İlham Ahmed’den Kürtçe eğitim tepkisi: Bugünkü durum öncekinden daha geri

.

Rojavalı Kürt siyasetçi ve uzun yıllar Özerk Yönetim’in dış ilişkilerinde görev alan İlham Ahmed, İlke TV’de gazeteci Banu Güven’in sorularını yanıtladı. Türkiye’den ulusal yayın yapan bir televizyona ilk kez konuşan Ahmed, Suriye’de Kürtlerin geleceği, eğitim, Kürtçenin statüsü, YPJ’nin yeni dönemdeki konumu, kadınların siyasetteki yeri, anayasa çalışmaları, yerinden edilenlerin dönüşü ve Türkiye ile ilişkiler başta olmak üzere çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Ahmed, Rojava ve Rojava’da yıllardır sürdürülen silahlı mücadelenin siyasi bir aşamaya geçtiğini belirterek, bundan sonraki temel mücadelenin Kürtlerin haklarının Suriye’nin yeni anayasasında güvence altına alınması olacağını ifade etti.

“Silahlı mücadele siyasi evreye geçti”

Suriye’de yeni bir dönemin başladığını belirten Ahmed, Rojava’da yürütülen mücadelenin artık siyasi zemine taşındığını söyledi.

Ahmed, entegrasyon sürecinin ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) feshedildiğinin ilan edilmesinin ardından mücadelenin niteliğinin değiştiğini belirterek, “Kürtlerin haklarının anayasada yer alması açısından yeni bir mücadele dönemi başlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu dönemin kolay olmayacağını vurgulayan Ahmed, mevcut tablonun Kürtlerin hedefleri açısından önemli eksiklikler barındırdığını ifade etti.

Kürtçe eğitimde geri adım eleştirisi

Söyleşinin önemli başlıklarından biri Kürtçe eğitim oldu. Ahmed, önceki dönemde Özerk Yönetim bölgesinde Kürtçe, Arapça ve İngilizce eğitim yapılabildiğini hatırlatarak temel hedeflerinin her halkın kendi dilinde eğitim alması olduğunu söyledi.

Kürtlerin Suriye’nin asli unsurlarından biri olduğunu belirten Ahmed, Kürtlerin kendi dillerinde eğitim alma hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Ancak Şam yönetimiyle varılan son düzenlemenin beklentilerinin gerisinde kaldığını açıkça ifade eden Ahmed, Kürtçenin okullarda tamamen eğitim dili olarak kullanılmasını talep ettiklerini söyledi.

Ahmed, mevcut düzenlemede bazı derslerin Kürtçe okutulacağını belirterek, tarih, coğrafya, felsefe ve pratik Kürtçe gibi derslerin Kürtçe verileceğini aktardı. Ancak bunların önemli bölümünün seçmeli olmasının ve eğitim sisteminin Kürtçe ile Arapçanın iç içe geçtiği bir yapıya dönüştürülmesinin sorun yaratacağını savundu.

“Bugün ortaya çıkan sonuçtan halkımız memnun değil, biliyoruz. Bizler de memnun değiliz” diyen Ahmed, buna rağmen sürecin mevcut koşullarda ilerlediğini söyledi.

“Bugünkü durum öncekinden daha geri”

Ahmed, Rojava’da yıllardır tüm derslerin Kürtçe okutulduğunu hatırlatarak, yeni sistemin bu açıdan geriye gidiş anlamına geldiğini dile getirdi.

Kürtçe eğitim görmüş öğrencilerin bir anda Arapça eğitim sistemine geçmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Ahmed, bunun öğrencilerin eğitim başarılarını ve geleceklerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.

Ahmed’e göre asıl mesele yalnızca birkaç dersin Kürtçe okutulması değil, Kürtçenin Suriye eğitim sisteminde resmi bir dil olarak tanınması.

Üniversitelerin statüsünün ise henüz netleşmediğini belirten Ahmed, bu konuda Şam’da görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

Eğitim yılı için hazırlıkların yetersiz olduğu uyarısı

Yeni eğitim yılının ayın 15’i ile 20’si arasında başlamasının beklendiğini belirten Ahmed, müfredat konusunda ciddi hazırlık sorunları bulunduğunu ifade etti.

Özerk Yönetim’in, geçiş sürecinde mevcut eğitim sisteminin bir süre daha uygulanmasını önerdiğini ancak merkezi yönetimin bütün Suriye’de yeni sistemi aynı anda hayata geçirmek istediğini söyleyen Ahmed, hazırlıkların yetersiz olduğunu belirtti.

Suriye eğitim müfredatının Kürtçeye çevrilmesi ve kitapların basılarak okullara dağıtılması gerektiğini ifade eden Ahmed, bu süreçte öğrencilerin mağduriyet yaşayabileceği uyarısında bulundu.

