Karaman Yavuz: Atatürk imzalı zehirli gaz belgesi devlet arşivinde var

Almanya kamu televizyonu ARD’de yayınlanan ve tartışma yaratan Dersim katliamı ile ilgili haberini hazırlayan gazeteci Karaman Yavuz: "Hitler ve Atatürk'ü aynılaştırmadık. Bize saldıranlar, herhalde belgenin içeriği tartışılmasın diye bunu ortaya attılar.

Almanya kamu televizyonu ARD’de yayınlanan ve tartışma yaratan Dersim katliamı ile ilgili “Unutulmuş Katliam” haberini hazırlayan gazeteci Karaman Yavuz: "Hitler ve Atatürk'ü aynılaştırmadık. Bize saldıranlar, herhalde belgenin içeriği tartışılmasın diye bunu ortaya attılar."

Kazım Gündoğan

Dersim katliamı ile ilgili olarak Almanya’da yayınlanan ve tartışmalara neden olan ‘Unutulmuş Katliam’ haberini yapan gazeteci Karaman Yavuz, Atatürk üzerinden yapılan açıklamalarla konunun bağlamından koparılmaya çalışıldığını söyledi.

Haberde 1937/38 yıllarında Dersim’de yaşanan katliam sırasında, gaz kullanıldığı ve bu gazın da Almanya’dan satın alındığı iddiaları ile ilgili belgeler yer aldı.

1 Aralık’ta yayınlanan haberden sonra Türkiye ve Avrupa’da sağcı çevrelerden, “Atatürk ile Hitler aynılaştırılıyor” şeklinde açıklamalar yapılınca televizyon kanalını, haberi yapan gazetecileri ve konu hakkında açıklama yapan akademisyen Burak Çopur’a protesto ve tehditler geldi.

Almanya’da Ekonomi Politik Yüksek Okulu ve Hamburg Güzel Sanatlar Akademisi Film Bölümü’nden mezun olan uzun yıllardan beri de NDR/ARD’de çalışan Karaman Yavuz, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Almanya ARD Televizyonu’na Dersim 1937/38 katliamına dair bir belgesel haber yaptınız. Bu konu ne zaman ve nasıl gündeminize geldi?

Öncelikle belirtmek isterim ki ARD devlet değil, bir kamu televizyonudur. Bizim televizyonu devlet finanse etmez. Devletten sosyal yardım almayan her hane kamu radyo ve televizyonlarına aylık ücret öder. Buradaki amaç basını devletin veya hükümetin etkisinden kurtarmaktır. Hükümet hiçbir şekilde bize yönetici atamaz ve etki yapamaz. Yani kurumumuz bağımsızdır, çalışan gazeteciler, yönetici konuma gelirler. Almanya’da devlet kurumları, siyasi partiler, politikacılar, bankalar, yani toplumda etkisi olan kurumlar en fazla kamu basınından korkarlar. Almanya’da bu tür kurumların, kişilerin hatasını yanlışlıklarını ortaya çıkaran gazeteciler onore edilir. Biz yaptığımız haber doğruysa devletten korkmayız, ama devleti yöneten kişiler ve kurumlar bizden çok korkarlar, bir yanlışlıklarını ortaya çıkarırız diye…

Sorunuza gelirsek; bu haberde kullandığımız belgeyi ilk defa internet üzerinde, “Dersim Gazetesi”nde gördüm. Tabii çok ilgimi çekti. “K. Atatürk” imzalı, zehirli gaz Almanya’dan satın alınsın diye yazıyor. Ben Almanya (kamu) televizyonunda araştırmacı gazeteci olarak çalışıyorum ve bu konu doğrudan Almanya’yı ilgilendirdiği için bu belge hakkında haber yapmaya karar verdim.

Bu haberde esas olarak neyi  anlatmak istediniz?

Bu haberde Atatürk’ün Hitler Almanya’sından zehirli gaz satın almak istediğini ve bu belgenin imzalandığı tarihle, (7.8.1937) Dersim’de zehirli gaz kullanıldığına dair var olan verilerin birbiriyle örtüştüğünü ve Almanya’dan satın alınmak istenen bu zehirli gazın Dersim 1937/38  katliamında kullanılmış olabileceğini anlattık.

Dersim’de zehirli gaz kullanıldığını Hay Way Zaman (2013) belgesel filminde kullandığımız belgeyle anlatmıştık. Siz ise bu gazın Almanya’dan alınmış olabileceğinin belgesini gösterdiniz. Bu belgeye ne zaman ve nasıl ulaştınız?

Yukarıda anlattığım gibi bu belgeyi ben ilk defa Mayıs 2019’da “Dersim Gazetesi’nde gördüm. Sonra haberi yapan Hüsnü Gürbey ve Mahsuni Gül ile telefonlaştım, Gürbey’den gazetede yayınlattığı belgeleri istedim, bana yolladı. Bu belgeyi sonra başka tarihçilere sordum. Devlet arşivlerine kayıtlı olan bir araştırmacı daha sonra bana söz konusu belgeyi internetteki devlet arşivleri sayfasında gösterdi. Yani ben bir gazetede bu belge yayınladı diye hemen üzerine atlamadım. Bir gazeteci olarak önce doğru olup olmadığını başka kaynaklardan da araştırıp teyit ettikten sonra kesin kararımı verdim ve üzerine çalıştım.

Almanya’da ilk kez bu kapsam ve nitelikte Dersim tartışması yaşandı; böyle bir tepki bekliyor muydunuz?

