Zaza, Soran, Goran, Lûrlar Kurd değilse kim Kurd?

Sinan Çiftyürek

Zaza Halk Partisi’nin (ZHP) Mayıs sonu itibarıyla kurulacağı basına yansıdı ama zaten son yıllarda Zazalar meselesi zaman zaman gündeme gelmekteydi. Zazalar meselesi nedir/ nereden kaynaklanıyor? ZHP neden/niçin kuruluyor? Kürt siyaseti bu soruların yanıtlarını tartışacak, tartışmalıdır da.

I - Türk rejiminin hedefinde Kurmanc veya Zazalar değil bütün olarak Kurdler var

Gerek Zaza halkımız gerekse bugün kimi Zaza dernekleri ile ZHP yetkilileri, asimilasyon tehdidine karşı dil ve kültürün korunmasını öne çıkarıyorlar. Bu yönelim önemsenmelidir ama asimilasyon tehdidi altında olan sadece Zazaki lehçesi değil yanı sıra Kurmanci de (Kirdasi, Behdini..) aynı asimilasyon tehdidi altındadır. Örneğin;

*İstanbul başta olmak üzere Batı’da yaşayan 10 milyon civarında Kurd (Kurmanclar, Zazalar) ağır bir asimilasyon kuşatması altında yok olup var olma mücadelesi veriyor. Bir kuşak sonra İstanbul, Çukurova, İzmir, Antalya….da Kurd diliyle yani ne Kurmanci ne de Kırmancki lehçeleriyle konuşan olmayacak. Hatta sadece Kürtler açısından değil milyonlarca Çerkes, Laz, Arap vb. aynı asimilasyon tehdidi altında! 

*Sadece metropoller değil, Antep’ten Erzurum’a uzanan sınır hattında ki Kürdistan kentlerinde de milyonlarca Kurd (Zaza ve Kurmanc) aynı asimilasyonun ciddi tehdidi altındadırlar. Bu kentlerin sokaklarında artık ve çoktandır, Türkçe konuşmak olması gereken, Kürtçe (Kurmanci veya Zazaki) konuşmak ise neredeyse yadırganır hale geldi.

*Önemlisi iç Kürdistan diyebileceğimiz ve ulusal özgürlük potansiyelinin en yüksek olduğu Amed-Ağrı-Hakkari üçgenindeki kentlerde yaşayan Kurmanci ve Zazaki lehçeleriyle konuşanlar da ağır asimilasyon baskısı altındalar.

Demek ki Zazalar nasıl ırkçı Türk rejimi tarafından asimilasyona uğruyorlarsa, Kurmanclar öyle. Vurgulamak istediğim, Zaza halkımızın feryadı asimilasyon tehdidine karşı var olma mücadelesiyse, benzer bir durumla Kurmanc halkımız da yüz yüze!

Dolayısıyla ZHP yetkilileri eğer gerçekten “Tek iddiamız var Zazaca dili kültürü ve Zaza hakları”, ya da “eşit vatandaşlık hakkı” ise; “MADDE 3- Parti: Anadolu halklarını bir kültür mozaiği olarak görür ve hepsinin kendi kültürlerini, ana dillerini geliştirip dünya ana dillerine, kültürlerine katkı sağlamaları için devletin resmi dili olan Türkçeye ek olarak her milliyet kendi ana dilinde bütün okullarda eğitimi ve kendi ana dilinde basın yayın (tv, radyo, gazete, dergi) haklarını garanti altına alarak destekler” (ZHP programından) demeyi aşan bir hedefleri yoksa bu hedefler için ayrı parti kurulmaz!

 

Kürdistan’da 50 civarında milliyetçi muhafazakar, sosyal demokrat, sosyalist-komünist, İslami gibi farklı ideolojik-politik kimlikli Kurd/Kürdistan partileri kurulmuştur yenileri de kurulabilir. Ancak, “ben Soran ya da Kurmanc veya Zaza partisiyim” ya da “filan bölge partisiyim” iddiasıyla ve salt dil-kültür hedefiyle parti kurulmadı. Kurulması da yanlış olur, Kürt ulusal özgürlük mücadelesini güçten düşürür. Gerek Zaza halkımız gerekse ZHP yetkilileri bu durumu göz önünde bulundurulmalı. 

