Kürd siyasi tarihindeki fay hatlarını ve mevcut kırılmalara ilişkin yaşanılan süreçleri değerlendirdiğimiz de mevcut kırılmaların sadece askeri ya da coğrafik değil; aynı zamanda dışarıdan esen değişim rüzgârları, karşıt sistemlerin körüklediği derin ideolojik ve sosyolojik yarılmaların, Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesini de derinden yaraladığını görüyoruz. Fazla gerilere gitmeden kısa ve öz itibariyle 1960’lı yıllardan günümüze uzanan mücadele sürecini ve paralelinde yaşanılan, toplumsal ve politik kırılmaların körüklediği siyasal parçalanmışlığı değerlendirdiğimiz de mevcut iklimin yakıcı gerçekliğiyle yüzleşmek daha da kolaylaşır ve okumalarımız isabetli olur.
İster parça veya bütün düzeyinde olsun, genel itibariyle Kürd siyasi hareketinin yaşadığı "mahallere bölünme" ve "milli duygudan uzaklaşma" sorunlarının köklerini 1960 sonrası yılların iç ve dış dinamiklerinde aramak gerekir. Özellikle de 1963, 1966 ve 1970 yılları Kürd siyasi kadroları arasında ideolojik ve stratejik makasın açıldığı, kırılmaların yaşandığı kritik süreçlerdir.
Bugün yaşadığımız bu sancıların ve kanayan yaralarımızın dayanak noktaları ise o karanlık süreçlerin sonuçlarıdır. Sadabat Paktını oluşturan tarafların ortak dayanışma aklı, ortak çıkarları ve koordineli kürd karşıtı politikalarının sonucu bu kırılma süreçleri, siyasi ve toplumsal boyutuyla karşımıza çok ağır faturalar çıkardı. Dolaysıyla sömürgeci devletlerin, Kürd hareketini doğrudan bastırmak yerine, karşıtlık temelinde "sistem içi entegrasyon" ve "bağımlılık" ilişkileri ekseninde yönetme stratejisini tercih ettiklerini görüyoruz. 1966’daki bölünme, sadece bir liderlik kavgası değil; sömürgeci güçlerle kurulan pragmatik ilişkilerin, ulusal çıkarların önüne geçmeye başladığı bir dönüm noktasıdır.
Aynı zamanda bu süreç milli hat ile entegrasyoncu hat arasındaki mücadelenin kızıştığı ve kırılmaların yaşandığı bir eşiktir. Bu durum, siyasi aktörlerin kendi bekalarını, sömürgeci devletlerin bölgesel dengelerine endekslemelerine yol açmıştır. Bu kırılmanın yol açtığı negatif sinerji ise süreç içerisinde zehirli sarmaşık gibi kürd siyasi iklimini sarıp sarmalayarak zehirlemeye devam etmiş ve etmektedir. Bu strateji, bugün farklı parçalarda kürd karşıtı bir zeminde sistematik ve kontrollü bir şekilde palazlandırılarak, sahada etkin kılmak için organize çabalar gözlemlenmektedir. Amaç bu entegrasyon siyasetini parça düzeyinden bütüne yayarak, kürdistan’ın tümünde etkin kılmaktır.... (Devam edecektir...) 18.06.2026
Cano AMEDİ