Kürtler ne bir parçada, ne de genelde ulusal birlik oluşturmayınca hep böyle güçsüz ve hedeflerine erişmeden bir mücadeleyi sürüp giderler! Oluşmayan bir birlik, Kürtleri aralarında pay eden devletlerin de işine geliyor! Kürtler birleşmeyince, günümüzde etken bir güç olmaktan uzaklar. Ne kendilerini koruyan güçlü bir devlet, ne de dünyada sırtlarını verecek dost bir ülkeleri yoktur! Bir başına sanki sahipsizler!..
Kürtler karanlık güçlerin her an boy hedefi!.. Üstelik Rojava’da Türkiye’nin kendi Kürtlerine uyguladığı öldürmeden yaşat politikası ve inkara dayalı siyaseti Suriye’de de egemen olmaya başladı!.. Suriye’de viraneye çevrilmiş olan eski Kürt yerleşim yerleri halen işgalci Araplardan tam olarak alınamadı! Kuzey Suriye diye adlandırılan Rojava, Kürt bölgesi olarak halen Türkiye’nin paralı askerleri olan ve Türkiye'ye bağlı Suriye Milli Ordusu (SMO) bünyesindeki Sultan Murat Tümeni ile birlikte hareket eden ve Süriye’de yerleşik olan Türkmen kökenli ağırlıklı diğer birlikler halen Kürtlere saldırmakta ve ellerindeki kiymetli mal ve değerlere el koynaktalar!..
Bu çetelerin diğerlerinin adı ise Sultan Murat Tümeni, Afrin ve çevresinde etkin olan konumu ile Halep’in boşaltılmasında bu tümen görev aldı! Diğer bir askeri birlik ise Hamza Tümeni (Al-Hamza), Sultan Murat ile birlikte SMO'nun en önemli vurucu güçlerden oluşan gurubudur! Diğer dinci katillerden oluşan Muntasır Billah Tugayı, çoğunluğu Türkmen olan katillerden oluşmaktadır!.. Semerkand Tugayı ise Orta-Asyadan devşirme çetelerin ve Türkmen ağırlıklı, Sultan Murat Tümeni ile koordineli hareket eden ve Türkiye’nin paralı askerleridir!..
Süleyman Şah Tümeni (Amşat) ve bazı diğer paralı küçük gruplar SMO (Suriye Milli Ordusu) bünyesinde hareket eden askeri guruplardır. Kürtlerin ümit bağladıkları askeri kanat da şimdi bu gruplardan bir tanesi olarak SMO’ya bağlandı. Bu askeri oluşumların tümü de böylelikle Türkiye’ye bağlanmış durumdalar!..
Türkiye’de „Yeni Osmanlılar“ böylece eski Osmanlı topraklarını yine anavatana katma projelerini sürdürecekler! Önümüzdeki dönemde Kudüs ve Filistin ile birleşme gündeme gelecek!.. Doğal olarak İsrail’in ortadan kaldırılma planı da devreye böylece girmiş olacak!
Lübnan‘a gelince o bir sorun olmayacak! Orada bulunan askeri güçler İran destekli milislerdir! İran‘ın Başbakanı Pezeşkiyan, bir röportajında diyorki:"Kesinlikle Türk olduğumu, Azerbaycan'da doğduğumu söyledim! Babam Türk'tü, annem Türk'tü ve ben Türk olmaktan gurur duyuyorum!.." ifadelerini kullanarak Türk olduğunu vurgularken, Türklerin dili ve kültürüyle alay edilmesine izin vermeyeceklerini ve anayasal haklar çerçevesinde ana dilde eğitim gibi konuların takipçisi olacağını belirtmiştir!“ Bu haliyle Osmanlı’nın bile zapt edemediği İran Şahlığı’nı da „Yeni Türkiyeki Osmanlılar!“ savaşmadan kazanmış olacaklar!..
