Komela: Demokratik Entegrasyon yaklaşımı Kürtlerin ulusal haklarını yok sayıyor

İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu (Komele), PJAK’ın gündeme getirdiği “Demokratik Entegrasyon” yaklaşımını eleştirerek, bu modelin Kürtlerin ulusal haklarını ve kendi kaderini tayin hakkını göz ardı ettiğini vurguladı. Komele, yaklaşımın Kürtle

İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Topluluğu (Komele) Merkez Komitesi, son dönemde Kürdistan’ın sanal ortamında ve sosyal medya platformlarında tartışılmaya başlanan “Demokratik Entegrasyon” kavramına ilişkin bir açıklama yayımladı. Açıklamada, kavramın kaynağının Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) olduğu belirtilirken, yaklaşımın İran’daki Kürt sorununun ve diğer halkların taleplerinin çözümü için yeni bir model olarak sunulması eleştirildi.

Komele, bütün siyasi güçlerin ve bireylerin görüşlerini, önerilerini ve eleştirilerini kamuoyunun tartışmasına sunma hakkı bulunduğunu vurguladı. Bununla birlikte, kamuoyuna sunulan siyasi önerilerin eleştiri ve sorulara açık olması gerektiğini belirten Komele, bölgedeki hassas koşullar ve Doğu Kürdistan’ın karşı karşıya olduğu tehlikeler nedeniyle kendi görüşünü açıklama gereği duyduğunu kaydetti.

Açıklamada, “Demokratik Entegrasyon” yaklaşımının yanıtsız bırakılması durumunda ciddi bir kafa karışıklığı yaratabileceği ve Kürt hareketi ile elde ettiği kazanımlara zarar verebileceği savunuldu.

“Kürtlerin ulusal kimliği ve siyasi hakları göz ardı ediliyor”

Komele’nin açıklamasında, “Demokratik Entegrasyon” kavramına yöneltilen ilk eleştiri, yaklaşımın somut içeriğinin belirsiz olması oldu. İran’daki farklı topluluklardan söz edilmesine karşın Kürtler için hangi hakların güvence altına alınacağının, gelecekte nasıl bir siyasi statü öngörüldüğünün ve bu hakların hangi yasal çerçevede korunacağının açıklanmadığı belirtildi.

Komele, yaklaşımın temel sorununun Kürtleri bir ulus, hakları inkâr edilmiş bir halk veya kendi yurdu bulunan devletsiz bir ulus olarak değil, İran toplumunun kültürel ve toplumsal bileşenlerinden biri olarak değerlendirmesi olduğunu savundu.

Açıklamada, bu yaklaşımın Kürt meselesini siyasi ve ulusal bir sorun olmaktan çıkararak kültürel ve toplumsal bir meseleye indirgediği ifade edildi.

“Kendi kaderini tayin hakkına yer verilmiyor”

Komele, “Demokratik Entegrasyon” yaklaşımında halkların kendi kaderini tayin hakkının bulunmamasını da eleştirdi. Açıklamada, bu durumun Kürtlerin tarihsel mücadele deneyimleriyle ve Komele’nin siyasi ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtildi.

Yaklaşımda özerklikten federalizme ve bağımsızlığa kadar herhangi bir Kürt siyasi statüsünün öngörülmediğini savunan Komele, Kürtlerin siyasi taleplerinin, yönetimde söz sahibi olma ve kendi siyasi-idari yapılarını oluşturma haklarının da modelde karşılık bulmadığını kaydetti.

Komele’ye göre devlet, iktidar, siyasi temsil, Kürt kimliğinin ve haklarının resmen tanınması ile bu hakların anayasal güvence altına alınması gibi konuların dışarıda bırakılması, Kürt meselesinin siyasi niteliğinin göz ardı edilmesi anlamına geliyor.

“Kürtler göçmen bir topluluk değil”

Açıklamada, “Demokratik Entegrasyon” yaklaşımının Kürtlerin toprak ve yurtla olan tarihsel bağını göz ardı ettiği de ileri sürüldü.

Komele, kültürel hakların tanınması, ana dilde eğitime destek verilmesi ve kültürel faaliyetler için kamu kaynaklarının ayrılması gibi uygulamaların göçmen topluluklar açısından demokratik ve insani adımlar olabileceğini belirtti. Ancak aynı modelin Kürdistan’a ve Kürt hareketine uygulanmasının, Kürtlerin ulusal haklarını geçersizleştirme riski taşıdığı savunuldu.

Kürtlerin vatansız, dağınık bir göçmen topluluğu olmadığını vurgulayan Komele, Kürdistan’ın Kürtlerin binlerce yıllık yurdu olduğunu ifade etti.

“Demokrasi, ulusal hakların yerine geçemez”

Komele, “Demokratik Entegrasyon” yaklaşımında demokrasi kavramının kullanılma biçimini de eleştirdi. Açıklamada, İran gibi totaliter bir rejim tarafından yönetilen bir ülkede demokratikleşmenin öneminin tartışmasız olduğu, ancak demokrasinin ulusal sorunun çözümünün yerine geçemeyeceği belirtildi.

Komele, Kürt meselesinin çözümü için ayrıca siyasi bir programa, doğru ilkelere ve mevcut koşulları dikkate alan bir mücadele stratejisine ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Kendi çözüm önerilerini de açıklayan Komele, İran’daki Kürt sorununun çözümü için demokratik, çoğulcu ve laik bir İran içerisinde federal hakların güvence altına alınmasını savundu.

Açıklamada, demokratikleşmenin baskıcı rejimin engellerini ortadan kaldırarak Kürtlerin hakları için daha özgür ve geniş bir mücadele alanı yaratabileceği, ancak ulusal haklar mücadelesinin yerini alamayacağı ifade edildi.

Komele, “Demokratik Entegrasyon” yaklaşımının demokrasi kavramını Kürtlerin haklarını güvence altına almak yerine bu hakları göz ardı etmek için kullandığını ileri sürdü.

“Kürt hareketinin tarihsel talepleriyle bağdaşmıyor”

Açıklamanın sonuç bölümünde Komele, “Demokratik Entegrasyon” çizgisini Kürt hareketinin tarihi, içeriği ve hedefleriyle; ayrıca İran’daki Kürt halkının istek ve beklentileriyle bağdaşmayan bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

Komele, modelde kendi kaderini tayin hakkının, Kürt sorununun çözümüne yönelik somut bir programın, Kürt siyasi statüsünün, yasal hakların ve siyasi iktidara katılımı güvence altına alacak mekanizmaların bulunmadığını savundu.

Açıklamada, yaklaşımın Kürtler açısından ulaşabileceği en ileri noktanın gönüllü asimilasyon olduğu ileri sürülerek, “Demokratik Entegrasyon”un Doğu Kürdistan için uygun ve kabul edilebilir bir çözüm modeli olmadığı belirtildi.

Açıklama, Komele Merkez Komitesi tarafından 30 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı. (NA)

Kurdistan Haberleri

1985 tarihli gizli belge: Irak uçakları Rojhilat’ta 50 evi bombaladı
Şengal’de 18 yeni toplu mezar açılmaya hazırlanıyor
Kürd Siyasetçi Lütfi Baksi’nin Gözaltına Alınmasını Kınıyoruz
4 bin 971 Kürtçe şarkı Türkçeleştirildi
İran’dan Erbil’de Komala üssüne İHA saldırısı