„Kurdistan24", Vehap Coşkun ve bilgi kirliliği!

Şeyhmus Özzengin

„Kurdistan24" sitesininTürkçe bölümünde Vahap Coşkun imzalı ve „Kurdistanı Tehdit Etmek" başlıklı bir makale yayinlandı. Yazı baştan sona satır satır irdelenmesi ve eleştirilmesi gereken bir yazı. „Kurdistan24" gibi iyi finanse edilen ve para ile çarkı dönen saygın bir haber sitesinin, yazıyı irdelemeden, yayinlaması; nasıl bir bilgi kirliliği tehdidi altında olduğumuzu gösteriyor. Bu konuda öncelikle „Kurdistan24" sorumlularını yaptıkları işin bilincinde bilgi kirliliğine alet olmamaları konusunda titizliğe davet ediyorum.

Yazının bazı bölümlerini hep beraber irdeleyelim:

Bakın Vahap Coşkun makaleye girişi nasıl başlatiyor, bakalım:

 „Hikâyeye biraz geriye sararak bakmakta fayda var. IŞİD, 2014'te Kobani'ye saldırdı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), IŞİD'e karşı Kobani'yi savunmak için hazır olduğunu bildirdi. KBY, IŞİD'in saldırısını püskürtmek için ağır silahlarla ve mümkün olduğunca fazla sayıda peşmergeyle Kobani'ye yardım etmeyi istiyordu. PKK/PYD ile müzakereler yapıldı. PKK/PYD, hem mühimmatın ve hem de peşmerge sayısının sınırlı tutulmasını talep etti. Onların kabul ettiği şekilde peşmerge güçleri Kobani'ye gitti."

Önce şu yanlışı düzeltelim:  „IŞİD, 2014'te Kobani'ye saldır"madı(!) İŞID, 24 Haziran 2015"ten itibaren gücünü Kobanê ve çevresine yönlendirerek, Kobane'yı hedefine koydu. 26 Haziran 2015'te de şehir tamamen kuşatıldı. Arada bir yıllık tarih farkı var.

Acaba neden Vahap Coşkun bu farkı tersine çevirdi? Ona bakacağız.

„IŞİD, daha sonra Kürdistan'a saldırdı. Ezidilere karşı, dünya kamuoyunu ayağa kaldıran katliamlara girişti. PKK, Şengal'deki Ezidileri korumak için IŞİD'e karşı mücadele etti. Peşmergenin, PKK'nin ve koalisyon güçlerinin müdahalesiyle IŞİD, Şengal'den çıkarıldı. KYB, PKK'ye teşekkür etti."

Yukarda belirttiğim gibi, Kobanê 26 Haziran 2015'te İŞID tarafından kuşatıldı. Ama İŞID'ın Şengal ve Diğer bölgelere saldırısı ise 1 Ağustos 2014'ten itibarendir. Yani İŞID, Güney Kurdistan'a saldırısından tam bir yıl sonra Kobane'ye saldırdı.

1 Ağustos ile 4 Ağustos arasındaki dört günlük sürede Irak ordusu, dönemin Irak başbakanı Nuri El-Malıki talimatiyle savaşmadan, elindeki bütün ağır silahları İŞID'e bırakarak, 100 binin üzerindeki savaş gücüyle,  bölgeden çekildi ve  kırıldıldı. Şengal, Neynova Ovası ve Musul, Başika'da dahil, Irak'ın elindeki bütün bölgeler  İŞID'e teslim edıldı. Bu vahşi canavarın büyümesine neden oldu.

Bütün bu bölgeler Kurdistan federal yönetiminin dışında, Irak ordusu savunması sorumluluğu alanında idi. Şengal de bu bölgelerden biri idi. Resmi olarak, Kurdistan'a bağlı olmayan bölgeler arasında idi. Güney Kurdistan Federal yönetimi, İŞID saldırısından altı ay önce, Şengal halkının talepleri doğrultusunda bir iç güvenlik birimi oluşturmaya çalıştı. Sayıları 700 kişi civarında bir birlikti ve sadece iç güvenlikten sorumlu, ellerinde hafif silahlar vardı.

