Selim Çürükkaya Aponun ayetleri adlı kitabı bundan 33 yıl evvel ölümüde göze alarak yayınladı. Bugün S.Çürükkaya 33 yıl evel kaleme aldığı bu kitabı kendi sitesinde birçok önemli şahsiyetle yeniden değerlendirdi. Bunlardan en sonuncusuda Ümit Fırattı. Sıkıntı bence bu kitabın 33 yıl evvel yazılması değildir. Aponun Ayetlerinden öncede bu hareketin çıkış ortamına dair birçok gizli ve açık yazılar yazıldı, tahlil ve analizler yapıldı. Bunlardan en belirgini olan ‘’Devrimcilik mi, Terörizim mi PKK Üzerine’’ adlı K.Burkayın kaleme aldığı Mart 1983’de piyasaya çıkan kitaptı. Bu kitapta Apocu hareket birçok bilimsel açıdan tahlil edildi doğuş, çıkış, hareket ve eylemleriyle kimlere hizmet ettiği tartışıldı, kamuoyuna sunuldu. Sırların sırrının çözülmesi için, Apocuların hangi ortamda neden ve kime karşı çıkarıldığında aramak gerek. Ulusal Kurtuluş Ordusu (UKO)’nun 1978’e gelinildiğinde neden birden Apoculara dönüştürüldüğü bir tesadüfmüdür?. Bunu takiben Ferit Uzun, Mustafa Çamlıbel, Mehmet Uzun, Haki Karaer’leri katletmek, KUK ve Bucak, Paydaş Aşiretlerine saldırmak, kimin ve neyin sinyali idi? Kalleşçe, sinsi ve alçakça işlenen bu saldırı ve CİNAYET’ler 1980 sonrası hem Apocu hareket içerisinde yurtiçi, yurtdışı hemde diğer Örgütlere karşı özelliklede yurdtdışında devam edegeldi. Dernekler kundaklandı, NEWROZ geceleri engellenme ve provoka edilmeye çalışıldı. Derin Devlet Projesi ile Apocular eliyle Ulusalcılık, Devrimcilik maskesi altında Kürd örgüt ve şahsiyetlerine yönelik terör eylemleri bir yöntem olsaydı, kuşku yokki, bunu birileri onlara karşı daha usta bir şekilde hayata geçirirlerdi ve şimdi belkide Apocu ve Ortaklarınında esamesi bile okunmaz Kürdistanda 10 milyon Kürd göçertilmez, 5000 Köy yakılıp, yıkılmaz, Köy Koruculuk sistemi hayata geçirtilmez, 15000’i aşkın iç infaz gerçekleşmezdi.
Şimdilerde bile derin Devlet ile birlikte piyon Apocular kuyuya bir taş atmışlar ve bizi meşgul ediyorlar. Onların ellerindeki olanak ve aparatlar tümden Kürdün Anasını görmemesine endekslidir. 1996 ‘’Devrimin Dili ve Eylemi’’ adlı Ali Fırat (yani Apo) imzalı kitap onu ve bağlantılarını zaten ele veriyordu. Bizim aklı evvel yani entellektüel, Aydın, Analizci, teorisyen, yorumcu, Rantçı ve işbirlikçiler şayet kafalarını yememişlerse Apoyu hala çözmeye devam ediyorlar. 27 Şubat 25 Deklerasyonu ile Entegrasyonu, teslimiyeti Kürdlere çözümdür diye yutturmaya çalışanlar ve bunun için binlerce toplantı organize edenler bu projenin piyonlarıdırlar. Kimki bu toplantılara katılıp susuyorlarsa, bu suça dolayylıda olsa ortaktırlar.
Evet 1993 Kürdler sahnesinde birçok önemli gelişmeninde olduğu yıldı. Ugur Mumcu 1992 de Apocuları irdeleyip önemli ip uçlarına rastaldıktan sonra Ocak 1993’te katledildi.
