Hakiki bir barış süreci için, Öcalan–devlet ilişkilerinin açığa çıkarılması gereklidir

Ali Kemal Yıldırım

Dr. Ali K Yıldırım

Sosyal medyaya yansıyan iddialara göre, Öcalan bugün yayınlanan görüşme notlarında siyaste Ülkü Ocaklarında başladığını açıklamış. Dolayısı ile bu durum Avni Özgürel’in daha önceki iddiaları ile uyuşuyor.[1] Bravo doğrusu!

Daha önce de bazı akademik çalışmalar, Türk güvenlik aygıtının 1970’lerin sonlarında PKK’yı başlangıçta stratejik bir tehdit olarak değerlendirmediğini;  parçalanmış Kürt-sol hareketi içinde Öcalan'ı tercih ettiğini ileri sürmüştür . Bu yaklaşım,  doğrudan hedef alınan rakip Kürt grupların zayıflatılması sonucunu doğurmuştur. Türk güvenlik güçlerinin söz konusu yanlış stratejik değerlendirmesi, PKK’nın örgütsel olarak güçlenmesine ve hegemonik bir konum elde etmesine katkı sağlamıştır.

Türkiye’de silahlı çatışma sürecinin ortaya çıkardığı ağır insani maliyet dikkate alındığında, sorumluluğun yalnızca tek bir aktöre indirgenemeyeceği açıktır. Abdullah Öcalan, silahlı mücadelenin başlıca figürlerinden biri olarak tarihsel bir sorumluluk taşırken; devletin karar alma mekanizmalarında yer alan siyasal ve bürokratik aktörler de uygulanan güvenlik politikalarının sonuçlarından azade değildirler. Bu bağlamda, geçmişte alınan kararların ve kurulan ilişkilerin eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutulması, meşruiyet ve hesap verebilirlik açısından zorunludur.

Öcalan ile Milliyetçi Hareket Partisi liderliği arasında son dönemde ayyuka çıkmış söylemsel benzeşme, sadece ani veya konjonktürel bir dönüşüm olarak ele alınamaz. Bu tür bir siyasi temasın arka planında, PKK’nin kuruluş süreci öncesi ve sonrasında devletle kurulan açık veya örtük ilişkilerin tarihsel rolünün incelenmesi gerekmektedir. Bu ilişkilerin mahiyeti aydınlatılmaksızın, söz konusu siyasal yakınlaşmanın anlamı ve sınırları sağlıklı biçimde analiz edilemez.

Bununla birlikte, herhangi bir siyasal aktörün —ister Abdullah Öcalan ister başka bir figür olsun— Kürt toplumu adına “temsil” veya “önderlik” atfetme yetkisine sahip olduğu varsayımı demokratik ilkelere aykırıdır. Temsil meselesi, dışsal siyasal mühendisliklerle değil, Kürt toplumunun kendi özgür iradesiyle belirlenmelidir. Bunun için de öncelikle demokrasinin olmazsa olmaz asgari  koşulları olarak  düşünceler açıklama, örgütlenme, adil yargılama gibi koşulların bulunması gereklidir.  Kürtlere Önder atama Kürtler'in iradesini değil, Bahçeli (devletin) iradesini yansıttığından meşru değildir. Devlet ile Bahçeli ile düşünce farkı olmayan Öcalan olsa olsa Bahçeli ile özdeş güçleri temsil eder.

Hakikatlerin ortaya çıkarılması, yalnızca kalıcı bir çözüm için değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal arınma açısından da gereklidir. Bu sorumluluk yalnızca Kürtlere ait bir yükümlülük olarak görülemez; Türk toplumunun da aynı duyarlılıkla geçmişle yüzleşmesi, ortak bir demokratik gelecek inşasının ön koşuludur. Bu bağlamda, Uğur Mumcu’nun neden öldürüldüğü sorusu, devlet–şiddet–hakikat ilişkisini anlamak açısından hâlen merkezi bir önem taşımaktadır.

23 Ocak 2016

 

EK1

Daha önce X'de yayınladığım yazıyı, ufak bazı eklemeler ile, analitik düşünceye katkı sağlayacağı umudu ile buraya almayı yararlı görüyorum:

"Akademik araştırmalar için önemli bir soru, PKK'nın ve liderliğinin ortaya çıkışında ve erken gelişiminde dış istihbarat aktörlerinin olası rolüyle ilgilidir. Özellikle, akademisyenler Abdullah Öcalan'ın Soğuk Savaş ve Soğuk Savaş sonrası bölgesel siyasetin daha geniş bağlamında, yabancı istihbarat servisleri (potansiyel olarak CIA dahil) tarafından belirli aşamalarda hoş görülmüş, dolaylı olarak desteklenmiş veya stratejik olarak araçsallaştırılmış olup olmadığını tartışmışlardır. Eğer bu tür dinamikler mevcutsa, PKK'nın oluşumunun yalnızca iç ideolojik veya sosyal süreçlerin sonucu olarak anlaşılamayacağını, aynı zamanda uluslararası güç ilişkileri içinde de konumlandırılması gerektiğini gösterir.

Bu konuyla ilgili olarak, Öcalan'ın siyasi ilişkilerinin görünürdeki karmaşıklığı ve çelişkisi de dikkat çekmektedir. Öcalan, Suriye devletiyle uzun süreli bir ittifakı sürdürürken aynı zamanda Türkiye ile dolaylı veya aralıklı temaslarını nasıl sürdürebilmiştir? Bu örtüşen ilişkiler, akademik literatürde henüz yeterince incelenmemiş aracı mekanizmaların, istihbarat düzeyinde iletişimlerin veya örtük anlayışların varlığını ima etmektedir.  Bazı devlet aktörlerinin ve istihbarat kurumlarının bu çelişkili bağlar hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olduğunu varsaymak makul görünmektedir."

