkmen Dağı” demesini anlamak oldukça zor. Halen Afrin‘i işgal etme denemeleri ve bölgeyi Türkleştirmek, sonra zamanla Antakya gibi Türkiye hudutlarına katma planları halen hasasiyetini korumaktadır. Halbuki Osmanlılar tarih boyunca Türkmenleri katletmeyi sürdürürlerken, bu katliamlardan kaçanların çoğu Alevi Kürt bölgelerine sığınarak canlarını ancak zor kurtarabilmişler!.. Günümüzde ise kurtulan bu Türkmenlerin çocuklarının çoğu geçmiş tarihi olayları unutarak Türk ırkçılığına özendikleri görülmektedir...

Kürtlerde üç Bedî-Üz Zaman  (1)

Şam şehri Suriye’nin güney-batısına düşer. Şehir çok eskiden beri Anti-Lübnan Arapça adıyla „Cebelüşarki“ dağlarının doğu eteklerindeki „Kasiyün Dağı“ ile „Badiyetüş-Şam“ adı verilen çöl sahası arasındaki bir vahada kervan yolu üzerine kurulmuştur. Kasiyün Dağı‘nın eteklerinden itibaren, sonraları dağlık bölgeye yayılan mahalleye Araplar „Kürt Mahallesi“ diye adlandırmışlar! Bölgeye bu ad verilince Arapça olan dağın adına da Araplar “Cebel Akrad” yani „Kürt Dağı“ demişler…

 

Dağın eteklerinde eski tarihi bir mezarlık da yer alır. Bu mezarlığa da Araplar „Kürt Mezarlığı“ dedikleri gibi „Nakşi Bendi Mezarlığı“ da derler. Zira burda "Mewlana Xalid-î Baxdadî Hazretleri“nin de büyük bir türbesi var. Yanı başında da Botan Devleti’nin kurucusu Bedirxan Paşa’nın türbesi ve sonraları tanınan diğer Bedirhaniler de bu mezarlığa defnedilmişler!.. Büyük türbenin mezar taşına: “Mevlana Halîd-î Bagdadî" yazısı dikkatimi çekmişti! Halbuki tarih “Mevlana Xalîd Al Kurdî-Şehrezorî" diye Arap kaynaklarına yer yer bu bilgiye de rastlanır. Sonra kendi kendime acaba "Mevlana Xalîd Al Kurd Şehrezorî" ile mezar taşına yazılan ad ayrı kişiler mi diye araştırdığımda her ikisinin de ayni kişi olduğunu öğrendim!

 

Barzan Nakşi Bendi şeyhleri ile Şehrezor Nakşi Bendi şeyhleri her zaman tarihte birbirleriyle rekabet halinde yaşamışlar. Hatta birbirlerinden adam bile öldürmüşler. Güney Kürdistan’da „Barzan“coğrafi bölgesinde Barzan Aşireti yaşar. Bunlara genellikle „Barzani“ adı verilir. Tarikat olarak da Nakşibendi‘dirler. Mevlana Halid ise Caf aşiretinden olup, Şehrezor bölgesinde dünyaya gelmiştir. „Barzan“ ve „Berzen“ iki ayrı coğrafi yerdir. Kürdistan Kralı Şeyh Mahmud Berzenci’nin köyü Süleymaniye yakınlarındaki „Berzen Köyü“dür. Caf Aşireti ile Barzani aşiret şeyhleri Nakşibendi oldukları halde üstünlük rekabetiyle hep tarihte birbirleriyle çatışma halinde yaşamışlar!..

 

Mevlana Halid, 1777 yılında Şehrezor’da dünyaya gelir. Dönemin ünlü bilginlerinden, Muhammed Adem-i Kurdî, Salihê Kurdî, Mıstefayê Kurdî gibi Kadirî gelenekten gelen bilge din adamlarında icazet almış. Özellikle Kürt başkaldırısının büyük bir dönemine öncülük yapan Berzencî ailesinin ünlü alimlerinden Abdurrahim ve Abdulkerim Berzencî kardeşlerin yanında Mevlana Halid uzun süre kalarak Mantık ve Kelam ilimleri üzerine yoğunlaşarak bilgi edinmiş.Ayrıca Senendec’te de Muhammed Kuseym’den matematik, geometri, fizik ve mühendislik gibi fen bilimlerini öğrenir...

