Önemli bir toplantı ve DİASPORA

Diyar Budak

Diyar Budak

Aslında “diaspora”  yakın tarihte birçok halkın zulüm ve baskılara maruz kalması sonucu yaşadıkları yerleşim yerlerinde,  zorunlu göç  edip başka topraklarda yaşayıp kendi eski göç ettikleri vatanlarına geri gelmeyenlere verilen bir addır.

Yakın tarihimizde bu trajediyi yaşayan, Ermeni, Yahudi ve biz Kürtlerin ağırlıkta karşılaştıkları bir durum olduğu bilinmelidir. Soykırım ve  ve ülkelerinden büyük kaçış ve mecburi göçe rağmen Ermeni ve Yahudileri bugün  savunacak bir bağımsız devletleri vardır. Yeryüzünde bu denli  her yere yaygın dağılmış büyük nüfusa rağmen devleti olmayan tek millet Kürt halkıdır.

 Sadece diaspora da bulunan Kürt sayısı BM üye devletlerin yarısına yakındır. Bu nüfusa göre yetersizliği gidermek üzere, Aralık ayının ilk haftasında Kürdistan’ın başkenti Hewler'de yapılan kongreye memnuniyet ile  katılanlardan biriydim. Oldukça iyi bir katılım ve yoğun bir  programın olmasından ötürü hem örgütlenmesine katkısı olan komitenin, hem de bizi ağırlayan Kürt Hükümetine teşekkürlerimizi bildirmek bir vatandaşlık görevidir.

 Kongre ilk gün DAİŞ saldırısı sonucu öldürülen sivil ve Peşmergelerin ölümü ile sonuçlanan yas atmosferi içinde başladı. Salona kongrenin  açılışını yapmak üzere gelen Başkan Barzani’nin girmesi ile tılsım coşkudan yana değişmişti. Ulusal marşımız Ey Raqip’ın okunması ve ardında Sayın Barzani’nin barış talep eden azimli konuşması salonda bulunan katılımcı ve delegeler arasında büyük bir coşku yarattı.

Dünyanın birçok ülkesinde gelen temsilciler, Kürd bayrağının dalgalandığı bu topraklarda özgürlük nefesi solumanın tadını ve  motivasyonunu yaşamaktaydılar.

 Sömürgeci tehditlerinden uzak  kendi topraklarımızın üzerinde özgürce bir kongre yapmanın enerjisini his edip, yaşayarak tarihe örgütlü  bir not düşmenin önemli olduğunun altı çizilmelidir.

Bir çok ülkede delegelerin bu konferansa seçim yapılmadan çağrılmaları bir eksikliktir.. Yurtdışı komitesinin, katılımcı delegeleri, tartışma yapma ve ,kriter belirleme den ,konferansa çağırmaları doğru bir yöntem değildir.. Ancak özü doğru olan bu toplantıyı, yapılan olumsuz tartışmalarla gölgeleyip zarar vermekten kaçınılmalıdır. Bireysel katılım hak etmiş arkadaşların katılmaması bir eksiklik ve hata olarak tespit edilmelidir. Ancak bu arkadaşların yapıcı eleştirileri gelecek konferanslar için dikkate alınıp, bu tür haksızlıkları  yeni bir örgütlenme ile aşabilmeliyiz.

Önümüzdeki süreçte bu türden haksızlıkları gidermenin yolu  yaşadığımız her ülkede kuracağımız komite ve kurumlarda dil başta olmak üzere uluslararası ilişki, diplomasi, çağdaş teknolojiyi kullanan ve üniversite bitirmiş gençlerimize yer verilmelidir. Diplomasi mücadelesi yürüten insanlarımız emek sahibi kararlı arkadaşlarımız olabilirler ancak yeni süreçte daha genç ve enerjik kadroların görev almaları daha önemlidir. Diaspora da yaşayan gençlerimiz bu diplomasi ve lobi çalışmasının risksiz olduğunu bilerek verimi artırmalıdırlar..

Kürdistan topraklarından uzak, dört, beş milyon nüfusun yaşadığı dış  dünyada bu denli diplomatik arena ve siyasetinde  edilgen olmamızın asıl  nedeni örgütsüzlük ve  dağınık duruş ve  partilerimizin dar diplomatik pencereden bakış ve  duruşlarıdır.

Bu toplantının “giderlerini” tartışma konusu yapmak oldukça eski ve fakir kalma anlayışında ısrar etmektir.