Mart 1993 yılında Turgut Özal merhum Celal Talabani üzerinde Kürdlere ortadoğudaki gelişmelerden hareketle, farklı bir yol haritası çizilmesi gerektiği konusunda proje geliştirmeye çalıştı ve bunu canıyla ödedi. Bu projede Federasyon hem güney hemde kuzey Kürdistanı kapsıyord ve buna Turgut Özal hamilik edecekti. Saleh Raşit (YNK Berlin Sorumlusu) bana ‘’PSK genel sekreteri K.Burkayın şuanda 1993’te Şamda ve Apoyla görüşmeye gittiğini ve orada’’ olduğunu söylemişti. Duruma inanamdım vede anlamda veremedim. Çünkü Apoculuk tüm Kürd hareket ve partilerini dört parça Kürdistanda tasfiye hareketi olarak piyasaya sürülmüştü ve bunda başarılıda olmuşlardı. 1993’te önce Bingölde 33 asker katledilerek, derin Devlet projesi tekrardan devreye sokulmuş, Turgut Özal berteraf edilmiş ve bu Bingöl provakasyonu Apocuların sırtında kalmıştı.
19 Mart 1993 PSK, Apo ve diğer kuzey Kürdistan Örgütler protokolü, başta KOMKAR ve PSK olmak üzere Avrupada bizlere inanılmaz bir rahatlık getirmiş, Apoculuk saldırıları ve paronayısını dizginlemişti. Çünkü Apocular 1987 de başta Almanya olmak üzere Avrupada KOMKAR (PSK) camiası ve birçok Kürd örgütlerine dönük pilanlı bir terör eylemi başlatmışlardı. Bu terör eylemleri itibarı ile birlikte birkaç militan ve yurtsever Apocular tarafında hedef alınmış, Dernekler kundaklanmış, Newroz etkinlikleri provake edilmeye çalışılmıştı. Dikkat edilecek olursa bahsi geçen yıl içerisinde hem Abdullah Çatlı hemde Duran Kalkan, A.Haydar Kaytan Almanyadalar. KOMKAR, PSK adına MİT tarafında kaleme alınan provakasyon içerikli bildiriler piyasada dolaşmaya başladı. Bu bildiriler yurtdışında güçlü olan KOMKAR’ın belini bükmeye dönük TC. ve uzantılarının yükünü hafifletirmekti. KOMKAR ve camiası bu bildirilerin MİT kaynaklı olduklarını deşifre ederken, Milli İstibarat Teşkilatı (MİT) tarfından Apucular adınada çıkan ve Yurtdışı Kürd harekelerini hedef alan hiçbir bildiri malesef ret ve teşhir edilmedi. Derin Devlet uzantılarınca yapılıpta Apoculara mal edilen birçok terör ve öldürme olayı malesef tıpkı 22 temmuz 2015 Ceylanpınarda iki Polisin öldürülülmsinde olduğu gibi onların sırtında kaldı ve bu nedenlede Açılım süreci denilen projede suya düştü.
Ben şahsen S. Çürükkaya’yı 1992 Berlin Sosyalist İnternasyonalde ilk defa gördüm. Nasıl ve kimler adına orada bulunduğuna şuan dahi anlam vermedim ve veremiyorumda. Kafamda geçen kimi adresler tabiki vardı. Bunu S. Çürükkaya kendisi açıklarsa daha uygun olur. 15 Eylül 1992 Sosyalist Enternasyolal toplantısında merhum sayın Celal Talabani’de vardılar. 15 Eylül 1992 de Sosyalist Enternasyonal’e katılan Dr. Sadık Şerefkendi, Erdalan,F. Abdoli ve N.Dehkordi 17 Eylül gecesi Yunan Mykonos Restorantında İran Rejiminin elemanları tarafında katledildiler. Berlin 15 eylül 1992 Sosyalist Enternasyonal toplantısında gözüme çarpanlar arsında Cengiz Çandar, Ercan Karakaş (SHP) gibi simalarda vardılar. Bu toplanatı ile ilgili haber, izlenim ve yorumları Selim Çürükkaya hareretle o dönemler popiler olan kendi gazetesinde bonkerce yayımlıyordu. Evet 1993’e yukarıda kimi önemli konulardan dolayı değindim. Mart 1993 biz tüm Kürdlere bir NEWROZ müjdesi olarak düştü. Kuzey Kürdleri birlik protokolü imzalamışlar Yüzbinler Bonn’da ilk defa bir araya gelmişlerdi. Bu hevesimiz çok sürmeyerek Bingöl pravakasyonu ile birlikte Turgut Özalda ortadan kaldırılarak son buldu. Aynı yılda Kimi sömürgeci devlet Plan ve ajanları ile birlikte Apocular Almanya ve Avrupada terör eylemlerine başlayarak, terörist damgasını yediler ve bu lekede bu camia hala kurtulabilmiş değiller.
