Kürtler bir an önce Lojilerden arınmalı?

Hüseyin Akıncı

Hüseyin Akınci

Kürt siyasetinin en anlaşılması güç karmaşası, kendi yetmezliğine karşıt bir günah keçisi yaratmasıdır. Rojava da yaşanılan gelişmelere paralel birden fazla günah keçisinin logosu servis edilmeye başlandı bile. Her zaman olduğu gibi yine sil baştan, günah keçisinin logosuyla kendi yetmezliğine örtü yapılır! Dolayısıyla akıl ve hayal gücü bile ulaşamadığı halkların kardeşliğine oynayan ideolojinin, yaratığı tahribatın yanından bile geçmeden Kürt halkının aklıyla alay etmeye devamı sağlanır! Bu nedenle hiçbir zaman Kürt halkının geleceğini tarumar eden ideolojik kuyunun ağzı kapanmayacak! Kapanmadığı için her zaman kendi öznesiyle buluşma şansı hep ıskalanmış olacak?

Kürt halkı kendini temsil ediyor siyasetin ayağına serdiği tüm fedakârlığa rağmen, Kürt halkının geleceği ideolojik seanslarla halkların bilmem neyine nasıl heba edildiğini bilen biliyor. Çünkü dünyanın bugünkü gerçeğiyle getirisi olabilir olanın yerine, her zaman geri dönüşü olmayan idelojili bir gidere yatırım yapıldı! Yarım asırdır Kuzey Kürt siyaset arenasının her zaman gidere yatak sermesinin nedeni de budur. Ve üzülerek söylemek gerekirse hero’ya oynayan herocularla, vero’ya oynayanlar da bir arpa yol almadılar! Yarım asırdan beri arkası kesilmeyen ideolojilerle Kürt halkını kendi öznesinden nasıl da uzaklaştırdığını bilmeyen mı var?

Ama her ne hikmetse her zaman kendi yetmezliğine özgü tüm yetmezliğin faturasını, bir başka günah keçisine yüklemeyi de başarıyor. Başarıyor çünkü sağdan girip soldan çıkarak, tüm yetmezliğin faturasını düşman diye tabir edilen düşmana havale çıkarıyor! Oysa her düşman kendi hesap kitabına göre, kendine düşman gördüğü düşmanına karşı elinden geleni ardına koymadığını biliyor. Önemli olan düşman tabir edilen düşmana karşı, kendi varlık nedenlerinle barışık bir hesap kitabın var mı, ya da düşmanın düşmanlığına karşı kendi hero merolarınla kendine ne kadar düşman olduğunu sorgulayacak mantıksal kabiliyetin var mı?

Dolayısıyla yetmezliğin ve özellikle basiretsizliğin görünen yüzü, günah keçisinin arkasına sığınmakla görünmeze dönüşmüyor! Açık ve net söylemek gerekirse Kürt halkının geleceği sadece düşman diye tabir edilen düşmanın düşmanlığıyla tarumar edilmiyor. Kürt halkının gerçeğine çöken lojili idoljik siyasetin yüzüyle de tarumar ediliyor. Ve ne yazık ki sağa sola savrulan her yeni bir savrulma yeni bir başlangıca hiçbir zaman dönüşmüyor! Çünkü amacından uzaklaşmış başı boş ideolojik hayallerle bir yere varılmıyor! Varılmıyor çünkü hiç bir zaman, olmalı olanın nasıl bir olmaza dönüşüm sağlandığının muhasebesi yapılmıyor? 

Kürt halkının bir halk ve Millet olmanın gereklerine sarılmak yerine, tarihsel tarihin olmaz raflarına kaldırılmış lojiler. Her zaman Kürt siyasetin iflasına oynandığını gören görüyor. Gören gözler görmek istiyorsa, halkların birliği adına beslenen Arap aşiretlerin Rojava’da nasıl bir vurucu güce dönüştüğünü görebilirler! On yıllardır başı boş bir ideoloji’ye sedir seren Kürt siyaset erbabına, ne olur kendi varlık sebeplerinizle kendinize sarılın diye kimler yalvarmadı ki. Ama ne yazık ki Kürt halkının sorunu buna yetmez çünkü kocaman bu coğrafyayı halklar panayırına dönüştürüp kardeş halkların konfederalizm hâyali diye tutturdular?

Ve ne acıdır ki kimileri astı astarı belli olmayan lojilerle, kimisi de yetmezliğin yetmez sedirine yata yata Kürt halkını inanılması güç bir umutsuzluğa boğdurmayı başardılar! Ve ne yazık ki Ortadoğu’yu konfederalizm ideolojisiyle dizayn ederim diyenler Suriye’de baş gösteren birkaç günlük karmaşayla, sıfır elde sıfır gibi bir tehlikeyle yüz yüze kalabilirler! Açık ve net söylemek gerekirse, Elle tutulur hiçbir kazanıma dönüşmeyen ideolojik lojilerle Kürt halkı gerçekten de yıprandı ve yoruldu. Yoruldu ama bu yorulma kendi öznesiyle buluşabilme yorulması değildir?

Kuzey Kürt siyasetinin olmazsa olmaz birçok olmazı vardır, ve ne yazık ki her bir olmaz Kürt halkını geleceği bağlamında yerinde say komutuyla kala kalmıştır. Olmalı olan olurları ise, sıfırın dibine kaşık sallayacak kadardır! Örneğin onları eleştirmek onların olmazıdır, yetmezi dillendirmek onların olmaz kırmızı çizgisidir, onlardan yana alkış tutmamak, ya da onlar gibi öküze kuzudur dememek olmazlarına ihanetin sebebidir, onlar gibi düşünmemek onların olmazsa olmazına ihanetin gerekçesidir, onların ideolojisine bir başka doğruyla karşılık vermek onlara göre ilkel milliyetçi olmanın daniskasıdır! 

Elbette ki koşullar ve ortamın doğuşuna paralel gelişen yetmezlikler ya da yanlışlar olacaktır, Kim ne derse desin Kürt siyasetin önüne birçok defa fırsat gelmiştir. Ancak uzayın derinliklerine uçup gitmiş lojili hayaller sayesinde hiçbir zaman Kürtler arası birlik üretmesine izin çıkmamıştır! İşin en garip tarafı da Orta Doğu’ya halkların panayırına çevirebilir stratejim var diyenlerin, her ne hikmetse Kürtler arası birliğin sağlanmanın önüne ideolojileriyle hep set çekilmiştir! Peki Kerbela çelişkinin hâlâ yaşandığı bu Orta doğu coğrafyasında halkların kardeşliğine harcanan emeğin yüzde birini kendi halkının birliğine harcansaydı ne olurdu?

Hiç kuşkusuz Kürt halkının geleceği bağlamında olması gereken olurdu, âmâ ve lakin olmalı olanı olmaza evirmeye yemin etmiş bir ideoloji aklı olmasaydı! On yıların yetmez ve yanlışları bir tarafa bıraksak dahi. Rojava’da baş gösteren son gelişmeler bile, Kürtlerin kendisiyle biran önce buluşması gerektiğini söylüyor. Ama ne yazık ki, tüm bu sarsıcı gelişmelere rağmen, Kürt toplumun damak tadını bozan oldu bittilerin üzerine gidilmiyor. Oysa ki sebep ve sonuçları ortaya dökülmeyen tahribatlar, her zaman niyelerle toplumun zihnini kurcalar olmaya devam eder. Çünkü nesli tükenmiş idolojik mantığın akıl deryası soru işaretleriyle dolup taşımasına sebep oluyor!