Zeki Adsız’ı bir kez daha rahmetle anarken!..

Abuzer Bali Han

Zeki Adsız’ı bir kez daha rahmetle anarken!..

(10.01.1948-Çewlîk-Bîngol-17.04.1990 Köln)

Devrimci ve mücadeleyi kendine rehber eden Zeki Adsız’ı 1970’li yılarda Türkiye'de, özellikle de Diyarbakır ve çevre illerinde DİSK’in 10. Bölge, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu‘nun bünyesinde aktif sendikal faaliyetleri yürütürken, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde de yer alan bir devrimci sendikacı olarak adını işittim!.. Sendikacılık sahasında DİSK 10. Bölge Temsilciliğinde 6 Mayıs 1979 tarihinde yapılan seçimlerde Diyarbakır, Urfa, Mardin, Bingöl, Elazığ, Muş, Malatya, Siirt, Bitlis, Van, Adıyaman, Tunceli ve Hakkari illerini kapsayan DİSK 10. Bölge temsilciliğine seçilir.

Adı geçen dönemde de ben de TÖB-DER bölge fonksiyonerlerinden biri olarak çalışıyordum. Kişi olarak ilk kez adını eylemlerdeki çalışma ve gözü pekliği ile adını işittim! Sonraları aktif olarak ilegal siyasi faaliyetleri çerçevesinde Irak, İran ve Türkiye sınır üçgeninde mücadele verdi! Siyasi olarak TKSP saflarında çalışırken O, da bir çok yoldaşı gibi bu partiden atıldı! Sonra TSK adıyla oluşan yeni bir partide yer aldı!.. 

1971 yılındaki Bingöl depremi sonrası Kuzey Kürdistan'da silahlı mücadeleyi başlatmak amacıyla kurulan bir ekibin içerisinde yer alarak, sınır bölgesinde silahlı faaliyetlerde bulundu. Eski yoldaşı ve Ağrı Belediye Reisi Urfan Alparslan ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Türkiye, Irak ve İran sınır üçgeninde eğitim ve hazırlık çalışmaları yürüttü. O dönemde Irak faşist Baas Partisi ve lideri Sadam Hüseyin’in Irak ordusunun kimyevi silahlarla saldırması üzerine bölgedeki Güneyli Kürtlerin de  Türkiye'ye yönelmesiyle, O da ekibiyle birlikte tekrar Türkiye Kürdistanı'na geçiş yapar!.. 

Genel-İş Sendikası Diyarbakır Şube Başkanlığı ve DİSK 10. Bölge Temsilciliği görevlerini başarıyla yürüten bir devrimci sendikacıydı! 1979 yılında, özellikle sıkıyönetim döneminde Doğu Anadolu bölgesindeki yoğun baskılar sırasında sendikal faaliyetleri nedeniyle tutuklandı! Bu dönemde büyük işkenceler gördü!..

12 Eylül 1980 darbesinden sonra yurt dışına çıkmak zorunda kalır! Bu sürgün döneminde de aktif çalışır! Bir dönem Batı Berlin’de kaldı. İşkenceler sonucu bazı kemik ve kaburgaları kırık olduğundan büyük acılar çekiyordu! Kendisine acıyor, fakat yapacağımız bir şey de yoktu! O öğrenci yurdunda yurtsever Kürt öğrencilerince korunuyordu! Yumuşak yatakta yatamıyor, kemikleri vücuduna battığı için sert bir yerde, ya da beton üstünde yatarak rahat ediyordu! Bu dönem O’nun Özgürlük Yolu’ndan atıldığı zamana da denk gelir. Sadece kendisi değil, Urfan Alparslan da partiden atıldı! Bu dönemde ben merkeze kayıtsız, şartsız bağlı biriydim! Parti başkanına sonsuz güven ve itimadım vardı. Her söyleyeni de itiraz etmeden yapan biriydim!..