Şengal işgalı döneminde bir sahne var, hiç birimizin unutmayacağı bir sahne: Elinde bir mikrofonla, saldırı anında şengal'de beliren bir kadın var: Yüzü tam bir çöl faresinin yüzüne benzeyen, bir yer yarığından çıkarak, ciyak sesiyle „bakın bakın Peşmerge savaşmiyor, kaçiyor..korkaklar kaçiyor!"(!) diye bir PKK televizyonunda kurdlere ve dünyaya haber yapiyordu. Ayni günlerde PKK üst düzey sorumlularından, Duran Kalkan, Cemil Bayik de ayni doğrultuda demecler veriyordu.

Ama Bu sipiker, ne de PKK üst düzey yöneticileri, 100 bin kişilik modern donanımlı ve ağır silahlara sahip Irak ordusunun savaşmadan geri çekilmesi ve bütün alanları İŞID'e teslim etmesini haber yaüpmiyordu. Demeçlerinde yer vermiyordu. Neden?

Güney Kurdistan Yöneticileri dünyaya „silah yardımı çağrısı" yaptıkları dönemde, PKK kurmayları da Avrupa'da „Kurdlere silah vermeyin, Peşmergeye silah vermeyin"(!) kampanyaları yürütüyordu...

Şu soru sorulmalı, o ateş hatında o kadının ne işi vardı? Yüzbinlerce insanın canını kurtarmak için çaba harcadığı bir dönemde o kadın kendi başına orda nasıl hazır bulunuyordu? Amaç bir haber yapma miydi? Yoksa „önceden pilanlanmiş bir kirli haber altyapısının harekete geçmesi"(!) miydi? Bunlar sonraki günlerde tek tek ortaya çıktı, ama PKK'nin yarattığı kirli bilgi tahribatı ve o „Şengal gayesi" hala devam ediyor.

Şengal üzerinde oynanan oyunun başaktörü, İran'dır. Nûri El-Malıki ve taşaron olarak da PKK'dir. Bu konuda Vahap Coşkun da utangaç bir şekilde vurgu yapiyor ve diyor ki:

„O halde sorulabilir, PKK neden böyle davranıyor? Herhalde cevap, mevcut konjonktürde PKK'yi tabanının değil bölgesel ittifaklarının yönlendirdiğidir."(!) diyerek, yukardaki soruma cevap veriyor.

PKK'nin bu ilişkileri, „herhalde"lerle ve „O halde" ile izah edilmeyecek kadar tehlikeli bir „bölgesel ittifaklarının yönlendirdiği" bir ilişkidir. Bu ilişkiden dolayidir ki PKK, Kurdlerin „bağımsızlık için referandum" konseptine karşı düşmanca bir ilişki içindedir. Bu ilişki es geçilecek, hafife alınacak bir ilişki değil. Kurdistan'ın kaderini ettileyen bir ilişki ve „görev üstlenme" durumudur. Bir taşaronluk görevidir.

Şu tesbitin altını çizelim:

PKK'nin, Şengal için yarattığı kirli bilgi, tehlikeli bir bilgidir ve bir çok insanı yönlendirmiş bir bilgidir. Bunu Vahap Coşkun'nun makalesinde de çok net görebiliyoruz:

Vahap Coşkun diyor ki:

„PKK, Şengal'deki Ezidileri korumak için IŞİD'e karşı mücadele etti. Peşmergenin, PKK'nin ve koalisyon güçlerinin müdahalesiyle IŞİD, Şengal'den çıkarıldı."(!)

Bu vurgu, yukardaki „konjonktürde PKK'yi tabanının değil bölgesel ittifaklarının yönlendirdiğidir."(!) bilgisi ile taban tabana zıt, çelişen bilgilerdir. Vahap Coşkun bunu bilmediğinden değil, bilinçli bir bilgi kirliliği taşıyıciliğini yapiyor.