YPJ’nin yeni konumu: Özel Operasyon Birliği

Söyleşide en kritik başlıklardan biri de YPJ’nin geleceği oldu.

Ahmed, kadınların Suriye ordusu içerisinde yer almasını istediklerini ancak Şam yönetiminin aylardır süren görüşmelerde bu modele sıcak bakmadığını söyledi.

Bunun yerine YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel bir yapı olarak konumlandırılması üzerinde görüşmeler yapıldığını belirten Ahmed, YPJ’nin klasik anlamda bir iç güvenlik gücü olmadığını vurguladı.

Ahmed, YPJ’nin terörle mücadelede görev almış özel kadın birliklerinden oluştuğunu belirterek, yeni düzenlemede İçişleri Bakanlığı’na bağlı Özel Operasyon Birliği olarak yer almasının öngörüldüğünü söyledi.

Görüşmelerin sürdüğünü belirten Ahmed, YPJ’nin özgün niteliğinin korunmasının önemine dikkat çekti.

“Kadınlar karar mekanizmalarında yok”

Ahmed, Suriye’nin yeni yönetim yapısında kadınların konumuna ilişkin de eleştirilerde bulundu.

Kadınların bazı birimlerde görev almasının kabul edildiğini ancak karar mekanizmalarında kadınların yeterince yer almadığını söyleyen Ahmed, mevcut tabloyu “büyük bir eksiklik” olarak nitelendirdi.

Bakanlıklarda ve alt kademelerde kadınlar için bazı alanların açıldığını belirten Ahmed, ancak kadınların önemli ve belirleyici görevlerde yeterince temsil edilmediğini söyledi.

Anayasa çalışmalarında da kadınların temsilinin kritik olduğunu vurgulayan Ahmed, yeni Suriye’nin yalnızca Kürtler açısından değil, kadınlar ve ülkedeki diğer halklar açısından da kapsayıcı olması gerektiğini belirtti.

Parlamentodaki Kürt kadınlar

Ahmed, Suriye parlamentosunda üç Kürt kadın parlamenterin bulunduğunu açıkladı. Bunlardan birinin Afrin’den, bir diğerinin Haseke’den seçildiğini belirten Ahmed, kendisinin de parlamentodaki Kürt kadın temsilcilerinden biri olduğunu söyledi.

Kendisinin hangi komisyonda görev yapacağının ise henüz cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kesinleşmediğini belirten Ahmed, Anayasa Komisyonu ve Dış İlişkiler Komisyonu’nun gündemde olduğunu söyledi.

Dış ilişkiler alanında uzun yıllar çalıştığını belirten Ahmed, her iki komisyonda da görev yapma ihtimalinin bulunduğunu ifade etti.

Ancak kararname henüz yayımlanmadığı için görevinin kesinleşmediğini belirten Ahmed, cumhurbaşkanlığından kararnameyi beklediklerini söyledi.

Yeni anayasa için takvim henüz net değil

Suriye’nin yeni anayasasına ilişkin çalışmaların ne zaman başlayacağının henüz belli olmadığını belirten Ahmed, parlamentodaki çalışmaların tamamlanmasının ardından anayasa konusunun daha kapsamlı biçimde gündeme geleceğini söyledi.

Ahmed, yeni anayasanın yalnızca kültürel hakları değil, siyasi ve toplumsal hakları da güvence altına alması gerektiğini savundu.

Kürtlerin ulusal günlerinin yasal olarak tanınması ve Newroz’un kutlanması gibi bazı gelişmelerin yaşandığını belirten Ahmed, buna karşın Kürtçenin eğitim sisteminde resmi dil statüsünün hâlâ tanınmadığını söyledi.

“Suriye sadece bir halkın devleti değil”

Ahmed, Suriye’nin çok kimlikli ve çok kültürlü bir toplum olduğunu belirterek, ülkede Kürtlerin yanı sıra Türkmenler, Süryaniler, Asuriler ve Ermeniler gibi farklı halkların yaşadığına dikkat çekti.

Yeni Suriye’nin tek bir halkın devleti olarak şekillenmemesi gerektiğini belirten Ahmed, farklı halkların kimliklerinin ve dillerinin anayasal güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

Siyasi alanda da önemli eksiklikler bulunduğunu ifade eden Ahmed, ülkede siyasi partiler yasasının henüz bulunmadığına dikkat çekerek, toplumun örgütlenebilmesi ve ülke yönetiminde söz sahibi olabilmesi için demokratik mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Yaklaşık 500 kişinin akıbeti bilinmiyor

Ahmed, savaş döneminde kaybolan kişiler konusunda da önemli açıklamalarda bulundu.

Çeşitli gruplarda savaş sırasında yer alan yaklaşık 500 kişinin akıbetinin bilinmediğini söyleyen Ahmed, bu kişilerin tutuklu mu yoksa yaşamını mı yitirdiğinin netleşmediğini belirtti.

