Ortadoğu’da Suriye gündemi, Türkiye, ABD ve İsrail arasında farklı çıkar ve politika beklentilerinin öne çıktığı bir döneme girdi. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusunda merkezi bir devlet yapısının korunmasını istediği ve bu çerçevede PKK/PYD/SDG unsurlarının herhangi bir şekilde özerk bir yapı içinde varlıklarını sürdürmelerini kabul etmeyeceğini Washington’a ilettiği değerlendiriliyor. Bu değerlendirme, çeşitli diplomasi analizlerinde yer alan yorumlara dayanıyor; ancak bu pozisyon resmî bir açıklama olarak yayımlanmış değildir.
Buna karşılık, federal veya özerk yapılar konusunda Kürt tarafların taleplerinin ve bazı aktörlerin farklı beklentilerinin olduğu da bölgede sıkça dile getiriliyor. Nitekim Al Arabiya İngilizce bölümü tarafından daha önce yayımlanan analizlerde, Suriye Kürtlerinin federal bir sistem talep ettikleri belirtilmişti.
ABD yönetimi ise jeopolitik çıkarları doğrultusunda Suriye’nin istikrarını ve ulusal uzlaşıyı destekleyen bir yaklaşımla diplomasi yürütüyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Suriye hükümeti ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan kapsamlı entegrasyon mutabakatını “tarihi bir adım” olarak nitelendirdiği bildirildi. Bu tür girişimler, Washington’un bölgede makul bir siyasi çözüm arayışında olduğunu gösteriyor.
Öte yandan İsrail tarafının, Suriye’deki gelişmelerin kendi güvenlik beklentileriyle örtüşmediğini düşündüğü bazı yorumlarda öne çıkıyor. Özellikle geçmişte yayımlanan değerlendirmelerde, ABD’den bir diplomatın İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun sınır güvenliği ve stratejik hedefleri konusunda sert bir duruş sergilediğini söylediği değerlendirildi.
İsrail'in ABD yönetimine Ankara'nın tam aksine Suriye’de federal bir devlet istediğini bildirdiği öne sürülüyor. İsrailli kaynaklara göre Netanyahu hükümeti, Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun Kürtlere yönelik operasyonu nedeniyle son derece öfkeli. Netanyahu hükümeti, Suriye’deki olayların kendi isteklerinin aksi yönünde gerçekleştiğini düşünüyor.
Al Arabiya'da yer alan ve İsrailli bir kaynağa dayandırılan değerlendirmeye göre, “Washington’da iki taraf var; ABD yönetimi ve Tom Barrack. Barrack, İsrail’in çıkarlarıyla ilgilenmiyor.” ifadesine yer veriliyor.
Haberde, İsrail yönetiminin, ABD yönetimine Suriye’de Türk askeri varlığını kabul etmeyeceğini ve Dürzileri korumaktan vazgeçmeyeceğini ifade ettiği vurgulanıyor.
İsrail, Türkiye’nin Suriye’de kendisine karşı üstünlük sağladığı düşüncesi nedeniyle 8 Aralık 2024’ten sonra ele geçirdiği noktalardan çekilmeyi reddediyor.
Türkiye ise Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve devlet yapısını korumak istediğini belirterek dış müdahaleleri eleştirmeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalarda, ülkesinin Suriye’nin bölünmesine izin vermeyeceğini vurguladığı biliniyor.
Bu çerçevede Suriye’deki gelişmeler sadece bölgesel iç dinamiklerle sınırlı kalmayıp, ABD, Türkiye ve İsrail gibi dış aktörlerin stratejik çıkarları ve farklı beklentileriyle şekillenmeye devam ediyor.