 PKK'nin yaratmak istediği algı bu ve Vahap Coşkun burda hem nalına hem mıxına vuruş yaparak, aslında PKK'nin yarattığı kirli bilgiyi „doğru" bir bilgi olarak sunuyor.

Bu cümleler tamamen bilgi kirliliğini haklı çıkaran ve etkisini gösteren cümlelerdir. Defalarca yazdım ve yazmaya da devam edeceğim: PKK „Şengal'deki Ezidileri korumak için" Şengal'e gitmedi ve orda IŞİD ile de „mücadele etme"di. PKK, İran ve Maliki'nin proğramı ve bilgisi dahilinde, olası bir IŞİD saldırısında ortaya çıkacak boşluğu, güney Kurdistan'a karşı kullanma amaçlı oraya önceden yerleşmiş ve pusuda bekliyordu. Kargaşadan yararlanma hesabı yapiyordu. PKK o gün de Şengal'de „kirli haber yaratma amaçlı" orada bulunuyordu ve bugünde yerleşmesinin altındaki amaç aynidir: „Kurdistan'a sorun çıkarma ve bağımsız Kurd devletini engelleme"  olarak özetlenebilir.

PKK, „Şengal'ı kurtarma operasyonu"nda da yer almadı ve bilekis engel çıkardı. Uzun süre operasyonun ertelenmesine neden oldu. Ancak kualisyon güçlerinin ağırlık koyması ile „Şengal kurtarma operasyon"u başladı.

PKK neden 100 bin kişilik modern donanımlı Irak ordusu; IŞİD saldırısında, silahlarını IŞİD'e teslim ederek, Şengal, Neynova ovası ve Musulu IŞİD'e bırakıp, kaçışını Iraq'a karşı kullanmadı, eleştiri konusu yapmadı? Çünkü Malıki – İran ve PKK arasındaki ilişki burda gizli!

Diğer bir yanlış, Hala Vahap Coşkun'un kafasında, PKK'nin Güney Kurdistan'a karşı düşmanlığı; bir „PDK-PKK çatışması" olarak, bir bilgi kirliliği olarak yerleşmiş durumda. Bu yanlış. Bakın ne diyor:

„KDP ve PKK arasındaki ikinci anlaşmazlık noktası, bağımsızlık referandumudur"(!)

Sayin Vahap Coşkun; sorun PDK ve PKK arasında değil. Sorun PKK'nin bağımsız bir Kurd devletine olan görev ve misyonu ile ilgilidir. PKK, Kurdlerin devlete ulaşmasını engellemek için bir misyon üstlenmiş ve bu çerçeve içinde mekanizmalarını çalıştiriyor. Avrupa'daki kampanyaları, Şengal bilgi kirliliği, ulus-devlete karşı olma halleri ve "Neolitik toplumdan bugüne var olan demokratik uygarlığı demokratik topluma dayandırarak yeniden güncelleştirmek"(!) teorileri, hepsi bir bir Kurdlerin devlete ulaşmasını engellemeye matuf misyonlardır.

Vahap Coşkun „bağımsız bir Kurd devlet konsepti"ni kastederek:

 „Lakin PKK bu gelişmelerden rahatsızlık duyuyor. PKK yönetimi "devlet" kavramının ideolojik olarak mahkûm edilmesi gerektiğini belirtiyor." Diyor.

Vahap Coşkun ve benzer düşünenler, artık şunu anlamak durumundalar: PKK'nin Güney Kurdistan'a yönelik bilgi kirliliği ve düşmanlığı, iki parti (PDK-PKK) arasındaki „ideolojik farklı"lık değildir. PKK'nin misyon farklılığıdır. PKK açıkça „kurdlerin devletleşmesini engelleme görevi" üstlenmiş durumda ve bağımsızlık konseptine sahip güçlere yönelik bilgi kirliliği de bu görevden kaynaklı işlerdir.

12.05.2017