Egemen devletler bunu böyle düşünürken bazı Kürt örgüt ve partileri de Kerkük’ü nasıl Türkmenlere kaptıracakları hesapları içinde ihaneti tercih etmekteler!..
Aklın yolu birdir! Aklını kullanamiyan ve Kürtlüğüne sahip çıkmayanlar ise elbette her yerde ayak altı olurlar! Kürtler bir olup birleşmeyince Güney Kürdistan’da olduğu gibi her konuda sınıfta kalırlar. Zayıf düşürülen Kürtler ise düşman güçlerce karşı karşıya getirilerek etkisiz konuma getirilirler!..
Kürtler ve Kürdistan bir türlü Kürt feodalist ve tutucu güçlerin egemenliğinden kurtulmadığını, gelişen olaylardan anlıyor ve görüyoruz! Feodalizm sözcük anlamıyla toprağa dayalı düzen anlamına gelir. Tarihsel anlayışla feodalizm; Orta Çağ’a karşılık gelen siyasal, ekonomik ve sosyal düzenin adıdır. Halen Kürtler yoksa Orta Çağ’da mı yaşıyorlar?!. Şüphesiz ki değil! Ya olanlara bakıldığında bu kadar tutucu ve gericiliğe ne demek lazım?..
Feodalizmde siyasal yönden güçlü merkezi otorite görülmez. Tıpkı Güney Kürdistan’ın Soran ve Barzan bölgelerinde olduğu gibi! Devletlerin veya güçlerin birliği yoktur! Çünkü Güney Kürdistan değişik siyasal bölgelere ayrılmıştır. Böylesi bir rejimde siyasal birimler arasında birliğin sağlanması da oldukça zordurdur! Dolaysıyla merkezi otoriteden bahsetmek anlamsızdır! Merkezi yönetim çok zayıf olup, bu zayıflıktan da egemen güç ve devletler yararlanmaktadır!..
Güney Kürdistan’da tam olarak bir feodalist yapı da yok!.. Feodalizmin ekonomik yönü tarım etkinliğine ve en önemlisi de mülkiyet olan toprağa dayanır. Dolayısıyla tarım feodalizmde en önemli faaliyettir. Feodalizmin sosyal yönünü, toprağı işleyen serf ile toprak sahibi ağa arasındaki ilişki tayin eder. Ağa, toprak sahibi olan ve köylüyü koruyandır. Toprağın işleyeni olan köylü ile toprak sahibi arasındaki bu ilişki feodalizmi oluşturur. Sınıflı bir toplum yapısında sömürülen-sömüren ilişkisinin olduğunu yerde söz sahibi olan yöneten kişidir! Halkın söz sahibi olması söz konusu değildir. Güney Kürdistan’da da günümüzde olanlar da tam da buna denk gelmektedir!..
Halbuki Güney Kürdistan’da petrol ve gaz gelirleri olmasa hem zenginler, hem de fakirler açlıktan ölürler! Toprak işletmeciliği bitmiştir! Hayvancılık da gittikçe azalmaktadır! Bölge her türlü ihtiyacını Türkiye ve İran’dan temin etmekte, nerdeyse onlara bağımlı hale gelmiştir!
20. yüzyılda sömürge olan dünya halkları birer birer özgür olurken, atalarımız olan Kürtler O’nun, bu’nun değirmenine hep su taşımışlar! 21. yüzyılın başlarında sömürge olan başta Afrika ve ezilen dünya halkları özgür olurken, Kürtler feodalizme sarılarak aşiret ilişkilerini daha da en ön plana çıkarmışlar...
21. yüzyılda feodal ilişkilerin yerini alan dar grupsal partilerin çoğu, solculuk adı altında feodal histerilerini liderlerine heba ettiler!.. Feodal histerilerine yenik düşen parti ve örgüt liderleri ne yazık ki süreç içerisinde çoğu kendi kendilerini tasfiye etti. Bir kısmı da egemen devletin emrine girerek ajanlaştılar!..