Kayıplar arasında yalnızca DSG mensuplarının bulunmadığını, sivillerin ve farklı gruplardan kişilerin de olduğunu belirten Ahmed, isim listelerinin Şam yönetimine iletildiğini ve kişilerin akıbetinin belirlenmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Afrin ve Serekaniye’ye dönüş gündemde

Yerinden edilenlerin geri dönüşü konusunda da değerlendirmelerde bulunan Ahmed, Afrin’e dönüşlerin başladığını ancak sürecin henüz tamamlanmadığını ifade etti.

Deyrezzor ve diğer bölgelerden yaklaşık 1200 ailenin Afrin kent merkezinde, Afrinlilere ait evlerde yaşadığını belirten Ahmed, bu evlerin boşaltılmamasının ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi.

Buna rağmen Afrinlilerin topraklarına dönmesinin önemli bir gelişme olduğunu belirten Ahmed, yeniden inşa sürecinin ciddi zorluklar barındırdığını kaydetti.

Serekaniye ve Gre Spi’ye dönüşlerin de gündemde olduğunu belirten Ahmed, bölgelerde yaşayan bazı grupların çekilmesi gerektiğini söyledi.

Ahmed, entegrasyon sürecinin tamamlanmasının bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmediğini, hâlâ çözülmesi gereken önemli dosyaların bulunduğunu ifade etti.

“Kürtler artık Suriye devletinin içindedir”

Entegrasyon sürecine ilişkin değerlendirmesinde Ahmed, şimdiye kadar atılan adımların görüşmeler ve mutabakatlar sonucunda gerçekleştiğini söyledi.

Haseke’ye merkezi yönetim tarafından gönderilen güvenlik ve askeri entegrasyon görevlilerinin de müzakere ve mutabakat temelinde bölgeye geldiğini belirten Ahmed, süreci “devlete dahil olma” olarak tanımladı.

Ahmed, “Kürtler artık Suriye’de devletin içindedir” diyerek hedeflerinin Kürtlerin Suriye devletinin dışında kalmaması ve yeni devlet yapısının Kürtleri de kapsaması olduğunu ifade etti.

360 bin kişinin vatandaşlık sorunu

Ahmed, Esad döneminde vatandaşlık hakkına sahip olmayan Kürtlerin durumuna ilişkin de bilgi verdi.

Daha önce kimlikleri bulunmayan yaklaşık 360 bin kişinin olduğunu belirten Ahmed, bunların yaklaşık 200 bininin vatandaşlık şartlarına kavuştuğunu, geri kalanların ise başvurularının yapıldığını ve kayıtlarının gerçekleştirildiğini söyledi.

Suriye’de yaklaşık 3 milyon Kürt bulunduğunu belirten Ahmed, savaş ve çatışmalar nedeniyle çok büyük bir göç yaşandığını da ifade etti.

Öcalan’ın rolüne ilişkin dikkat çeken açıklama

Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri Abdullah Öcalan’ın Suriye’deki süreçteki rolüne ilişkin sorular oldu.

Ahmed, Menbic’de yaşanan çatışmalar sırasında 10 Mart anlaşmasından önce gerçekleşen bir saldırının durdurulmasında Öcalan’ın önemli rolü olduğunu savundu.

Öcalan’ın sorunların diyalog yoluyla çözülmesinde belirleyici bir etkisinin bulunduğunu belirten Ahmed, kendilerine ulaşan mesajlardan Öcalan’ın savaşın büyümesini istemediğini ve sürecin barışçıl biçimde ilerlemesini desteklediğini anladıklarını söyledi.

10 Mart anlaşmasının kendi iradeleriyle imzalandığını belirten Ahmed, buna rağmen Öcalan’ın süreçte önemli bir desteğinin bulunduğunu ifade etti.

Türkiye’ye mesaj: “Kürt meselesinin muhatabıdır”

Türkiye ile ilişkiler konusunda da mesajlar veren Ahmed, Ankara’nın Suriye’de önemli bir aktör olduğunu söyledi.

Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de Suriye’de belirleyici bir rolü bulunduğunu belirten Ahmed, Şam ile diyalog kurulması ve ateşkes sürecinde Türkiye’nin önemli etkisi olduğunu savundu.

Türkiye’nin, DSG’nin silahsızlandırılması ve feshi konusundaki hassasiyetlerini sürekli gündeme getirdiğini belirten Ahmed, buna rağmen kendi taraflarının da Şam ile çatışma istemediğini söyledi.

Ahmed, Türkiye’nin Kürt meselesinde doğrudan muhatap olduğunu belirterek, Ankara ile doğrudan görüşmelerin başlaması gerektiğini ifade etti.