II - ZHP yetkilileri “Partimizin Atatürk ilke inkılaplarıyla alakası yok” diyor ama…

Basında ZHP yetkililerine, savunucularına atfen,“Türkiye’nin ve Zazaların geleceğini Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet Rejiminde olduğu”, “Partimiz Kemalist olacak”, “Şeyh Said’i ve Seyit Rıza’yi da savunan bu ülkenin düşmanlarıdır. Biz Zazayız ve cumhuriyetin karşısında yer alan herkesin karşısındayız” ya da “Etnikçi ırkçı Kürtçüler çıldırsa kudursa da Zazalar Kürt değildir ve Atatürk'ün ilkelerine sonuna kadar bağlıdır” türünden haberler çıktı.

Bu haberlere ilişkin ZHP yetkilileri; “bir gazeteci partimiz adına bir haber yayınlamıştır. Daha sonra bu haber birçok haber sitesinde yayınlanmıştır. O haberde partimizin Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda siyaset yapacak diye bir ibare var…Partimizin kesinlikle ne programında ne tüzüğünde böyle bir ibare var. Partimizin Atatürk ilke ve inkılapları ile yakından uzaktan alakası yoktur” diyorlar.

Dediklerini elbette dikkate almak lazım iyi de AKP’li bakan ve vekillerin etkinliklerinizde işleri ne? AKP’li bakanlar, vekiller kendi partilerinin oyunu alacak bir partiye yakın derneklerin vb. etkinliklerine katılırlar mı? Daha da önemlisi, Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen’in “biz Kürt değil ayrı milletiz” diyen Zazaların etkinliğinizde işi ne? Korucu başı Kürt dostu mu oldu? Kurdlerin özelde Zaza halkının dili ve kültürünün gelişimini mi savunuyor? Bu sorulara yanıtlar verilmedikçe, “Türkiye’nin ve Zazaların geleceğini Atatürk ilkeleri ve Cumhuriyet Rejiminde olduğu” söylemi bize ait değil demeniz inandırıcı olmaz!  

Ayrıca ZHP yetkilileri, “Zaza Halkının %10u HDP'ye, %90i ise AKP, CHP diğer partilere oy veriyor. ZHP, seçimlere girdiğinde en fazla AKP ve CHP oy kaybedecek. Fakat nedense bu partilere oy veren insanlar değil de HDP'ye oy verenlerden ses çıkıyor. İnsan bu kadar siyasi analizden yoksun olamaz” diyorlar!

Belirtilen verilerin doğruluğuna inanmıyorum yani Zazaca konuşan halkımızın %90’ının AKP ve CHP’ye oy verdiğinin doğru olmadığı başta Diyarbakır ve Dersim üzerinden bellidir. Ama varsayalım ki ZHP yetkililerinin verdiği oranlar doğru o zaman tekrar şu soruya yanıt verilmeli, AKP’li bakan ve vekillerin ne işi var sizin etkinliklerinizde?

III - Ayrıca Zaza adıyla “Biz Türkiye partisi olacağız” iddiası komik!

Öncelikle Türkiye partisi olma alanında onlarca siyasal parti var. AKP, CHP başta olmak üzere onca Türkiye partisi dururken, Zaza adıyla kurulacak parti neden Türkiye partisi olarak kabul görsün ki? Her şey bir yana Zaza adıyla parti kurmak peşinen ben “Türkiye partisi olmayacağım” demektir! Yani adı üstünde Zaza partisi!

Ayrıca Kürtler cephesinde zaten kuruluşundan beri “Türkiye partisiyim” diyen ve adında coğrafik veya etnik vurgu da olmayan HDP var! Üstüne üstlük Genel Başkanı da Elazığlı Zaza Kurd’ü Selahattin Demirtaş’tır. HDP’nin bile “Türkiye partisi olma” hedefi çökmüşken Zaza adıyla kurulacak bir parti nasıl Türkiye partisi olacak?

IV - Zazasıyla, Kurmancıyla Kurdler şu belli başlı noktalara dikkat etmeliyiz.

Tam da Güney Kürdistan bağımsızlık referandumunun eşiğindeyken ve Rojava statü elde etme yolunda ilerlerken; Güney Kürdistan’da, on yıllardan beri siyasal parti ve özellikle Peşemerge örgütlenmesi, Kurmanci-Sorani lehçelerini ağırlıkla konuşulduğu coğrafik bölgelere göre şekillenmiş olmasının ağır sorunlarını halen tam aşamamışken; yani PDK’nin Behdinan ağırlıklı ve YNK’nin Soran ağırlıklı örgütlenmesinin yarattığı derin siyasi ve askeri sonuçlar halen tam aşılamamışken (ki Sorani veya Behdini lehçesini konuşanlar “biz Kürt değil ayrı milletiz” falan da demedikleri halde); Kuzey Kürdistan’da “biz Kürt değil ayrı milletiz” iddiasıyla parti kurmak yanlıştır.

