HDP NEREYE SAVRULUYOR?

Diyar Budak

 

’’Türk Eş Başkan istemiyoruz.’’

 

HDP kongresine bir gün kala, Kürdistani taleplerin giderek arttığı görülmektedir. Eş Başkanlığa birden fazla kişinin aday olması, kongrenin demokratik gelenek açısından önemini göstermektedir.

Kongre öncesinden yaşamakta olduğumuz hengameli dönemi de göz önünde bulundurarak, kongre ile ilgili öneri ve eleştirilerimi sıralamak istiyorum.

Milyonlarca Kürd seçmenin oyunu almış bir partinin eski eşbaşkanı Demirtaş ve seçilmiş belediye başkanlarının yanısıra on binlerce Kürd yurtseveri “PKK’li ” oldukları yaftası ile devletin zindanlarında rehin tutulmaktadır. Kürd olmalarından dolayı aldıkları uzun cezalarla içerde yaşlanmayı beklemektedirler. Türk devleti Kürdlere karşı yaptığı uygulamalarıyla giderek pervasızlaşmakta, hukuksuzluk ve vicdansızlığı kanun haline getirmiş bulunmaktadır.

Son yerel seçimlerde, AKP’nin İmralı’ya elçi gönderip büyükşehirlerdeki oy kaybını önlemeye çalışması da sonuç vermedi. Demirtaş’ın içerde yürüttüğü siyaset hükümete oy kaybettirmiş olmasına rağmen, bir başka Kürd düşmanı olan CHP ye kazandırmıştı. Dışarda HDP siyasetini yürütenlerin, adeta koşulsuz olarak CHP’yi desteklemeleri ise tutarsızlık örneğidir.

Ankara’da belediye başkanı olarak seçilen eski ülkücü Mansur, İstanbul’da şehit ülkücüleri anan İmamoğlu. Bunların hükümet politikacılarından hiç te farkları yoktur.

HDP’li seçmenlerin destekledikleri bu belediye başkanlarından şartlı talepleri olabilirdi. Örneğin, çalışmak üzere belediyeden kadro, Kürd çocukları için kreşler, Kürd dil okulları gibi.

Ancak, büyük Kürd nüfusunu barındıran, bu metropol şehirlerini, ittifaksız ve ilkesiz bir şekilde, CHP adaylarının desteklemesi, siyasi körlüktür. Hiç olmasa bu saatten sonra eğer bu ittifak pazarlığını kabul etmiyorlarsa, canları cehenneme deyip, onları kendi girdaplarında yalnız bırakmak en doğrusudur.

Bu seçeneği, İmralıda “acil kodu” ilen gelen Öcalan’ın açıklamalarına göre okumamak gerekir. Çünkü Öcalan resmen AKP adaylarının kazanması için HDP’yi tavırsızlığa çağırmaktaydı. Oysa böylesine şartlı destek Kürd tarafı için bir duruş ve kazanım olabilirdi.

Aksi taktirde, sömürgeci partilerin kendi aralarındaki, gelgitler HDP’yi o denli meşgul etmemeli ve onlara karşılıksız verilen sandık zaferi tanımamalıydı.

Daha öncede HDP kongresi için İmralı’dan gelen ve Pervin Buldan’ın okuduğu Öcalan mesajlarında, partiyi “milliyetçi ve ayırımcılıktan” uzak tutmak gerektiği söylemekteydi. Bunun tam da “devletin bölünmez bütünlüğüne” yapılan bir vurgu olduğuna kuşku yok.

7 Haziran 2015 seçimlerinde %13 oyalarak 80 vekil kazanırken, beş ay sonra  %10.8 ile  59 vekile düşürmeleri ilginç değil mi?

Tabiki devletin HDP kadrolarına ve kurumlarına yönelik sindirme ve operasyonlarının da olumsuz etki yaptığına kuşku yoktur.

Yaklaşık 20 vekile denk gelen oylarını AKP ye kaptıran HDP yetkililerinin 4. Kongre öncesi verdikleri özeleştirilerine bakılırsa, bunun yeteri kadar bölünmez bütünlüğe ve Ege’deki Türklere kendilerini anlatamamaktan kaynaklandığına dayandırmaktalar.

Bu oy kaybının aslında neden yaşandığını ortaya koyamamaları, Kürd kamuoyunu kasten kandırmak anlamına gelmektedir.

