Yazılı belgeleri düşman tarafından yazılan Kürt halkı

Ali Buran

Eğer bir halkın tarihi düşmanları tarafından yazılıyorsa, doğruluğundan kuşku duymak lazım; böyle bir tarih yazımında gerçeklilik payı oldukça  az ve tartışılırdır. Kürt ve Kürdistan’la ilgili yazılanların bir çoğu, hakim ulusun temsilcileri tarafından yazılıp hem Kürtlere hem dünya kamuoyuna sunulmakta. Birkaç önemli örnek verdikten sonra, çok önemli olduğunu düşündüğüm bir resmi belgeyi okuyuculara sunacağım.

Örneğin resmi tarih, 1925 Şeyh Said başkaldırısını Laik Cumhuriyete karşı bir hareket olarak sunmaktadır. 1937-38 Dersim direnişinin, bölgede asayişi bozan, devlet otoritesini tanımayan bir kısım eşkıya tarafından yapıldığını yazar. Seyid Rıza’nın  M.Kemal’in mi, İnönü’nün mü yoksa Celal  Bayar’ın emri ile mi idam edildiği yıllardır tartışılmaktadır. Ancak en sonunda eski Cumhurbaşkanı Vekili Diş İşleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil anılarında, Dersim Katliamı’nın emrini veren, Seyid Riza ile oğlu ve diğer 5 kişinin idam emrini verenin ve Dersim Harekatını bizzat yönetenin Mustafa Kemal’in kendisi olduğunu yazdı. Çünkü o dönemde geçerli yöntem, hem Kürtleri ‘tedip ve tenkil’ yoluyla hızlı bir asimilasyona tabi tutmak hem de devlete karşı direnenleri ya kıyıma uğratmak yada batıya sürmekti.

Şimdi gelelim devletin resmi belgelerine.

Tarih 1935, Mustafa Kemal ve İsmet İnönü'nün 'Doğu Raporu'ndan: 

"Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan'ın kurulmasından korkarım. Van ve Erzincan'da acele olarak, Muş ovasında tedricen ve Elazığ ovasında kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız. Kürtleri Türkleştirmenin en etkili yolu, Türklerle Kürtlerin aynı okullarda okutulmasıdır. Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz olgunluktadır. Dersim vilâyetinin teşkili ile askerî bir idare kurulması ve Dersim ıslahının programa bağlanması lâzımdır. Erzurum'un içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezi haline getirilmesi gerekli, ki, boşaltılan Ermeni köylerine Kürtlerin yerleştirilmesinin engellenmesi de ayrıca gereklidir…”

"Bitlis, Hizan ve Mutki arasında suni olarak daima devlet kuvveti ile vücuda getirilmiş bir Türk Merkezidir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız gerekecekti."

• Kürtlerin şehirlere yerleşmesi engellenmelidir.

• Kürtlerin etkisini azaltmak için Karadeniz’den buraya muhacirler getirilmelidir. Örneğin Van’a yerleştirilen Karadenizli Türklerden söz ederek onların memnun edilmelerinin sağlanmasını ister. Böylece diğer muhacirlerin Kürt bölgelerine gelmeleri kolaylaştırılmalıdır.

• Türk ve Kürt şehirleri olarak ayırdığı mıntıkalar ayrı şekillerde hizmet almalıdır.

• Kürtlerin bulunduğu yerlerde henüz okul açılmamalı, açılacaksa Türkler için okul açılmalıdır, ikinci planda Kürtleşmiş fakat Türkçeyi çok daha çabuk öğrenebilecek yerlerde açılmalıdır.

• Fransız ve diğer ülkelere karşı Mardin, Urfa ve Hakkari gibi sınır bölgelerinde iyi bir idare kurulmalıdır.

• Boşaltılmış olan Ermeni köylerine Kürtlerin yerleşmesi engellenmelidir.

• Kürt bölgesi, nüfusu bakımından kalabalık olmasına rağmen, ülkeye kalabalığı oranında katkı sunmamaktadır. Bundan dolayı yeraltı zenginliklerinin (petrol, linyit) daha çok nasıl kullanılabileceği araştırılmalıdır.

• Bölgede trahom ve cüzzam (sadece Kars’ta bin dolayında cüzzamlı var) hastalıkları çok yaygındır.

• Kürtler asimile edilmelidir. Kürt çekim kuvvetine karşılık Türk merkezleri oluşturulmalıdır.

• Kürdistan coğrafyası şimendifer (tren) hattı ile kontrol altında tutulmalı.

• Dersime müdahale edilmeli, Kürtlük idealleri yok ve Islah edilmeli.

• Kaçakçılığın önüne geçilmeli. Kürtlerin ekonomik güç elde etmeleri engellenmeli. Gerekirse bunun için vergiler indirilmeli.

BELGE

Şark Seyahati Raporu / 21 Ağustos 1935