Feodalizmden geriye kalan içgüdüsel düşünce ve davranışlar Kürt toplumunu modern ve çağdaş bir yapıya erişmesini de engelledi! Geri kalan ya da egemen devletlerce geri bıraktırılan Kürt toplumundaki ağalık, toprak sahipliği, efendi-kul ilişkisi modern toplumlarda devam eden baskıcı, tutucu veya irrasyonel yansımaları Kürt toplumunda çoğu kez yerini korudu!..Kürtlerdeki Feodal yapı ve geleneksel tutuculuk kırsal kesimde varlığını sürdürürken, şehirlere yerleşen yeni Kürt aileleri içine girdikleri toplum yapısında kendi varlıklarını üst kimlik ile özbenlik arasında kalarak şaşkınlık geçirmeye başladılar! Ekonomik ve sosyal bağımlılık bireylerin ekonomik olarak çalışan bir kişiye veya aileye aşırı bağımlı olması nedeniyle, insan haklarını arayamayacak kadar korku ve dehşet içinde yaşamaya yönelmeleri histerisi egemen olduğunda toplum yapısı da değişti!..
Demokratik mücadele ve etniksel politika partileşmede söz ve güç sahibi olmaya başlayınca, egemen güçler de karanlık oyun ve istihbarat ilişkileriyle Kürtleri kiriminalize etmede mesafe alarak, Kürtleri tekrar eskisi gibi idare ederek itaat etme yöntemine yöneldiler!.. Bunun sonucunu belirtmek ve yönetmek zaman sürecinde yapılacak olan uygulamalara bağlı olarak değişebilecek derecede hasaslığını koruyacaktır!..
Şehirlere kayan Kürt köylüsü toprağa bağlılık, ağa-köylü ilişkisinin yerine, kendini günümüzün modern iş veya siyaset dünyasında metrepollerdeki holdingler, siyaset ağaları, bazan da yeraltı mafiyavari ilişkilerle varlığını sürdürmek zorunda kaldılar! Bu durum böyle devem edince de feodal beylerin yerini modern "şehir ağaları-politikacılar" almış oldu! Bunların bir kısmı ulusal mücadeleye yatkınlık gösterirken, bir kısmı da yerlerini daha da sağlamlaştırmak için yerli egemen güçlere sırtını yasladılar!..
Aşırı, yöresel tutuculuk ve inançlar, feodal düzenin yıkılmasından korkan veya bu düzenin getirdiği ayrıcalıkların elden gitmesini istemeyen Kürt egemen sınıfı sergilediği ve sırtını abartılı, irrasyonel tepkilerle üst egemen sınıfla birleiştirince, Kürt ulusal mücadelesi de yara alarak duraksadı!.. Bu etkiyi Kürdistan’ın dört bir parçasında ve dünyaya dağılan Kürtler arasında da görmek mümkündür!..
Kırsal kesimlerdeki köylerden şehirlere kayan milyonlarca Kürt nüfusu şehirlerde işsizlik denen bela ile karşıladıklarında geçici de olsa çoğu şaşkınlığa uğradı!.. Bunların bir kısmı ilegal yollardan yurtdışına kaçarak hayatlarını değiştirmeyi tercih ettiler! Günümüzde yüzbinlerce Kürd’ün dünya metrepollerinde ucuz insan gücü olarak kullanılması da Kürtlerin kaderini değiştirmiyecek düzeydedir…
Günümüzde Kürdistan’ın dört parçası ve tüm dünyaya dağılan Kürtler arasında halen bir „Kürt Ulusal Birliği“ politikasının önünde duran egemen devletlerden ziyade bizat Kürt parti ve örgütlerinin kendileridir! Önümüzdeki dönemde Kürdistan Ulusal Birliği oluşturulmaz ise, artık tarihte bir Kürt Devleti’nin de kurulması hayal olur!..
1 Mayıs 2026
Abuzer Bali Han
-Politolog-