 

Bu konudaki gözlemim daha sonra edindiğim bilgilerde “Bagdadî” ile “Şerezori”nin ayni kişi olduğunu görmüşdüm. Aradaki fark Arapların O'nu Arapmış gibi gösterip, “Bagdadî” yani Bağdatlı anlamındaki Halîd-î Bagdadî Hazretleri" adıyla, Kürtler ise O'nun doğduğu Kürt şehri olan Şehrezorlu Mevlana Halid anlamına gelen "Mevlana Xalîdê Kurdî Şehrezorî" adını tercih ettikleri bilinir. Ayrıca O’nun diğer bir adı da "Hazreti Mevlana Halid Zülcenaheyn"dir. "Zülcenaheyn" demek yani O, hem Kadiri Tarikatı'nda, hem de Nakşi Tarikatı'na mensup anlamında kullanılmış. Bu konuda araştırma yapan„Yazar İbrahim Bozkurt“, O’nun adını „Mevlana Şeyh Halid Zülcenaheyn el Nakşibendi el Kurdi Mevlana Halid“ olarak vurgular. Mevlana Halid 19. asrın İslam alemi içinde bilim, edebiyat, ahlak ve İslami açıdan mükemmel, saygı duyulan büyük bir şahsiyetidi. Bu zat sadece Kürtlerin içinden çıkması ile Kürt toplumuna yönelik bir şahsiyet olmayıp ünü, şanı, şerefi ve namı tüm İslam alemini sarmış bir din alimi idi.“ der… Mevlana Halid sadece dini yönde tarikat şeyhi olarak tanınmamış, tasavvufta da çağının önde gelen şahsiyetlerinden biri olmuştur! Şiir sahasında da kendi döneminde sayılan önemli şairler arasında adı ön plana geçer. Mevlana Halid, şiirlerini Farsça diliyle yazarak “Farsça Divan”ı adıyla bastırmış ve şiir sahasında da adını ölümsüz şairler listesine kaydetmiştir!..

Mevlana Halid, fıkıh ve akaid ilmini, yani İslam dininin inançla ilgili hükümlerinden bahseden ilimi de öğrenir.  Akaidilminde Allah'ın varlığı, birliği ve sıfatları öğretilir. (1)

 

Mevlana Halid, Kürtçe diliyle „Eqîda Kurdîya (Kürtçe elyazması akide), Risaleya Rabita (Rabıta Risalesi), Mektûbat, (Öğrencilerine yazdığı Arapça, Farsça mektuplar), Adab Risalesi, Zikir Adabı Risalesi, Tarîk Risalesi, Cila’ül-ekdâr, Fera’idü’l-Fevâid, Hosînameya Mevlana Halid „Mevlana Halid Vasiyeti“, Akd-ul Cevherî fi Farki Beyne Kesb-îl Matûrîdî, (Eşarîlerle Maturidîlerin kesb ve irade-i cüziyye konusundaki görüşlerini inceler, Zübdetü’r-Resail Umdetü’l-Vesail, Mektubat ve diğer risalelerden alıntılar, Makamat-ı Ali-i Hariri-i Kurdî, (Cem-ul Fuad kitabı üzerine bir “haşiye”), Nîhayeyî Remelî, (Cuma bahsi, 2 cilttir), Şerha ‘Eqayida ‘Eddûdî, Şerh, (Hanefi mezhebinden Şafi’î mezhebine geçenler için bir kılavuz), Halîbet-il Ekrad fî Teqelubat-îl Emsar, Feraîl-il Fevaid, Cela-ul Ekdar we Seyf-il Bîtarî we Selewat, Rîsala Adabên Şêx û Mirîdan, (Şeyh ve Müridler için Zikir Adabı), Rîsala Zikrkirina di Tefrîka Nakşibendide, (Nakşibendi tarikatında Zikrin Kuralları hakkında risale) gibi birçok eseri de geride bırakarak ebedileşmiştir!..(2)

 

Mevlana Xalîd Al Kurdî-Şehrezorî sahip olduğu tarikatlar arasında Nakşî Bendî Tarikatı O’nda daha ağır basmaktadır... Üstün meziyetleri öne çıkınca kendisini rakip görenler O’nu Bağdad’ta da rahatsız ederler. Öldürme haberini alan Mevlana Halid, bu sefer de Şam’a kaçar. Oradan da rahat bırakılmaz. Karşıtı olan şeyhler O’nu Osmanlı’ya şikayet ederler. O dönemin paşası iki hafiyesini İstanbul’dan Şam’a gönderirken onları şöyle tembih eder:”Mevlana Halid” silah satın alarak Osmanlıya baş kaldıracakmış! Gidin durumu öğrenin ve çabuk geri dönün” diye emir verir! Hafiyeler Şam’a varmadan Mevlana Halid, onların Şam‘a geldiklerini öğrenir. Adamlarını tembih ederek:”Onlar bana gelmeden, siz onları bulup, eve davet edin!” der…

