OHAL geç kalınmadan kaldırılmalı

Kürdistan Sosyalist Partisi Merkez Yürütme Kurulu, 14 Ocak 2017 tarihinde aylık olağan toplantısını gerçekleştirdi.

 

Kürdistan Sosyalist Partisi Merkez Yürütme Kurulu, 14 Ocak 2017 tarihinde aylık olağan toplantısını gerçekleştirdi. PSK MYK’nin Diyarbakır’da gerçekleştirilen toplantısında aşağıdaki sonuçların kamuoyu ile paylaşılması kararlaştırıldı.

Türkiye’nin içerde ve dışarda yüz yüze bulunduğu sorunlar yumağı her geçen gün katlanarak çözümsüz bir hal almaktadır. KHK ile işten çıkartmalar, belediyelere kayyum atamalar ve başta milletvekilleri olmak siyasi tutuklamalar devam ediyor.

Hükümetin, bu kötü gidişe karşı çare olarak başvurduğu şey, Olağanüstü Hali üç ay daha uzatmak oldu. OHAL’in ise mevcut kötü tabloyu değiştirmesi bir yana, süreci daha da olumsuz yönde etkilediği ortadadır.

İktidarın bir fırsat olarak kullanma eğiliminde olduğu OHAL, gelinen noktada bir baskı rejimine dönüşmüş durumda. OHAL durumu nedeniyle siyasi alan işlemez olmuş, temel hak ve özgürlükler askıya alınmış, demokratik mevziler kullanılamaz hale getirilmiştir. Gündelik hayatın rutin parçasına dönüşen operasyonlar nedeniyle toplumda can ve mal güvenliğine ilişkin yaygın bir endişe oluşmuştur.

Toplumu her geçen gün daha çok endişe ve güvensizliğe sevk eden OHAL durumu, daha fazla geç kalınmadan kaldırılmalı, bir an önce normal koşullara dönülmelidir.

İktidarın bu koşullarda meclise getirdiği anayasa değişiklik paketi ise ayrı bir kutuplaşma ve gerilim kaynağına dönüşmüştür. Her şeyden önce, bir sistem değişikliğini öngören bu türden bir girişimin OHAL koşullarında gündeme getirilmesi hem etik ilkelere hem de demokratik prosedürlere aykırıdır. Konunun özgürce tartışılması için demokratik bir ortam oluşmadan, toplumun bütün kesimlerine tam bir tartışma fırsatı sunmadan yapılacak bir anayasa değişikliğinin meşruiyet sorunu yaşaması kaçınılmazdır.

Öte yandan hükümetin MHP desteğiyle meclisten geçirdiği değişiklik paketinin toplumun hangi sorununa çözüm getireceği açıklanmış değil. Hükümetin anayasa değişiklik paketinde demokrasinin standartlarını yükseltecek, yaşanan kronik sorunlara çözüm getirecek hiçbir unsur bulunmuyor. Tersine, öngörülen sistem, siyasal iktidarı kişiselleştirmek, siyasal gücü tek bir kişide toplamak gibi riskler içermektedir. Öngörülen sistemde ayrıca cumhurbaşkanına demokratik bir toplumla bağdaşmayan yetkiler veriliyor. Bu haliyle mevcut paket siyasal istikrarı sağlamak bir yana, sistemin işleyişinde yeni gerilim ve çatışmalara yol açacak bir nitelikte.

Öte yandan, başta başkanlık sistemini getirme iddiasıyla yola çıkan hükümetin meclisten geçirdiği değişiklik paketinin ne başkanlık, yarı başkanlık ne de parlamenter sistem ile bir ilgisi var.

Kürdistan Sosyalist Partisi olarak başkanlık sistemine ilkesel olarak karşı olmamız söz konusu değil. Türkiye başkanlık, yarı başkanlık ya da parlamenter sistemden birini ya da bunların bir karmasını benimseyebilir. Önemli olan uygulanacak sistemin demokratik içeriği ve Kürt sorununa getireceği çözüm kapasitesidir.