Sırlar tabiki çözülmeli, hemde şimdi.
Yanılsama?
Sırların çözülmesi için ciddi bir karşı koyuşa gecikmeden acilen gereksinim var. 27 Şubat 2025 Apo itirafları Kürdlerde ciddi bir kırılma yaşatmadı. Bu kırılmanın yaşanabilmesi için ciddi bir Örgütlenme tabiki şart. Bunu gerçekleştirebilecek en etkili güç ise eski PKK kadrolarının ciddi bir şekilde ortaya çıkış ve müdehaleleri ile ancak mümkün olabilir. Bunun için günah keçisi arama ve biribirilerinin hata, eksiklik hatta suçunu aklama, yüze vurma ilk öncelik olmamalıdır. Hata ve kusurları aşmak bir erdemliliktir. Bunun için kendini sorgulayıp, özeleşetri yapabilmek Kürlere sunulabilecek en büyük bir kazanımdır. Apoculukta suça bulaştırıp bu işte bir Rant elde edebilmek profeyonel derin ve sinsi bir projedir. Buna yaklaşık 50 yıldır bir çoklarımız şahidiz. 15 bin iç infazlar bunun açık örneğidir. Kimki Rant ve Kariyer sahibi olabileceklerini, Yoldaşlarının infazlarında aramışlarsa, bunu kendilerininde birileri tarafında infaz oluşlarıyla ÖDEMİŞLERDİR. Asıl Sorun gerçek anlamda KİM bu Örtülü TETİKÇİLER?
Şuan Kürdler yeni ve ciddi bir projeyle karşı karşıyalar. 27 Şubat 2025 Manifestosu derin Devletin Apoya sunduğu yeni bir projedir. Bu projeyle görüldüğü gibi TC derin Devlet aklı Suriye Kürdistanında Entegrasyon adı altında Apo aracılığı ile tüm kazanımları HTŞ yani Colaniye teslim etti. Apo ne dün nede bugün hem Türkiye ve diğer üç parça Kürdistanda Kürdlerin gerçek anlamda kurtuluşunu hedeflememiştir. Hem 4 parça birleşik bağımsız Kürdistandan dem vuracaksın hemde gelinen aşamada Entegrasyon yani birşey ‘’istemiyiruk’’ diyeceksin. Buna ancak ‘’bu ne perhiz, bu ne Lahana turşusu’’ denilir. Bizler ve diğerleri yani siz okuyucular, hepimiz birşeyler okuduk ve bizzat yaşadık. Kürdlerde ya Rayberler yada Ali Şer, Zarife hanım, Seyit Rıza, Şex Said, M.Mustafa Barzani, Sımko, Dr. Şıvan, N. Büyükkaya, M. Doğan, Y.Demir, Saime Aşkın, Leyla Kasım’lar vardırlar.
Yanılsamayı sadece Apo’nu uçaktaki demeçlerinde arayacaksak, 1980 öncsei ve sonrası Apoculuğun Kürdler üzerindeki Terör, sindirme, Aydını aşağılama ve iç infazlarını hangi kefeye koyacağız?