Zazasıyla, Kurmancıyla, Müslümanıyla, komünistiyle, laik ve muhafazakarıyla Kürtler olarak; Türk rejiminin, Kürdistan ulusal özgürlük mücadelesinin yükselmesi ile paralel O’nu içerden güçten düşürmek için hangi kartları açtığını ya da açabileceğini soğukkanlılıkla tartışmalıyız. Örneğin:

*En başta Alevi (Kızılbaş) Kürtler ile Sünni Kürtler ayrımı, Osmanlıdan beri sistematik olarak geliştirildi. Cumhuriyet rejiminde ise en kapsamlı 1990’lı yıllarda yapıldı. Alevilere inanç merkezlerini (Cem evlerini) serbestte açma izni ile paralel “Aleviler Kürt değil Türktürler) propagandası yapıldı ve bu halen sürdürülüyor. Bu propagandanın izlerini sürdürüldüğünde “biz Kürt değil Türkmeniz, Horasan’dan gelmişsiz” söylemlerine rastlanır.

*Önce Kurmancı, Zazası ile Kürdün lafını duymak istemeyen Türk rejimi, mızrak çuvala sığmayınca “Zazalar Kürt değil ki” tezini raftan indirmeye başladı. Özellikle etrafı Güney ve Rojava Kürdistan’ı ile çevrilince bu teze daha çok sarılacağı görülüyor.

*Dindar-muhafazakar Kürtler ile laik (seküler)-devrimci Kürt ayrımını, zaten hep kullandığı bir kart olarak sürekli diri tutulur.

*Bunların yetersiz kaldığı durumlarda Sünni Kürtler içerisinde Hanefi-Şafi ayrımını derileştirme kartını açabilir. Bunun işaretlerini de veriyor.

*Yine her zaman el altında diri tuttuğu kartlarından biri de, “Kürt örgütleri arası çatışma” görüntüsü altında kendisini koruyucu hakem pozisyonuna getirme plan ve pratiğidir.

Belirttiğim bu hassas noktalarda hepimizin derinlikli olarak üzerinde durmamız gerekiyor.

V - Yapılması gerekenler…

Yukarı da Batı metropolleri, Kürdistan sınır kentleri ve iç Kürdistan kentlerindeki ağır asimilasyon tehdidinin sadece Zaza lehçesini değil genel olarak Kürt dili ve kültürünü ciddi tehdit ettiğini; hatta Türk dili dışındaki tüm dil ve kültürleri tehdit ettiğini belirttim. Bu genelleme içerisinde şu gerçeğin de altını çizelim: Kürt dilinin Zaza lehçesi ve kültürü Kurmanci lehçesine oranla bir adım önde tehdit altında. Şunu da pratiğimizden biliyoruz; Zazalar genellikle Kurmanci şivesini öğrenirken, Kurmançların, Zazaca şivesini öğrendikleri nadirdir. Bu durum halk için geçerli olduğu gibi siyaset kadrosu için de bu geçerli. Buradan baktığımızda Zaza halkımızın ve Zaza kökenli siyaset kadrosunun feryadını anlamamız gerekiyor. Dolayısıyla;    

a - Kürd dilinin bir lehçesi olan Zazakinin (Kırmancki, Dimilki) asimilasyona karşı yaşatılması için yapılabilecek her şey doğrudur ve yapılmalı. Somutta Zazaki lehçesinin yaşatılıp geliştirilmesi için, vakıf, dernek ve özgün kültürel projeler geliştirilmeli.

b -Yarın federatif veya bağımsız Kürdistan koşullarında, Zaza halkımızın çoğunluk oluşturduğu il-ilçe-köyler de Zazaki lehçesi ve Zazaların özgünlüğünü taşıyan kültürünün korunup geliştirilmesini içeren kültürel özerklik benzeri adımlar atılabilir, atılmalı.

c - Ayrıca Kuzey Kürdistan partileri içerisinde Zaza (Kırmancki) dil ve kültürü odaklı özgün veya özerk parti birimlerinin oluşturulması da tartışılmalı. Bugünden bunlar tartışılıp olgunlaştırılmalıdır. Biz Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP) olarak böyle bakıyoruz.

