“Yaşamımı Amed’deki zarar görmüş insanlara adamak istiyorum “

Neşe Timur Sur’daki çatışmalar esnasında, sivil halka ilk yardım elini uzatan PAK’lı kadın gurubunun fedekar elemanlarından biridir. Neşe hanımın orgazitörlerinden biri olduğu grubun çalışmaları değişik yöntem ve boyurlarla halen sürmektedir. ROZA KURD

Neşe Timur kimdir?

Siverekte doğdum. İngilizce öğretmeniyim. Eş zamanlı olarak İzmir ve Amed’de yaşıyorum. Yaşamımı Amed’de zarar görmüş insanlara adamak istiyorum.

Sur’daki yardım çalışmalarına nasıl başladınız?
Sur’da çatışma başlayınca insanların çaresizliğini gördüm ve hemen harekete geçmek istedim.

Bir gün içinde birkaç arkadaşımıda ikna ederek günlerdir Sur’da mahsur kalan insanlara birkaç koli gıda yardımı yapmak için Sur’un önündeki barikatlara gittik ve oradaki askerlere bunları Sur’daki insanlara iletmek istediğimizi söyledik, kabul etmediler.

Belediyeye gittik ve Sur’da ikamet eden bazı ailelerin adreslerini ve telefonlarını aldık. Aradık ve barikatlara gelmelerini söyledik. Bir süre sonra geldiler ve ilk yardımı böyle bir zorlukla yaptık. Telefonlarımızı tüm komşularına ve tanıdıklara vermelerini söyledik. Neye ihtiyacları olursa bizi arayabileceklerini ekledik.

Çalışmalarınız Sur’la sınırlı mı kaldı? Sur’dan kaçanlar da sizin yardım kampayanız alanına girdim mi?

Evet, çatışmalar şidetlenince insanlar Sur’dan kaçmaya başladılar. Artık problem çok büyümüştü sadece yiyecek sorunu değil kalacak yer ve eşya sorunu çığ gibi büyüyordu. İnsanlar evlerinden sadece üstlerindeki giysileriyle kaçabiliyorlardı. Çoluk çoçuk genç, yaşlı sokakta ve çaresiz idiler.

Bu arada bize destek veren insan sayısıda hızla arttı. Günde 17-18 saat yağmur çamur demeden sokakta çalıştık. Kamyonetlerle evkerdeki ihtiyaç fazlası eşyaları alıp mağdur Sur’lu ailelere ulaştırmaya başladık.
Gördüğümüz şeyler ve mağduriyet bizi öyle etkiliyorduki eve dönmekten, sofra kurmaktan, yatağımıza yatmaktan utanır olmuştuk.

Süreç uzadıkça biz daha organize olduk ve bu yardımları PAK ın il binasında yapmaya başladık. Toplam 2000 aileye ulaştık. Hastaları tedavi etmeye çalıştık. Travma bir çoğunun psikolojisini bozmuştu. Psikolojik destek almaları için ikna ettik ve destek sağladık. Telefonlarımızı 24 saat açık tutarak her arayana yanıt vermeye ve yardım ulaştırmaya çalıştık.

Bir kadın olarak Sur kadınları ve halkıyla ile ilgili gözlemleriniz ne?

İletşim kurduğumuz her kadının hikayesini dinledik. O kadar acılı bir durumdaydılarki biz sormadan ağlamaya başlayıp anlatıyorlardı. Her hikaye diğerinden acı ve travmatikti. Sur’un sosyo-ekonomik durumundan kaynaklanan durum korkunçtu.

Kadınların çoğu çocuk yaşta evlenmiş ve çok çocuklu idiler. Hiç eğitim almayanların sayısı çoktu. Yoksulluk ve çaresizlik içindeydiler. Erkekler günlük ağır işlerde çalısmaktan yorgun ve sakatlanmış durumdaydılar.

Hal boyleyken bu insanlara layık görülen bu travma onların bir daha kolay toparlanmayacaklarını düşündürüyordu bana.


Çocuklar perişan haldeydi. Aylarca okula gidemediler. Çok korkmuşkardı hiç konuşmuyor ve tepki vermiyorladı.


Çalışmalarınızın ne kadar sürdü? Boyutları değiştimi?

