HDP Dahil 7 Sol Parti’nin Konferansı’nda Kürtlerin Haklarından Bahsedilmedi

Şerif Karakurt

Sol ve sosyalist 7 Türkiyeli siyasi parti ve kurumun ortaklaşa düzenledikleri  "Geleceğin Türkiye’si için Hafıza, Hakikat ve Hesaplaşma Konferansı"  konferansı,  5 Haziran 2022 günü Ankara’da gerçekleşti. 


Konferans , Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) tarafından organize edildi.

Cumhur ve Millet İttifaklarının dışında 3.Yol olacağı iddiasıyla yola çıkan bu 7 parti ve kurum, aslında ‘’iktidara geldiklerinde’’ nasıl bir program uygulayacaklarına dair bir konferans düzenlediler. 

Geçmişin değerlendirilmesi ve geleceğe dair çözüm önerileri,  konferansın ana konusuydu.

Konferansta, 7 parti ve kurum adına konuşmalar yapıldı. Bazı şahsiyetler de kişisel görüşlerini dile getirdiler. Konferanstan sonra da  bir sonuç bildirisi yayınlandı.

Yapılan bütün konuşmaları ve konferans sonuç bildirisini dikkatlice okudum.

Bu konferans ile ilgili olarak dikkatimi çeken  belirgin  bir noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

‘’Emek için, adalet için, eşitlik için, özgürlük için, barış için, demokrasi için bir oluyoruz, birlik oluyoruz. Geleceğin Türkiye’sini birlikte kuruyoruz.”  denilen konferans ortak sonuç bildirisinde, Kürtlere dair sadece şu ibare var:’’Kürd'ü ikinci sınıf sayıp hakkını gasp eden ırkçılığın hakikati.’’.

Evet, HDP dahil 7 sol parti ve kurumun iktidar olmayı hedefledikleri  ‘’Geleceğin Türkiyesi’’yle ilgili bir  konferansta yapılan  hiç bir konuşmada ve konferansın sonuç bildirisinin hiç bir yerinde,  ‘’Kürt milleti’’, ‘’Kürdistan’’, ‘’Kürt sorunu’’, ‘’Kürdistan sorunu’’, Kürt milletinin kendi kaderini tayin hakkı’’, ‘’Kürt kimliğinin tanınması, ana dille eğitim, Kürtçenin resmi dil olması’’ gibi, hiç bir terime, tespite ve açıklamaya rastlamadım. 

AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Millet ittifakı, ‘’Biz Kürt sorununu çözdük’’ diyerek, askeri operasyonlar, saldırılar dahil çok boyutlu bir Kürt karşıtlığı siyasetini uygulamakta ve Kürtlerin hiç bir hak ve özgürlüğüne dair  programlarında bir tek vurgu da yer almamaktadır.

CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Demokrat  Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı’nın Deva Partisi ve Gelecek Partisi ile kurduğu  6’lı İttifak,  hazırladığı ‘’Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’’  içerikli Anayasa paketinde, bırakalım Kürt ve Kürdistan sorunun çözümünü, Kürtlere dair hiç bir belirleme, Kürt kimliğinin tanınması ve Kürtçe ana dille eğitime dair bile bir tek ifade yer almamaktadır.

Kürtlere dair sergilenen ‘’Görmedim, duymadım, söylemedim’’ siyasetine,  şimdi HDP’nin de içinde bulunduğu Türkiyeli ( aslında sergiledikleri bu vb. tutumlarla  Türkiyeli değil de Türk olduklarını söylemek abartı olmayacaktır) 7 Sol parti ve kurum da eklendi.

Bu 7 sol parti ve kurum, sözüm ona Millet ve Cumhur İttifaklarına alternatif olduklarını söylüyorlar. Demokrasi’den, eşitlikten, adaletten, özgürlükten, insan haklarından, hukuktan, hakikatten, hesaplaşmaktan bahsediyorlar. Ama  sarf ettikleri bütün bu  büyük sözler ve amaçlar içinde ne yazık ki, Kürtlere dair hiçbir şey yok. 

25 milyonu aşkın nüfusuyla Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki Kürt milletinin diliyle, kültürüyle, ülkesiyle, varlığı, milli demokratik hak ve özgürlükleri, her dünya milletinin sahip olduğu haklara sahip olma hakkı bu konferansın konusu olmamış;  bu sorun  neredeyse, bir çevre sorunu, bir mezhep sorunu, bir cins farklıları sorunundan daha değersiz bir şekilde görülmüş ve bu 7 sol parti ve hareketin  kuracakları ‘’Geleceğin Türkiyesi’’nin programında  Kürtlerin hakları ,  olması gereken en asgari düzeyde bile yer almamıştır.

Özellikle HDP’ye umut bağlayan, HDP’nin Kürtlerin milli demokratik hak ve özgürlüklerini savunduğuna inanan, temiz niyetli milyonlarca Kürdün,  HDP’nin ve müttefiki olan bu 6 sol parti ve hareketin bu gerçekliğini görmesi ve bu hipnotizmadan, bu rüyadan uyanması lazım.

