ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Esad sonrası dönemde Suriye’de başlatılan siyasi geçiş sürecinin, Kürtlerin hakları, entegrasyonu ve birleşik bir Suriye devleti içinde uzun vadeli istikrar açısından şimdiye kadarki en önemli fırsatı sunduğunu söyledi.
Barrack, yaptığı kapsamlı açıklamada, Geçici Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa liderliğindeki yeni yönetimin, Suriye Kürtlerine tam vatandaşlık, kültürel hakların korunması ve siyasi hayata katılım imkânı tanıyabilecek bir yol açtığını belirtti. Bu hakların, eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad döneminde sistematik biçimde reddedildiğini vurguladı.
“Suriye’de Kürtler için şu anki en büyük fırsat, Esad sonrası geçiş sürecidir” diyen Barrack, onlarca yıl süren ayrımcılığın çok sayıda Kürdü vatansız bıraktığını, Kürtçenin kullanımını kısıtladığını ve Kürtleri kamusal hayattan dışladığını ifade etti.
ABD’nin Rolünde Değişim
Barrack, ABD’nin Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile askeri ortaklığının başlangıçta IŞİD’le mücadeleye dayandığını hatırlatarak, Kürt öncülüğündeki güçlerin 2019’a kadar örgütün sözde “hilafet” topraklarını dağıtmada en etkili kara gücü olduğunu söyledi.
O dönemde Şam yönetiminin istikrarlı ve güvenilir bir terörle mücadele ortağı olmadığını, İran ve Rusya’ya bağımlı olduğunu belirten Barrack, bu denklemin artık değiştiğini kaydetti.
“Suriye artık IŞİD’le Mücadele Küresel Koalisyonu’na katılmış, tanınan bir merkezi yönetime sahip” diyen Barrack, Şam’ın 2025’in sonlarında koalisyonun 90’ıncı üyesi olmasının, ABD ile terörle mücadelede iş birliğine yönelişin göstergesi olduğunu söyledi.
Entegrasyon Anlaşması İmzalandı
Barrack, Washington’un Şam ile DSG arasındaki görüşmelere aktif şekilde kolaylaştırıcılık yaptığını ve bu sürecin 18 Ocak’ta imzalanan entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandığını doğruladı.
Anlaşmaya göre, DSG mensubu savaşçılar bireysel olarak Suriye ulusal ordusuna entegre edilecek. Petrol sahaları, barajlar, sınır kapıları ile el-Hol ve Şeddadi gibi IŞİD tutuklularının bulunduğu merkezler ise devlet kontrolüne devredilecek.
“ABD’nin uzun vadeli bir askeri varlık hedefi yok” diyen Barrack, Washington’un Suriye’de ayrılıkçılığı ya da federalizmi desteklemediğini vurguladı. ABD politikasının önceliklerinin; IŞİD’in yeniden güçlenmesini önlemek, ulusal uzlaşıyı teşvik etmek ve devlet kurumlarını güçlendirmek olduğunu belirtti.
Kürt Hakları ABD Diplomasisinin Merkezinde
Barrack, ABD diplomasisinin, Kürtlerin entegrasyonunun somut ve bağlayıcı güvencelerle birlikte gerçekleşmesini sağlamaya odaklandığını söyledi. Bu kapsamda, daha önce vatansız bırakılan Kürtlere tam vatandaşlık, Kürt dili ve kültürünün anayasal güvence altına alınması ve ulusal düzeyde siyasi temsil hedefleniyor.
Kürtçe eğitim ve Newroz’un resmî olarak tanınması gibi başlıkların da müzakere edilen koruma önlemleri arasında yer aldığını aktardı.
“Bu entegrasyon, Kürtlerin tanınmış bir Suriye ulus-devleti içinde kalıcı haklar ve güvenlik elde etmesi için şimdiye kadarki en güçlü fırsatı temsil ediyor” dedi.
Riskler Sürüyor
Barrack, kırılgan ateşkesler, zaman zaman yaşanan çatışmalar, sertlik yanlısı gruplara dair endişeler ve sürecin başarısız olması halinde ortaya çıkabilecek istikrarsızlık risklerine dikkat çekti. Ancak uzun süreli ayrışmanın daha tehlikeli olacağını, bunun kaos ya da IŞİD’in yeniden canlanması riskini artırabileceğini vurguladı.
ABD’nin iki temel hedefe odaklandığını belirten Barrack, bunları DSG’nin koruması altındaki IŞİD tutuklama merkezlerinin güvenliğinin sağlanması ve Suriye Kürtlerinin birleşik bir devlet içinde barışçıl siyasi entegrasyonunun desteklenmesi olarak sıraladı.