Amerika ve diğer egemen devletlerin “çelişkilerin kontrollü yönetimi ve tarafları dengeleme” siyasetini neden tercih ettiklerini devletlerin mevcut çıkar birlikteliği ekseninde değerlendirmekte yarar vardır. İŞİD saldırıları sürecinde bölge devletlerinin rolü, özellikle de Kürdistan bağımsızlık referandumu sonrası ve 140 madde çerçevesinde Kerkük ve tartışmalı bölgelerin yeniden İran, Irak ve Türk Devleti’nin ortak çabaları sonucu Amerika’nın gözetiminde Irak Devleti’ne ve İran’ın vekil güçlerine devredilmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Güney Kürdistan’daki mevcut ulusal güçlerin ortak bir strateji etrafında devletleşme ve egemenlik tayini noktasında tarihi fırsatları maalesef iç çelişkilerden dolayı heba ettiklerini söylemek zorundayız
Yine Suriye’de 2011 sonrası süreçte yerel (Kürt-Arap) güçlerin, ABD tarafından sahada IŞİD ile mücadelede az maliyet ve seküler "vekil güç" olarak tercih edilmeleri ve onlara sahada rol verilmesi, ancak bu güçlerle siyasi ilişki geliştirmekten kaçınması ise mevcut siyasetinin bir gereğidir. Bu siyasetin, Amerika’nın doğrudan askeri kaybını önlemek ve sahayı kontrol etme ve Suriye'de Rusya ile İran'ın mutlak hakimiyet kurmasını engelleme amacıyla yürüttüğü “kontrolü kaos” stratejisinin bir devamı olduğunu gördük.
Brzezinski’nin “Tercih” kitabındaki uyarısının tam bu noktada devreye girdiğini görüyoruz. ABD’nin, bölgede kapsayıcı ve meşru bir "küresel liderlik" inşa edemediği, özellikle Türkiye'nin NATO kaynaklı sigortası, Irak'ın ve bölgesel devletlerin Kürt karşıtı ırkçı politikaları karşısında bir duruş gösteremediği ve sorunun tarihsel kodları noktasında ciddi bir siyasete sahip olmadığı ortada. Bu "kontrollü istikrarsızlık" siyaseti, bir yanda Kürdistanı kendi aralarında bölüştüren bölge devletleri; diğer yanda ise Kürdistan’a statü sağlamak için mücadele eden Kürt aktörler üzerinde sürdürülmek istenmektedir. Bu siyaset tarzı ise bölgede zamanın ruhuna uygun çıkar ilişkilerini esas alan denge ve bağımlılık seçeneğinin tercih edildiğini göstermektedir.
Dolaysıyla “Amerika’nın dış politikası, “küresel çıkarlar’’ tehlikeye girdiğinde, yerel vekil güçleri daha büyük stratejik ortaklıklar (örneğin NATO hatları veya büyük devlet uzlaşıları) adına yalnız bırakma eğilimindedir. Eğer ABD, küresel düzeyde Çin ile Pasifik'te yaşayacağı büyük rekabete odaklanıp Ortadoğu'daki askeri varlığını minimuma indirme kararı alırsa, bölge siyaseti ve ittifak kurduğu dinamik güçlerle ilişkilerin seyri değişecektir. Eğer bölgede kalıcı bir nüfuz alanı ve enerji koridoru güvenliği sağlama arayışı ağır basarsa; farklı senaryolar devreye girecektir.” Bölgesel dinamikler ve küresel güç rekabeti göz önüne alındığında, önümüzdeki süreçte ABD'nin Kürt politikasında ve Ortadoğu ekseninde nasıl bir seyir izleyeceği muhtemel senaryolar mevcuttur.
Son süreçte ABD-İsrail ve İran savaşı ve devamında yürütülen siyaset bu hamurun daha çok su alacağını göstermektedir. ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması durumunda, yeni bir "vekalet savaşı" ve "kontrollü kaos" siyasetinin güncellenme ihtimali yüksektir. Geçmişte olduğu gibi bugün de kendi çıkarları için mevcut muhalefet dinamiklerini İran’ın insafına terk etmeyi tercih edebilirler. Brzezinski’nin çerçevesini çizdiği dünya düzeni ve sunmuş olduğu perspektif bütün egemen devletlerin, güç merkezlerinin ortak yaklaşımlarıdır. Ulusal çıkarlar, ulusal hedefler bağlamında, Kürt milleti, millet olmaktan kaynaklanan temel haklarına kavuşmak için ulusal mücadele birlikteliğini sağlamadığı sürece, Ortadoğu jeopolitik satranç tahtasında ABD için vazgeçilmez birer "taktiksel ağırlık" tercihi olmaya devam edecektir. Günümüz dünyasındaki vekâlet savaşları ve istikrarsızlık, doğrudan tek bir "konseptin" planlı çıktısı olmaktan ziyade; Brzezinski’nin uyardığı "küresel meşruiyet kaybı" ve "büyük güç rekabetinin Avrasya'da sıkışması" dinamiklerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Kürt milleti bu olası rekabet ve hâkimiyet senaryoları karşısında ulusal bir strateji ve güçlü bir milli iradeyi inşa etmek zorundadır. İster yaşadığımız coğrafyada olsun ister farklı coğrafyalarda olsun bu kontrollü kaos ve vekalet savaşları, siyasal fay hatları, krizler, buhranlar periyodik devam edecektir. Kürt milleti bu süreçlerde geliştireceği ulusal refleksler, ittifaklar ve stratejiler zamanın ruhuna, ulusal çıkarlara paralel olmalıdır. 25.06.2026 Cano Amedî