Oyların  %99’ünü Kürd seçmenden almalarına rağmen ve partilerine Türk eşbaşkan ve milletvekillerini çoğunlukla Türklerden seçerek partiyi Türkiyelileştirmeden ziyade, Kürdü Türkleştirmektir. Bir diğer açıdan bakıldığında Kürdi duruşta ısrar eden partilileri ıslah etmek ve onları HDP köprüsünden geçirip entegrasyonlarını sağlama amaçlıdır. Demokrasi, ortak vatan, Kudüs ve diğer cilalanmış güzel söylemler ile oyuna getirmektir.

Bu, tam da tilkinin kümesteki tavuklara  “demokrasi, özgür ve serbestlik” istemesi gibi bir şey.

Kimi HDP yöneticilerinin, ‘inadına kardeşlik, inadına birlik beraberlik, dış güçler işimize karışmamalı’, gibi, sömürgeci söylemlerin biz Kürdlere faydasının olmadığını bilmeliyiz. TC Devletinden maaşlarını tıkır tıkır alan, bu vekillerin söylemlerine dikkat etmeliyiz.

Unutmayın ki devletten maaş alan herkes devletin kurallarına uymak zorundadır. Memurundan vekiline, korucusundan polisine kadar.

Demirtaş’ın kişisel özellik ve yeteneklerinden dolayı AKP iktidarının hışmına uğraması, kimilerine fırsat yarattığına kuşku yoktur. Son eşbaşkanlar, Demirtaş’ı fazlasıyla aratmaktadırlar.

Koca bir partinin kendi eşbaşkanlarına ve içerde yatan partinin ağırtoplarına yönelik devletin “soykırım” uygulamasına karşı yeterli tepki koymadığı, onları yeterli sahiplenmediği herkesçe bilinmektedir. Buna rağmen mevcut eşbaşkanların yeniden aday olmaları Kürd halkının da partinin de çıkarına değildir. Umarım bir “cesur akıl” kongrede söz hakkı alarak, ‘bizleri kandırmayın, partiyi Türkleştirmeyin’ diyerek gidişatı tersine çevirir, kimlik bunalımı yaşayan HDP’li Kürd seçmenlerin konumunu kurtarır.

Pazar günü yapılacak  HDP kurultayına yönelik beklenti ve önerilerin bir kısmını başlıca şöyle özetlemek mümkündür.

Filistinli bir partininbaşkanının İsrailli biri olduğunu düşünebilir misiniz?

Dolayısıyla en başta buradan başlamak gerekmektedir.

– HDP EşBaşkanları Kürt olmalı ve en az Kürtçenin herhangi bir lehçesini bilmelidirler.

– Sivil siyasete ağırlık verilmeli, Kürd sorunu başka yerlere havale edilmemelidir.

– İmralı ve Kandil’e mesafe konulmalı, yerleşim yerlerimizin, her kimden gelirse yıkılmasına karşı olunmalıdır.

– Kürd dili başta olmak üzere, ulusal gün ve değerlerine gereken önem verilmelidir.

– Güney Kürdistan ve Rojava’ya yönelik düşmanca söylemlerden vazgeçilmelidir.

– Tüm Kürd tutuklular sahiplenmeli ve koşulsuz olarak serbest bırakılmaları için mücadele yürütülmelidir.

– HDP kendi dışındaki Kürdistanlı güçlere karşı samimi olmalı, dost ve dost olmayanları iyi ayırt etmelidir.

– Uluslararası ilişkilere ağırlık verilmeli ve vekiller daha aktif hale getirilmelidir.

– BM ve Avrupa Parlamentosu nezdinde girişimlerde bulunulmalıdır.

– Öldürülmüş ve sakat kalmış insanlarımızın anıları yaşatılmalı, aileleriyle dayanışmada bulunulmalıdır.

– Dilimiz ve kültürümüz üzerindeki baskılar kınanmalı ve yapılan barbarlıklar teşhir edilmelidir.

– Kürdistani değerlerimiz hiç bir halkın çıkarına feda edilmemeli, Kürd halkının çıkarları esas alınmalıdır.

Umarım HDP’nin kongrede seçilen yeni yöneticileri yukarıda sıralanan bu ve benzeri önerileri benimser, partinin Kürdistani eksenden daha fazla uzaklaşmasına müsaade etmeyip, akliselimin kazanmasına öncülük ederler.

 

22 Şubat 2020