Gelinen aşamada Apoculuk şimdi dört parçada daha belirgin bir şekilde sentezlenmeye, tartışılmaya, irdelenmeye, sorgulanma ve çözülmeye başlamıştır. İran güdümlü olan PEJAk son günlerede gündeme düşen haberlere göre bugünlerde Irak, Türkiye ve İran sınır güvenliği için konuşlandırılıyormuş. BUYURUN burada YAKIN. Apoculuk Kuzey, Rojava, Rojhılatta ne idise Güney Kürdistandada üslenmiş olduğu Kürd maskeli rolünü efendilerince ustaca oynamaya devam etti ve etmeyede devam edecektir. İranda olası bir alternatif Rejim değişikliğinde APOCULUK biçilmez bir KAFTANDIR ve bunda Rajavada da olduğu gibi köklü KDP (İran) ve KOMELA ya karşı koç başı olarak piyasaya sürülecektir.
Güneş artık balçıkla sıvanmıyor. Onun için şimdi TC ve APO’cu projeye HAYIR demenin Tam ZAMANIDIR
Bunun için: Apo, Teslimiyet, Ajan, Entegrasyon,Eskiye takılıp kalmak bizleri ileri götürmüyor götürmezde. Herşey biliniyor ve konuşulduda.
Sonuç olarak altta önerilerimi şu ana başlıklar altında sunabilirim:
- çıkış yolu eski Apocu kadrolarının birbirilerine karşı suçlululuk pisikolijisinde arınmaları
- bu Kadroların ciddi bir özeleştri yapmaları
- yeni dönem için bu eski Apocuların herhangi bir suçluluk pisikolijisine kapılmadani geleceğe dönük yatırım Yapabilmeleri önemlidir.
- Genç nesillerin, eski kadroların tecübelerinden yararlanmaları
- Ciddi ve cesaretli toplantılar yapmak
- Döneme uygun yeni ittifaklar kurmak ve kurulabilecek bu İttifaklar Kürdlere ANA Sütü kadar helaldir diyip utanmamak, sıkılmamak gerek
- Kürdistan mağdurlarını (fiziki, pisikolojik, ekonomik ve sosyal anlamak ve buluşturmak
- Mağdurların Apocular üzerinde hak, hakikat arayışlarına destek olmalarını sağlamak ve onların Avrupa İnsanhakları ihlalleri mercilerine başvuru yapmalarına öncülük etmek ve bunun ile birlikte bu korku duvarını yıkmak
- Biran önce Gençlerin önünü açıp döneme denk düşen bir yapılanmaya gitmek
- Dört parça (BİR) Kürdistanda ortak akıl geliştirip, Ulusal konsesyus (MİLLİ) çıkarları (ekonomik, sosyal, hukuki, siyasi, kültürel, birlik, çevre , Kadın erkek eşitliğini ve temsileyeti) esas alan bir paydada buluşmayı gerçekleştirmek
- Tüm hepsini yurtiçi ve dışı kucaklayabilecek ‘’YENİ NESİL ULUSAL (Milli) İNŞA İTTİFAKI’’ Ahmede Xani’nin arzuladığı bir ‘’İTTİFAK’’ ı gerçekleştirebilmek
tüm derde cevaptır diye düşünüyorum.
Bunun için haklı olanların mağdurluluk pisikolojisinden biran evvel çark ederek beşli, onlu, yüz hatta bin ve on binlerli buluşturabilen toplantı, eylem ve gösteriler yaparak piyasada görünmeleridir.
Site, TV ve yayın organlarında ah, vah etme güzel tahlil, analiz ve yorum yapma zamanı dolmuştur. Kitlelere ulaşmak, buluşmak, ortaklaşmak için aktif ALTERNATİF bir çıkış yolu bulmak yani ONLARA ()Yüzbin ve Milyonlara YANLIZ DEĞİLSİNİZ’ Güvencesi verebilmek, bir çıkış yolu olsa gerek.
Bence esas YANILSAMA Apocu gibi bir harekete katılmak, inadına amasız, fakatsız sorgulamadan, uzunca düşünmeden desteklemek, onaylamak ve emirleri yerine getirmektir.