d - Yeri gelmişken şunu belirtelim; Kürdistan’da halklar özelde de Kürtler ulus olarak dil-kültürde tıpkı Batı Avrupa benzeri modernist merkezileşme- standartlaşma-tektipleşmeyi yaşamak zorunda mı? Sorusunu da tartışmanın zamanıdır. Biz ÖSP olarak bu tektipleştirici modernleşmeye “hayır” diyoruz. Kemalizm’in halklara ve inançlara deli gömleği misali giydirdiği modernist tek tipleştirmeye Kürtler, Kürdistan’da hayır demelidirler, diyorlar da. Bunun en somut örneğini Güney Kürdistan’da; Behdinani-Soranilere özgü bir uygulamayı aşarak tüm halklara- inançlara ilişkin pratiğinde görüyoruz. Yani beş ayrı halk/milletin diline, eğitim-öğretim dili olmasının ötesinde resmi dil uygulamasını hayata geçirmek, Kuzey’de de Zaza halkımız için yapılacaklara örnek olabilir.

e – Dolayısıyla Güney ve Rojava’da yaşanan pratikten, Kuzey’de ki Kürdistan partilerinin program ve söylemlerinden hareketle; “Bütün Arap Aşiretlerinin partileri var, Türklerin ve Kürtlerin partileri var, biz 8 milyon nüfusa sahip bir halkız, şu ana kadar partimiz yok. Bizim de parti kurma hakkımız yok mudur? Diye soran Zaza Yazar Koyo Berz ve arkadaşlarına; hangi politik tercihle olursa olsun Kürdistan partisi elbette kurabilirsiniz ama Zaza adıyla ve “Kürtlerden ayrı milletiz” iddiasıyla parti kurmayın diye çağrı da bulunmalıyız.

“Varsayalım ki Zazalar Kürttür ve buradan bir bakış açısı yaratalım. Orta Asya’da birçok Türk toplumu kendi devletini kurmuştur. Özbek, Azeri, Kırgız, Kazak Türkmenler kendilerine ait sitemleri ve devletleri var. Fakat Türkler neden farklı bir devlet kurdunuz Türküleri böldünüz diye birbirine hakaret etmiyor?” diyen Zaza yazarlara, yazı uzadığından ayrıntısına giremeyeceğimden yukarıda çok kısaca belirttiğim Güney Kürdistan pratiğine baksınlar derim. “Aynı şekilde birçok Arap devletleri ve sistemleri var” diyerek örnek vermek iyi bir örnek değil. Bunu yazan yazar 22 Arap devletinin ne zaman-nasıl-kimler tarafından kurulduğunu da biliyor olmalıdır!

 

Sonuç yerine önerilerimiz:

1 - En başta “Fakat kaç gündür sosyal medyada Zaza Halk Partisi'ne özellikle Kürt faşistleri tarafından saldırı ve hakaret yapılmaktadır” demek de hakarettir bu üsluptan uzak durulmalı.

2 - Kurmanclar, Kırmanckiler, Soranlar, Goranlar, Lorlar Kurd değilse kim Kurd? Dolayısıyla Zazalar “Kürt değil” söylem ve propagandası yerine, Kürdistan’daki farklı etnik ve inançları özgürce ve zengin farklılıklarıyla bir arada nasıl tutarız? Özelde de Kürt dilinin farklı lehçelerinin yaşamasını nasıl başaracağız? Bunu tartışalım.

3- Bu açıdan Güney Kürdistan ile Rojava deneylerini irdeleyelim. Güney Kürdistan’da ulusal birlik yolunda Soran lehçesi resmi dil yapılırken yanı sıra Behdini yani Kurmanci de eğitim-öğretim dili olarak kullanılıyorsa, Kuzey’de neler-nasıl yapılır? Aydın ve ilgili uzmanlarımız bu sorulara yanıt ararlarsa hepimize katkıları olacak.

4 – Tıpkı Kızılbaş Alevi halkımızın sokağın kör bıçağına karşı da olsa “laik” Kemalistleri savunurken düştüğü “celladına aşık olma” pozisyonundan Zazaca konuşan halkımız, aydınlarımız başta olmak üzere hepimiz uzak duralım.

01.06.2017

canbegyekbun@hotmail.com

 

YAZARLAR Haberleri

Önemli Bir Portre: Numan Efendi
Aziz Özdemir yazdı: Irkçılık Ya Da Işıl Özgentürk
İrfan Aktan: Işıl Özgentürk’ün çukuru
Yeni Amedspor yönetimi ve transfer politikası
Binbaşı Kasım Ataç: Bir Ajanın Anatomisi