Daha geniş bir örüntü bu tartışmayı daha da karmaşık hale getirmektedir. Kürt güçleri ile ABD arasında Suriye'de işbirliği dönemleri yaşanmasına rağmen, Kürt aktörler daha sonra cihatçı gruplara karşı savunmasız bırakılmış ve bu durum ABD'nin bölgedeki politikasının tutarlılığı ve uzun vadeli hedefleri hakkında soruları gündeme getirmiştir. Bu deneyim, önceki dönemlerle karşılaştırmayı gerektiriyor olup, CIA ile Türkiye Ulusal İstihbarat Teşkilatı'nın (MIT) Öcalan ile ilişkilerinde baştan beri benzer kalıpları izleyip izlemediği sorusunu gündeme getirir. Bu yazının kapsamı dahilinde olmayan Suriye ve İran başta olmak üzere başka istihbarat örgütleri ile ilişkiler de bir araştırma konusudur. Kuşkususuz bu ilişkilerin Öcalan'ın şahsiyetinde düğümlenen psikolojik bir boyutu da var. Öcalan'ı istihbarat örgütlerinin operasyonlarına açık hale getiren onun 'aşil topuğu' ne idi? Bu zaaflar onu bir başka istihbarat örgütünün operasyonlarına mahkum mu etti? 

Bu konuları açıklığa kavuşturmak için istihbarat arşivlerine erişim ve sistematik bilimsel araştırmalar şarttır. Gizli politika ve istihbarat etkileşimlerinin rolünü incelemek, ahlaki bir yargılama değil, ilgili tüm aktörler tarafından kullanılan siyasi süreçleri, stratejik hesaplamaları ve yöntemleri anlamaya yönelik gerekli bir adımdır. Bu tür bir analiz olmadan, Kürt sorunu ve bölgesel çatışmaların yorumlanması kısmi ve analitik olarak eksik kalma riski taşır.

 

EK2

Tirej Niştiman isimli bir Facebook arkadaşımın yazıma eklediği Abdullah Öcalan’a ait son görüşme notlarının bazı kesitleri aşağıya eklenmiştir:

 

 

EK3

Grog üzerinde yaptığım taramada SAvni Özgürel’in  Öcalan hakkındaki iddiaları hususunda şu bilgileri edindim:

‘’ Avni Özgürel, Türk gazeteci ve yazar olarak bilinen bir isim, Abdullah Öcalan (PKK'nın kurucusu) hakkında çeşitli iddialarda bulundu. En öne çıkan ve tekrarlanan iddiası, Öcalan'ı gençlik yıllarında (1960'lar döneminde) MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) ile bağlantılı bir yerde gördüğü yönünde.
Özgürel'in temel iddiaları şöyle özetlenebilir:
Öcalan'ı MİT'in kurduğu veya desteklediği paravan bir kuruluşta (örneğin "Türkiye Fikir Ajansı" veya benzeri anti-komünist derneklerde) gördüğünü belirtti. Öcalan'ın orada çay getirip götüren, ofis-boy gibi bir rolde çalıştığını veya dergi alıp dağıttığını ifade etti.
Bu karşılaşmanın 1966-1967 yılları civarında olduğunu, kendisinin de o dönemde bu tür yerlere gidip geldiğini söyledi.
Bir röportajında (Neşe Düzel'e verdiği 2003 tarihli Radikal gazetesi söyleşisi), Öcalan'ı Refik Korkut'un yönettiği Fikir Ajansı'nda gördüğünü ve MİT'in komünizme karşı materyaller sağladığı bu tür yapılara bağlı olduğunu aktardı.
Özgürel, Öcalan'la Suriye'de röportaj sırasında bu konuyu açtığında, Öcalan'ın "sen yazma, zaten ben açıklayacaktım" diyerek geçiştirdiğini, ancak daha sonra kendisinin bunu kamuoyuna açıkladığını belirtti.
Bu iddialar, 2003'te Hürriyet'te "Öcalan MİT'te ofis-boydu" şeklinde haberlere yansıdı (eski milletvekili Abdülmelik Fırat'ın anılarında Özgürel'e atıfla). Ayrıca 2012'de TBMM'deki bazı komisyonlarda veya röportajlarda Öcalan'ın Büyük Doğu Dergisi veya Türk Ocakları gibi sağcı/İslamcı çevrelerle yakınlığını, ardından MİT bağlantılı yerlerde görüldüğünü tekrarladı.
Bu açıklamalar Türkiye'de tartışmalı ve genellikle derin devlet, istihbarat ilişkileri bağlamında ele alınıyor; bazı kaynaklar Özgürel'in milliyetçi kökenli olduğunu ve bu iddiaların Öcalan'ı itibarsızlaştırmaya yönelik olduğunu savunurken, diğerleri bunu PKK'nın kökenlerine dair bir delil olarak görüyor.
Özgürel'in bu konudaki ifadeleri birden fazla röportaj ve haberde (Radikal, Hürriyet, Açık İstihbarat gibi) tutarlı şekilde yer alıyor. ‘’


[1] Söz konusu iddialar ekte verlecektir.

Tutanağın tamama buradan ulaşabilirsiniz