Bize göre Türkiye için en uygun olan federal modeldir. Böyle bir model başkanlık sistemi ile olabileceği gibi parlamenter bir sistemle de hayata geçirilebilir.

Bu ise tümüyle yeni, demokratik ve federal bir anayasa yapımını gerektirir. Yüzyıllık Kürt meselesi, ülkenin demokrasi sorunu, toplumun barış ve istikrar ihtiyacı yeni ve demokratik bir anayasa ile çözülebilir.

PSK MYK toplantısında ayrıca Kürdistan Bölgesi’nde ve son olarak Suriye’de yaşanan gelişmeler değerlendirilmiştir.

Buna göre:

Her fırsatta Güney Kürdistan siyasi aktörlerinin birlik ve yakınlaşmasını savunan Kürdistan Sosyalist Partisi, Bölge Başkanı Sayın Mesut Barzani’nin çağrısıyla siyasal aktörler arasında başlayan diyalog sürecinin olumlu bir seyir izlemesinde memnuniyet duymaktadır. PSK; bu kapsamda KDP ile YNK arasında sağlanan yakınlaşma ve mutabakatı Kürdistan’ın geleceği bakımından hayati bir adım olarak değerlendirmektedir. Söz konusu ittifakın diğer aktörlerin katılımıyla güçlendirilmesi gereğinin altını çizen PSK, Kürdistan Parlamentosu’nun aktifleştirilmesi ve gündemdeki referandumun hayata geçirilmesi yönündeki beklentisini, kardeşliğin gereği olarak vurgulamaktadır.

Kürdistan Sosyalist Partisi, Halep’in rejim güçlerinin eline geçmesini Suriye savaşı bakımından bir dönüm noktası saymaktadır. Rusya, Türkiye ve İran’ın katılımıyla gerçekleşen Moskova toplantısında Suriye’nin çok uluslu, çok mezhepli ve seküler bir ülke olarak tanınması yerindedir. Dar kapsamlı ve kırılgan niteliğine rağmen alınan ateşkes kararı olumlu yönde atılan önemli bir adımdır.

Öte yandan Suriye savaşının tümüyle son bulması, IŞİD belasının defedilmesi ABD dahil bütün aktörlerin yapıcı iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Daha da önemlisi Suriye’de kalıcı bir barış ve çözümün inşası; Kürtler, Sünniler, Nusayriler olmak üzere bütün tarafların eşit aktörler olarak sürece katılımını gerektirir. Bu çerçevede Suriye Kürt siyasi aktörleri Astana dahil bütün çözüm platformlarına katılabilmeli, buna karşı oluşturulmuş blokajlar kaldırılmalıdır. Kürdler arasında birlik, Astana başta olmak üzere barış süreçlerinde yer almak için zorunludur. Bu nedenle PSK-MYK bir kez daha Batı Kürdistanlı siyasi yapıları iş birliği yapmaya çağırır. PYD’nin dayatmacı, kendi dışındaki Kürd yurtsever örgütleri yok sayma politikasının, iş birliğinin önündeki temel engel olduğuna inanan PSK-MYK, bir kez daha PYD’yi bu yanlış politikasından vazgeçmeye, Güney Kürdistan’da bulunan Peşmerge güçlerinin bölgeye gelişine engel çıkartmamaya çağırır.

Suriye meselesinde etkili aktörlerden biri de hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Türkiye’nin bu kapsamda sergileyeceği yapıcı tutum, ayrım gözetmeksizin Batı Kürdistanlı siyasi örgütlerle kuracağı iyi ilişkiler, başta onun iç barışı ve bölgeyle ilişkileri bakımından son derece önemlidir. 

KÜRDİSTAN Haberleri

Özçelik Rûdaw'a konuştu
PAK'tan 21 Şubat mesajı: Kürtçe bilmeyenler için başlangıç olsun
PDK Bakur: Yurtsever Demokrat adayları destekliyoruz
Merve Demirel suç duyurusunda bulundu
Van'da çocuklara işkence skandalı