Kürtlerin öncülüğünde kurulan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (Rojava), Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya bağlı güçlerin ocak ayı başında başlattığı geniş çaplı askeri operasyonla ciddi bir varoluş kriziyle karşı karşıya kaldı.
Şeyh Maksud ve Eşrefiye gibi Halep’teki Kürt mahallelerinde başlayan saldırılar kısa sürede Rakka, Deyrezzor, Tabka ve Haseke’ye yayıldı. Operasyon kapsamında petrol sahaları, sınır kapıları, IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishaneler ve Kürt öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (DSG) kontrolündeki geniş alanların ele geçirildiği belirtiliyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Rojava yönetimi ocak ortasında genel seferberlik ilan ederek sivilleri ve Kürt güçlerini direnişe çağırdı. Dondurucu soğukta on binlerce kişinin yerinden edildiği, bazı tahminlere göre bu sayının 100 bini aştığı ifade ediliyor. Kamışlı ve çevresindeki barınaklarda ciddi insani kriz yaşandığına dikkat çekilirken, sivil toplum kuruluşları Birleşmiş Milletler ve uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu.
Ateşkesler Çöktü, Çatışmalar Sürdü
ABD arabuluculuğunda DSG Komutanı Mazlum Abdi ile Şam yönetimi arasında 2025 ve 2026 başında varılan ateşkes anlaşmalarının kısa sürede ihlal edildiği öne sürülüyor. Şeddadi ve Ayn İsa gibi bölgelerde saldırıların sürdüğü, sivil kayıplar ve IŞİD tutuklularının kaçtığı iddiaları gündeme geldi.
“Ulusal Birlik” mi, Merkeziyetçi Baskı mı?
Metne göre Şara yönetimi, Kürt özerk yapısını dağıtarak SDG unsurlarını Suriye ordusuna entegre etmeyi hedefliyor. Kürt liderler ise koşulsuz entegrasyonun özerkliğin sona ermesi anlamına geleceğini savunarak buna karşı çıkıyor.
Türkiye’nin Rolü ve Bölgesel Strateji
Analizde Türkiye’nin operasyonlara siyasi ve stratejik destek verdiği iddia ediliyor. Ankara’nın DSG’yi PKK ile bağlantılı gördüğü ve sınırlarında kalıcı Kürt özerkliği oluşmasını engellemeyi hedeflediği vurgulanıyor. Bu durum, Türkiye’nin uzun vadeli bölgesel stratejisinin parçası olarak yorumlanıyor.
ABD’ye “Sessiz İhanet” Suçlaması
ABD’nin Kürt müttefiklere yönelik sessizliği sert eleştirilere yol açtı. Yıllarca IŞİD’e karşı savaşan Kürt güçlerinin büyük kayıplar verdiği, ancak Washington’ın önceliklerini Şam’la diplomatik açılıma kaydırdığı belirtiliyor. Kürt diasporasında protestolar düzenlenirken, ABD’nin müttefiklerini terk ettiği iddiaları öne çıktı.
Gelecek Belirsiz
Haseke ve Kobani gibi Kürt yoğunluklu bölgelerde yeniden toparlanan DSG’nin geleceği belirsizliğini koruyor. Rojava’nın çökmesinin sadece Kürtler için değil, bölgesel güç dengeleri ve demokratik yönetim modelleri açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.
Kaynak: Nerina Azad