Bence tartışmaların odak noktasını Dersim oluşturmuyor, Atatürk ve zehirli gaz oluşturuyor. Evet, böyle bir tepki bekliyordum çünkü Atatürk’ü hâlâ putlaştıran belli bir kesim var. Bunlar Atatürk’ün hiçbir hata ve yanlış yapmadığını öne sürerler. Ve bu kesim yıllardır bu propagandalarını Almanya’da da sürdürüyor. Bu belgeyle Alman kamuoyuna Atatürk’ün diğer yüzünü de gösterdiğimiz için bunların çıldırabileceğini düşünmüştüm ve yanılmadım…

Dersim Tertelesi/Soykırımının Almanya’da bu kapsamda tartışılıyor olmasını neye yorumlamak gerekir?

Almanya kendi geçmişiyle yüzleşen dünyaya örnek bir devlet ve toplumdur. Alman basınında her gün Yahudilere karşı isledikleri insanlık suçuyla ilgili yayınlar yaparlar. Bu açıdan Alman toplumu bu tür konuları ilgi duyar ve araştırmaya açıktır.  Biz haberimizde Almanya’dan satın alınmış olabilen zehirli gazdan ve bununla Dersimde insanlık sucu işlenmiş olabileceğinden bahsediyoruz ve bu tabii ki bu konulara duyarlı olan Alman kamuoyunun dikkatini çekti. Bence bundan sonra Alman araştırmacılar arşivleri yoklarken bu gazın belgelerine de ulaşmaya çalışacaklardır. Elbette ben belli araştırmalar yaptım, ancak yaptığım araştırmaları yeterli bulmuyorum, çünkü Almanya’da çok sayıda Arşiv var, birde bütün belgeler dijital ortama yansımamış. Nazi dönemine ait belgelerin bir bölümü Naziler tarafında yok edilmiş, belli bir kısmı da Rusya ya kaçırılmış.

Haberinizde Dersim Tertelesi tartışılırken diğer yanıyla özellikle Atatürk ile Hitler’i aynılaştırdığınız eleştirisi ön plana çıkarıldı. Hitler Almanya’sı ile Atatürk Türkiye’si arasında ilişkilerin bilinmesinden bazı çevreler neden rahatsız oldu?

Biz haberimizde Hitler ve Atatürk’ü aynılaştırmadık. Bunu bize saldıranlar, belgenin içeriği tartışılmasın diye herhalde ortaya attılar. Evet, birileri çok rahatsız oluyor. Şimdiye kadar Alman kamuoyunu tek yönlü bilgilendiren belli kesimler bizim haberimizden çok rahatsız. Bunlar haberimizde yer almayan bazı şeyleri ekleyerek insanları resmen bize karşı kışkırtıyor. Yapmalarını da çok iyi görüyorum, gönderdikleri mektuplarda, maillerde, yaptıkları protestolarda kalitelerini çok güzel sergiliyorlar…

Alman toplumu, düşün dünyası veya politik çevrelerden ne tür tepkiler aldınız?

Aslında tepkiler olumlu. Bu konunun bundan sonra Almanya’da kapsamlı bir şekilde tartışılacağını düşünüyorum.

Almanya’nın 1915 Ermeni soykırımındaki rolü açıktan tartışılıyor; 1937/38 deki rolünün açığa çıkma ihtimali ve bunun tartışılıyor olması iki devletin tarihsel ilişkileri hakkında nasıl bir fikir veriyor?

1937/38 meselesi Almanya’da pek bilinmiyor, henüz çok yeni sayılır, buradaki topluma mal olmuş bir konu değil bence. Bu konu henüz Alman devleti ve politik çevrelerin gündemine taşınmış değil, bunun biraz zaman alacağı düşüncesindeyim.

Siz de kadim Dersim kültürünün yaşandığı bir coğrafyadansınız; Karakoçan. Dersim kişisel tarihinizin bir anlatısı. Konuya duyarlılıkta veya haberi hazırlamada bunun etkisi oldu mu?

Ben Dersim’de yaşanan katliamla ilgili anlatımlarla büyüdüm ve ayni zamanda Dersim olaylarıyla ilgili öğretilen devletin resmi bilgileriyle… Devletin verdiği bilgilerin gerçekleri yansıtmadığını zaten ben daha ortaokuldayken biliyordum. Çok önemli bulduğum K. Atatürk imzalı bu belgeyi ilk gördüğümde, bir gazeteci olarak çok heyecanlandım. Tabii ki böyle duyarlı davranmamda o yörede gelmemin de elbette ki etkisi oldu.

ARD  haberinizi yayınladığı için protesto edildi,  akademisyen Burak Çopur ise “Türkiye Almanya gibi tarihiyle yüzleşmeli” dediği için tehdit edildi. Size yönelik tehditler oldu mu?

Evet, sosyal medya üzerinden bu tehditler bana da geliyor, gelmemesi zaten normal olmazdı. Ben yaptığım haberin doğruluğuna inandıktan sonra, tehditler pek de umurumda değil…

Gazete Duvar

SÖYLEŞİ Haberleri

Mustafa Aydoğan: Kürt nüfus çoğalıyor, Kürtçe konuşanlar azalıyor
30 yıl sonra tahliye olan Rojbin Perişan: Vazgeçmediğin sürece umut vardır
İstanbul Sözleşmesi, İngiltere’de yürürlüğe girdi
Mücahit Bilici: 'Kürt demokrasisinin de Kürt askeriyesine 'haddini bil' diyebilmesi lâzımdır'
Kürt korkusu Kürtlerle ilgili hak taleplerini güvenlik meselesine indirgiyor