Sömürgeci devletlerin yürüttükleri, Kürt karşıtı lobilerde devletlere büyük rüşvetler verip  her türden ilişkiye fit olduklarını bilmeyen var mı?

 Oysa cüzi bir  maddi imkanla hükümetimizin  delegelere konaklamaları için yer sağlamalarını tartışmak abestir. Avrupa’nın bir başkentinde bu toplantıyı gerçekleştirmek mümkündü. Giderlere bakıp ekonomik yanını ön plana çıkarmak hiçte profesyonel bir bakış değildir..

Katılımın dört parçadan ve farklı düşünceden olmaları kongrenin  başka bir zenginliği olarak görülmelidir. Bir kaç saat süren oylama ile seçilen yöneticilere büyük görevler düşmektedir.

Oluşan yeni yönetim öncelikli olarak  bir araya gelip uzun erimli bir program oluşturarak, amaç ve hedefini  yazılı taslak halinde  belirlemelidir.. Her ülke delegesi bulundukları ülkede aktif lobi faaliyetlerini yürütecek kadrolar ile bir komite kurmalıdır. Bu komitesi seçim yöntemi ile seçilmelidir. Hazırlanan program parti ve örgütlerin hesap ve klik anlayışından uzak Kürdistani değerler önde olmalıdır.

 Programın ilk maddesi olarak Kürdistan federe Devleti’nin  varlığı her koşulda korunma ve  savunulması yer almalıdır. Kürdistan’da azalan  doğum ve nüfusa dikkat çekilmeli demografik yapının korunması için diasporadaki dönüşler cazibe ve ikna ile teşvik edilmelidir..

 Ülkemiz de, hızla değişen  siyasi atmosfere bir an önce yetişme ve gündemi yakalamak önemlidir. Her yıl belli aralıklarla toplanma tarihi, programda yer ve zaman ile belirlenmelidir. Hazırlanan çalışma  programı net anlaşılması için  birkaç dile çevrilmelidir. Deyim yerindeyse değişik ülkelerdeki bu yeni lobi ve diplomasi komiteleri partiler üstü bir organizasyon özelliği taşımalıdır.

 Yöneticileri Kürt mücadelesinde uzak, sömürgeci  devletlerin denetimine girmiş ve mücadelemize karşı kullanılan partilerin taraftarların da bu kongreye çağrılmış olmalıydı. Bu taktik düşmanın etkisinde olan bu gücü, etkisiz ve de ulusal saflara çekebilirdik . Aksi takdirde Güneyde başta PKK olmak üzere  bazı güçler oluşan bu yeni devlet olma  fırsatına saldırmak için hazır beklemektedirler.

Her ağızlarını açtıklarında Barzani ve Kürt devletine saldıranlar, gidip güneydeki refahı ve oluşumu gördüklerinde belki biraz utanırlar.

On binlerce Kuzey Kürdünün özgürce  yaşadığı bu parçaya saldırmak, Kürde değil sömürgecilere bekçilikten başka bir şey değildir.

Güney  Kürdistan’ı görmeden gezmeden (ticaret yapanlar hariç) hakaret edenler, devleti mehtap kabul etmeyip Kürd  Ulusal figürü olan Barzani'ye hakaret etmek deyim yerindeyse tam bir sömürgeci anlayıştır..

Her şeyin toz pembe olduğunu iddia etmenin imkanı yoktur. Bir asır savaş görmüş bir halkın sorunları birkaç yılda elbette çözülmez. Ancak başta hukuk sisteminin bir an önce yazılı hale gelmesi acil önemdedir. Buna bağlı olarak ekonomi, eğitimi, sağlık, güvenlik alanlarda öncelikli hareket etmelidir.

Eleştiri ve Avrupa basınında çıkan yazılar dikkate alınmalıdır. Parti ve devlet yetkilisi kişiler denetlenmeli yanlışlıklarında hesap sorulmalıdır.

Yanlış ve hatasına alkış çalanlar, bugünkü Öcalan ve PKK nin geldiğ “Kürdistan’ın devlet olmasına müsaade etmeyeceğiz”  dedikleri yenilgi çizgisi ile bağdaşırlar..

Bunun günahı büyüktür. Halkımızı ve toprağımızı korumak, bu uğurda düşenlereimize  saygıdır.

Bu yeni oluşum, sömürgeci devletlerin hesabını bozması dileği ile…

Başarımız birliğimizde saklıdır...

16.12.2021