Bu mücadele uzun sürdü. Çatışmadan kaçıp yeni bir yaşama sıfır moral ve parayla başlamaya çalışan perişan bir kitleyle karşı karşıyaydık.


Çatışmalar bittikten sonra sadece yardımlarla yaşamalarının çok zor olacağını aşikardı. Kadınları üretken hale getirebilirsek hem hayatlarına bir anlam katabileceğimizi ve travmayı biraz daha kolay atlatabileceklerini inandık ve hemen harekete geçtik. Yaklaşık 500 kadınla tek tek görüştük.


Becerilerini saptadık ve onları üretmeleri için ikna ettik. Onlarla haftada birkaç kez bir araya geldik ve üretmeye başladık.


Onların el emeklerini,bizim ürettiklermizi ve azde olsa yapılan bağışları birleştirdik ve Amed’te bir çok yerde kermesler düzenledik. Ürünlerin %90 nını sattık ve paralarını Sur’lu kadınlara dağıttık. Kermeslerde ürünleri kendileri bizzat sattılar ve böylece aktif hale geldiler. Bu proje onları moralize etti ve aramızda büyük bir güven yarattı. Şimdi bu kardeşlerimiz üretiyorlar ve bizim desteğimizle satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.

 

Tüm bu anlattıklarımı ekleyeceğim fotoğraflarla size daha iyi anlatabileceğim.

 

Şimdi bu arkadaşlarımızla bir kadın kooperatifi kurabilme düşüncesindeyiz. Bunun alt yapısını oluşturabildiğimizde hayata gecirmeye çalışacağız.

Bu süreçte sizi etkileyen bir çok olay olmuştur, Bir tanesini bizimle paylaşabilirmisiniz?

Yardım ettiğimiz genç ve güzel bir kardeşimize yardım paketlerini verdikten sonra biraz sohbet etmek istedim. Bu onun çok hoşuna gitti. Neler yaptığını,nerede kaldığını sordum. Sur’dan kaçtıklarını hiç eşyası olmayan yerlerine sadece koli kartonları serdikleri bir evde iki çocuğu ve eşi ve kayınvalidesi ile yaşamaya çalıştıklarını söyledi ve devam etti. Çocuk yasta evlenmiş iki doğum yapmış. Eşi gündelik işlerde çalıştığından geçinemiyorlarmış. Bu güzel kızımız dantel örmüş,dikiş öğrenmiş, örgü örmüş, kazandığı her kuruşu biriktirip kendine bir dikiş makinası almış. Dikiş makinası derken sesi titriyordu. Sahip olduğu tek değerli eşya idi. Tam işler rayına girecekken Sur’da kıyamet kopmuş gece yarısı sadece canlarını kurtarmışlar. Daha sonra gidip makinasını almak istemiş ancak ne yazıkki izin vermemişler ve daha da kötüsü makinayı paramparça etmişler. Öylesine ağlıyarak anlattıki oradaki herkes onunla ağladı. Onu teselli etmek mümkün değildi. Sadece onu tekrar üretmesi için ikna etmeye çalıştık.

Bir süre sonra ürettiği muhteşem güzellikte işlerle çıkageldi. Onları satmaya çalışacak ve onu arayacaktık. Ürünler satıldığında aradım eşi açtı telefonunu. Eşinin beyin kanaması geçirdiğini hastanede olduğunu ve ameliyata alındığını söyledi. Kahrolmuştuk, çok uzun ve zor bir süreçten sonra hastaneden çıktı, şimdi sağlığı kötü ama bizlerin verdiği destekle ve moralle ayakta kalmaya çalısıyor.

Sur’un hikayesinin bir küçük bölümünü paylaşmak istedim. Umarım sizlerin gözünde bir nebze olsun canlandirabilmişimdir bu kara günlerimizi.

 

SÖYLEŞİ Haberleri

Mustafa Aydoğan: Kürt nüfus çoğalıyor, Kürtçe konuşanlar azalıyor
30 yıl sonra tahliye olan Rojbin Perişan: Vazgeçmediğin sürece umut vardır
İstanbul Sözleşmesi, İngiltere’de yürürlüğe girdi
Mücahit Bilici: 'Kürt demokrasisinin de Kürt askeriyesine 'haddini bil' diyebilmesi lâzımdır'
Kürt korkusu Kürtlerle ilgili hak taleplerini güvenlik meselesine indirgiyor