HDP, Türkiye Devleti’nin kuruluş felsefesi olan ‘’Tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak’’ anlayışını, ‘’Ortak vatan, demokratik ulus, demokratik cumhuriyet’’  söylemiyle estetik bir ameliyata tabi tutmuş, amasız, fakatsız bir şekilde, bunu kendi parti programına koymuştur. 

HDP, Ankara’da yapılan bu konferansla,  6 parti ve hareketle birlikte ‘’Türkiyeli sol parti’’ olduğunu da bir kez ilan etmiş oluyor.

Peki, hem HDP’ye, hem diğer 6 sol parti ve harekete sormak lazım: 
Bırakalım sol bir programı, demokrat olmanın ilk adımı, ezilen bir milletin varlığını, milli demokratik hak ve özgürlüklerini savunmak ve programlaştırmak değil midir?

Evet, HDP ve diğer sol partiler, bu duruşlarıyla Türkiyeli bir parti gibi değil,  birer Türk partisi , hem de demokrat olmanın gereklerini yerine getirmeyen birer Türk sol partisi gibi davranmaktadırlar. 

1970-80 yılları arasında Türk solu,  Kürtlere ‘’Kürt, Kürdistani ayrı örgütler kurmanıza gerek yok. Bu gücümüzü böler. Türkiye’de devrim olduğunda, sosyalizm geldiğinde zaten Kürtlerin bütün haklarını vereceğiz’’ diyorlardı. Ama, Kürt siyasetçileri, aydınları doğru  olanı yaptılar; Türk solunu dinlemediler ve kendi ayrı, Kürdistan kimlikli parti ve örgütlerini kurdular.

Bugüne kadar yaşanan süreç ve son yıllarda HDP ve Türk sol partilerinin sergilemiş oldukları yaklaşım ispatlamıştır ki; Kürt siyasetçiler kendi milli, Kürdistani ayrı örgütlerini kurmakla,  aslında sadece doğru bir tutum almamışlar, kendi geleceklerinin rotasını da değiştirmişler.

Türk solunun 1970-80 arasında söylediklerini, şimdi HDP söylemekte, onların rolünü üslenmektedir. Şimdi, HDP milyonlarca Kürdün oyuyla, ‘’Ortak Türkiye Partisi’’ fikrini Kürtlere kabul ettirmeye, Kürdistani örgütlenmeyi boşa çıkarmaya  çalışmaktadır.

Bugün Kürt ve Kürdistan halkı,  ne Millet İttifakı’na, ne Cumhur İttifakı’na angaje olmamalı, kanmamalıdır. Her iki ittifak da ‘’Türk Devleti’ni korumak için‘’ çalışmakta, Kürtlerin hiçbir hak ve özgürlüğünü kabul etmemektedirler.

Gerek HDP dahil bu 7 Sol partinin oluşturduğu  İttifakın, gerekse diğer Türk sol , sağ ve İslami kesimlerin anlayış, tutum ve yaklaşımları, Kürt halkına hiç bir umut ve kazanım vaat etmemektedir; oyalama ve ötelemeden başka bir pratik görülmemektedir. 

Kürtler,  hem kendi örgüt ve partileri eliyle  milli, demokratik, Kürdistani  stratejik ittifaklarını kurmak için; hem de en temel, asgari talepleri etrafında bir Kürt Tarafını oluşturmak için çalışmalıdırlar.

Kürtler bir taraf olarak elbirliği içinde, ortak bir mücadele ve duruş sergilemedikleri sürece, ne Cumhur, ne de Millet İttifakı’nın  Kürtlerin hiçbir hak ve özgürlüğünü kabul etmeyecekleri, anayasal ve yasal güvencelere kavuşmaları için bir yaklaşım sergilemeyecekleri açıktır.

Elbette ki, HDP dahil sözü edilen bu Türk sol partilerini, liberal, İslami, kimi  Türk partilerini,  Millet ve Cumhur ittifaklarıyla aynı kefede değerlendirmiyorum. 

Ama, HDP’nin bu güne kadarki söylem ve pratiği de, Ankara’da  5 haziran günü yapılan 7 sol partinin konferansı da, bazı diğer sol, liberal, İslami Türk parti ve örgütlerinin sergiledikleri tutumlar da açık bir şekilde göstermiştir ki; Kürtler elbirliği içinde ortak bir mücadele ve duruş sergilemedikleri , bir taraf olarak davranmadıkları sürece, ne HDP , ne de diğer sol , sağ ve İslami parti ve örgütler  , Kürtlerin milli, demokratik hak ve özgürlüklerini için, doğru, yol açıcı  ve kapsayıcı bir tutum almayacaklardır, sahiplenmeyecekleridir. Sonuçta sadece Kürt oylarını alarak , Kürtleri yok sayan 99 yıllık ‘makus talihin devamından  öte bir rol oynamayacaklardır.

Türk Devleti de, Türk sol ve sağ kesimleri de, dünden bugüne, farklı şekillerde de olsa, hep ‘’Kürt Mehmet Bizim İçin Nöbete’’ dediler; şimdi HDP, Kürt oylarıyla  ‘’Kürt  Mehmet Türk Devleti İçin Nöbete’’diyor.

Biz de ‘’Kürt Mehmet , kendi kimliğinle, kendi milletin, kendi ülken, kendi geleceğin, kendi özgürlüğün  için nöbete’’ diyoruz.

07.06.2022