Eve gelen padişahın hafiyelerini bizat Mevlana Halid, evini gezdirerek, onları mahzene kadar indirir! Sonra odasına çekilen şeyh onlara ikramlar yapar. Hafiyeler Mevlana Halid’e: “Aman şeyhim! Biz ettik, siz bizi af edin! Mevlana Halid, onlara dönerek sizin bir suçunuz yok! Siz aldığınız emri yerine getirdiniz. Sizi buraya gönderene durumu gördüğünüz gibi arzedersiniz!” der. Gelenler:”Biz ölene kadar sana hizmet etmek istiyoruz. Geri dönmeyeceğiz!” derler . Mevlana Halid, olmaz der. İki hafiye isteksiz olarak İstanbul’a dönüp durumu padişaha anlatırlar. Padişah da o adamlarından birisini Mevlana Halid’e ömür boyu hizmet etmek süretiyle Şam’a geri gönderir. (3)

 

Mevlana Halid eğitiminin bir bölümünü  için gittiği Bağdat’ta yaptıktan sonra tekrar  Süleymaniye’ye geri döndüğünde Süleymaniye‘de Şeyh Abdulkerim Berzencî’nin ölümü üzerine boşalan kadrosuna daha genç yaşta Süleymaniye Medresesi’nin sorumlusu olur. Yedi yıl burada kaldıktan sonra 1805′te Hicaz’a Hac’a gitmeye karar verir. Bu kararıyla Şeyh Abdullah Dehlevi’ye erişmek için kendisinin Hac zamanının geldiğine inanarak Süriyeli hacılar kafilesine katılarak Hicaz’a gider.

 

Mevlana Halid, kendi döneminin en bilgili ve en zeki din adamı olduğunu tüm çevresine kabul ettiren ve saygı gören birisiymiş!  O’nu seven ve saygı gösteren bazı islam din alimleri O’nun daha da donanımlı olması için Hindistan'ın Delhi şehrinde oturan büyük İslam Tasavvufçusu olan Abdullah Dehlevi’ye gidip bilmediklerini de O’ndan öğrenmesini önerirler!..

 

Hacta tanıdığı bazı din alimleri de O’na Abdullah Dehlevi’ye  gitmesini önerince artık O, kararını kesin olarak verir.  Mevlana Halid,Hac ziyaretinden sonra Şam’a geri dönmez. Kürdistan topraklarını terk ederek Acemistan'da (İrana) Tahran'a uğrar. Sonra bazı diğer şehirleri ziyaret ederek Semnan'den Nişabur'a, oradan da Meşhed'e geçer. Meşhed’de bulunan oniki imamın dokuzuncusu olan Musa Kazım'ın oğlu İmam Ali Rıza'nın türbesini ziyaret eder. Meşhed'den sonra Acemistan‘ı terk ederek Afganistan topraklarına geçer. Gezisini Hırat'tan Kandehar'a, oradan da Kabil yoluyla Peşever'e kadar sürdürür. Her gittiği yerlerde büyük din alimlerini tanır. Sonunda uzun bir yolculuktan sonra Hindistan'ın Delhi şehrine varır. Aradığı büyük İslam Tasavvufçusu olan Abdullah Dehlevi’yi bulur ve O'nun huzuruna çıkar. Dehlevî Hazretleri tarafından kısa bir denemeden sonra Mevlana Halid‘i talebeliğine kabul eder…

 

Mevlana Halid‘in tasavvuf yolculuğu da böylece başlamış olur. Ancak İslam alemince tanınan bu büyük alim dergahında başlangıçta O’na tuvalet ve yerleri temizleme görevi verilir. Mevlana Halid verilen işi küçümsemeden layikiyle yapar. Beş ay kadar kısa bir sürede Abdullah Dehlevi Hazretleri'nden üstün icazet görevini alarak, beş ayrı tarikata "Şeyh" olarak vazifelendirilir. 1811 yılında Kurdistan’a geri döner. 

Değişik kaynaklarda doğum ve ölüm tarihleri farklıdır. 49 yaşında ölüm gün, ay ve yıl belli olduğuna göre doğum tarihi de kendiliğinde ortaya çıkar. Dini hizmetleriyle saygın bir mertebeye erişen Mevlana Halid 16 Haziran 1826 tarihinde Şam’da daha 49 yaşında iken hayata veda eder….

 

Mevlana Halid,islamda önemli olan beş tarikattan sadece Kadiri ve Nakşibendi tarikatlarını  esas alarak bu iki tarikatltanen çok “Nakşibendi Tarikatı“nı öne çıkarır. Mevlana Halid,ölene kadar bu tarikat inancına bağlı kalarak hizmet eder!..

 

Kaynaklar

1.Yazar İbrahim Bozkurt, Mevlana Şeyh Halid Zülcenaheyn El Nakşibendi El Kurdî.

2.Bismil Haber, tarihte Kürt İslam alimleri, liderler, bilim adamları ve filozoflar.

 3.“Bedî-ûz zaman“, “zamanın harikası,Mevlana Halid“. Bitlisname Com.

 4. Ansiklopedik bilgiler…

 

1. Bölüm için tıklayınız: Kürtlerde üç Bedî-Üz Zaman  (1)

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.