İlham Ahmed ve Mazlum Abdi’nin Türkiye’yi ziyaret etmesinin ve Türk yetkililerle doğrudan görüşmesinin yararlı olacağını belirten Ahmed, barış ve çözüm konusunda katkı sağlayabilecek herkesle görüşülmesi gerektiğini söyledi.

Dışişleri ile doğrudan kanal yok

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ile doğrudan bir iletişim kanallarının bulunmadığını belirten Ahmed, bunun kurulmasını istediklerini söyledi.

Güvenlik bürokrasisiyle geçmişten bu yana iletişim kanallarının bulunduğunu ve Suriye konusunda mesaj alışverişinin sürdüğünü belirten Ahmed, gelecekte Dışişleri Bakanlığı ile de doğrudan iletişim kurulmasını beklediklerini ifade etti.

Ahmed, uzaktan sert açıklamalar yapmak yerine doğrudan görüşmelerin daha doğru olduğunu savundu.

“Türkiye ile çatışma istemiyoruz”

Türkiye ile ilişkiler konusunda en önemli mesajlarından birini de çatışma istemediklerini belirterek veren Ahmed, Türkiye’nin Suriye’nin komşusu olduğunu ve Türkiye’deki Kürt toplumuyla yakın sosyal ilişkiler bulunduğunu söyledi.

Türkiye ile sorunların çözülmesi ve iyi ilişkilerin kurulmasının iki tarafın da yararına olacağını ifade eden Ahmed, Suriye’deki sorunların da diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiğini söyledi.

İsrail ile ilişkiler konusunda da Kürtlerin herhangi bir tarafa düşman olmasını istemediklerini belirten Ahmed, Suriye hükümetinin yetkisindeki meselelerin yasal ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini savundu.

Ortadoğu’daki yeniden yapılanma

Bölgesel gelişmeleri de değerlendiren Ahmed, Ortadoğu’nun uzun süredir yeniden şekillendirildiğini söyledi.

Bölge devletlerinin oluşturduğu ittifakların yanı sıra ABD öncülüğündeki uluslararası güçlerin de bölgenin geleceğinde etkili olduğunu belirten Ahmed, Ortadoğu’nun gelecekte nasıl bir yönetim yapısına sahip olacağının henüz netleşmediğini ifade etti.

Kürtlerin bu denklemde önemli bir aktör olduğunu savunan Ahmed, Kürt toplumunun stratejik bir bölgede yaşadığını ve demokrasi, yönetim ve yenilenme konusunda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Kürtlerle ittifak kuran güçlerin bölgesel yapılanmada daha başarılı olabileceğine ilişkin bir yaklaşım bulunduğunu belirten Ahmed, buna rağmen gelecekte ne olacağının kesin olarak öngörülemeyeceğini ifade etti.

“Barışçıl yöntemler en doğru yol”

İsrail ile ilişkiler konusunda ise yeni çatışmalar istemediklerini belirten Ahmed, sorunların çözümünde barışçıl yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Kürtlerin herhangi bir bölgesel gücün yanında konumlanmasından ziyade, kendi sorunlarını diyalog yoluyla çözmeyi amaçladığını belirten Ahmed, Türkiye ile de İsrail ile de Suriye’nin geleceğini etkileyen meselelerde savaş yerine siyasi yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.

“Çözülmemiş sorunlar var”

İlham Ahmed, Suriye’de entegrasyon sürecinde önemli adımlar atılmış olsa da bütün sorunların çözüldüğü kanaatinde olmadığını açıkça ortaya koydu.

Kürtçenin eğitimdeki statüsü, anayasal güvenceler, kadınların karar mekanizmalarındaki temsili, YPJ’nin geleceği, kayıpların akıbeti, yerinden edilenlerin dönüşü ve siyasi örgütlenme hakkı gibi birçok konunun önümüzdeki dönemin temel gündemleri arasında yer alacağını belirten Ahmed, sürecin müzakereler yoluyla ilerlemesi gerektiğini söyledi.

Ahmed, bundan sonraki dönemin temel hedefinin Kürtlerin Suriye devletinin dışında bırakılmadığı, kimlik ve dil haklarının anayasal güvenceye alındığı ve farklı halkların eşit biçimde temsil edildiği demokratik bir Suriye’nin oluşturulması olduğunu vurguladı.

Kurdistan Haberleri

Bloomberg: ABD, İran’ın nükleer dosyasını BM Güvenlik Konseyi’ne taşımaya hazırlanıyor
İran: Hürmüz Boğazı anlaşması yakında imzalanacak
Komele: Ailelerin kaldığı kampa 3 İHA ile saldırı düzenlendi
Rusya Dışişleri Bakanı: Almanlar yine savaş istiyor
DSG’den Şam’a 200 milyon dolarlık silah ve ekipman devri