Zeki Adsız, Berlin‘de misafir kaldığı dönemde acılarını yakında gördüğüm için hem üzülüyor, hem de parti merkezinden gelen direktiflerle, derneğin konferans salonunda yapmak istediği konferansa yer vermeyin deniliyordu! Ben bu yersiz direktifi yerine getirdiğim için hep kendimi suçlu saydım. Aslında bu dönemde dernek ile birlikte Zeki Adsız’dan yana tavır alacağımıza, yanlışın peşine düştük!.. Rahmetli Rıza Baran’ı ve 23 arkadaşını dernekten ihraç ettiklerinde Bekir Saydam ile birlikte genel kurulda divandaydık. Bir pravakasyonun yapıldığını söylediğimde Saydam’ın yıllardan beri birlikte çalıştığı Rıza Baran’a genel kurul yapıldıktan sonra atılacaklarını hiç düşünmemiştik! 20 yıl önce dernek başkanlığını yapan Dersimli bir doktor, yapılan genel kurulu sabote ederek birçok üyenin dernekten ayrılmasına ve ilk kez Kürdistan İşçi Partisi, dernekten ayrılan üyelerden „Mezopotamya İşçi Derneği“ni kurdular! Yani ilk kez işçi partisi Berlin’de ilk işçi derneğini kurmuş oldu! 1982 yılından sonra yurt dışına çıkan Özgürlük Yolu kadroları 20 yıl önce örgüte ihanet edenleri geri derneğe getirerek Özgürlük Yolu’nun Avrupa’daki en büyük örgütlerinden birisini de  böylece kapatmış oldular! Bunu yapanlar da parti merkezinin adamlarıydı! Başkanın da haberi olduğundan emindim! Sanıyorum Berlin‘deki bu büyük örgütü sonradan getirilenler tekrar Komkar Merkezini de mahkemeye vererek ayrıştılar!.. Mahkeme uzun sürdü. Sonunda Komkar Merkezi haklı bulundu. Fakat Komkar’ın dernek binasi kendi malları olduğundan halen diğerlerinin işgalinde dir. Bu konuda fazla da bilgim yok! Galiba başkan ile birlikte yönetimin çoğu HAK-PAR’a geçtiler! HAK PAR başkanı Düzgün Kaplan çalışkan ve yurtsever biridir! O dönemde çoğu arkadaşlarımızı şikayet edenler malum olmasa da tahmin ediliyordu!  Beni parti ve örgütten atan olmadı! Zira Türkiye’de anti faşist mücadeleden geliyordum! Benden istifa dilekçesini istiyen parti sözcüsüne:“Devrimcilerin istifası olmaz diye de red ettim! Ben kendilerine „hırsız ve üçkağıtçılarla çalışmam mümkün değil!“ diyerek kendilerini de red ettim. Yazık oldu tüm çalışmalarımıza!.. Berlin‘de bizim zamanımızda Dünya İşçi Konferansı, Batı Berlin Sosyalist Partisi (SEW) önderliğinde yapıldığında, Berlin Kürdistan İşçi Derneği temsilcisi tüm dünya işçileri adına konuşma yaparak TKP ve TUDEH partilerini protestosuna uğramıştı!..

Ayrıca yurtdışında 20 yıl vatandaşlıktan atılarak, pasaportsuz ve kimliksiz kalmam da işin cabası oldu!.. Derneğin Konferans salonunu hafta sonu düğün ve eğlencelere de veriyorduk! Türkiye’den sonradan gelenler bir yabancı dil bile öğrenmeden Türkiye’ye geri dönerken devlet törenleriyle karşılandıkları haberi galiba anti propaganday mıydı?!.  

Günün birinde bir yurtsever araştırıcı çıkar da ak ile karayı birbirinden ayırır ve ayrıntılı olarak konuyu inceden inceye araştırır! Özgürlük yolundan atılanların ad ve yaptıklarını değerlendirdiğimizde çoğunun halen yurtsever olduklarını görüyoruz! O dönemdeki yöneticilerin ağırlığı, kişisel sürtüşmeler, büyük kadroların harcanmasına yol açtı! Ben bu konuda değerlendirme yapmayacağım! Partiden ve örgütten dışlanıp atılanlara zamanında sesiz kaldığım için, ben de bu konuda kendimi sorumlu tutuyorum!

Zeki Adsız’ı yakından tanıyanların birleştikleri nokta O’nun: „Kararlı, korkusuz, direngen, cesur, gözü pek ve güven veren!.." bir devrimci olarak tanımlar!.. Ben de ayni kanıdayım!..

Bazı partililerin „Zeki Adsız’ı ve Urfan Alparslan’ı neden partiden attınız?!“ sorusuna parti yetkililerin verdikleri yanıtta:“Çok yorulmuşlardı! Silahlı mücadeleden yanaydılar!..“ gibi yanıtlarla olaylar geçiştiriliyordu! Zeki Adsız, acı ve imkansızlıklar içinde önceleri Berlin’de öğrenci yurdundaki yurtseverlerin yanında kalıyordu! Kendisini arıyor ve parti ile olan tartışmalarına girmiyorduk. Sonraları Köln şehrinde acılar çekerek 17.4.1990 tarihinde aramızdan ayrıldı. O’nun yoldaşı olan Urfan Alparslan da Kürdistan’ın Cudi Dağı’nda iki gün çarpışarak yoldaşlarıyla birlikte Eylül 1988'de başlayan çatışmaların ardından, 3 Ekim 1988 tarihinde Uludere (Qilaban) Torisan-Cudi Dağlık bölgesinde askerlerle gerçekleşen çarpışmalarda şehit olarak hayatını kaybeder!..

Yıllar sonra da olsa Berlin’de partinin Zeki Adsız’a yaptıklarına sesiz kaldığım için çok üzgünüm! O’nun yaptığı büyük hizmetler karşısında eğilir, kendisine ve ölen arkadaşlarına rahmet dilerken, yaptığı büyük hizmetler dolaysiyle O’nu ve yoldaşlarını saygıyla anıyorum!..

Kaynak:

1. Rıza Baran’ın ölümünün dördüncü yılında o’nu Berlin’li Kürtler bir kez daha anacak!.. ve Zeki Adsız yoldaşın anıları dile getirilecek! Konuşmacı A. Bali Han  (Eğitimci-yazar), (K24-2019/10/02)

2. Malpera Netewe, Zeki Adsız’ı anarken.

3. Diğer değişik kaynaklardaki notlar!..

 

  17. Nisan 2026